James Pearce / The Athletic
“Ne öfkelendim ne de şaşırdım. Zaten bildiğim bir şeyin doğrulandığını gördüm. Liverpool’da geçirdiğim onca yıl boyunca haksız avantaja sahip bir rakiple mücadele ettiğimizin farkındaydım.”
John Achterberg, antrenörlük kariyerinin 15 yılını Liverpool’a adadı. 2009’da kulübün altyapısında çalışmaya başlayan Hollandalı, 2011’de Kenny Dalglish tarafından A Takım’ın kaleci antrenörlüğüne getirildi. Brendan Rodgers ve ardından Jürgen Klopp dönemlerinde de görevini sürdürdü.
Liverpool, 2020’de Klopp yönetiminde 30 yıllık lig şampiyonluğu hasretine son verdi. Bu zafer, bir önceki sezon 97 puan toplamasına rağmen şampiyonluğu kıl payı kaçıran takım için bir teselli olmuştu.
Ancak 2013-14 sezonunda Brendan Rodgers yönetiminde mücadele eden futbolcuların çoğu aynı mutluluğu yaşayamadı. O sezonun ardından işler ters gitmeye başladı, kadro büyük ölçüde dağıldı. Liverpool altı yıl sonra şampiyonluğa ulaştığında 2013-14 kadrosundan geriye yalnızca Jordan Henderson kalmıştı.
Manchester City hakkındaki komisyon kararı, Liverpool’un o olağanüstü sezonunu yeniden gündeme getirdi. Üstelik 2013-14 sezonu, Premier League’in City için tanımladığı “neredeyse on yıla yayılan sistematik kural ihlalleri” döneminin tam ortasına denk geliyordu.
Rodgers’ın ilk sezonunu yedinci sırada tamamlayan Liverpool’da 2013 yazına girilirken beklentiler pek yüksek değildi.
Kulüp, Luis Alberto, Iago Aspas, Simon Mignolet, Mamadou Sakho ve Tiago Ilori için toplam 41 milyon sterlin harcadı. Manchester City’den Kolo Touré bedelsiz transfer edildi. Valencia’dan Aly Cissokho, Chelsea’den Victor Moses kiralandı. Üstelik Andy Carroll, Jonjo Shelvey, Stewart Downing ve Jay Spearing’in satışlarından yaklaşık 30 milyon sterlin gelir elde edilmişti. Kısacası Liverpool transfer piyasasında büyük paralar harcamamıştı.
Diğer tarafta Manuel Pellegrini’nin Manchester City’si vardı. City, Fernandinho, Stevan Jovetić, Álvaro Negredo, Jesús Navas ve Martín Demichelis için yaklaşık 100 milyon sterlin harcamış, oyuncu satışlarından ise yalnızca 16 milyon sterlin civarında gelir elde etmişti.
Liverpool sezona en önemli oyuncularından biri olmadan başladı. Luis Suárez, önceki sezon Chelsea karşısında Branislav Ivanović’i ısırdığı için aldığı 10 maçlık cezanın kalan bölümünü tamamlamak zorundaydı. Uruguaylı golcü eylül ayının sonuna kadar forma giyemedi. Yaz aylarında Arsenal’e transfer olmak için uğraşmıştı ama sahalara döndükten sonra Liverpool’u kimsenin beklemediği bir şampiyonluk yarışına taşıyınca bütün bunlar çabucak unutuldu.
Suárez, Premier League’de 31, Daniel Sturridge ise 21 gol attı. İkili, Avrupa’nın en tehlikeli hücum ortaklıklarından birini oluşturdu. Rodgers’ın orta sahanın gerisine çektiği Steven Gerrard, 13 gol ve 13 asistle oynadı. Genç Raheem Sterling de hızı ve hareketliliğiyle rakip savunmaların başına bela oldu.
Şubat 2014’ün başında lider Arsenal’i 5-1 yendikleri unutulmaz maç, Liverpool’u şampiyonluğun eşiğine kadar taşıyacak 11 maçlık galibiyet serisinin başlangıcıydı.
Hillsborough faciasında hayatını kaybeden 97 kişinin anıldığı gün Anfield’da Manchester City’yi 3-2 mağlup etmeleri ise sezonun belki de en duygusal anıydı.
Maçın ardından Sky Sports kameraları, Gerrard’ın takım arkadaşlarını etrafına toplayıp yaptığı konuşmayı kaydetti:
“Artık bu fırsatı elimizden kaçırmayacağız. Dinleyin beni, bu maç geride kaldı. Şimdi Norwich’e gidiyoruz ve aynısını orada da yapacağız. Haydi!”
Bir hafta sonra Norwich deplasmanından da 3-2’lik galibiyetle döndüler. Liverpool’un şampiyon olmak için kalan üç maçından yedi puan çıkarması yeterliydi.
Sonrasında yaşananları ise herkes biliyor.
