03 Şubat 2023, Cuma
Haber Giriş: 16.01.2023 16:00 | Son Güncelleme: 16.01.2023 17:23

İngiltere, Fransa ve ABD'de sağlık sistemleri S.O.S veriyor

İngiltere ve Fransa'da personel eksikliği ve hastanelerdeki yoğun talep sağlık sistemini iflasın eşiğine getirdi. Sağlık çalışanları ve hastalar isyanda. ABD'de de durum çok farklı değil sistem çökmenin eşiğine geldi. Hükümetler bütçelerini artırıyor ancak kriz çözülemiyor
İngiltere, Fransa ve ABD'de sağlık sistemleri S.O.S veriyor

İngiltere'de sağlık sisteminde yaşanan kriz nedeniyle ambulans bekleme sürelerinin rekor düzeye ulaşması, hastaların acil servislerde 12 saati bulan bekleyişleri ambulans ve acil servis hizmetlerini çıkmaza soktu. Ülke genelinde hastanelerdeki yüksek yatak doluluk oranları ve personel eksikliği sebebiyle hem hastaların acil servislerdeki bekleme süreleri hem de acil servislerin önünde veya hastane otoparklarında uzun süre bekleyen ambulanslar, sağlık sisteminde süregelen krizi bir kez daha gözler önüne serdi. Covid-19 salgını, grip ve Strep-A vakaları da uzun süredir ciddi baskı altında olan sağlık sistemindeki krizi tetikledi.

Rekor bekleme süresi

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) Aralık 2022 verilerine göre, kalp krizi veya felç gibi acil durumlarda hastalar, bir ambulansın gelmesi için ortalama 1,5 saatten fazla (1 saat 32 dakika 54 saniye) bekledi. Bu kategorideki çağrılar için hedeflenen ambulans bekleme süresi 18 dakika olmasına rağmen, Aralık 2022'de kaydedilen 1,5 saat "şimdiye kadarki en uzun bekleme süresi" olarak kayıtlara geçti.

Acil servise başvuran hastaların yarısından fazlası ilk müdahale için 4 saatten fazla beklerken acil servislere başvuran 55 bin hasta hastaneye yatırılmak için 12 saatten fazla beklemek zorunda kaldı. Kasım 2022'de ise bu sayı 37 bin 837 olarak kaydedilmişti. Öte yandan, hastanelerdeki personel eksikliği ve yüksek yatak doluluk oranları nedeniyle ambulansların, hastalarıyla acil servislerin önünde ve hastanelerin otoparklarında oldukça uzun saatler beklediği rapor edildi.

7,2 milyon hasta rutin tedavi için sıra bekliyor

İngiltere'de üst düzey bir sağlık yetkilisinin, acil servislerdeki bekleme sürelerinin haftada yaklaşık 300 ila 500 ölüme neden olduğunu öne sürmesi ülkenin gündemine oturdu. Acil tıp doktorları birliği olan Royal College of Emergency Medicine'ın Başkanı Dr. Adrian Boyle, Aralık 2022'de acil servislerde "bugüne kadarki en uzun bekleme süresinin" kaydedildiğini açıkladı.

Ayrıca, geçen ay hastanelerdeki yatak doluluk oranında da "bugüne kadarki en yüksek seviyeye" ulaşıldığına dikkati çeken Boyle, "Şu anda uzun beklemeler açısından gördüğümüz şey, artan ölüm oranıyla ilişkilendiriliyor ve her hafta acil servislerdeki gecikmeler ve sorunların bir sonucu olarak 300 ila 500 kişinin öldüğünü düşünüyoruz" dedi. İngiltere'de hastanelerde rutin tedavi olabilmek için bekleyenlerin sayısı da 7,19 milyona ulaştı. Tedavi için 1 yıldan fazla bekleyenlerin sayısı ise Covid-19 salgını öncesine oranla 220 kat daha fazla olduğu kaydedildi.

200 milyon sterlinlik destek paketi

İngiliz hükümeti, sağlık sistemindeki krize yanıt olarak, ilk aşamada hastanelerden taburcu edilmesi gereken hastaları taburcu ederek, yatak doluluk oranlarını azaltmayı ve hastane sonrası tedavi olan sosyal bakım hizmetlerindeki eksiklikleri gidermeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, İngiltere Sağlık Bakanı Steve Barclay’in açıkladığı 200 milyon sterlinlik destek paketiyle, hastanelerdeki yatakların boşaltılması, yatak sayısının artırılması ve sosyal bakım servislerine binlerce ek yatak alınması planlanıyor.

