Harika bir derbi, nefis bir tempo izledik. Özellikle de Beşiktaş bunu çok iyi başardı. En son ne zaman bu kadar dominanttılar? Hele de iki takım böyle hevesliyken. Maçın adamı teknik direktör Italiano. Oyunu doğru okudu, devre arasında maçın gidişatını değiştirdi. Derbiler böyle kazanılır zaten. Maç başladıktan sonra oyunu doğru okuyan akışı da belirler.
Sanırım yanlış bir bilgi verildi bize. Avrupa Kupaları hafta içi oynanacaktı, hafta sonu değil. Hakikaten müthiş bir derbi izledik. Akıl, mücadele, hırs, taktik… Her şey vardı. Özellikle ilk yarıda Süper Lig’de hiç de alışmadığımız bir tempo izledik. Bu tempoyu 90 dakikaya yayan taraf da kazandı zaten. Hem de pek çok açıdan. Matematik, kimya ve fizik. Hepsinden sınıfı geçen taraftı Beşiktaş. İkinci yarıda rakibini sürklase etti.
Yine de şunun altını bir kez daha çizelim. Hangi ara Süper Lig bu kaliteye ulaştı, algılayamıyoruz. Sadece dört sene önce, yine bir sonbahar gününde oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde, bu iki takımın orta sahasında Salih Uçan, Josef, Arao ve Crespo oynuyordu. Maç 0-0 bitmişti. Kaleyi bulan şut sayısı üçü bulmuyordu. Bu derbide ise ilk yarı nasıl bitti anlamadık. Uzun süredir bir lig maçında görmediğimiz bir mücadele ve kalite bu. Özellikle orta sahada çok üst düzey bir oyun vardı. Sanki derbiden ne beklemeli sorusuna cevap gibiydi maç. Kante, Orkun, Guendouzi, Trossard, Greenwood, Vlahoviç. Çok üst düzey futbolcular bunlar. Bunu her dakika hissettirdiler. Ama Trossard bir başkaydı. Geldiğinden beri aynı soruyu soruyorum. Kaç sezondur Arsenal’i sürükleyecek kadar iyi oynayan birinin Süper Lig’de ne işi var? Bakmayın saçındaki aklara, daha 31 yaşında bu adam. Ve her topa dokunduğunda son on yıldaki bütün maharetlerinin kısa özetini sunar gibi oynuyor. Hayranlık verici.
Bir başka kaybeden de istatistikler oldu dün. Verilere bakarsanız oyuncuların hiçbiri kalbur üstü gözükmüyordu. Bu da yeni kuşak istatistiklerin en büyük zaafı. Eğer orta saha futbolu oyuna hakim olursa matematik onu göremiyor. Orkun, Salih, Olaitan, Trossard dörtlüsü öyle iyi mekik dokudu ki, bunu ne maç özeti, ne de istatistiklerle süzebilmek mümkündü. Maçın tamamını seyredenler anlayabildi ve görebildi.
Bu kurgunun eser sahibi Italiano’ydu. İlk derbisinde sihrini gösterdi. Orta sahayı kapattı, açıkları fark etti, oyunu rakip alana hızlı geçişle ve rakibin dengesini bozarak çözdü. Zaten derbileri maç başladıktan sonra okuyan kazanır. O da ikinci yarı rakibin neredeyse bütün zaaflarını gördü ve top göstermedi. Bu atmosferde, daha ligin bu kadar başıyken bu çok büyük başarı. Çünkü göründüğünden daha rahat kazandılar maçı.
Gelelim kaybedene. Penaltı mı, değil mi tartışmasına takılabilirler. Bu ligin her zaman böyle bir çıkış kapısı var. Verilse oyun değişebilirdi de, bu doğru. Ama hiçbir şey sahadaki oyunu gizlemeye yetmiyor. Fenerbahçe tarafında sorun göründüğünden büyük. Şu kötü, bu kötü diye bu işin altından kalkabilecek gibi değiller. Çünkü bireysel performansla değil takım olarak yenildiler. Planlamada yenildiler. Zekada yenildiler. Yenik duruma düştükten sonra maçı çevirebilecekleri tek bir an olmadı. Önce bunları kabul etmeliler.
Açıkçası İsmail Kartal kaybetti bu derbiyi. Takımını çok iyi çalıştırdığına, oyuncularıyla çok iyi anlaştığına eminim. Ama çalıştırıcılık başka teknik direktörlük başka. Oyuncu değiştirmekle değil oyunu okumak ve dönüştürmekle işinizin ehli oluyorsunuz. Italiano bize en çok bunu gösterdi. Kartal da nerede eksik kaldığını… Oyuna tek bir hamlesi olmadı. Sadece oyuncu değiştirdi ve hiç yeni bir şey göstermedi.
Beşiktaş harika başlangıçla ve mükemmel derbi galibiyetiyle moral depoladı. Kadıköy’de en son bu kadar dominant bir oyun ne zaman oynadılar. Hatırlamak zor. Hele de iki takımın bu kadar istekli ve umutlu çıktığı bir zamanda.
Fenerbahçe ise erken bir krizle uğraşacak. İyi de daha ligin başındayız. Sert ve net konuşmamak gerek. Daha köprünün altından akacak çok su var. Her şey telafi edilebilir, her şey ters de gidebilir. Asıl sorun bundan sonrasına nasıl bakacaksınız? Beşiktaş ufka doğru baktıkça hedefleri daha berraklaşıyor. Fenerbahçe için ise her tökezleme kötü hatıraları tetikliyor. Bakalım kabustan çabuk uyanabilecekler mi?