José Mourinho’nun Chelsea’si karşısında Steven Gerrard ayağı kayıp topu kaybedince Demba Ba fırsatı değerlendirdi. O dönem Chelsea kadrosunda Mohamed Salah da vardı. Willian son dakikalarda bir gol daha attı ve Liverpool sahadan 2-0 mağlup ayrıldı.
Bir sonraki hafta Selhurst Park’ta daha da acı bir gece yaşandı. Liverpool, Crystal Palace karşısında bitime 12 dakika kala 3-0 öndeydi. Maç 3-3 bitti. Gerçi City’nin üstün averajı nedeniyle bu beraberliğin şampiyonluğun kaderine etkisi kalmamıştı.
Liverpool son hafta Newcastle United’ı mağlup etti. Manchester City ise West Ham United karşısında hata yapmadı. Son beş maçını kazanarak sezonu tamamlayan City, iki puan farkla şampiyon oldu.
O şampiyonluğun kaçışı, üzerinden on yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ o takımın oyuncularını ve antrenörlerini yaralıyor. Rakip taraftarlar bugün bile Gerrard’ın kayması üzerine bestelenmiş tezahüratları söylemeye devam ediyor.
Gerrard, 2020’de The Athletic’e verdiği röportajda şöyle demişti:
“Pişmanlıklarımla yaşamak zorundayım. Bunların hiçbir zaman tamamen ortadan kalkacağını sanmıyorum. Üç kez şampiyonluğa çok yaklaştım. 2014’te olanları herkes biliyor. Chelsea maçında yaşananlar ve bunun acımasızlığı yüzünden o sezon diğerlerinden çok daha fazla konuşuluyor.”
2013-14 sezonunda bir savunma oyuncusu olmasına rağmen yedi gol atan Martin Škrtel de 2023’te benzer duygular içindeydi:
“Hâlâ canımı yakıyor. Bazen o sezon neyi farklı yapabilirdik, şampiyon olmak için neyi değiştirebilirdik diye düşünüyorum. Ama ne yazık ki geçmişi değiştiremiyoruz.”
Slovak stoper, Liverpool’da geçirdiği sekiz sezonda yalnızca bir Lig Kupası kazanabildi.
Liverpool altyapısından yetişen Jon Flanagan ise yedi sezon boyunca Premier League’de yalnızca 51 maça çıktı. Bunların 25’i 2013-14 sezonundaydı. Liverpool formasıyla attığı tek golü de Tottenham’ı White Hart Lane’de 5-0 yendikleri maçta kaydetmişti.
Flanagan, 2020’de The Athletic’e şunları söylemişti:
“Kendimi ‘Keşke’ demekten alamıyorum. Şampiyonluğa o kadar yaklaşmıştık ki… O sezon ligi kazansaydık her şey ne kadar farklı olurdu? Bu düşünce hâlâ aklımdan çıkmıyor.”
Şampiyonluğun kaçmasında başka etkenler de vardı elbette.
City karşısındaki galibiyetin son dakikalarında Samir Nasri’ye sert müdahalesi nedeniyle kırmızı kart gören Henderson’ın üç maç ceza alması Liverpool’a pahalıya mal olmuştu.
Rodgers da beraberliğin işlerine yarayacağı Chelsea karşılaşmasında takımının hücum isteğini dizginleyemediği için eleştirilmişti. Ancak o sezon Premier League’de 101 gol atıp 50 gol yiyen Liverpool’un oyun anlayışı düşünüldüğünde, Rodgers’ın neden hücumdan vazgeçmediğini anlamak zor değil.
Achterberg ise şampiyonluğun kaçmasında çok daha temel bir etkenin bulunduğunu düşünüyor: Kadro derinliği.
“O sezon kimse bize şans vermiyordu. Sonra inanılmaz bir galibiyet serisi yakaladık. Stevie’nin kaymasını da konuşabilirsiniz, savunmamızın yeterince iyi olmadığını da. Ama sonuçta farkı yaratan şey kadro derinliğiydi. Biz kadroyu tamamlamak için genç oyunculara ve uygun maliyetli transferlere güvenmek zorundaydık. City ise büyük paralar harcayarak kendini kanıtlamış milli futbolcuları getiriyordu.”
Achterberg’e göre City’nin kuralları ihlal etmesinin etkileri yalnızca kaybedilen şampiyonluklarla sınırlı değil.
“Şampiyon olsaydık kazanacağımız ek gelirler de vardı. O parayla Liverpool dünyada daha da büyüyebilir, gücüne güç katabilirdi.
Jürgen geldikten sonra da benzer şeyler yaşandı. Bazı yaz transfer dönemlerinde birkaç oyuncu daha alabilsek takım çok daha güçlü olabilirdi. Ama teknik direktöre mali durumun buna izin vermediği söyleniyordu. O da elimizdeki imkânlarla rekabet etmenin yolunu bulmak zorundaydı.