Grev dalgası da giderek büyüyor

Enflasyon altında teklif edilen maaş zamlarını reddeden sağlık çalışanları ülke çapında grevlerini sürdürüyor. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'da artan hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında adil maaş artışı talebiyle 15 Aralık 2022'de 1 günlük greve giden on binlerce hemşire, hükümetle uzlaşı sağlanamaması üzerine 20 Aralık'ta ikinci kez iş bıraktı.

Ülke genelinde 300 binden fazla üyesi bulunun ve hemşireleri temsil eden RCN (Royal College of Nursing) sendikası, yüzde 19'luk maaş zammı talebinde bulunurken hükümet söz konusu talebin karşılanamaz olduğunu savunuyor. Öte yandan, hükümet yetkilileri, maaş artışlarına bağımsız inceleme kuruluşları tarafından karar verildiğini belirtiyor. Hükümetle yapılan son müzakerelerin de başarısız olmasının ardından hemşireler, 18-19 Ocak'ta yeniden greve gitmeye hazırlanıyor. İngiltere ve Galler'de, maaş artışı ve çalışma koşullarına ilişkin hükümetle süregelen anlaşmazlık nedeniyle binlerce ambulans personeli 11 Ocak'ta ikinci kez iş bıraktı. Greve katılan acil tıp uzmanları, sağlık görevlileri, destek personeli ve ambulans şoförleri, 23 Ocak'ta yeniden iş bırakacak.

Doktorlar greve gitmeyi oyluyor

İngiltere genelinde yaklaşık 4 bin 200 fizyoterapist de 26 Ocak ve 9 Şubat'ta greve gidecek. Maaşlarında 2008'den bu yana yüzde 26,1'lik bir kesinti olduğunu belirten yaklaşık 45 bin pratisyen hekim de 9 Ocak'ta grev oylaması başlattı. Doktorlar, oylama sonucunda iş bırakma kararı alırsa, martta yapılması planlanan grev, "pratisyen hekimlerin 2016'daki grevinden sonra ikinci büyük grevi" olacak ve 72 saat sürecek.

Hükümet grevlere kaşı yasa hazırlıyor

İngiliz hükümeti, kamuda kilit önem taşıyan sektörlerde çalışanların greve gitmelerini kısıtlayacak yasayı parlamentoya sundu. Yasanın ülkede tren yolları, itfaiye ve ambulans hizmetlerini kapsaması öngörülüyor. Sendikalar ise kilit kamu sektörlerinde çalışanların greve gitme kararı almaları halinde bile minimum hizmet vermek zorunluluğu getirecek olan yasayı "antidemokratik ve yasa dışı" olarak niteliyor.

Fransa’da sağlık sistemi "sancılı bir dönem" geçiriyor

Fransa’da sağlık sistemi yıllardır artan personel eksikliği, maaş yetersizliği, altyapı ve yatak kapasitesinin azlığı, 2022’nin son aylarında Covid-19, grip ve bronşiolit gibi salgın hastalıklarının aynı anda patlak vermesiyle birleşince ciddi bir krize girdi. Kriz, acil servislerde ortalama 10 saati bulan bekleme süreleri, koridorlarda yatan hastalar, zamanında müdahale edilemediği için hayatını kaybeden hastalarla belirginleşti.Doktorlarla sağlık çalışanlarının, yoğun çalışma saatleri ve maaş yetersizliği gerekçesiyle Covid-19 salgınıyla birlikte önemli oranda iş bırakması ve uzun süreli izne çıkmasının yanı sıra ülkede Aralık 2022'den bu yana pratisyen hekimlerin grevlere gitmesi de Fransa’da sancılı bir dönem geçiren sağlık sisteminin kronik sorunlarını gün yüzüne çıkardı.

Fransız basını ve resmi kaynaklarından derlenen verilere göre, geçen ay ülke genelinde acil servislerde 31 kişi zamanında müdahale edilemediği için yaşamını yitirdi. Samu-Urgences de France Sendikasına göre, hastanelerdeki acil servisler, Aralık 2022'de önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 55 daha yoğun kullanıldı. Tıp öğrencilerinin de gönüllü olarak çalıştığı Noel haftasında acil servislere her gün 20 bin çağrı yapıldı.

