05 Mart 2024, Salı
Haber Giriş: 21.10.2022 04:30 | Son Güncelleme: 22.10.2022 14:59

Bu hafta platformlarda bizi bekleyen yapımlar (21-27 Ekim 2022)

Mehmet Dinler'in derlediği BeIN Connect, Disney+, MUBI'de bu hafta bizi bekleyen yapımlar...
Bu hafta platformlarda bizi bekleyen yapımlar (21-27 Ekim 2022)

Kültür sanat kanalı TRT2’nin akşam kuşağında bu hafta ne izleyebiliriz?

Blizna
Krzysztof Kieślowski’nin ilk uzun metraj filmi Polonya’da 1970’li yılların sanayi atılımından bir kesit sunuyor. Yeni kurulacak bir kimya fabrikası, fabrika için feda edeceklerinden vazgeçmek istemeyen halk, işine gelmeyince ideolojiye sığınan siyasilerle birlikte hem dönemin hem de politikacıların bir eleştirisi.
(22 Ekim Cumartesi) 

The King’s Speech

1930’larda tahta çıkması gereken İngiliz dükünün kekemeliğini yenmesi için, konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer. Ortaya dört dalda Oscar alan harika bir film çıkar. VI. George’un hayat hikayesinden uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Tom Hooper, başrollerde Colin Firth, Geoffrey Rush ve Helena Bonham Carter yer alıyor. (23 Ekim Pazar)

Moby Dick

Yönetmen Mike Barker, Moby Dick’i iki bölümlük dizi yaparken şüpheyle yaklaşılsa da ortaya efsane romanın harika bir anlatısı çıktı. Kaptan Ahab, kendisinden kaçan Moby Dick’in peşinden denize açılıyor. Başrollerinde William Hurt, Ethan Hawke, Donald Sutherland ‘in aldığı dizi iki gün üst üste yayınlanacak (24 & 25 Ekim)

Av Mevsimi
Yavuz Turgul ve Şener Şen ortaklığının filmi öncekiler kadar ses getirmese de sevilmişti. “Cem Yılmaz’ın ilk ciddi rolü” olan filmin kadrosu Çetin Tekindor, Okan Yalabık ve Melisa Sözen ile de zengin. Polis teşkilatının Avcı olarak andığı Ferman’ın ekibiyle bir cinayetin peşinde koşmasının hikayesi. (26 Ekim Çarşamba)

Relatos salvajes:
Damián Szifron’un altı hikayeden oluşan filmi Asabiyim Ben intikam duygusu içindeki karakterleri anlatıyor. Buenos Aires çevresinde geçen hikayelerin kimi mutlu kimi de trajikomik sonla bitiyor. Tüm hikayelerin motivasyonuysa günlük hayatta yaşadıklarımızdan ve hissettiklerimizden geliyor. (27 Ekim Perşembe) 

MUBI’nin kendine has kütüphanesine yeni gelen filmlerden beşini seçtik

Beyaz Bant:
Haneke’nin 2009 yapımı filmi, yönetmenin alıştığımız tarzında, sosyal olguları günlük hayat deneyimleri üzerinden ele alıyor. I. Dünya Savaşı öncesi Kuzey Almanya’daki küçük bir köyde köylüler üzerinde otorite kuran bir baron ve papaz, köyde gelişen tuhaf ve ürkütücü kazalar ile din, masumiyet gibi kavramlara Haneke tarafından bir bakış.

Kimsesizler Oteli:

Evsizleri haberlerde pek görmesek de özellikle büyük şehirlerin bir gerçeği. Yönetmen Rıdvan Karaman’ın gizli hazine değerinde belgeseli de bizi onlar için yapılan bir projeye götürüyor. İzleyiciyi evsizler için kiralanan ve onların kullanımına açılan bir otele ziyaretçi yapıyor. İçerideki yoldaşlık duygusu ve kalanların hayalleri bu deneyimi benzersiz kılıyor. 

