27 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 26.10.2026 21:18 | Son Güncelleme: 27.10.2026 01:29

Tanının Ötesinde Bir Yaşam Var: Meme Kanserinde Bilim, Bütüncül Bakım ve Dayanışma

Tanının Ötesinde Bir Yaşam Var: Meme Kanserinde Bilim, Bütüncül Bakım ve Dayanışma

Meme kanserinde doğru tanıdan tedavi ve bakım sürecine kadar atılan her erken adım kadınların hayatla bağlarını koruyor. Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, Prof. Dr. Özlem Uysal ve Gilead Türkiye Genel Müdürü Deepshikha Kiyawat; klinik sonuçların ötesine uzanan “Önce Hasta” yaklaşımını anlattı


Seral Çelik – Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı

Hasta deneyimlerinden yola çıktığınızda, meme kanseri tanısının bir kadının yaşamına etkilerini nasıl tanımlarsınız?

Meme kanseri tanısı, bir kadının yaşamında pek çok şeyi değiştirebiliyor. Çünkü bu süreç yalnızca fiziksel sağlığı değil; aile ilişkilerinden çalışma hayatına, sosyal yaşamdan gelecek planlarına kadar hayatın birçok alanını etkileyebiliyor. Bazen tanı ve tedavi süreci bir dönem yaşamın merkezine yerleşiyor. Bu nedenle meme kanseri tanısı alan kadınların ihtiyaçlarına yalnızca tıbbi açıdan değil, duygusal, psikolojik ve sosyal yönleriyle de bakmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Biz Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği olarak, bu yolculuğu bizzat yaşamış ya da yaşamakta olan kadınların deneyimlerine kulak veriyoruz. Onların neler hissettiğini, nelere ihtiyaç duyduğunu anlamaya ve bu ihtiyaçları hem toplumla hem de sağlık profesyonelleriyle paylaşmaya çalışıyoruz. Ulaştığımız her kadına, zaman zaman zorlayıcı olabilen bu yolculukta “Yalnız değilsiniz” demek istiyoruz.

Kadınların sesini daha fazla duyurmak, birbirlerinden güç alabilecekleri bir dayanışma ortamı oluşturmak ve tedavinin ötesindeki ihtiyaçlarını görünür kılmak için çalışıyoruz. Çünkü her tanının ardında kendi yaşamı, sevdikleri, hayalleri ve umutları olan bir kadın var. Bizim için önemli olan, bu yolculukta onun yanında olabilmek ve geleceğe umutla bakmasına katkı sağlamak.

Breastanbul 2026’da bilimi, sanatı ve hasta deneyimlerini bir araya getirdiniz. “Dantel” tiyatro oyunu ve “Yeni Yolculuğum” hasta ve hekim panelinden bahseder misiniz?

Breastanbul, meme kanseri alanındaki bilimsel gelişmelerin paylaşıldığı çok önemli bir konferans. İki yılda bir düzenlenen bu buluşmada, binden fazla uzman İstanbul'da bir araya gelerek meme kanserinin tanı ve tedavisindeki yenilikleri ele alıyor. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği olarak biz de düzenleme komitesinde yer aldığımız bu konferansın bilimsel birikimini, halka açık etkinliklerle toplumla buluşturmaya özen gösteriyoruz.

Tek kişilik “Dantel” tiyatro oyunuyla kadının gücüne sanatın penceresinden baktık. Ardından “Yeni Yolculuğum” söyleşisinde, meme kanserinin tanı ve tedavisinde farklı uzmanlık alanlarından beş hekim ile birbirinden farklı deneyimleri olan beş kadını aynı sahnede buluşturduk. Hekimlerimiz bilimsel bilgileri paylaşırken kadınlar da kendi hikâyelerini, yaşadıklarını ve bu süreçte öğrendiklerini anlattılar. Bilimin yol göstericiliğini, sanatın duyarlılığını ve kadınların yaşam deneyimlerini bir arada hissettiğimiz anlamlı bir buluşma oldu.

