Doğu Asya kökenli Asya uzunboynuzlu kenesi, Türkiye’de ilk kez 2024 yılında İstanbul’da bir köpeğin üzerinden alınan örneklerin incelenmesiyle bulundu. Türün Türkiye’deki varlığı 2025’te yayımlanan araştırmayla bilimsel olarak kayıtlara geçti. Yeni bir çalışma ise geçen yıl göçmen kuşların üzerinde tespit edilen bu kene türünün, İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki bitki örtüsüne yerleşmiş olabileceğini gösteriyor.
Küçükçekmece Gölü kıyısında bulundu
Parasites&Vectors dergisinde yayımlanan yeni çalışmaya göre, türün görüldüğü yer Küçükçekmece Gölü kıyısındaki bir kuş göç ve halkalama istasyonu. Bölge, Marmara Denizi’ni geçen göçmen kuşların dinlenmek ve beslenmek için kullandığı önemli duraklardan biri. Göl kıyısında çalılık, ağaçlık, park ve otlaklardan oluşan dar bir habitat kuşağı bulunuyor.
Araştırmacılar, UCLA (California Üniversitesi, Los Angeles) tarafından fonlanan ve Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Merkezi tarafından yürütülen proje kapsamında, 2025’in ilkbahar ve sonbahar göç dönemlerinde kuşları kene yönünden inceledi. Kene tespit edilen 17 kuş türüne ait 4 bin 816 bireyin 46’sında Haemaphysalis cinsi kenelere rastlandı. Toplanan 108 örneğin 101’i Asya uzunboynuzlu kenesi olarak belirlendi.
Bitki örtüsünde de üç örnek
Çalışmayı 2025’te yayımlanan ilk kayıttan ayıran en önemli bulgu, türün yalnızca hayvanların ve kuşların üzerinde değil, çevredeki bitki örtüsünde de görülmesi oldu. Araştırmacılar 16 Mayıs 2025’teki deneme taramasında, bitkilerden üç Haemaphysalis nimfi (larvanın büyümüş ama henüz tam yetişkin olmamış evresi) topladı. Ağustos 2025’te ise kuş halkalama istasyonunda çalışan bir araştırmacının üzerinde, henüz vücuda tutunmamış yetişkin bir dişi bulundu. Kuşlardan toplanarak laboratuvarda tutulan altı larvanın dördü de 17-23 gün içinde nimf aşamasına geçti. Bulgular, türün bölgeye yalnızca kuşlar aracılığıyla taşınmadığını, uygun koşullarda yaşam döngüsünü sürdürerek İstanbul’da yerel bir popülasyon oluşturmuş olabileceğini gösteriyor.
Patojen taraması henüz yok
Araştırmanın sorumlu yazarı ve proje araştırmacılarından, Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Temel Sağlık Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Dr. Gürkan Akyıldız, Türkiye’de bulunan Asya uzunboynuzlu keneleri üzerinde henüz patojen taraması yapılmadığını belirtiyor. Dolayısıyla İstanbul’da bulunan örneklerin herhangi bir hastalık etkeni taşıdığına veya insanlara hastalık bulaştırdığına ilişkin henüz bir bulgu yok.
Akyıldız, buna rağmen türün dünyada farklı virüs ve bakterileri aktarabildiğinin bilindiğini söylüyor: “Bunlardan en önemlisi, SFTS adı verilen, ciddi ateş ve trombositopeniye (kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit sayısının normal değerlerin altına düşmesi) neden olan bir virüs. Doğu Asya’ya özgü bu türün o bölgede SFTS aktarabildiğini biliyoruz. Kene Avustralya’ya, hatta Kuzey Amerika’ya kadar yayılmasına rağmen henüz Doğu Asya dışında bir coğrafyada bu hastalığa rastlanmadı. Yine de Türkiye’de bulunan yeni türün, SFTS taşıyıp taşımadığı açısından takip edilmesi gerekiyor.”
KKKA aktarabilir mi?
Bununla birlikte araştırmacılar Türkiye’deki örneklerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve diğer kene kaynaklı hastalık etkenlerinin aranmasını da öneriyor. Zira Asya uzunboynuzlu kenesinin bazı popülasyonları erkek olmadan çoğalabiliyor. Kan emmiş tek bir dişi, uygun çevre koşullarında binlerce yumurta bırakarak yeni bir popülasyon oluşturabiliyor. Akyıldız “Bu türün KKKA aktarıp aktarmadığı hiç araştırılmamış. Biliyorsunuz, Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi çok yaygın. Dolayısıyla bu yeni kene türü hastalığı bir canlıdan diğerine aktarabiliyor mu, bu açıdan da incelenmeli” diyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