Noel’de hastalar 19 saat bekledi

Yıl sonu hastanelerin doluluk oranı her zaman yüksekken, Covid-19 salgınında kapatılan yüzde 15-20 oranındaki yatakların personel eksikliği nedeniyle bu yıl yeniden açılamaması, özellikle acil servislerde ortalama 10 saati bulan bekleme sürelerine yol açtı. Noel tatilinde, uzman doktorun görmesi için hastaların bekleme süresi 19 saate kadar çıktı.

Samu-Urgences de France Sendikası​​​​​​​ Başkanı Marc Noizet, durumu "Acil servisler boşalamıyor çünkü hastalar, hastanelere yatış yaptıramıyor ve koridorlardaki yataklar, hastane yatışı bekleyen hastalardan ötürü dolmuş durumda" ifadesini kullandı. Noizet, Aralık 2022'de 31 kişinin acil yatağında müdahale ya da hastaneye sevk beklerken öldüğünü, bunların çoğunun yaşının 60-70’lerin üzerinde olduğunu aktardı.

Acilden hastaneye nakil 2-3 gün sürüyor

Aralık 2022'de acilden hastaneye nakil süresinin 2-3 günü bulduğu Fransa’da, bir hastanenin acil servisindeki yatakta 90 saatten fazla hastaneye sevk edilmeyi bekleyen 90 yaşındaki hastanın bu sürede altının sadece 1 defa değiştirildiği kaydedildi. Sedyede uzun süre kalan yaşlıların vücutlarında yatak yarası oluşurken, yemeklerin yetersiz olması nedeniyle sağlık personeli, yemek dağıtımında hastalar arasında tercih yapmak durumunda kaldı.

Samu-Urgence France Sendikasından aynı zamanda milletvekili olan Profesör Philippe Juvin ise acil yatağında beklerken ölenlerin sayısının resmi açıklamalarda belirtildiği gibi 31’den fazla olduğunu ve bu sayının 150’yi bulduğunu açıkladı. Juvin, resmi rakamın ülkede gönüllü veri paylaşan 32 bölgeden 19’undaki verileri yansıttığını, gerçek ölüm sayısının ülke geneli için daha da yüksek olduğunu kaydetti.

Krizi rağmen acil sağlık planı devreye alınmadı

Başkent Paris’in de içerisinde bulunduğu Ile-de-France bölgesinde 27 Aralık 2022'de bütün hastaneler arasında sadece birinde yoğun bakım yatağının boş olması gibi ciddi bir durumda bile Fransa yönetimi, "acil sağlık planını" devreye almayı reddetti. Bunun üzerine Savoy ve Ain’de 9 hastane ve 1 klinik, 29 Aralık 2022'de acil durum planını yerel bağlamda devreye aldı.

Yunanistan'da ambulans bekleme süreleri ve acil servislerdeki bekleyiş rekor seviyelere ulaştı. Uzmanlara göre ülkede sağlık sistemi "en zorlu kışı" yaşıyor. Başkent Atina’daki Laiko hastanesinin girişinde içeri girmek için bekleyen hasta ve hasta yakınları dikkat çekti.

 

Diğer yandan hastaneler, yatak ve personel yetersizliği nedeniyle acil olmayan ameliyatları erteleme, yatan hastalar arasında durumu görece iyi olanları taburcu etmeye başladı. Muayene ücreti olan 25 euro'nun 50 euro'ya çıkarılmasını talep eden pratisyen hekimlerin de greve gitmesi, krizin daha da kötüleşmesine katkıda bulundu.

Uzun süredir sağlık personeli krizi yaşanıyor

Ülkede, Covid-19, grip ve bronşiolit salgınlarının aynı anda görülmesiyle iyice belirginleşen sağlık sistemi krizinin, Fransa’da uzun süredir var olan "sağlık personeli yetersizliği" sorununun bir yansıması olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Araştırma, Çalışma, Ölçme ve İstatistik Biriminin (DREES) verilerine göre, Fransa’da yılda 22 milyon talebe cevap veren sadece 697 acil servis birimi bulunuyor. Son dönemde önemli ölçüde doktorun emekliye ayrılması hesaba katılmazsa dahi ülkede, veriler 2022’de sadece 220 bin doktorun ülkede görev yaptığını gösteriyor.

Kişi başına doktor sıralamasında Avrupa’da 18.

