30 Mart 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 30.03.2026 12:57 | Son Güncelleme: 30.03.2026 13:12

Ekrem İmamoğlu'na "Bilirkişi Davası"ndan soruşturma

İmamoğlu'na "kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit" gerekçesiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı
Ekrem İmamoğlu'na "Bilirkişi Davası"ndan soruşturma
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Tutuklandıktan sonra görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün hem İBB davası hem de 'bilirkişi' davasında hakim karşısındaydı. İmamoğlu'nun bilirkişi davasında yaptığı savunmayla ilgili yeni soruşturma başlatıldı.

İmamoğlu'na "kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit" gerekçesiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2025/125 esas sayılı dosyasının 30.03.2026 tarihli duruşmasında ifade veren sanık Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın yürütmüş olduğu ve kamuoyunda İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü olarak bilinen soruşturmada görevli yargı mensuplarına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle, “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlarından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır. "

İmamoğlu hakkında, söz konusu basın toplantısında bilirkişi S.B. hakkında dile getirdiği sözler nedeniyle "adil yargılamayı ve bilirkişi ile tanığı etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

İmamoğlu'nun savunmasından öne çıkanlar:

Savunmasına adil yargılama vurgusuyla başlayan İmamoğlu, aynı gün Silivri’de başka bir dosyanın daha görüldüğünü belirterek, “Silivri’de şu an bu salonda duruşmam devam ederken, yine bu binada bir başka salonda da şahsıma ve yol arkadaşlarıma yönelik bir başka kumpasın, bir başka Ekrem İmamoğlu davasının yargılaması yapılıyor” dedi. İmamoğlu, bu dosyaların “yalanla, uydurma beyanlarla, sahte belgelerle, kes kopyala sayfalarla ve gizli tanıklarla kurgulandığını” savundu.

İmamoğlu, savunmasında “4.000 sayfalık bir iftiraname” ifadesini kullanarak, “Tabiri caizse burada bugün bir ‘Ekrem İmamoğlu mesaisi’ yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda” dedi. İmamoğlu, bu sürece karşı verilen mücadelenin “sadece bireysel bir hak ve özgürlük mücadelesi değil, demokrasi ve adalet mücadelesi” olduğunu söyledi.

“Biz bir bilirkişiyi etkilemedik, çünkü ortada etkilenecek bir süreç yoktu”

“Bu mahkeme de başladığından beri yaşanan yargıç değişim süreçlerinden birine siz de muhatap oldunuz. Dolayısıyla bir ara yargıçla karşı karşıya gelinmişti, siz aslında 3. hâkim olarak burada bulunuyorsunuz. Ben de sizin huzurunuzdayım. Bu davanın konusu da bilirkişiyi ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmişim ben. Bu suçlamalarla yargılanıyorum. Ancak ortada izaha gerek bırakmayacak kadar açık bir gerçek var: Biz bir bilirkişiyi etkilemedik. Çünkü ortada etkilenecek bir süreç yoktu. Karşımıza çok ilginç bir şahsiyet çıktı. Söz konusu bilirkişi raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Bizim yaptığımız, bu raporların içeriğini, sonuçlarını ve yarattığı etkileri kamuoyuna anlatmaktan ibarettir.

İsmi geçen bilirkişi Satılmış Bey, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle ilgili dava dosyalarındaki görüşünü zaten çoktan sunmuştu. Biz de açıkçası o davaları ve duruşmalardaki dosyaları inceleyince ve farklı farklı dosyalara hep aynı arkadaşların baktığını görünce böyle bir ‘kişilikle’ karşı karşıya geldik. Açıkçası ‘kişilik’ demek bile bana zül geliyor, o kadar ifade edeyim.

Suçlamaların temeli olan 27 Ocak 2025 tarihinde yaptığım konuşmada, bu şahsın şahsımla ilgili sunacağı yeni bir raporu yoktu; zaten bütün raporları aylar öncesinde sunmuştu. Tabii aynı kişi üzerinden yeni bir planlama var mıydı? Çünkü kişiye özel dosyaları birleştiren bir sistem vardı Cumhuriyet Savcılığı’nda. Bu çok net. Benim şahsıma dair yeni bir rapor planı var mıydı bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla yoktu. Konuşmamda onu etkilemeye yönelik tek bir kelimem var mı? O da yok. Talimatım var mı? Ki mümkün değil. O da yok. O günkü açıklamalarım, tamamen ifade özgürlüğü kapsamında eleştiriden ibarettir.

