Seyirciyi şehrin ortasında, samimi bir atmosferde ve ücretsiz sanatla buluşturmanın ötesine geçen Artweeks Istanbul, şimdi de bir koleksiyonun nasıl oluştuğunu ve koleksiyonerin sanatla kurduğu ilişkiyi görme fırsatı sunmak üzere, ‘Collector’s’ edisyonu ile karşımızda. Artweeks Istanbul Collector’s’ı Bilgili Holding CEO’su Sinan Temo anlattı
Aysun Öz
Artweeks Istanbul, yeni bir edisyonla karşımızda…
8 yıl önce galerileri, sanatçıları ve izleyiciyi daha rahat ve samimi bir ortamda bir araya getirmek için hayatımıza giren fuar bu kez, “Collector’s” edisyonuyla Türkiye’nin en değerli sanat koleksiyonlarını Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusunda izleyiciyle buluşturuyor.
Türkiye’nin en önemli koleksiyon seçkilerini geniş kitlelerle buluşturmaya amaçlayan Collector’s, Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin koleksiyonları ile başladı ama bu sadece bir başlangıç. Bilgili Holding CEO’su Sinan Temo, “Artweeks çatısı altında koleksiyonları ve koleksiyonerlik kültürünü görünür kılmaya devam etmek istiyoruz. ‘Collector’s’ın zaman içinde gelişen ve Artweeks’in programı içinde kalıcı bir yere sahip olan bir edisyon olmasını hedefliyoruz” diyor. Zira Temo’nun hedefi izleyiciyi yalnızca eserlerle karşılaştırmak yerine, onlara bir koleksiyonun nasıl oluştuğunu, koleksiyonerin sanatla kurduğu ilişkiyi ve zaman içinde şekillenen tercihlerini de görme fırsatı sunmak.
Temo ile dünden bugüne Artweeks’i, sanat mekanı olarak Sıraevler’i ve yeni “Collector’s” edisyonunu konuştuk.
Yeni bir edisyonla Artweeks kapılarını açıyor. “Collector’s” edisyonuyla fuara nasıl bir yön vermek istediniz?
Artweeks’i ilk günden beri yalnızca bir sanat etkinliği olarak ele almıyoruz, İstanbul’un kültürel hayatının bir parçası olarak görüyoruz. “Collector’s” edisyonuyla da bu yaklaşımı farklı bir perspektifle genişletiyoruz. Bu kez odağımıza, koleksiyonerlerin yıllar içinde büyük bir merak ve tutkuyla oluşturdukları dünyaları alıyoruz. Amacımız, farklı koleksiyonları ve bu koleksiyonların taşıdığı kişisel hikâyeleri izleyiciyle buluşturmak. Koleksiyonlar bana göre yalnızca eserlerin bir araya gelmesinden oluşmuyor; aynı zamanda koleksiyonerin meraklarını ve dünyaya bakışını da taşıyor. “Collector’s” ile bu kişisel hafızaları kamusal bir deneyime dönüştürmek istiyoruz.
Bu edisyonun bizim için önemli taraflarından biri de, birden fazla özel koleksiyonu, müze olmayan bir mekânda, ücretsiz olarak ve iki ay boyunca kamuya açık biçimde bir araya getiriyoruz. Türkiye’de özel koleksiyonların görünür olduğu çok değerli müze örnekleri var; burada farklı olan, farklı koleksiyonerlerin yıllar içinde oluşturduğu dünyaları aynı rotada ve gündelik hayatın içindeki bir mekânda izleyiciyle buluşturmak.
‘10 yaşında tanıştım’
“Temel amacımız, sanat galerilerinin sürdürülebilirliğine destek olurken, sanatı daha geniş kitlelerle buluşturmak ve sanatın demokratikleşmesine katkı sağlamak” diyorsunuz. Collector’s edisyonunun bu amacınıza katkısı ne olacak, nasıl olacak?
Koleksiyonların görünür olması bu alana yeni ilgi duyan insanlar açısından da önemli buluyorum. Koleksiyonerlik öğrenilen bir şey; insan farklı koleksiyonları gördükçe ve farklı seçimlerle karşılaştıkça kendi yönelimini de keşfetmeye başlıyor. Bu da galeriler ve sanatçılar açısından daha uzun vadeli bir ilişki zemini yaratıyor.