Bu tür etkinliklerin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Çünkü meme kanseri hakkında daha fazla konuşulmasına, doğru bilgilerin yaygınlaşmasına ve toplumdaki bazı yanlış inanışların değişmesine katkı sağlıyor.

Prof. Dr. Özlem Uysal Sönmez

Prof. Dr. Özlem Uysal Sönmez – Acıbadem Hastanesi

Meme kanserinde “erken adım” neden bu kadar önemli? Erken tanı ve hastalığın biyolojik özelliklerinin doğru belirlenmesi, hastanın tedavi yolculuğunu nasıl etkiliyor?

Meme kanserinin erken evrede saptanması, tedavinin başarı olasılığını artırabiliyor. Bu nedenle meme sağlığı konusunda farkındalık, önerilen taramaların takip edilmesi ve fark edilen değişikliklerde gecikmeden sağlık profesyoneline başvurulması önem taşıyor.

Erken tanı kadar, tanı sonrasında hastalığı doğru tanımak da önemli. Meme kanseri tek bir hastalık değil; biyolojik özellikleri, seyri ve tedavi yaklaşımları açısından farklı alt tipleri bulunuyor. Tümörün hormon reseptörleri ve HER2 durumu gibi özelliklerinin değerlendirilmesi, uygun tedavinin planlanmasına yardımcı oluyor.

Erken tanının sağladığı avantajı, doğru patolojik değerlendirme ve zamanında başlanan, hastaya ve tümöre özgü tedaviyle tamamlamak gerekir.

Üçlü negatif meme kanseri neden daha zorlu alt tiplerden biri olarak değerlendiriliyor? Son yıllardaki bilimsel ilerlemeler bu alana nasıl yeni bir perspektif kazandırıyor?

Üçlü negatif meme kanserinde, östrojen ve progesteron reseptörleri ile HER2 değerlendirmesi negatiftir. Bu nedenle diğer bazı meme kanseri alt tiplerinde kullanılan hormon tedavileri ve HER2’ye yönelik tedaviler bu hastalıkta etkili olmaz. Daha hızlı büyüyebilmesi ve tekrarlama riskinin daha yüksek olabilmesi de tedaviyi zorlaştıran özellikleri arasında yer alır.

Son yıllarda hastalığın biyolojisini daha iyi anlamamız, uygun hastalarda immünoterapiler ve bazı hedefe yönelik tedaviler gibi farklı yaklaşımların kullanılmasına olanak sağladı. Hangi yaklaşımın uygun olduğu; hastalığın evresine, tümörün özelliklerine ve hastanın durumuna göre belirleniyor. Bu gelişmeler, karşılanmamış ihtiyaçların sürdüğü bu alanda bilimsel araştırmaların önemini gösteriyor.

Hasta yolculuğunda hastalığın kontrolüyle birlikte yaşam kalitesini ve psikososyal ihtiyaçları da gözetmek gerekiyor. Hastanın bilgilendirilmesi, karar süreçlerine katılması ve ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşması, bütüncül bakımın önemli parçaları.

Deepshikha Kiyawat – Gilead Türkiye Genel Müdürü

Gilead olarak meme kanseri alanındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Meme kanseri, Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanserdir. Türkiye’de yaklaşık 20 bin hastayı kapsayan ulusal kayıt analizinde medyan tanı yaşı 51 olarak bildirilirken, hastaların 5’te 1’inin 40 yaşın altında olduğu görülüyor. Bu bulgular, kadınlarda erken yaştan itibaren meme sağlığı farkındalığının önemini vurguluyor.

Meme kanseri bilimsel çalışmaların da önemli bir odak alanı. Özellikle üçlü negatif meme kanseri gibi daha zorlu alt tiplerde karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlar devam ediyor. ABD’deki gerçek yaşam verileri, metastatik üçlü negatif meme kanseri olan hastaların yaklaşık yarısının ilk basamak tedaviden sonra ikinci basamak tedaviye geçemediğini gösteriyor. Bu durum, hastalığın biyolojik özelliklerinin zamanında belirlenmesinin ve uygun tedavi seçeneklerinin yolculuğun başlangıcından itibaren değerlendirilmesinin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.