Her 100 bin kişiye 338 doktor düşerken, aile sağlık merkezleri bazında ise her 100 bin kişiye sadece 149 pratisyen hekim denk geliyor. Bu rakamlar, Eurostat ile verilerini paylaşan 19 Avrupa Birliği (AB) ülkesi arasında Fransa’nın kişi başına düşen doktor sayısının azlığı nedeniyle 18. sırada kalmasına neden oldu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yakın zamanda açıkladığı verilere göre, 6 milyon Fransızın uzman doktora erişimi bulunmayan ülkede, doktorların yarısına yakını da 60 yaşın üzerinde bulunuyor ve 2025’te bunların emekli olmasıyla bu sayı daha da azalacak.

Sadece 3 yılda pratisyen hekim sayısı 80 bine gerileyecek ve her 100 bin kişiye 119 pratisyen hekim düşecek. Bu, Fransa’yı AB’de kişi başı hekim sayısı açısından en kötü sıralamaya indirecek. Ayrıca 2020 yılı başında yaklaşık 800 bin hemşirenin bulunduğu ülkede, bu sayı 2 yılda 160 bin civarında azaldı. Ülkede, hasta ihtiyacına oranla 60 bin hemşire eksikliği bulunuyor.

Doktorlara ulaşamayanlar acil servise başvuruyor

Fransa’da, uzman bir doktora erişimin bölgeye ve uzmana göre 1 ay ila 24 ay arasında olması, pratisyen hekimlere de hızlıca ulaşılamaması, insanları daha hızlı sonuç alabilecekleri acil servise yönlendirdi. Sağlık Bakanlığınca paylaşılan, 2019’un ilk çeyreğinde yapılan ankete göre, 2018’de Fransızların yüzde 29’u acil servise başvurdu. Ancak bunların yüzde 42’si, acil servisi gerçekten ihtiyaçları olmadıkları halde uygun olmayan nedenle kullandığını itiraf etti ve bunun için, doktordan randevu alma zorluğu, acil serviste ek testlerin, muayenelerin daha kolay yapılmasını gerekçe gösterdi.

Fransa gibi İspanya'da da kriz yaşanıyor. Dün Madrid'de yaklaşık iki aydır grevde olan doktorlar, diğer sağlık sektörü çalışanlarının da desteğiyle geniş katılımlı gösteri düzenledi. Binlerce sağlık çalışanı "Kamu sağlık hizmetlerinde kesintilere hayır" sloganı attı

Sağlık Bakanlığı'na 2019’da gönderilen bir raporda, acil servislerdeki normal hastaların ölümlerinin yüzde 9’unun ve kritik durumdakilerin ölümlerinin yüzde 30’unun yoğunluktan kaynaklandığı aktarıldı. Senatonun Mart 2022’de yayımladığı rapor, hastanelerin durumunun 2 yıllık Covid-19 krizinden sonra daha da kötüleştiğini gösterdi.

Yoğun mesai saatleri

Temmuz 2020’de imzalanan anlaşmayla hemşirelerin maaşı artmasına rağmen çalışma koşulları artarak daha kötüye gitti. Covid-19’un halen haftada 500’den fazla kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığı Fransa’da tüm sağlık personeli, haftada en az 60 saat olacak şekilde çalışırken, bazı personel 70 saatten fazla mesai yapıyor. Diğer yandan stajyer doktorlarda da durum farklı değil. 10 stajyer doktordan 7’si haftalık yasal azami çalışma saati olan 48 saatten fazla çalışıyor.

Fransa’da hasta bakıcı maaşları, 1500 euro civarındayken, yeni işe başlayan bir hemşire yaklaşık 1600 euro maaş alıyor. Pratisyen hekimlerin yıllık geliri 60 bin euro'ya yakın iken, uzman doktorların gelirleri 90 bin euro civarında. Aşırı iş yükü, fiziksel ve zihinsel olarak tükenen sağlık çalışanlarını, hastalık izni almaya veya istifaya kadar götürebiliyor.

19 milyar euro'luk bütçe

Hükümet, sağlık sistemini güçlendirmek, mesleğin cazibesini artırmak için 19 milyar euro'luk bütçe açıkladı. Ancak doktorlar, 5 yıla yayılan bu bütçenin sağlık sisteminde kangren olan sorunları çözmede yetersiz belirterek, Paris yönetiminden daha hızlı müdahale bekliyor. Öte yandan ilaç sıkıntısı yaşanan eczanelerde son dönemde patlak veren salgınlar, parasetamol etkenli ilaçların tükenmesine de yol açtı.

