20 Nisan 2024, Cumartesi
Haber Giriş: 05.03.2024 04:30 | Son Güncelleme: 05.03.2024 10:53

Fenerbahçe’nin üçlü savunmayla zor imtihanı

Avrupa’daki son Türk temsilcisi Fenerbahçe’nin Konferans Ligi son 16 turundaki rakibi Union Saint-Gilloise’ın sahibi eski kumarbaz ve bahisçi Tony Bloom rakamların gücünü futbola uyarlamasıyla tanınıyor. Ülkemizde pek tutmayan üçlü savunma da Fenerbahçe’yi zorlayabilir
Union Saint-Gilloise’ın iki golcü ismi Gustaf Nilsson (solda) ve Mohammed Amoura. Fotoğraf: Getty Images
Union Saint-Gilloise’ın iki golcü ismi Gustaf Nilsson (solda) ve Mohammed Amoura. Fotoğraf: Getty Images

Emre Özcan

Futbolda analitik bakış son 15 yılda büyük bir çıkış içerisinde. Dünyanın ilk büyük futbol data şirketi Opta’nın 2008/2009 sezonunda beri ayrıntılı ilk istatistikleri tutmaya başladığı süreçte onlara büyük yeni şirketler katıldı ve özellikle son beş yıl içerisinde futboldaki datalar ve yeni metrikler de önemli mesafe kaydetti.

Gelişmiş istatistiklerin hızlı bir şekilde çoğalması ve gol beklentisi (xG) gibi ana akım dataların herkesin futbol analitiğinden haberdar olmasını sağladığı bu ortam içerisinde bu bakışı kullanarak kendisine avantaj sağlayacak olan takımların bir noktada ortaya çıkması kaçınılmazdı ve böyle de oldu.

Artık gelişmiş metrikler, datalar ve istatistiklerle futbolda fark yaratmaya çalışan sayısız kulüp mevcut. Başta Arsenal olmak üzere birçok büyük kulüp de transfer yaparken ve teknik adam tercihinde bulunmaya çalışırken rakamları kullanıyor. Bazı transferler hiç canlı izleme yapılmadan, sadece metriklerin yardımıyla yapılıyor.

Ya da belirli datalar bazı iyi performansları nedeniyle transfer edilmesi planlanan bir oyuncunun uygun bulunmamasına neden olabiliyor.

İki eski “kumarbaz”

Eğer oyun bu noktaya geldiyse bunda iki kişinin çok büyük payı var. Bu iki futbol adamı kulüplerinin profili itibarıyla aslında futbolda analitiği kullanarak en büyük farkı yarattılar. Matthew Benham, Brentford ve Midtjylland’da harika yapılar kurarak iki kulübü de kendi tarihi içinde çok kısa bir süre içerisinde zirveye çıkardı. “Moneyball” diye bilinen istatistik yaklaşımını futbola ilk uyarlayan insanlardan biri olarak da herkese büyük bir ilham kaynağı oldu.

Diğer isim ise Royale Union Saint-Gilloise’ın sahibi Tony Bloom. Benham ve Bloom’un 2004’ten beri konuşmadıkları bilinen bir gerçek ve aralarında artık sert bir rekabet var. Fakat bu durum, eski arkadaş oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Hatta Tony Bloom, onu sahibi olduğu Premier Bet şirketine çalışan olarak aldı ve o dönemki arkadaşlıkları muhtemelen bu dünya için de farklı fikirlerin doğmasına sebep oldu. İki eski kumarbaz ve bahisçinin zaten rakamlarla arasının kötü olması pek mümkün değildi.