Kendi kendimize ‘City nasıl bu kadar para harcayabiliyor?’ diye soruyorduk. Wembley’de onlara karşı oynadığımız bir maçı hatırlıyorum. Kendilerine ayrılan biletleri satamadıkları için binlerce koltuğun üzerini dev bir pankartla kapatmışlardı. Taraftar kitleleri bizimkiyle kıyaslanamazdı bile. Ama ticari gelirleri bizden yüksekti. Aklımız almıyordu.”
2014 baharında yaşanan büyük hayal kırıklığının ardından Brendan Rodgers’ın Liverpool’daki kariyeri de hızla kötüye gitti.
Suárez o yaz Barcelona’ya transfer oldu. Liverpool onun boşluğunu dolduramadı. Gerrard, MLS ekibi LA Galaxy’nin yolunu tuttu. Sterling ise uzayan transfer görüşmelerinin ardından Manchester City’ye satıldı. Rodgers da şampiyonluğun kaçmasından yalnızca 17 ay sonra görevinden alındı.
O sezon Liverpool şampiyon olsaydı her şeyin farklı gelişebileceğini düşünenler var. Belki Rodgers kulüpteki yerini sağlamlaştıracak, belki de Liverpool Ekim 2015’te Jürgen Klopp’un kapısını çalmayacaktı.
Ancak kulübün sahibi Fenway Sports Group’un bu yaz, daha önce şampiyonluk yaşamış Arne Slot’u bile görevden aldığını düşünürsek bu ihtimale fazla güvenmemek gerekiyor. Üstelik Liverpool yönetimi Klopp’u zaten uzun süredir takımın başına getirmeye çalışıyordu.
City hakkındaki kararın ardından eski Liverpool sol beki José Enrique ise meseleye biraz mizahla yaklaştı. Sosyal medyada Premier League kupasını öptüğü eski bir fotoğrafını paylaştı:
“İşte geldi bile! Teşekkürler Premier League. Madalyayı da bir an önce gönderin!”
Enrique, City’nin şampiyonluklarının geri alınarak diğer takımlara verilebileceği tartışmalarına gönderme yapıyordu.
Fakat eski Liverpool oyuncularının büyük bölümü konuyla ilgili konuşmaya pek istekli değildi. The Athletic, 2013-14 sezonunun futbolcularına ve teknik ekibine ulaşmaya çalıştığında benzer yanıtlarla karşılaştı.
Bazıları City’nin itiraz süreci tamamlanmadan yorum yapmak istemediğini söyledi. Futbol dünyasında hâlâ çeşitli görevler üstlenen diğer isimler ise kamuoyu önünde konuşmanın doğru olmayacağını düşündü.
O sezonun kadrosundan Henderson bugün Chelsea’de, Suárez Inter Miami’de, Philippe Coutinho Santos’ta, Iago Aspas Celta Vigo’da, Luis Alberto Katar’ın Al Wakrah takımında, Victor Moses ise Kazakistan’ın Kaisar kulübünde futbol hayatını sürdürüyor.
Geçen sezon sonunda futbolu bırakan Simon Mignolet, Belçika Futbol Federasyonu’nda teknik bir göreve başladı. Škrtel, Slovakya’nın Spartak Trnava kulübünde sportif direktör; Daniel Agger ise Danimarka Milli Takımı’nda yardımcı antrenör. José Enrique futbolcu menajerliği yapıyor. Kolo Touré de Pep Guardiola’nın mayıs ayında Manchester City’den ayrılmasına kadar kulübün teknik ekibindeydi.
Peki Achterberg’e göre City nasıl cezalandırılmalı?
“Ceza ağır olmalı. Aksi takdirde diğer kulüplere şu mesajı vermiş olursunuz: ‘Kuralları çiğneyebilirsiniz. İstediğiniz kadar para harcayıp şampiyonluklar kazanabilir, tarihe geçebilirsiniz. Sonra da hiçbir yaptırımla karşılaşmadan yolunuza devam edebilirsiniz.’
Bence kulüpler küme düşürülmeli, para cezası almalı ve kazandıkları şampiyonluklar geçersiz sayılarak boş bırakılmalı. Eğer kupaları ikinci olan takımlara vermek istiyorlarsa buna da karşı çıkmam ama açıkçası bunun ne anlamı olacağını bilmiyorum.
Kaybettiğiniz şeyi asla geri alamazsınız. Aynı duyguyu bir daha yaşayamazsınız. Aradan bunca yıl geçmişken oturup şampiyonluk kutlayamazsınız.
Jürgen’in Liverpool’da kazandıklarıyla barışık olduğunu okudum. Ne demek istediğini anlıyorum. Orada hayatımızın en güzel günlerini yaşadık. Ama City kuralları çiğnemeseydi her şeyin daha da güzel olabileceğini bilmek, insanın içine oturuyor.”