Hükümet parasetamol ve amoksisilin bazlı ilaçların internet üzerinden satışına kısıtlama getirirken, bazı eczaneler çözüm için geçici olarak amoksisilin üretmeye girişti. Bütün bu süreç, krizde olan Fransa’da sağlık sisteminin ülkede yeniden tartışılmasına ve uluslararası basında gündeme gelmesine neden oldu.

 ABD'de sağlık krizin eşiğinde

ABD'de hastane yönetimlerinin az personelle hizmet politikası, hemşireler başta olmak üzere çalışanları grev yapmaya yönlendirirken, sağlık ekibi ve hastalarla yaşanan sıkıntılar sektörü krizin eşiğine getirdi. New York'taki bazı hastanelerde çalışan binlerce hemşire, "kadro darlığı, iş güvenliği, sağlığa erişimde eşitlik ve ücret" gibi konularda yaşadıkları problemler nedeniyle başlattıkları grev sonucu hastane yönetimleriyle geçici bir anlaşma sağlasa da, ülkenin geriye kalan kısmındaki meslektaşlarının sorunlarının sürdüğünü belirtti.

New York Belediyesi sınırları içinde bulunan Mount Sınai ve Montefiore Tıp Merkezi isimli büyük hastanelerde görevli 7 binden fazla sendikalı sağlık çalışanının grev kararı, hastane yönetimlerinin sağlık hizmetlerini aksatırken, sağlık sektöründe Covid-19 salgını başından beri giderek artan krizin daha da gün yüzüne çıkmasına neden oldu. NYSNA sendikası yetkilileri ve hemşireler, sektördeki köklü sağlık kuruluşlarının, "kar amacı gütmeyen vakıf" statüsünde olmasına rağmen gelirinin büyük kısmını yönetim kurulu üyelerine aktardığı, gerekli istihdam için ise yeterince kaynak ayırmadığı iddiasını dillendirdi. Bronx kentinde ve çevresinde 15 civarında şubesi bulunan Montefiore Tıp Merkeziyle kısmi anlaşmaya varan NYSNA üyeleri, söz konusu sağlık kuruluşunun, bölge halkının dar gelirli üyelerine layık gördüğü muamele ile "VIP hastalarına sunduğu ayrıcalıklı hizmetin" arasındaki büyük farka dikkat çekmişti.

Hastanelerdeki sorunlar ve çifte standart

New York'taki hastanelerde çalışan 42 binden fazla üyeye sahip NYSNA'nın Yürütme Kurulu ve Müzakere Kurulu Üyesi Michelle Gonzales, "Hastalarımızın hayatlarını ve lisanslarımızı riske atmak istemiyoruz. Hepimiz bugün bulunduğumuz yere ulaşmak için gerçekten çok çalıştık. Ve hastalarımızı koruduğumuzdan emin olmak istiyoruz" ifadesini kullandı. Aynı zamanda Montefiere'de yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan Gonzales, "Eve gittiğimizde hastalarımıza ihtiyaç duydukları veya hak ettikleri bakımı vermediğimizi ve bundan ötürü hayatlarını kaybettiklerini düşünmek bizim için manen yaralayıcı bir durum. Bu kavga sadece hemşireler için değil daha iyi çalışma koşullarını hak eden tüm işçiler içindir" diye konuştu.

"Yöneticiler durumu gizlemeye çalışıyor"

"Montefiore'de hastalarımıza, VIP veya üst düzey yönetici olan birinin hastasıysanız farklı davranırız ve kurumumuza geldiğinizde Bronx'taki hastalardan farklı bir bakım düzeyi alırsınız. Bu hiç adil değil. Bu korkunç. Bundan bıktık" diyen Gonzales, hastane yöneticilerinin bu durumu gizlemeye çalıştığını dile getirdi. Sendika temsilcisi Gonzales, şöyle devam etti: "Üst sınıfı korumaktan ve herkese sahip çıkamamaktan yorulduk. Hemşire bulamamaları konusu gerçek değil. Burada çalışmak isteyen hemşireler var. İşe alınsalar, hastalarımızın idrar veya dışkı içinde oturmadıklarından emin oluruz. Yeterli hemşiremiz yok diye boş veremeyiz, bu yanlış. VIP aile üyeleri geldiklerinde birebir hemşire tahsis ediliyor ve zamanında temizleniyorlar. Bu onur meselesidir. Sadece VIP aileleri değil tüm hastalar saygınlığı hak ediyor."