Benim koleksiyonerlik hikâyem de bunun zaman içinde gelişen bir süreç olduğunu gösteriyor. 10 yaşındayken dedemin çok kıymet verdiği pul koleksiyonunu bana hediye etmesiyle koleksiyonerlik kavramıyla tanıştım. Zaman içinde bu merak NBA kartlarından tasarım objelerine, kitaplara ve saatlere, oradan da sanata doğru genişledi. Bugün kendi deneyimimden de yola çıkarak, koleksiyonların görünür olmasının bu alana yeni ilgi duyan insanlar için önemli olduğunu düşünüyorum. İnsan farklı koleksiyonları gördükçe, farklı seçimlerle karşılaştıkça kendi yönelimini de keşfetmeye başlıyor. Bu referans alanı genişledikçe, yeni koleksiyonerlerin daha uzun vadeli ve bilinçli tercihler geliştirmesi mümkün oluyor. Bu da galeriler ve sanatçılar açısından daha güçlü ve sürdürülebilir bir ilişki zemini yaratıyor.
Herkesin görme fırsatı olmayan bu önemli koleksiyonları iki ay gösterime açmak, sanatın ulaşılabilir olması ve demokratikleşmesi açısından önemli bir adım değil mi?
Sanatın dönüştürücü etkisinin, onunla kurulan ilişkinin sürekliliğiyle güçlendiğine inanıyorum. İki aylık süre, sanatla daha uzun soluklu bir ilişki kurmak açısından çok değerli. Öğrenciler, genç sanatseverler, koleksiyonerler ve ilk kez sanatla karşılaşan ziyaretçiler için sergiye tekrar tekrar dönebilme imkânı yaratıyor. Sanatın demokratikleşmesi bizim için öncelikle erişilebilirlikle ilgili. Çok önemli eserler, çoğu zaman yalnızca özel koleksiyonlarda görülebiliyor. “Collector’s” ile bu eserleri ve koleksiyonların arkasındaki hikâyeleri daha geniş bir izleyiciyle buluşturmak istiyoruz.
2018’den bu yana Artweeks çok önemli bir yol kat etti. 8 yılda neler yaşandı?
Bu süreçte bizim için en önemli konulardan biri, sanat ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayacak alanlar yaratabilmek oldu. Akaretler bu açıdan bizim için çok önemli bir lokasyon. Tarihi yapıları, merkezi konumu ve farklı disiplinleri bir araya getiren yapısıyla sanatın şehir hayatıyla buluşabileceği doğal bir zemin sunuyor. Artweeks üzerinden bunu somutlaştırmaya çalışıyoruz. Galerileri, sanatçıları, koleksiyonerleri ve izleyicileri aynı mekânda buluşturuyor; kiralamaya açık olan alanları da belirli dönemlerde sergilere ve sanat projelerine ayırıyoruz.
Geçen 8 yılda pandemi gibi zorlayıcı bir dönemden de geçtik. Buna rağmen Artweeks’e olan ilginin ve izleyiciyle kurduğumuz bağın güçlendiğini gördük.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Bilgili Sanat olarak 530 iş birliği gerçekleştirdiğimizi, 200’den fazla galeri, bin 200’e yakın sanatçı ve tasarımcıyla çalıştığımızı ve projelerimizin yaklaşık 1 milyon ziyaretçiye ulaştığını görüyoruz
Seyircinin gözünde Artweeks nereye oturdu? Collectors edisyonuyla şehirdeki yeri nereye taşınacak?
Artweeks’in en önemli özelliklerinden biri, sanatla ilk kez karşılaşan birinin de yıllardır sanat takip eden birinin de kendisini rahat hissedebilmesi. “Collector’s” edisyonuyla bu deneyime farklı bir katman ekliyoruz. Farklı koleksiyonları yan yana görmek, izleyicinin hem koleksiyonların nasıl oluştuğunu hem de koleksiyonerlerin zaman içinde şekillenen tercihlerini keşfetmesine imkân veriyor. Bir koleksiyonun zaman içinde yatay mı yoksa dikey mi gelişeceği, hangi sanatçılar, dönemler ya da disiplinler etrafında derinleşeceği de bu karşılaşmalarla şekilleniyor. Biz de sanatla kurulan bu ilişkinin rahat, erişilebilir ve zaman içinde gelişebilen bir deneyim olmasını istiyoruz.
Collectors sergisi Akaretler’de gerçekleşecek. Sıraevler’in ruhu bu projeye nasıl bir anlam katıyor?
Akaretler Sıraevler’in mimarisi, “Collector’s” için yalnızca serginin gerçekleştiği bir mekan olarak ele alınmıyor. Sergileme biçimini doğrudan etkileyen önemli bir unsur. Geleneksel bir beyaz küp anlayışından farklı olarak oda oda ilerleyen, birbirine bağlanan ve ev hissi veren bir yapısı var. Bu da koleksiyonları alışılmış bir sergi düzeninden farklı biçimde ele almaya imkân sağlıyor.
