Freiburg, 2025/26'da kulüp tarihinin en görkemli sezonunu yaşadı. Takım Avrupa Ligi'nde Genk, Celta Vigo ve Braga'yı eleyerek 122 yıllık tarihinde ilk kez Avrupa kupalarında finale yükseldi. Mayıs ayında İnönü'de Aston Villa'ya 3-0 yenilince kupa elden kaçtı. Üstelik o gece onları yenen İngiliz ekibi, takımın 20 yaşındaki yıldızı Johan Manzambi'yi de Freiburg tarihine geçecek rekor bir bedelle kadrosuna kattı.
Küçük bir kulüp için tüm bunlar, genellikle dağılmanın başladığı anların habercisi olabilir. Freiburg'da ise tersi oldu. Takım 2026/27 Bundesliga'nın beşinci haftasında zirveye çıkarak kulüp tarihinin en iyi başlangıcını yaptı. Dört oyuncusu ilk kez Almanya Milli Takımı'na çağrıldı.
Bu akşam 19.30'da ise sezonu yenilgisiz sürdüren Bayern Münih'i ağırlıyorlar. Bu tabloyu anlamak için önce Freiburg'u farklı kılanın ne olduğuna bakmak gerekiyor.
Otuz beş yıl, beş teknik direktör
Freiburg, Almanya'nın güneybatısında, Kara Orman'ın eteğinde kurulu, 240 bine yakın nüfuslu bir üniversite şehri. Kulübün 2021'den beri oynadığı Europa-Park Stadion 34 bin 700 kişilik. Kapasitesi, ülkenin en büyük devi Bayern'in Allianz Arena'sının yarısından az.
Almanya'da onları ayrı yere koyan şey ise sabırları. 1991'den bu yana kulübün teknik direktörlük koltuğunda yalnızca beş isim oturdu: Volker Finke, Robin Dutt, Marcus Sorg, Christian Streich ve Julian Schuster.
Bu sabrın ilk ve en çarpıcı örneği Finke dönemi. Finke, takımı 1993'te ilk kez Bundesliga'ya çıkardı ve 16 yıl görevde kaldı. Bu süreçte 1997, 2002 ve 2005'te üç kez küme düştüler. Normal şartlarda bu bile çoğu zaman bir teknik direktörün sonu demektir. Freiburg ise üçünde de Alman teknik adamla yola devam etti.
Benzer bir sınavı yıllar sonra Christian Streich'la da verdiler. 2015'te küme düşen Streich da aynı şekilde koltuğunu korudu. Takım ertesi sezon Bundesliga 2'yi şampiyon bitirip en üst seviyeye geri döndü. 2024'te Streich ayrıldığında yerine yine içeriden biri geldi. Kulübün eski kaptanı ve o güne kadar hiç teknik direktörlük yapmamış Julian Schuster. Schuster ilk sezonunda takımı beşinci sıraya, ikincisindeyse İstanbul'daki UEFA Avrupa Ligi finaline taşıdı.
Sahadan yönetim katına
Freiburg’un kimliğini belirleyen diğer unsur ise altyapısı. Finke, büyük bütçeli kulüplerle transfer piyasasında yarışamayacaklarını erkenden görmüştü. Dönemin başkanı Achim Stocker’i de farkın başka bir anlayışla yaratılabileceğine ikna etti: Parayla alamadığını kendin yetiştir.
Böylece, 1990'ların sonunda kendini “yetiştirici kulüp” olarak tanımlayan ilk Alman ekiplerinden biri Freiburg oldu. Bu fikir 2001'de açılan Freiburger Fußballschule’de (Freiburg Futbol Okulu) vücut buldu. Sonradan A takımın başına geçecek olan Streich da bir dönem bu okulu yönetmişti.
Bugün 25. yaşını kutlayan okulun bilançosu da ortada. ZDF’nin derlemesine göre Freiburg’da profesyonel kariyerine başlayan tam 73 oyuncunun yanı sıra mayıstaki finalde Schuster’in sahaya sürdüğü oyunculardan sekizi de bu okulun mezunuydu.
Aynı istikrar yönetim katında da sürüyor. Sportif işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesi Jochen Saier 2002, sportif direktör Klemens Hartenbach ise 2001'den beri kulüpte. Gençliğinde takımın kalesini de koruyan Hartenbach yıllarca altyapı ve gözlemci ekibinde çalıştı. Kısacası takım, oyuncular ve hatta oyuncuları seçenlerin hepsi aynı hanede yetişiyor.
Satmak da işin parçası
Bu model en baştan bir gerçeği kabul ediyor: En iyi oyuncular, eninde sonunda gidecek. Freiburg'un bugüne kadar yaptığı şey, satışı doğru zamanda ve doğru fiyata yapmak. Yerine de hazırda bekleyeni koymak.
Manzambi, bu modelin şimdiye kadarki en büyük örneği. Aston Villa, 20 yaşındaki oyuncu için 60 milyon euro civarında bir bonservis bedeli ödedi. Freiburg bu para ile kadroyu yenilemek gibi bir şey yapmadı. Hatta yarısını bile harcamadılar. Bunun yerine tercih ettikleri yol ufak çaplı detay hamlelerde bulunmak oldu. Alman sitesi 90+'nın hesabına göre kulüp yaz gelirinin yalnızca yüzde 49'unu yatırım için kullandı. Bu, ligin üst sıralarındaki takımlar arasında açık ara en düşük oran.