“Bilirkişi, o dosyada yalanla, iftirayla beni suçlama gayretinde”

Bu raporların sonuçları insanların hayatına mal olacak seviyededir ve ben de tam olarak bunları anlattım. Örneğin Beylikdüzü Yayla Davası’nda Danıştay, yani yüksek yargı; ‘İç denetim yeterlidir, belediye başkanının sorumluluğu yoktur’ diyor. Ancak bu bilirkişi, çıkıp bir rapor hazırlıyor ve ihale iptali olmadığı halde ‘Ekrem İmamoğlu suçludur’ diye yazıyor. Ortada böyle bir denetçi raporu var mı? Yok. Yani bilirkişi, o dosyada yalanla, iftirayla beni suçlama gayretinde. Bunu ben anlatmayacağım, dert yanmayacağım veya toplumu bu konuda bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Bu benim en doğal hakkım.

Hukuksuz yöntemlerle oluşturulmuş bu davaları tespit ettik. Özellikle beni ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış diye baktığımızda hep aynı isim çıktı karşımıza: Satılmış Bey. Evet, Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum, gerçekten bu absürt bir davada. Ne yazık ki sizin de ifade ettiğiniz gibi iş yükü çok yoğun ve sayenizde böyle absürt bir davaya mesai harcamak zorunda kalıyorsunuz. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp ‘Ya Rabbi şükür’ diyecek halimiz yok yani.

Biz milletin iradesiyle, 16.000.000’luk dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden birinin belediye başkanıyız. Bu iftiralara karşı dik duruşumuz hem bu şehrin belediye başkanı olarak hem de 86.000.000 insanımızı yöneteceğine inanan bir aklı, mantığı ortaya koyarak, tarihte görülmemiş 15.500.000 insanın ön seçimde oy kullanarak yetki vermek istediği bir Cumhurbaşkanı adayı var karşınızda. Dolayısıyla ben burada sadece kendi hakkımı değil, yapılan hukuksuzluklara binaen aziz milletimin hak ve hukukunu savunmakla ilgili hamleler yapıyorum.

İstanbul’da 8.000’in üzerinde bilirkişi var. Çok enteresan; bu kadar kişi arasından 4 ayrı dosyada da aynı ismin atanma ihtimali matematiksel hesaplara sığmıyor. Ben bir laf atayım ama aslında 100 katrilyonda 1!. Ekrem İmamoğlu ile ilgili 4 dosyaya bu insanın girmesi 100 katrilyonda 1 iken, diğer CHP’li belediyelere de aynı kişinin nokta atışı atandığını eklediğiniz zaman artık matematik buna yetmiyor. Ben bu imkansızlığı tespit etmişim, kamuoyuna duyurmuşum ve hakkında işlem yapılmasını istemişim. Ancak yargıya çöreklenmiş bir avuç kötü niyetli muhteris ne yapıyor? Dönüp bana dava açıyor. Ben ne derim onlara? ‘Hadi oradan’ derim, ‘Hadi oradan!’

“Bilirkişi sadece rapor yazmıyor, onlarca siyasetçinin ve bürokratın hayatını altüst ediyor”

Ayrıca bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor Sayın Hâkim. Onlarca siyasetçinin ve bürokratın hayatını altüst ediyor. Bu yalan ve iftira raporlar, kıymetli dostum, değerli hocam, Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer’in de hayatını etkiledi. Bilirkişi resmen üçkağıtçılık yaptı. O sistemin içinde onun yaptığı, 3 bilirkişiden 2’sinin ortak beyanına karşı, sadece bu Satılmış Bey’in beyanının kabulüyle kendisi 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı. 1 yıl 10 günün hesabı verilmez mi? Onunla birlikte masum ve gerçekten mağdur olan, içinde birebir tanıdığım hasta kardeşlerimin de olduğu bürokratlar burada, Silivri’de yattılar.

Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece ‘bilirkişi’ diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bakın vardığı noktaya ve ona dayanarak verilen kararlara!

Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi. Onlarcası. Dronlarla havadan çekildi, fotoğrafları ve videoları medyaya servis edildi. Eee biz de ne yapacağız? ‘Ya Rabbi şükür’ diyerek izleyeceğiz! Biz! Bu milletin karakteri bunu yapmaz. Ben öyle bir milletin evladı değilim. Bana bu milletin, bu toprakların verdiği karakter, haksızlığa karşı mücadele etmeyi öğretmiştir. Haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytanın en öndeki neferidir. Öyle ifade edeyim.”

Kaynak: Gazete Oksijen