24 Eylül 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 24.09.2026 12:08 | Son Güncelleme: 24.09.2026 12:08

Futbol, makarna, Golden Retriever: Kadınlar Şampiyonlar Ligi başladı

Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde ilk maçlar kendine has konu başlıkları çıkardı. “Kendine has” kalıbının kullanım maksadı az sonra anlaşılacak
Fotoğraf: Shutterstock
Fotoğraf: Shutterstock
Ceyda Akbulut

Öncelikle, şampiyonanın global yayıncısı tartışmaların merkezindeydi. Mesele “maç programı” için bir araya gelmiş bir grup yorumcu ve içerik üreticisinin stüdyoda, önlerinde atıştırmalıklarla sohbet etmesiydi. Programın adı “The Hangout” olarak belirlenmişti. İsminden de anlaşılacağı üzere amaç biraz takılmaca biraz geyikti. Yanlarında neden orada olduğuna dair en ufak fikri olmayan dünya tatlısı bir golden retriever, tabloda bingo çizelgesi, arada Inter muhabiriyle yapılan makarna tartışmaları vardı. Yapılmaya çalışılanın eğlenceli olduğu kesindi. Ama buna gerek olup olmadığı çok tartışıldı.

Bu tip programları erkek futbolunda da sık sık görüyoruz. Herkesin en azından sosyal medya akışına düşen ve keyifle seyre koyulduğu Thierry Henry ve Micah Richards’lı “UCL Today” var örneğin; futbola uzak Amerikalıları bile ayak topuna çekmeyi başaran o program… Ancak Şampiyonlar Ligi’nin global yayıncısı, yaptığı tek programda futbol konuşmak ve maçlar üzerine analiz yapmak yerine “eğlenceyi” öne çıkarınca eleştirilerin de merkezine yerleşti.

Bir yandan izlenme kaygısını göz ardı etmemek gerek. Golden retriever gerçekten ilgi çekici, insanın izleyesi geliyor. Ama kadın futbolunda sahaya değinen, oyunu konuşan gerçekten sınırlı sayıda program varken yayıncının elindeki alanı bu şekilde kullanması kulağa pek doğru gelmiyor.

Bu arada iki maç gününün ilkinde yaşananların ardından ikinci akşam fatura dört ayaklı dostumuza kesildi. Yorumcular daha ciddi bir tavır sergilerken bu kez yanlarında sevimli bir eşlikçi yoktu.

Devler Ligi’nin ilk haftasının değerlendirmesini yaparken konuyu bir programdan ve onun üzerine yapılan tartışmalardan açmak dışarıdan bakan biri için alakasız görünebilir fakat aslında en doğrusu bu. Çünkü kadın futboluna dair en büyük mesele, erkek futboluyla karşılaştırıldığında haksız bir rekabete girilmesiyle oluşan izlenme kaygısıyla ilgili. Alana hâkim kimileri doğal olarak kadın futboluna “futbol” gibi yaklaşılmasını beklerken, dışarıdan izleyici yakalamaya çalışan yayıncılar bunun farklı yollarını arıyor. Bu yüzden Chelsea’de teknik direktör Sonia Bompastor’un defans hattında üçlü dizilimde karar kıldığından beri artan oyun hakimiyetini konuşmak yerine çok sesli bir stüdyoda futbol muhabbetlerinin arasına makarna tariflerinin sıkıştırılması tercih ediliyor.

İşte artık milyonluk transferlerle futbol piyasasına giren kulüplerin yer aldığı topraklarda haftanın tartışma konusu tam olarak buydu. Biz fanilerin global tartışmalara uzak kaldığı gündemde yaşananları en azından bilmek değerli. Her gün gelişen ve yavaş yavaş hayallerdeki futbol sermayesi gücüne gelmeye başlayan kadın futbolunda çeşitli kaygılar ve bunlar için üretilen çözüm yöntemleri tartışılmaya devam ediyor.

Saha içine gelindiğinde ise aslında çok dikkat çekici bir ilk hafta oynandı. Şampiyonlar Ligi’nin 18 takımından 12’sinin üst tura geçebileceği lig aşaması başladı.

Doğrudan çeyrek finale gitmek için gözünü ilk dörde, hatta tepedeki iki koltuğa diken Barcelona ve Lyon, tahmin edildiği gibi çok rahat maçlar oynadı. Barcelona’nın rakibi geçmişte büyük takımları sıkça rahatsız etmiş Paris FC’ydi. Katalan ekibi bu maçı rakip kaleye 5 gol atarak geçti fakat Paris, son şampiyona karşı maç boyu sadece savunma yapan bir takım olmamak için elinden geleni yaptı. Yine de gücü yetmedi. Lyon ise Servette deplasmanı için İsviçre’ye gitti ve buradan tam sekiz golle döndü.