The African Desperate:

Martine Syms’in filmi izleyiciyi okuldaki son gününde Palace Bryant’ın peşine takıyor. Bir yandan sanat okulu öğrencisi olan Palace’ın mezuniyet partisini atlatıp evine dönme isteğini, diğer yanda da akademik eleştirilerden bıkkınlığını ele alan Syms’in ilk uzun metraj filmi katıldığı festivallerde övgüleri toplamıştı. 

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar:
Haftanın Almodovar filmi için 1988’e gidiyoruz. O sene Oscar adayı olan film Almodovar’ın en komik eserlerinden biri. Yönetmen, pembe dizi yıldızı Pepa başta olmak üzere erkekler tarafından sinir krizinin eşiğine getirilen üç kadının hikayesini ele alıyor. Antonio Banderas’ı izlemek de cabası.

Okul Tıraşı:
Ferit Karahan’ın filmi takdirle karşılanmıştı. Ekin Koç, Mahir İpek, Cansu Fırıncı ve Melih Selçuk’tan oluşan zengin kadroya başarıyla eşlik eden çocuk oyuncu Samet Yıldız’ı izlemek keyifli. Şehirden tamamen izole, katı disiplinle yönetilen bir yatılı okulda rahatsızlanan arkadaşına yardım çağırmak isteyen Yusuf’un hikayesi 22 Ekim’de MUBI’de olacak.

Dizilerden filmlere Disney+ kütüphanesine yeni gelenlerden seçimlerimiz…

What We Do in the Shadows

Jemaine Clement ve Taika Waititi imzalı dört sezonluk komedi, yüzlerce yıldır beraber yaşayan dört vampirin hayatlarına belgesel tadında bir bakış atıyor. Yıllar geçtikçe unuttukları “New York’ta mutlak egemenlik kurma” görevlerini hatırlayıp bunun için uğraşan ekibi peşlerindeki gerçekçi kamera ekibiyle izlemek çok eğlenceli.

The Killing
Hayatımıza ‘Nordic noir’ kavramını sokan İskandinav dizisi Forbrydenlsen’in ABD versiyonu. Dedektif Sarah Linden ve peşine düştüğü cinayetin hikayesi, hem onu canlandıran Mireille Enos’a Emmy ve Altın Küre adaylığı getirirdi hem de The Killing döneminin en kaliteli dizilerinden oldu. Her taraftan çıkan sırları takip ederken diziyi bir solukta bitirebilirsiniz.

White Collar

Altı sezon ve 81 bölümüyle, uzun uzun izleyecek heyecanlı bir dizi arayanlar toplanın. Azılı bir dolandırıcıyı yakalamak için uğraşan FBI ajanı Peter Burke ve ona yardım etmesi için hapisten çıkardığı Neal Caffrey’nin ilginç ortaklığını izlemek oldukça keyifli. Başrollerde Tim DeKay ve Matt Bomer yer alıyor.

Cinderella the Reunion:

İlk kez Siyah Cinderella temsili gördüğümüz 1997 yapımı müzikalin 25. yılında kadro toplanıyor ve kutlama yapıyor. 40 dakikalık belgesel, devrim niyetindeki müzikalin toplumdaki prenses algısını nasıl etkilediğini araştırıyor. Brandy, Whoopi Goldberg, Jason Alexander ve nicesi bu özel yapımda buluşuyor.

The War of the Roses:

Bir aşkın bitişi bu kadar komik olabilirdi. Boşanmadan ayrılmaya ve yaşadıkları malikaneyi ele geçirmeye çalışan Barbara ve Oliver’ın hikayesini anlatıyor. Ayrılsak Da Beraberiz’den aşina olduğumuz tatlı mücadele yerini çetin bir savaşa bırakıyor. Başrollerde Michael Douglas, Kathleen Turner ve Danny DeVito var.