18 Eylül 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 18.09.2026 04:30 | Son Güncelleme: 18.09.2026 04:36

350’den fazla sanatçı 70’den fazla mekan

İstanbul’u kentin tarihsel dokusuyla bütünleşen dev bir sergi alanına dönüştüren 212 Photography Istanbul, fotoğrafı ekranların ötesine taşıyarak izleyiciyi kentin hafızasında ilham verici bir yolculuğa çıkarıyor. Festivalin dokuzuncusu 26 Eylül-11 Ekim’de gerçekleşecek.
350’den fazla sanatçı 70’den fazla mekan
Esin Hamamcı

Fotoğrafı bir sergi nesnesi olmanın ötesine taşıyıp canlandırmak ve İstanbul’da uluslararası ölçekte bir buluşma alanı yaratmak amacıyla 2018’de yola çıktı 212 Photography Istanbul ve bugün kentin kültürel dokusuyla bütünleşen dev bir festival. Sanatçı sayılarını ve mekan sınırlarını her geçen yıl genişleten organizasyon; belgeselden modaya, mimariden deneysel üretimlere uzanan zengin yelpazesiyle kentin mimari ve tarihsel hafızasını görsel bir deneyime dönüştürüyor. Dokuz yıla yayılan bu ilham verici yolculuğu, festivalin kentin ruhuyla kurduğu ilişkiyi ve ardında bıraktığı izleri 212 Photography Istanbul Kurucusu Handan Yılmaz’la konuştuk.

212 Photography Istanbul, İstanbul’un kültürel dokusu ve mimari hafızası, festivalin sergileme pratiklerini ve izleyiciyle kurduğu bağı nasıl şekillendiriyor?

İstanbul’da bir serginin nerede gerçekleştiğini, serginin kendisinden bağımsız düşünmek çok zor. Bu şehirde mekanlar nötr değil; kendi zamanlarını, hafızalarını, daha önce nasıl kullanıldıklarının izlerini taşıyor. Bir fotoğrafı böyle bir yapının içine yerleştirdiğiniz anda eserle mekan arasında yeni bir ilişki başlıyor. Festivalin şehre yayılması izleyicinin deneyimini de ister istemez değiştiriyor. Bir sergiden diğerine giderken İstanbul’un içinde hareket etmek, farklı semtlerden ve mimari katmanlardan geçmek de 212 deneyiminin bir parçası. Sergiler arasındaki mesafe aslında boş bir alan değil, arada şehir var.

212 Photography Istanbul’un Türkiye’deki fotoğraf ekosistemini besleme ve küresel sanat sahnesiyle buluşturma misyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası olmak bizim için yalnızca dünyanın farklı yerlerinden tanınmış fotoğrafçıları İstanbul’a davet etmek anlamına gelmiyor. Burada üretilen işlerin de uluslararası bir bağlamın içinde görülmesini ve farklı coğrafyalardaki fotoğrafçılar, sanatçılar, küratörler ve kurumlar arasında ilişkiler kurulmasını istiyoruz Türkiye’den genç bir fotoğrafçının işiyle uzun yıllardır uluslararası alanda üretim yapan bir ismin aynı festival programında yer alabilmesi çok değerli. Çünkü mesele yalnızca genç bir fotoğrafçıya görünürlük sağlamak değil, o işi daha geniş bir fotoğraf tartışmasının içine yerleştirebilmek. 212’nin bu anlamda farklı dünyalar arasında bir geçiş alanı yaratabilmesini önemsiyoruz.

212 Photography Istanbul Uluslararası Fotoğraf Yarışması, yeni yeteneklerin keşfedilmesinde nasıl bir misyon üstleniyor?

Yarışmayı başından beri festivalin yan etkinliği olarak değil, 212’nin uluslararası yapısının temel parçalarından biri olarak düşündük. Programda üretimini bildiğimiz, takip ettiğimiz ve davet ettiğimiz fotoğrafçılar var; yarışma ise henüz bizim de tanımadığımız isimlerle karşılaşabileceğimiz açık bir alan yaratıyor. Bu tarafını çok seviyoruz.

Her yıl dünyanın farklı yerlerinden gelen başvurular, bizim görüş alanımızın dışında kalan üretimlerle karşılaşmamızı sağlıyor. Dolayısıyla yarışma yalnızca katılımcılar açısından değil, bizim açımızdan da bir keşif alanı. Üstelik bir fotoğrafçıyı keşfetmek yalnızca ona ödül vermekten ibaret değil. İşinin uluslararası bir jüri tarafından görülmesi, farklı bir izleyiciyle karşılaşması ve yeni profesyonel ilişkilerin içine girmesi de bu sürecin parçası.

Bugüne kadar toplam kaç sanatçının eseri sergilendi?

2018’den bugüne kadar 212 Photography Istanbul kapsamında 350’nin üzerinde sanatçının üretimlerine yer verdik ve İstanbul genelinde 70’in üzerinde farklı mekânda izleyiciyle buluştuk.