Gilead olarak biz de bilimsel çalışmalarımızı karşılanmamış ihtiyaçların yüksek olduğu alanlara yönlendirmeyi ve bilimin hastaların yaşamında anlamlı bir karşılık bulmasını hedefliyoruz. Bu yaklaşımın merkezinde ise “Önce Hasta” ilkesi yer alıyor. Çünkü meme kanseri tanısı alan bir kadının yaşamı yalnızca tedaviden ibaret değil; ailesi, işi, ilişkileri, hayalleri ve gelecek planları da bir o kadar önemli. Bizim için bilimsel ilerlemenin değeri, bu yaşamın bütününe nasıl katkı sağlayabildiğiyle anlam kazanıyor.

Bilimsel ilerlemeyi hastaların yaşamında anlamlı bir fark yaratacak şekilde desteklemek için hasta sesine ve iş birliklerine nasıl bir rol düşüyor?

Bilimsel ilerlemenin hastaların yaşamına nasıl yansıdığını anlayabilmek için yalnızca klinik ölçümlere değil, hastaların günlük yaşamındaki deneyimlerine de bakmak gerekiyor. Bu nedenle yaşam kalitesi, fiziksel işlevsellik, yorgunluk, ağrı, uyku ve psikolojik iyilik hali gibi sonuçları doğrudan hasta bakış açısından değerlendiren hasta bildirimli sonuç çalışmaları büyük önem taşıyor.

Türkiye’den güncel araştırmalar da bu ihtiyacı destekliyor. 2024 yılında yayımlanan bir araştırmada, meme kanseri cerrahisi geçirmiş hastaların genel yaşam kalitesinin düşük olabildiği bildirildi. Türkiye’de yürütülen diğer çalışmalarda ise kötü uyku kalitesinin yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyonla ilişkili olduğu gösterildi. Yaklaşık 600 Türk meme kanseri hastasını değerlendiren 2025 tarihli bir çalışmada ise hastaların %33,2’sinde klinik açıdan anlamlı kötü uyku kalitesi saptandı.

Bu nedenle araştırmalarımızı yalnızca klinik çalışmalarla sınırlı görmüyor; hasta gerçek yaşam verilerinin, hastaların önceliklerini anlamak açısından önemli olduğuna inanıyoruz. Bunun başlangıç noktası hastaları dinlemekten geçiyor; kalıcı etkisi ise hekimlerin, hasta derneklerinin ve sağlık alanındaki diğer paydaşların güçlü iş birlikleriyle ortaya çıkıyor.

Gilead olarak amacımız, bilimsel ilerlemenin yalnızca klinik sonuçlarda değil, kadınların günlük yaşamlarında, ilişkilerinde ve gelecek planlarında da anlamlı bir karşılık bulması.

Referanslar:

1. Punie K, Kurian AW, Ntalla I, et al. Unmet need for previously untreated metastatic triple-negative breast cancer: a real-world study of patients diagnosed from 2011 to 2022 in the United States. The Oncologist. 2025;30(3)
2. Özmen V, Özmen T, Doğru V. Breast Cancer in Turkey; An Analysis of 20.000 Patients with Breast Cancer. Eur J Breast Health. 2019;15(3):141–146.
3. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Türkiye Kanser İstatistikleri 2022.
4. Özçınr Z, Yılmaz E, Yeniay L, Baydur H. Meme kanseri tanısı alan hastalarda hastalık kabulü ve yaşam kalitesinin incelenmesi. Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi. 2024;29(2).
5. İlhan Y, et al. Sleep Quality and Quality of Life in Breast Cancer Patients: Comparative Study with a Healthy Control Group. J Turk Sleep Med. 2024;11(2):121–128.
6. Acar Ö, et al. The Psychosocial Burden of Breast Cancer. J Clin Med. 2025;14(19):6773.

Sponsorlu içerik