27 Haziran 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 20.05.2022 04:32 | Son Güncelleme: 01.06.2022 12:01

Latife Tekin: Uzun zaman kendime sansür uygulamışım”

Çağdaş edebiyatımızın büyük yazarlarından Latife Tekin, yeni romanı Zamansız’da, varoluşun ötesinde her türden dönüşüme açık kadim bir aşk duygusunun izinden gidiyor
Latife Tekin: Sadece Zamansız’ı yazarken değil, tüm önceki kitaplarımı yazarken de yönümü dilden çıkmak, imgeye kavuşmak olarak belirledim
Latife Tekin: Sadece Zamansız’ı yazarken değil, tüm önceki kitaplarımı yazarken de yönümü dilden çıkmak, imgeye kavuşmak olarak belirledim

Sibel Oral

Latife Tekin’in yeni bir kitabı bitirdiğini öğrendiğimde şaşırmış, heyecanlanmıştım. Asıl şaşkınlığı ve heyecanı kitabı okurken yaşadım. Tekin, Zamansız (Can Yayınları) romanıyla imgeler ve türlerle örmüş anlatısını. Öncü bir metin. Türlerle, türler arası bir yerde. Ben şiir ve sinematografik anlatımın büyüsüyle okurken röportajımızda Tekin’in “Türler arası dediğinde aklıma ilk hayvanoluş geldi” demesinin burada da altını çizeyim. Zamansız, bir arabanın içinden göle savrularak yılan balığı ve gelinciğe dönüşen bir kadın ve erkeğin hikâyesi; aşk hikâyesi ve bir de yas hikâyesi. Erotik bir anlatımı var, bu açıdan da güçlü ve cesur. Burada anlatması güç ama “okuması büyülü” bir roman Zamansız. Latife Tekin, yazarına “Ben Zamansız, yazacağınız yeni kitap” diye gelen Zamansız’ı ilk kez O2’ye anlattı…

“Ben Zamansız yazacağınız yeni kitap”

Karantina başında yazmaya başlamışsınız. Ölme ihtimali, korku, belirsizliğe, tedirginliğe karşı bir metin mi Zamansız? Kendini yazdırmak mı istedi? 

Öyle diyebiliriz, evet, dilini kurup yazmaya koyulduğum iki romanı ve bir çocuk kitabını sonraya bırakarak Zamansız’a başladım birdenbire, benim için pandemi kadar beklenmedikti, adını söyleyerek kendini yazdırmak isteyen bir metnin heyecanına kapıldım kısacası, “Ben Zamansız, yazacağınız yeni kitap,” diyerek yazarına kendini tanıtan bir romanla göz göze gelmek afallatıcıydı, ilk cümlesi adıyla doğdu elime.   

Gölleri gezmişsiniz bu süreçte. Göl ne yaşattı, nasıl yazdırdı size?

Zamansız, bir arabadan göle savrularak yılan balığına ve gelinciğe dönüşen bir kadınla erkeğin hikayesi; göl kıyısında, sazlıkta, su altında sürüp gidiyor, yazma sürecinde birden bilincime çıktı bu, neden göl? “Ben de bir gölüm denizden ayrı düşmüş” diyordum ama bilincime çıkan şey tam da öyle olmadığını söyledi bana, kulağımdan silinmiş bir masalla ilgiliydi bu, eski bir duyuşla. Annemden göl masalları, göl hikayeleri dinleyerek büyüdüğüm aklıma geldi birden, gölleri kalbim çarparak sevdim hep, göl kıyısında soluklanmak, göllerle bakışmak mutluluk ve heyecan verdi bana.

Göllere gitme isteğimin, yazdığım metni hak etme, göllere sevgimi sunma, yazma arzumu onaylatma, göllerin soluğunu soluğuma katma ihtiyacıyla da bir alakası var, benim için bir gereklilikti bu, yazdığım şeye dönüşme hevesi taşıyor içimden. Görmediğim epeyce göl var daha, o göllere gitmek için de fırsat kollayacağım.

Aşk ve çocukluk var Zamansız’da. Çocukluk ve geçmişle hesaplaşma da var… 

Aşk hakkında konuşmak yersiz, manasız geliyor bana, keyifli olmasına keyifli de, az bir düşününce suskunluk, yutkunma ve iç geçirme alanı aslında, öyle değil mi? Aşıklar boşuna kalabalıklardan kaçıp kuytulara saklanmıyor. Hep söylediğim şeyi söyleyeceğim yine, aşkın dili yok ki, aşıklar dilden çıkıp imgenin dünyasına giriyor, öyle hissettiğim için aşk bana çocuklukla ilgili görünmüştür hep. Zamansız’ı yazarken çocukluk, dil, imge, dil öncesine dair epeyce düşünüp kalbimi, elimi yordum ama hesaplaşma niyetiyle yapmadım bunu, hatırlama arzusu hevesiyle daha çok, dilden çıkıp imge ferahlığına kavuşabilmek için.      