"Pandemide kahramandık"

Montefiore Tıp Merkezi'nin önündeki protestoya katılan hemşirelerden Ridana Atkinson Thompson ise Covid-19 salgınının en etkili olduğu dönemde ön safta çalışırken kendilerine verilen sözleri hatırlatarak, "Covid-19 salgınını yaşadık. O zaman kahramandık, şimdi birden kötü insanlar olduk. Fakat öyle değil. Biz sadece adil olanı istiyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Koridorda yer kalmadı"

Vaka sayıları çok azalsa da Covid-19'un hala bitmediğine ve salgın döneminde baş gösteren hemşire açığının giderek arttığına işaret eden Thompson, "Yatakta bakıma ihtiyacı olan hastaları yerleştirdiğimiz için koridorumuzda yer kalmadı. Yatak parası aldığımız birini koridora koymak insanlık dışı ve moral bozucu bir şey" dedi.

"5 yerine 9 hastaya bakıyoruz"

Thompson, "Hasta rakamlarının normalin çok üstünde olduğunu, bir hemşirenin 5 hastaya bakması gerekirken bu sayının 9'a kadar çıktığını" belirterek, "istihdam ve güvenli koşullar için kavga verdiklerini" söyledi. Sendika üyeleri olarak hastane yönetimiyle pazarlıkta neticeye yaklaştıklarını umduğunu vurgulayan Atkinson, "Değişim büyük fedakarlıklarla gerçekleşebiliyor. Yaptığımız şey gelecek için bugünümüzü feda etmek" ifadesini kullandı.

"Hasta da bakıyoruz, temizlik de yapıyoruz"

New York'ta hak mücadelesi veren bir başka sağlık çalışanı Mayra Lopez ise hemşirelerin dışında destek kadrolarında da sıkıntı yaşandığını belirtti. Lopez, "Hemşireyiz ama her şeyi yapıyoruz. Hasta da bakıyoruz, temizlik de yapıyoruz. Bu bizim işimiz değil ama günün sonunda yeterli elemanımız olmadığı için yapıyoruz." diyerek, hastane yönetimini eleştirdi. Hemşire Lopez, "Sabah, akşam, gece vardiyası hepsine kalıyoruz. Ve sorumlu hemşireler olarak bazen pek çok sorunla da karşılaşıyoruz. Çünkü destek kadro için hemşirelik ofislerini aradığımızda, 'Elimizdeki kadronun hepsi bu' cevabını alıyoruz. Bu yüzden biraz sinir bozucu bir durum içindeyiz" diye konuştu.

"Acil servisler göçmen kampına benziyor"

Montefiero Tıp Merkezi'nde acil serviste çalışan erkek hemşire Banny Nashelle de "New York’taki diğer hastanelerde olduğu gibi, bu hastanenin acil servisi de bir savaş alanındaki göçmen kampına benziyor" görüşünü dile getirdi. Nashelle, "Hastaların ve çalışanların hayatını mahveden korkunç bir sağlık sistemimiz var. Hastalara gereken bakımı veremediğimiz için eve manevi bir yara ile gidiyoruz. Hepimizin adalete ihtiyacı var. Hemşireler güvenli bir yerde çalışmayı, toplumumuz daha iyi bir sağlık sistemini hak ediyor." diyerek, New Yorklulara destek çağrısında bulundu.

"8 saatlik vardiyamıza bir 8 saat daha eklenebiliyor"

Sağlık sektöründeki sorunların New York ile sınırlı kalmadığını, ülke genelinde benzer sorunların birkaç yıldır devam ettiğini söyleyen Türk hemşire Şerife Büyükkarakaya da New Jersey'de çalıştığı sağlık kurumunda mesai saatleriyle ilgili "Hasta-çalışan sayısındaki dengesizliğe işaret ederek, "Bu yüzden 8 saatlik vardiyamıza bir 8 saat daha eklenebiliyor" dedi.