Gözüne ilk dört sırayı iliştirmiş iddialı ve tecrübeli iki İngiltere temsilcisi de evlerinde tek gollük zaferler aldı: Arsenal ve Chelsea. Fakat bu iki ekip de aynı sorundan muzdarip. Derin ve çok kaliteli kadrolarına rağmen sezonu istedikleri gibi açabilmiş değiller. İkisi de oyunun her dakikasına hâkim fakat bolca şans bulsalar da bir türlü bitiremiyorlar, akıcı değiller. Skor üretemedikçe rakibi de oyuna dahil ediyorlar. Özellikle Arsenal son dakikada Koge karşısında penaltı kazanmasa, en rahat fikstürlerden birinde Şampiyonlar Ligi’ne puan kaybıyla başlayacaktı. Hikâyenin can alıcı noktası ise Chelsea ve Arsenal’ın karşılaşmasına sayılı günler kalması. Sırtını bir türlü doğrultamayan iki ekip hafta sonu ligde derbi için bir araya gelecek.

Açılış karşılaşmalarının en iyi maçı Bayern Münih - Manchester City oldu. Artık final görmek isteyen Bayern’in en büyük özelliği maç içinde seviye atlayabilen bir takım olmasıydı. Fakat yeni sezona tam tersi girdiler. Yüksek perdeden açtıkları maçları iyi bitiremiyorlar. İşte bu yüzden Almanya’ya özgüvenle gelen İngiltere şampiyonu City karşısında ilk yarıda iki golle öne geçseler de tutunamadılar.

Maçın kritik noktası Bayern’in fiziksel olarak Manchester ekibine karşı gözle görülür üstünlüğüydü. İngiltere liginin diğer bütün liglere göre katbekat rekabetçi ve kora kor olduğu sıkça konuşulur. Fakat burada Ada’nın şampiyonunun Almanya’nın şampiyonu karşısında fiziksel olarak sınıfta kaldığını gördük. Merkezi teknik yoğunlukla harmanlayan Andre Jeglertz’in ekibi, fiziksel direnç anlamında ilk yarıda Bayern’e cevap veremedi. Fakat ikinci 45’te Bavyera ekibinin performansı düşünce City oyuna dahil oldu. Maç beraberlikle bitti.

Real Madrid - PSG karşılaşması da ilgi çekiciydi. Yerel liglerinde ezeli rakipleri Barcelona ve Lyon karşısında istikrarlı biçimde boynu bükülen iki ekip, Devler Ligi’nin açılışında karşı karşıyaydı. Madrid’in yeni transferi 19 yaşındaki İsveçli golcü Felicia Schroder maçın yıldızıydı. Ceza sahasında akrobatik bir bitirici kendisi. Maçın henüz ikinci dakikasında sağdan gelen ortaya sırt üstü uçarak sağ ayağının tabanıyla attı golünü. Erling Haaland izler gibi bir andı. Fakat genç yaş öndeki isimlere gençlik ateşi verirken arkadakilere tecrübesizlik olarak yansıdı. PSG maçın son bölümünde kullandığı penaltıyla beraberlik golünü buldu.

Juventus - Benfica karşılaşmasında maçın büyük bölümü ev sahibinin kontrolündeydi fakat Benfica, golcü savunmacısı Marit Lund ile rakibini avladı. Devler Ligi elemelerinde Fenerbahçe’yi penaltılarda geçen Leuven, lig aşamasının ilk maçında evinde Roma ile berabere kaldı. İtalya temsilcilerinden yüzü gülen tek ekip ise Avrupa arenasında ilk kez boy gösteren Inter oldu. Avrupa Kupası’nı kazanarak Şampiyonlar Ligi’ne geri dönen Hacken’e karşı dirençli, özgüvenli ve dikine oynadılar. İsveç ekibinde aslında çok iyi bir maç geçiren file bekçisi Jennifer Falk, Inter’ın hızlı oyununda yaptığı hatayla oyun dışı kalınca maç bitti.

İlk karşılaşmaların ardından çıkan tabloda puan kazanması beklenen tüm takımlar istediğini buldu. Benfica ve Inter üst sıraların sürpriziydi. Haftanın kaybedenleri ise son Avrupa Kupası şampiyonu Hacken, Barcelona’ya karşı daha iyi direnmeyi bekleyen Paris FC ve The Hangout stüdyosunun masum üyesi köpek dostumuz oldu.