“Erotik roman için gerekli koşullar oluştu”

Doğayı da içine alan erotik bir metin Zamansız. Bir kadın yazar olarak erotik bir metin yazmanın zamanı sizin için Zamansız’da mı geldi?

Gençliğimden beri böyle bir metin yazma arzum vardı, bazı denemeler de yapmıştım ama elim geri çekilmiş, kendime sansür uygulamış olabilirim tabii ama yerleşik değerleri, gündelik dili alt etme konusunda epeyce gözü karayımdır, bu vakte kadar beklememin nedeni toplumsal basınç olamaz sadece, öyle hissetsem inadına üstüne giderdim, erotik bir roman yazmam için gereken ruhsal koşullar oluşmamış demek ki, öyle düşünüyorum daha çok, pandemiyle gelen korkunun, belirsizliğin, üstümüze sıçradı sıçrayacak ölümün çaresizliği gerekiyormuş Zamansız’a, ölüme karşı Eros, evet. 

Türler arası bir metin Zamansız. Şiir ve sinematografik anlatım var, yani aslında iki türün birbirine geçtiğini görüyoruz, siz ne dersiniz?

Türler arası dediğinde aklıma ilk hayvanoluş geldi hemen, öteki sanat türlerinden önce demek istiyorum, Zamansız’da konuşulması gereken asıl böyle bir dönüşüm var; aşk doğarken çocukluğa dönüş, aşkla bir göle savrulup gelincik ve yılan balığı oluş, ama tabii bunu konuşmayı okuyanlara bırakmak isterim şimdilik. Şiir ve sinematografik anlatımla ilgili olarak da düşüncelerimi dile dökmek, öylesi bir açıklama çabası doğru gelmiyor bana, kitap okura daha yeni ulaştı çünkü, yani benim için sessizce heyecanlanma vakti.  

“Bir dil kurmalıyız, sadece âşık olmak için değil yaşamak için de, sevişmek için de, dolunayı izlemek, parmaklarımızla dişlerimizi sökmek için de…” ve bir cümle daha, “konuşmaya ihtiyaç duymadan kurabilmek o dili,” diyor anlatıcı. Bir dil kurmak üzerinden bu roman özelinde ne söylemek istersiniz?

Benim için edebiyat dediğimiz şey, dili kullanarak dilin dışına çıkma sanatı zaten, yeri geldikçe bunu söylemekten haz alıyorum doğrusu, sadece Zamansız’ı yazarken değil, tüm önceki kitaplarımı yazarken de yönümü dilden çıkmak, imgeye kavuşmak olarak belirledim, dil kurmak dediğim şey de bu aslında, sözcükleri öyle yan yana getirmeliyim ki, cümlelerim dili aşacak kadar gerilip imgeye savrulmalı sonunda, dili yırtıp Eros’un gölüne, dağına, göğüne uçmalı.

Roman formunun dışında

Zamansız aslında her şeyiyle zamansız, kuralsız, başına buyruk, kendinden emin, kendine dönmüş, bulmuş bir metin. Erotik anlatımının yanında bildiğimiz roman formu dışında olması çok cesurca. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir yazar kendi metniyle ilgili konuşmaya başladığında, ne kadar bunu yapmamaya çalışsa da yazdığını savunuyormuş gibi oluyor, kendi romanının bilirkişisi olmak hoş bir hal değil. Şu kadarını söyleyebilirim, karantina günlerinde nasıl her şeyin değiştiğini, göğün başımıza yıkıldığını, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşündüysek, artık eskisi gibi yazılamayacağını da düşünmüşüzdür değil mi? Dünyada yazarak var olmaya çalışan insanlar eminim ürpererek düşünmüştür bunu. Roman formuna yeni bir kapı açmak için değil, canlı kalabilmek için kaleme sarıldım her şeyden önce. Ancak böyle yazarak ölüme karşı durabileceğimi derinden hissettiğim için, çekinmeden söyleyebilirim bunu. Zamansız’ın cesareti korkunun büyüklüğünden geliyor da diyebiliriz işte.  

Zamansız / Latife Tekin / Can Yayınları / Roman / 120 Sayfa