Artweeks Istanbul yepyeni bir edisyona kavuşurken Artweeks’te büyük emeği olan kurucularından ve MERKUR Kurucu Direktörü Sabiha Kurtulmuş’a sözü vermek istedik. 30 yılı aşkın süredir sanat dünyasının içinde bir profesyonel olarak danışmanlık veren Kurtulmuş, sanata sadece mütevazı bütçeleriyle yaklaşan çok samimi alıcıların yanında sanatın kendisine ve maddi değerine eşit derecede önem veren koleksiyonerler olduğunu belirterek “Sanat yatırım danışmanlığı bir kurumsal koleksiyona yön verecekse ya da bir koleksiyonerlik yolculuğuna eşlik edecekse ciddi bir yaklaşım gerektirir” diyor. Kurtulmuş ile Artweeks Istanbul’un Collectors edisyonun doğuşunu ve kurulum sürecini konuştuk.
“Kurumsal koleksiyonerlik sanat ekonomisinin gelişmesine çok ciddi alan açar” diyorsunuz, Artweeks Istanbul’un Collectors edisyonu da buradan mı doğdu?
Artweeks Istanbul etkinliği durağan olmayan, her edisyonda yeni bir devinim içinde olan, sanatın farklı yapı ve dinamiklerini öne çıkaran bir yapı. Daha önce de galeriler ve bağımsız sergilerle birlikte koleksiyoner sergilerini de izleyicilere sunduk. Türkiyenin önde gelen 14 koleksiyoneri bir önceki edisyonlarımızda bizimle beraberdi. Her edisyonda farklı ve yeni bir sunumu hedefleyen Artweeks Istanbul bu edisyonu tamamen koleksiyonere ayırdı.
‘Koleksiyonerin bireysel yolculuğunun izleri takip edilebilecek’
Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Koleksiyonerler nasıl belirlendi, eser seçimlerinde nasıl bir yol izlediniz?
Bu projeyi yapmaya karar verdiğimizde ilk Artweeks Istanbul projemizde yer alan ve bizleri başından beri takip eden sevgili Hakan Çarmıklı ile buluştuk. Onun liderliği ve fikirleri doğrultusunda yine onun davetiyle iki koleksiyonerimizi daha bu projeye dahil ettik. Organizasyonu her zamanki gibi Bilgili ekibi ve sevgili Yağmur ile yürütürken koleksiyonerlerin iletişimi ve ihtiyaçları konusunda Hakan Bey’den destek aldık.
Nasıl bir sergi göreceğiz, ne vaat ediyor seyirciye?
Türkiyenin sanat ekonomisini oluşturan, bizleri destekleyen, önde gelen üç koleksiyonerimiz, koleksiyonlarından önemli bir kesiti, bir sergi başlığında ve küratöryal bir sunumla Artweeks Istanbul süresince sanat izleyicisine ücretsiz bir şekilde sergileyecek. İzleyici, koleksiyonerin sunumundan, izdüşümünden, yol haritasından aslında biraz da nasıl koleksiyon yapılır, nasıl sunulur, sanata bir koleksiyoner olarak nasıl yaklaşılırı bu sergilerde görebilecek. Aslında koleksiyonerin süreç içerisindeki bireysel yolculuğunun izlerini takip edebilecek.
‘Koleksiyonerlik, zamana yayılan, sanatçı ve galericiyle çıkılan uzun bir yolculuk’
Uzun zamandır sanat piyasasında yer alan önemli bir profesyonel olarak, koleksiyonerliğin ülkemizde gelişimini nasıl yorumlarsınız?
Koleksiyonerlik, zamana yayılan, sanatçı ve galericiyle çıkılan uzun bir yolculuk. Koleksiyoner ve alıcı arasında da çok ciddi bir ayrım ve yaklaşım var. Koleksiyoner sayımız, belli kriterler üzerinden değerlendirirsek hâlâ sınırlı. Ancak çok samimi bulduğum çok farklı katmanlardan gelen meraklı alıcı grubu ise, öğrenmeye açık, belli şartlar oluştuğunda koleksiyonerliğe evrilmeye hazır. Dolayısıyla koleksiyoner sergilerinin bizler için en önemli misyonu, yenilere örnek teşkil etmeleri ve yol gösterici olmaları.
Peki sayısı hâlâ sınırlı koleksiyonerlerimiz, dünyayla paralel bir bakış açısıyla mı hareket ediyor, yoksa farklı dinamikleri de var mı?
Dijitalleşmeyle birlikte, tüm dünya koleksiyonerlik benzer dinamiklerle ilerliyor. Seyahatlerin hızlandığı, sosyal medyanın günümüzün ana figürü olduğu ortamda benzerlikler çok daha fazla ve görünür durumda.
Z kuşağının koleksiyonerliğe ve sanata ilgisini nasıl yorumluyorsunuz? Hem sanatçı hem izleyici açısından soruyorum.
Z kuşağı koleksiyonerler, diğer kuşaklardan çok daha farklı alım yapıyor. Tutku ve içgüdüyle değil, ki koleksiyonerlikte bence çok önemli, daha çok görünürlük, bilinirlik üzerinden ilerliyor. Sanatçı keşfetmek yerine, daha emin olarak alım yapmak istiyorlar. Daha fazla araştırıp belki daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyorlar. Ya da yaşam alanlarının içinde, sadece sevdikleri, bağ kurdukları eserlere yer vermek istiyorlar. Alım süreçleri de daha yavaş ve temkinli. Yine de bu yolculukta hepsinin ana bakış açısı, sanatın varoluş sebebi. Dolayısıyla biz profesyoneller de bu vesileyle farklı bakış açılarıyla tanışıyoruz, bizler de evriliyoruz.