Fenerbahçe’nin rakibi Union Saint-Gilloise’ın sahibi Tony Bloom, aynı zamanda Premier League’den Brighton’ın da patronu.
Fotoğraf: Getty Images

 

Dolayısıyla profesyonel bir poker oyuncusu olan, yıllarca bahis şirketi işleten ve bu dünyanın sonuna kadar giden Tony Bloom’un da Matthew Benham’la birlikte rakamların gücünü futbola uyarlaması aslında beklenen bir durum. Brighton’da son beş yıl içerisinde büyük fark yaratan ve Premier League’in en iyi transfer yapılanmalarından birini ortaya çıkaran Tony Bloom da aynı Benham’ın Midtjylland’ı gibi kıta Avrupası’nda bir kulüp daha istedi ve Saint-Gilloise’ı alarak orada büyük bir başarı hikayesi yarattı.

2018 yazında Tony Bloom tarafından alınan kulüp 2021 yılında 48 yıl aradan sonra Belçika’nın zirve ligine dönüş yaptı ve üç yıl içinde de ortalığı birbirine kattı. Bu süre içerisinde kademeli bir şekilde yükselen ve geçtiğimiz sezon Belçika Pro Ligi’nin son saniyelerinde dramatik bir şekilde şampiyonluğu kaybeden Saint-Gilloise, bu sezon gücünü net bir şekilde hissettiriyor. Play-off’lar öncesi son üç haftaya en yakın rakibinin 8 puan önünde giren Belçika ekibi, oynadığı futbolla Avrupa’da da fark yaratıyor ve Bloom döneminin en güçlü yapısını sergiliyor.

Bu yazdan beri daha önce yedi yıl boyunca Red Bull bünyesinde altyapı antrenörlüğü yapan Mark Blessin tarafından yönetilen Saint-Gilloise’ın teknik adam tercihleri bile bir scouting bakışının ürünü gibi duruyor. Geçtiğimiz sezonki dramatik kayıp sırasında takımın başında bulunan Karel Geraerts’in bu hayal kırıklığı nedeniyle kulüpten ayrıldığını düşünebilirsiniz ama öyle değil. Sadece yeni kontrat görüşmelerinde anlaşamadıkları için yollarını ayırdılar.

Üçlü oynuyorlar

Blessin’le birlikte tarzlarının değiştiğini söylemek pek mümkün değil. Yine üçlü savunma oynuyorlar ve genellikle sahada 3-5-2 şeklinde görünüyorlar. Yine topa çok fazla sahip olmuyorlar ve geriden oyun kurma çabası içine girmiyorlar. Pas isabet oranları yüzde 80’in altında ve bu bir direktlik ifadesidir. Agresifler, sürekli bire bir mücadeleleri arıyorlar ve bunları kazanmak üzerine bir plan oluşturuyorlar. Gençlik enjeksiyonu hem efor ve enerji yönünden onları yukarı taşıyor hem de ikili mücadeleleri kazanma yüzdelerini artırıyor. 3-5-2’nin getirdiği bir şablon avantajı da özellikle pres oyunlarında ortaya çıkıyor.
3-5-2 diziliş yönünden 4-3-3 türevleriyle (4-3-3 ya da 4-2-3-1) bire bir eşleşme yönünden ideal bir sistem. Çift santrfor stoperlere, kanat bekleri beklere, orta saha üçlüsü orta saha üçlüsüne çıkarken arkadaki üç stoper de 4-3-3 türevlerinin üç hücumcusuyla eşleşerek bire bir markaj ve baskı planında bu takımlara büyük kolaylık sağlıyor. Saint-Gilliose bir pres takımı. Dolayısıyla oyun kurmadaki eksiklerini önde top kazanarak gidermeye çalışıyorlar ve onlara karşı oyun kurmak ciddi bir problemi de beraberinde getirebilir.

