Vampirlerden post-apokaliptik robot aşklarına: En iyi 12 sıra dışı romantik film
UP
Carl ile Ellie’nin tüm aşk hikâyesi filmin ilk 10 dakikasında anlatılıyor olabilir; ancak bu kısa bölümün duygusal etkisi, Pixar’ın Up’ını tüm zamanların en romantik filmlerinden biri yapmaya yetiyor.
Dikkati kolay dağılan izci çocuk ve konuşan köpekler, kalan 80 dakikada aile dostu macera ve komedi unsurlarını sağlıyor. Ancak yetişkin izleyiciler için filmin asıl itici gücü, yarım kalan ortak hayaller ve diyalogsuz renk ile müzik kullanımının aşkı gerçek ve sarsılmaz bir şey olarak göstermesi.
Hâlâ ikna olmadıysanız, Michael Giacchino’nun Oscar ödüllü valsi Married Life’ı dinleyin; yaylıların yükselişinden sonra gelen sade piyano notalarının sizi o uçan eve götürüp götürmediğine bakın.
St Elmo’s Fire
John Hughes’un büyüme hikâyesi birçok nedenle seviliyor: Akılda kalan synth ağırlıklı müzikleri ve 80’ler estetiğini yansıtan pembe dairesi bunlardan sadece ikisi.
Karşılıksız aşk, belki de romantizmin en saf hâli; gerçek yakınlığın sert gerçeklerinden uzak kaldığı için sonsuza dek bir hayal olarak varlığını sürdürüyor.
Thirst
Oldboy’un yönetmeni Park Chan-wook’un bu Kore yapımı gotik noir filmi, iki insanın hem birbirlerinin bedenlerine hem de başkalarınınkine yönelik vampirik takıntısını inceliyor.
Dindar Katolik rahip Sang-hyun (Song Kang-ho), deneysel bir aşı çalışması sırasında yapılan kan nakli sonrası ölümsüz ve kana susamış hâle geliyor. “Tüm günahkâr zevklere susadım,” diyor.
Çocukluk arkadaşının mutsuz evli eşi Tae-ju (Kim Ok-vin) ile bakışmaları, tutkulu bir ilişkiye dönüşüyor. Tae-ju, vampirliğin kendisi için bir özgürleşme olduğunu fark edince film, Hitchcockvari bir ölüm dansına evriliyor. Dünyevi ve uhrevi arzuların saplantılı bir incelemesi.
Red, White & Royal Blue
Casey McQuiston’ın romanından uyarlanan film, bir Britanya prensinin (Nicholas Galitzine) ABD başkanının oğluna (Taylor Zakhar Perez) âşık olmasını anlatıyor.
Gizli bakışlar, Beyaz Saray çimlerinde çalınan öpücükler ve diplomatik krizlerin gölgesinde filizlenen bir queer aşk hikâyesi. Uluslararası siyasetin ele alınışı zaman zaman gerçeklikten uzak olsa da başrollerin kimyası ve kültürel yanlış anlamalar, filmi sıcak ve keyifli bir kaçış hikâyesine dönüştürüyor.