14 yıldır ABD'de hemşire olarak çalıştığını söyleyen Büyükkarakaya, çalıştığı Paterson kentindeki St. Joseph Hastanesinde bazen 4 kişilik kadronun sorumluluğunu 2 hemşireyle karşılamaya çalıştıklarını, bu nedenle de hata yapma oranlarının yükseldiğini bildirdi. Türk hemşire, iş güvenliği konusunda yaşadıkları sıkıntıları "Acil servisteki personel eksikliği yüzünden hastaların bekleme süresi çok uzuyor. Ve strese giren hastalar da bunu çalışanlara yansıtıyor." ifadeleriyle aktardı.

"Bir yıla kadar ölmüş olabilirim"

Kıdemli hemşire Büyükkarakaya, doktor sayısının da yetersiz olduğuna değinerek, "Böyle olunca hastalara randevu verilemiyor. Bir ay sonra görülmesi gereken hastanın kontrolü 3 aya sarkabiliyor" dedi. Uzman doktorların görmesi gereken hastaların randevusu bazen bir yıla kadar uzayabildiğini vurgulayan Türk hemşire, gelecek yıla randevu verdikleri bir hastanın, "Bir yıla kadar ölmüş olabilirim" dediğini aktardı.

American Journal of Medical Quality'nin, 2020'ye kadar ABD'deki hemşire açığının 150 bine ulaşacağını belirten 2017 tarihli raporu da sorunu doğrular nitelikte.

"Biz sonuçta burada lisansla çalışıyoruz ve yaptığımız hataların bize dönüşü oluyor. İşimizi kaybetmemize bile neden olabiliyor." diyen Büyükkarakaya, sektördeki açığın sebebini, "Bu stresle daha fazla çalışmak istemeyen hemşirelerin süresi dolar dolmaz emekliye ayrılmasına, yeni başlayanlarınsa yol yakınken diğer sektörlere yönelmesine" bağladı. Maryland eyaletindeki bir hastanede çalışan acil servis doktoru da benzer sorunların ABD genelindeki birçok sağlık sisteminde de yaşandığını vurguladı. Basına konuşma yasağı nedeniyle ismini vermekten kaçınan Amerikalı doktor, "Hemşire açığı, yeni olan bir şey değil. Özellikle New York'ta kronikleşmiş bir sorun. Uzun yıllardır devam eden bir sorun olduğu için bu konuda büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor." değerlendirmesini yaptı.

Artan şiddet istatistiklere yansıdı

ABD'de yapılan araştırmalara yansıyan istatistiki bilgilerin son yıllarda ülkedeki sağlık merkezlerinde, bıçaklama, silahlı saldırı gibi şiddet olaylarının yaygın hale geldiğini ortaya koydu. ABD'nin en büyük hemşire sendikası olan National Nurses United tarafından geçen yıl yapılan ankette, hemşirelerin yüzde 48'i iş yeri şiddetinde artış yaşandığı, bu oranın bir yıl öncesine göre iki katından fazla arttığı vurgulandı.

Amerikan Acil Hekimleri Kolejinin (ACEP) 3 Ağustos 2021 tarihli araştırmasında, 10 acil servis hekiminden en az 8'inin acil servislerde yaşanan şiddetin arttığına inandığı ve Covid-19 salgının bunu hızlandırdığı tespiti paylaşıldı. Başkent Washington merkezli Amerikan Tıp Kolejleri Birliğinin (AAMC) paylaştığı bilgide, yine 2021'de ABD'deki doktorların yüzde 23'ü "sosyal medyada kişisel saldırıya uğradığını" bildirirken, saldırıların öncelikle sosyal ve politik konular (silahlar ve kürtaj dahil) ırk, din ve hasta bakımıyla ilgili olduğu kaydedildi.

Ayrıca Amerikan İş Sağlığı Hemşireleri Derneği, 2021'deki Covid-19 salgını sırasında hastanelerde çalışan hemşirelerin yüzde 44'ünün fiziksel şiddete, yüzde 68'inin sözlü tacize uğradığını ortaya koymuş, Çalışma İstatistikleri Bürosu ise tıp uzmanlarına yönelik şiddet kaynaklı yaralanmaların 2011'den 2018'e kadar yüzde 63 arttığını duyurmuştu. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun 2018 raporunda, sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, iş yerinde şiddete bağlı ölümcül olmayan tüm yaralanma ve hastalıkların yüzde 73'ünü oluşturduğu bilgisine yer verilmişti. ABD'de sağlık çalışanlarına yönelik istismara karşın henüz onları koruyan bir federal yasa bulunmuyor.