Kanat beklerin orta-pas kalitesi fark yaratıyor

Royal Saint-Gilloise, Tony Bloom’un Brighton’a da iş yapan kendi analitik şirketi Starlizard’ın katkısıyla ve sadece Bloom’un bildiği bir algoritmayla isimsiz ama yüksek performanslı oyuncuları bulan bir ekip. Son üç sezonda harcadıkları en yüksek bonservis 6 milyon euro’yla sonrasında Leverkusen’e 20 milyon euro’ya sattıkları Victor Boniface. Bu sezon attığı gollerle dikkat çeken ve bu yaz sadece 4 milyon euro’ya Lugano’dan transfer ettikleri Mohammed Amoura’yla birlikte Gustaf Nilsson ve Dennis Eckert Ayensa da oldukça golcü bir sezon geçiriyorlar. Amoura teknik ve bitiricilik kalitesiyle dikkat çekerken diğer iki oyuncu atletizm, güç ve fizik kaliteyi Belçika ekibine katıyor. Üçlü savunmanın en kritik pozisyonları olan kanat beklerde de gerçekten kendi profilleri için özel oyuncuları bulmuş durumdalar. Şu anda sakatlık geçiren Loic Lapoussin solda, Alessio Castro-Montes sağda hücum yönünden Saint-Gilloise’a büyük katkı veriyor. Oyun tamamen bu iki oyuncu üzerinden genişlerken üçüncü bölgeye gitmekten kesinlikle çekinmiyorlar ve orta-pas kaliteleriyle de fark yaratıyorlar.

Puertas’a dikkat

Amoura’yla birlikte en dikkat çeken isimse orta sahalarındaki 10 numara karakterli Cameron Puertas. Zaman zaman üçlü orta sahada sağ iç gibi, zaman zaman da 10 numara olarak oynayan Puertas, bünyesinde hemen her şeyi barındıran bir orta saha oyuncusu.

Yaratıcı, teknik, pasör, duran top uzmanı ve çok iyi bir driplingçi. Üstelik tüm bunları yaparken de topa ve rakibe çok sert bir oyuncu. Top kazanma metriklerinde de kendi profilindeki oyunculara göre çok farklı bir yerde duruyor.

Muhtemelen Amoura’yla birlikte Saint-Gilloise’dan ilk çıkacak oyuncuların başında gelen Puertas’a mutlaka dikkat etmek gerekiyor.

Üçlü savunmayla baş etmeyi ne kadar biliyoruz?

Ülkemiz maalesef üçlü savunma yönünden çok tecrübesiz. Bu şablonu oynamak büyük eleştirileri beraberinde getiriyor ve teknik adamlar da takımlarına bu yüzden 3-5-2 ve türevlerini oynatma yönünden isteksiz görünüyor. Ama bu durum beraberinde başka bir problemi getiriyor.

Ligde üçlü savunma olmayınca yine takımlarımız bu yapılarla karşılıklı mücadele etme şansını da ancak Avrupa’da buluyorlar ve bu da sistem eşleşmelerindeki problemleri ortaya çıkarabiliyor.

Bu sezon ligimizin iki güçlü ekibi Fenerbahçe ve Galatasaray hem ligde hem de Avrupa’da üçlü savunma takımlarına karşı genellikle vasat ya da altında performanslar sergilediler. Dolayısıyla Fenerbahçe için de Royal Saint-Gilloise eşleşmesi bu yönden büyük bir önem arz ediyor.

Üçlü savunmaya karşı mücadele etmek kanat beklerinin takip etme zorluğu nedeniyle büyük bir problem. Dusan Tadic’ten Castro-Montes’i takip etmesini beklemek mantıklı değil. O yüzden sağ kenardaki oyuncunun rakip sol kanat bekine yapacağı savunma takipleri kolay alan ve zaman vermemek için çok kritik görünüyor.

Saint-Gilliose çok dişli bir ekip. Hem oyuncu kalitesi hem de sistem başarıları nedeniyle özel hazırlığı hak ediyorlar. Fenerbahçe eğer bu turu geçebilirse sonrası için önü çok daha açık hale gelebilir. Zira son 32’yi by geçen bir takım için bu turda Belçikalılarla eşleşmek biraz şanssızlık gibi duruyor.