Bir koleksiyonun yalnızca eserlerden oluşmadığını, koleksiyonerin yaşamıyla, meraklarıyla ve zaman içinde oluşan seçimleriyle şekillendiğini düşündüğümüzde, Akaretler’in bu ev hissi taşıyan yapısı da önemli bir karşılık buluyor. Eserleri daha geleneksel bir galeri düzeninde, tek bir büyük sergi alanında görmek yerine farklı odalarda, farklı karşılaşmalar içinde deneyimlemek mümkün oluyor. Bu durum, koleksiyonların kişisel karakterini ve aralarındaki farklılıkları daha görünür kılıyor.
Aynı zamanda Akaretler’in tarihi dokusu ve günlük hayatın içindeki konumu, sergiyi yalnızca bir sergi ziyareti olmaktan çıkarıyor. Mekânın kendi hafızasıyla koleksiyonların taşıdığı kişisel ve kültürel hafıza yan yana geliyor. Bizim için bu, klasik sergileme anlayışına alternatif bir deneyim yaratması açısından “Collectors”ın önemli parçalarından biri.
Bilgili Sanat ve Bilgili Holding olarak bugüne kadar 40’tan fazla etkinlikte, bin 300’ün üzerinde iş birliğiyle 900’ün üzerinde sanatçı ve 60’ın üzerinde tasarımcıyla çalıştık; bu projeler 1 milyonun üzerinde ziyaretçiye ulaştı
Collector’s edisyonu nasıl devam edecek?
Collector’s aslında Artweeks’in DNA’sında başından beri olan bir yaklaşım. İlk edisyondan itibaren farklı koleksiyonlara ve koleksiyonerlik hikâyelerine yer verdik. ClubFineArts ve Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu ile başlayan bu yaklaşım; Agah Uğur, Hacı Sabancı, Banu-Hakan Çarmıklı – Merdiven Art Space, Yıldız Holding, Volkan Demirel ve Baha Toygar koleksiyonları, Evliyagil Müzesi Koleksiyonu, Selman Bilal ve Şeli Elvaşvili’nin koleksiyoner sergileriyle devam etti. İlerleyen edisyonlarda Bilgili Koleksiyonu, Haluk Akakçe Koleksiyon Sergisi, Ara Güler Müzesi ve Burhan Doğançay Müzesi Koleksiyonu gibi farklı koleksiyonları da izleyiciyle buluşturduk. Dolayısıyla bu edisyonu sıfırdan başlayan bir proje olarak değerlendirmiyor, yıllardır devam eden bu yaklaşımın daha kapsamlı bir biçimde ele alınması olarak görüyorum.
Daha önce Artweeks’in bazı edisyonlarında galerilere ve sanatçı üretimlerine daha fazla ağırlık verdiysek, “Collector’s” ile bu kez sanat dünyasına daha kapsamlı ve yoğun bir koleksiyonerlik penceresinden bakıyoruz. Koleksiyonların nasıl oluştuğunu, farklı bakışların ve kişisel hikâyelerin bu dünyaları nasıl şekillendirdiğini görünür kılmak istiyoruz. Bu nedenle “Collector’s”ın da Artweeks’in bundan sonraki edisyonlarında farklı koleksiyonları ve koleksiyonerlik kültürünü daha geniş bir çerçevede ele alan bir başlık olarak devam etmesini önemsiyorum.
‘Farklı disiplinlerle devam edeceğiz’
Bilgili Holding’in sanatla ilişkisi elbette Artweeks ile sınırlı değil. Nasıl sürecek, sürprizler var mı?
Bilgili Holding olarak sanatı yalnızca projelerimize sonradan eklenen bir unsur olarak görmüyoruz, geliştirdiğimiz yaşam alanlarının ve kentle kurduğumuz ilişkinin önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.
BASE ve 212 Photography İstanbul’a verdiğimiz desteği sürdürmekten ve bu platformlarla yeniden bir araya gelmekten mutluluk duyuyoruz. ADA Show da farklı disiplinlerden aktörleri bir araya getiren yapısıyla bu yaklaşımın bir başka örneği. Ekim 2026’da The Ritz-Carlton Residences B Blok’ta gerçekleşecek “Yüzyılın Tanıkları: Kadın Sanatçılar” sergisinde de mekân sponsoruyuz. Sergi, Türkiye sanatının yaklaşık bir asırlık serüvenini kadın sanatçılar üzerinden ele alıyor. Mihri Müşfik ve Hale Asaf gibi erken dönem öncülerden başlayarak farklı kuşakları bir araya getiriyor.
Bizim için asıl mesele, sanatın yalnızca belirli bir çevrenin deneyimi olmaktan çıkıp gündelik hayatın doğal bir parçası haline gelmesini önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de farklı disiplinlerle karşılaşma alanları yaratmaya devam edeceğiz.