MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstinaf Mahkemesi'nin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği 'mutlak butlan' kararının ardından ilk kez konuştu. "Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir" yorumunda bulunan Bahçeli, "Mesele hukuk zemininden demokrasi platformundan, siyasi rekabetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir" ifadelerini kullandı.
Bahçeli, "Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir" açıklamasında bulundu.
CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarına da değinen Bahçeli, mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu ile benzer bir şekilde CHP'ye "arınma" çağrısında bulundu. Bahçeli "Sorumluluk mevkilerindekilerin yozlaşmanın ve çürümenin baş aktörü olması içine düşülen bataklığı göstermektedir. Bu noktada CHP her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı, toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır" dedi.
MHP'nin TBMM'de gerçekleştirdiği grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Yaşananlar CHP'ye yakışmıyor"
Hangi zaman diliminde ülkemiz siyasi tansiyonu yüksek bir süreçten geçmektedir. Manevi iklimiyle, barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.
"Tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmalı"
Türkiye'nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak provokasyonları artıracak, tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır.
"Yargıtay kararının bir an önce vermeli"
Politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanları ve milli kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden demokrasi platformundan, siyasi rekabetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.
En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalıdır ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve terörsüz Türkiye sürecinde ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.
"Temiz siyaseti demokrasinin teminatı olarak kabul ediyoruz"
Toplumsal barışı ve demokratik sistemin varlığını tehdit eden, devlet kurumlarına olan güveni sarsan ve toplumsal tahribata neden olan ahlaki kirlilik ve yolsuzluklarla kararlı ve etkin mücadele suretiyle temiz siyaset, temiz yönetim ve temiz toplumun tesisini ve kalıcılığını hedefliyoruz. Dürüstlüğü teşvik eden ahlaki kuralların oluşturulmasına, eğitimin her kademesindeki insanımıza bu erdemlerine kazandırılmasına önem veriyoruz. Devlet malına sahip çıkmanın, kamu malını öncelemenin bir hayat tarzı olarak benimsenmesini esas alıyoruz. Sağlıklı bir demokrasinin ancak dürüstlük, tutarlılık, hoşgörü ve samimiyet gibi ahlaki değerlerle bezenmiş bir siyasi kültür zemini üzerinde yükseltebileceğine inanıyor, ilkeli, seviyeli ve temiz siyaseti demokrasinin teminatı olarak kabul ediyoruz.
"CHP arınmalı ve durulmalıdır"
Son dönemde bazı belediyeler üzerinden yürütülen soruşturmalar neticesinde ortaya çıkan vahim iddialar, toplumu bir arada tutması gereken ahlaki değerlerin ne denli tahrip olduğunu gözler önüne sermiştir. Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen ve görevleri belediye ve belde halkına hizmet etmek olan bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar, yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşma halleriyle iki cihanda da kurtuluşu olmayan bir düşkünlük halidir. Bunlar hangi siyasi partiye ait olursa olsun hem topluma hem de içinde bulunduğu camiaya zarar vermektedir. Türk siyasetini kirleten bu kişiler yaptıkları karşısında koruma görmemeli, siyaseti kirletmelerine müsaade edilmemeli, siyasetten temizlenmelidir. MHP, temiz siyaset, temiz toplum ilkesi doğrultusunda bu konuda her zaman üzerine düşeni yapmış, partimizi töhmet altında bırakanların kim olursa olsun üzerine giderek gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.
Sorumluluk mevkilerindekilerin yozlaşmanın ve çürümenin baş aktörü olması içine düşülen bataklığı göstermektedir. Bu noktada CHP her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı, toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır.
Siyaset mutlaka daha şeffaf, daha tutarlı bir zemine taşınmalıdır. Siyasetin finansmasından siyasi etik ilkelerine kadar siyasi partiler rejimi gözden geçirilmeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ruhuna uygun düzenlemeler yapılmalıdır.
Türkiye bir hukuk devletidir. Bölgemiz ateş çemberi içerisindeyken, Türkiye başta milli güvenliği tahkim etmek üzere bölgenin yeniden istikrara kavuşması için uğraş verirken CHP'nin bir gündem yansılaması içinde patinaj yapmasının kimseye faydası olmayacaktır.
"Coğrafyamız İsrail tehdidi ile karşı karşıya"
Küresel sistemin öngörülemez gidişatın coğrafyamızdaki izdüşümü ise siyonist yayılmacılığın heba ve hevesleridir. Coğrafyamız ifrit ve marjinal o ideolojik sapkınlıklarla yürütülen İsrail'in parçalara bölerek siyonistliği hayata geçirmesiyle karşı karşıyadır.
Türkiye köklü devlet geleneği tarihin kadim gözleridir.
İslam ülkeleri arasında kuvvetli birlik temin edilemedi. Bu yalın gerçeği görmek için daha ne kadar acı çekilecektir. Bir kez daha İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi için Kudüs Paktı teklifimiz ciddiyetle ele alınmalı. İslam dünyası ayağa kalkmalı, İsrail'e haddini bildirmelidir. Filistin özgürleşmelidir.
BM can çekişmektedir. AB ve NATO gibi kurumlar kan kaybetmektedir. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken İslam coğrafyasının bir ve bütün olarak çıkması elzemdir. Türkiye buna hazırdır.
ABD fena halde bocalamakta, Trump'ın konuşmalarından savaşı kesin bir şekilde kaybettiği anlaşılmaktadır. Zira boş tehditler savunurken, zaaflarını ortaya koymaktadır. Ne tuhaftır ki siyasi hedefleri Netanyahu'nun belirlediği bir savaşı ABD askerlerinin sürdürmesi ve kazanmasını beklemesi akla ve mantığa aykırıdır. ABD unsurlarının üst düzey komutanları buna karşı çıkmaktadır. Ancak Trump itiraz edeni görevden almaktadır. ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir. ABD'nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır. İsrail ise ateşkese rağmen bir yandan Lübnan'a saldırırken, diğer yandan Batı Şeria'da terör estirmektedir. Adına yerleşimciler denen işgalcilere gidin sivil Filistinlileri evlerinden atın demiştir.
Balkanlarda istikrarlar, kafkaflarda düzen Türkiye'siz kurulamaz.
Kaynak: Gazete Oksijen
