T24’ten Can Öztürk’ün haberine göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu görüşmek üzere yeniden toplandı. 17 yargıçlı Büyük Daire’de görülen duruşma yaklaşık 2,5 saat sürdü. Nihai kararın ise önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor.
Duruşmada Türkiye’yi, Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır temsil etti. Bozbayındır savunmasında Gezi Parkı eylemlerini “birden fazla aktörün katıldığı kolektif bir suç” olarak tanımladı ve bu tür suçlarda teşebbüs aşamasının dahi cezalandırılabileceğini vurguladı.
Bozbayındır, “Hedefin tam olarak gerçekleşmesi gerekli değildir; çünkü başarılı olursanız bu suçu yargılayacak bir hâkim kalmayacaktır” diyerek, Gezi eylemlerinin hükümeti devirmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini savundu. Kavala’nın mahkûmiyetinin yalnızca bireysel eylemlerle değil, “organizasyon, finansman ve yönlendirme rolüyle” bağlantılı olduğunu belirtti.
Savunmada ayrıca, Kavala’nın “müşterek fail” olarak yargılandığı, doğrudan şiddet uygulamasının zorunlu olmadığı ve delillerin bütüncül değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Yerel mahkemelerin kararlarının “öngörülebilir ve hukuka uygun” olduğu savunuldu.
Türkiye tarafı, AİHM’nin ulusal mahkemelerin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapmaması gerektiğini de vurguladı. Bu davanın, uluslararası mahkemelerin ulusal yargı süreçlerine müdahalesinin sınırlarını göstermesi açısından önemli bir örnek olduğu dile getirildi.
Kavala’nın avukatları ise müvekkillerinin uzun süredir “hukuka aykırı ve keyfi” şekilde tutuklu bulunduğunu savunarak, davanın ceza adalet sisteminin araçsallaştırılmasının bir örneği olduğunu öne sürdü.
Ne olmuştu?
Sivil toplum çalışmalarıyla tanınan Osman Kavala, 2017 yılında Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı suçlamalar kapsamında tutuklandı. 2020’de beraat etmesine rağmen aynı gün yeniden gözaltına alındı ve farklı suçlamalarla tutuklandı.
Kavala hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından da onandı.
AİHM ise 2019 yılında verdiği kararda Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlali olduğuna hükmetmiş ve serbest bırakılması gerektiğini belirtmişti. Türkiye’nin bu kararı uygulamaması üzerine süreç Avrupa Konseyi nezdinde yaptırım tartışmalarına kadar uzanmıştı.