Manzambi'nin yerine, yıllar önce Freiburg'un ikinci takımında oynamış Yannik Engelhardt İtalya'dan geri döndü. Yazın en büyük harcaması ise Werder Bremen'den yaklaşık 12 milyon euroya alınan 22 yaşındaki kaleci Mio Bäckhaus oldu.
1993'ten beri çoğunlukla Bundesliga’da oynayan, son yıllarda Avrupa kupalarından eksik olmayan, bu seviyede final görmüş bir kulüp, 10 milyon euro sınırını ilk kez 2026 yazında aşıyordu. Hem de bonservislerin her yaz yeni rekorlar kırdığı, Premier League’in orta sıra kulüplerinin bile tek bir oyuncuya onlarca milyon euro ödediği bir dönemde.
Rekorlar ve bir lanet
Kâğıt üzerinde zayıflamış görünen kadro, sahada bambaşka bir tablo çizdi. Freiburg sezona Werder Bremen'i 4-1, Paderborn'u 1-0, Mönchengladbach'ı 5-0 yenerek başladı. Frankfurt deplasmanındaki 2-2'nin ardından Schalke'yi on kişi kalmalarına rağmen 2-1 yendiler. Beş maçta toplanan 13 puan kulüp rekoruydu. Altı haftada atılan 15 gol de öyle.
Bu başlangıcın tuhaf bir yanı da var. Freiburg üçüncü ve beşinci haftaların ardından ligde liderliğe yükseldi. Bir sezonda birden fazla kez zirveye çıkmak kulüp tarihinde ilk kez yaşanıyordu. Ancak Kırmızı-Siyahlılar, tarihlerinde lider olarak çıktıkları hiçbir maçı kazanamadı. Bu sezonki iki denemeden birisi Frankfurt'ta beraberlik, diğeri ise Leverkusen'de yenilgiyle bitti. Gerçi lanet yalnızca Freiburg'un peşinde değil. Bu sezon Bundesliga'da lider olarak sahaya çıkan hiçbir takım henüz maç kazanamadı ve iki hafta üst üste zirvede kalamadı.
Yükselişin yankısı milli takıma da ulaşacaktı elbet. Dünya Kupası'nın ardından göreve gelen Jürgen Klopp, Freiburg'dan dört futbolcuyu ilk kez milli takıma davet etti. Philipp Treu, Max Rosenfelder, Yannik Engelhardt ve Derry Scherhant. Üstelik Klopp'un kadrosundaki neredeyse her altı oyuncudan biri, kariyerinin bir döneminde Freiburg'un altyapı okulundan geçmişti.
Gerçeklik payı
Bu başlangıcı bağlamıyla okumak da gerekiyor. Bundesliga'nın resmî sitesi, Freiburg'un ilk haftalarda görece kolay bir fikstürle karşılaştığını not ediyor. Ayrıca ligde gol beklentisinin en fazla aşabilen takım onlar ve fark yaklaşık 3,8 gol. Bu tür bir verimliliği uzun süre korumanın zor olduğu ortada.
Nitekim Leverkusen deplasmanında 2-1 kaybedip liderliği bırakan Freiburg, dört gün sonra Konferans Ligi'nde Monaco'ya da 3-0 yenildi. Freiburg formasıyla bugüne kadar 200'ü aşkın resmi maça çıkan orta saha oyuncusu Maximilian Eggestein'ın Schalke galibiyetinden sonra lider olmaları üzerine söylediği cümle şimdi daha manidar: "Bunun muhtemelen böyle kalmayacağınız biliyoruz. Ama şimdilik güzel."
Bayern'in eksik geldiği akşam
Freiburg'un Bayern'le kapanmamış bir hesabı var. Geçen sezon iki maçta da 2-0 öne geçip ikisini de kaybettiler. Münih'teki maç 6-2 bitti. Nisandaki iç saha maçında ise Freiburg 81. dakikaya kadar 2-0 öndeydi. Tom Bischof'un iki golü ve Lennart Karl'ın son dakika golüyle Bayern 3-2 kazandı. Freiburg, Bayern'i Bundesliga'da en son Mayıs 2015'te yenebildi.
Bu kez şartlar farklı. Bayern'in teknik direktörü Vincent Kompany, cuma günü antrenman tesislerinde fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Kulüp, durumunun stabil olduğunu ama barkaç hafta görevden uzak kalacağını açıkladı. Takım şimdilik Belçikalı teknik direktörün yardımcısı Aaron Danks'a emanet. Babasını kaybeden Joshua Kimmich ile sakatlıkları süren Luis Diaz, Jamal Musiala ve Kim Min-Jae de kadroda yok. Bayern sezonu yenilgisiz sürdürse de deplasmanda Schalke ve Augsburg'dan beraberlikle döndü. Freiburg ise bu sezon evinde oynadığı bütün maçları kazandı.
Bu akşamki sonuç ne olursa olsun, Freiburg bu sezonun ilk aşamasında, kendi gerçeklerinden vazgeçmeyen bir kulübün doğru bir modelle zirvede kendine yer bulabileceğini gösterdi. Bu takımı yakından görmek için de çok beklemek gerekmeyecek. Trabzonspor'un Konferans Ligi kurasındaki en güçlü rakibi olarak nitelendirilen Alman kulübü, 5 Kasım'da Karadeniz'e gelecek.
