02 Eylül 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.09.2026 20:21 | Son Güncelleme: 02.09.2026 20:34

Fatoş Pınar Türker sağlık sorunlarını anlattı, tahliyesini istedi: Kızlarıma kavuşamamaktan korkuyorum

Cezaevinde üç kez bayılmasının ardından iki infaz memurunun 15 dakikada bir kontrol için odasına geldiğini anlatan Fatoş Pınar Türker, "Sağlığımı kaybetmekten kendim için değil, iki kızıma kavuşamamaktan korkuyorum. Kızlarıma kavuşabilmek için tahliyemi talep ediyorum" dedi
Fatoş Pınar Türker sağlık sorunlarını anlattı, tahliyesini istedi: Kızlarıma kavuşamamaktan korkuyorum
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 74’üncü gününde tutuklu sanıklardan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in tahliye talebine ilişkin beyanları alındı. Türker, iki çocuk annesi ve bekar bir kadın olarak kendi durumunu “ağırlaştırılmış tutukluluk” olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“Ben ağırlaştırılmış müebbetlerle bir arada aynı koridorda kalıyorum. Çok zor şartlar altında, onlar tabii ki cezalarını çekiyor ama inanın sabretmeye, dayanmaya çalışıyorum. 2 kızımın yüzü suyu hürmetine her sabah şükrederek, yine bir besmele çekerek ayağımı yere basıyorum. Çok şükür diyorum sağlığım yerinde idi, çocuklarımın sağlığı iyi. Yani gerçekten selin önünde sanki kapıyı itiyorum da su içeri girsin, boğulmayayım, bunun mücadelesini veriyorum. Sağlığım konusunda hiçbir sıkıntı yaşamamıştım son 2 aya kadar. Ben şu an 50 yaşındayım. 25 sene önce bir kalp ameliyatı geçirdim. Burada teşhis konulamadığı için yurt dışında teşhis konuldu. Ameliyatımı geçirdim. Daha sonra bir yoğun bakım sürecim oldu. Ondan sonra da ilaç, takipler, diyet, egzersiz programı ile hiçbir sıkıntı yaşamadım ama cezaevi koşullarına geçen bu sürede yapmam gerekenleri yapamadığım için sorun yaşamaya başladım.”

"İki infaz memuru 15 dakikada bir kontrol ediyor"

Uzunca bir süre ilaçlarıma ulaşamadığını belirten Türker, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tansiyon sorunu da yaşamaya başladım. üç kez bayıldım. Bir defa omuzumdan yaralandım. Bir defa başım açıldı. Bunlar revir kaydında var. En sonunda hastaneye sevk edildim. Zannedersem üç kez hastaneye gidip geldim. EKG, efor, işte holter vesaire fakat doktor kesin bir çözüm bulamadı. ‘Senin geçmişindeki detayları bilmediğim için sen en iyisi de bir ilaçlarını bırak, kendini ayarlamaya çalış, bir de bayılma diye bol tuzlu ye, bakalım ne olacak’ dedi. Benim babam da doktor. Kendi doktorlarıyla konuştu. 25 yıl önceki hastalığın başlangıcının tekrar etmiş olabileceğini, dolayısıyla hem detaylı tetkik, mümkünse anjiyo yapılmasını önerdiler. Son 1 aydır rahatsızlığıma dair Adalet Bakanlığı cezaevine yazılı bir talimat geçmiş. Gece gündüz fark etmeksizin 7/24 her 15 dakikada bir iki infaz koruma memuru odama geliyor. Beni kontrol ediyorlar. Gece uyurken de geliyorlar. Eğer ikinci geldiklerinde aynı pozisyonda yatar bulurlarsa ışığı açıyorlar, beni uyandırıyorlar.

"10 yıldır oturduğum evimden oldum"

Açıkçası ben bu durumdan memnunum. Çünkü sürekli uyuyup uyanıyorum, eğer yatağın köşesindeysem beni görmedikleri için bu sefer içeri giriyorlar. Çünkü sağlığımı kaybetmek istemiyorum. Uyuyup uyanamamaktan ya da daha önce yaşadığım gibi baygınlık geçirip zamanında bulunamamaktan korkuyorum. Sağlığımı kaybetmekten kendim için değil, iki kızıma kavuşamamaktan korkuyorum. O nedenle de kızlarıma kavuşabilmek için de tahliyemi talep ediyorum.

Bunun yanında son iki ay içinde hem sağlığımla uğraşırken hem duruşmalara gidip gelirken bir yandan da 10 yıldır oturduğum evimden oldum. Evimde kiracıydım. Ben burada olduğum için devam eden, burada tabii pek çok ev sahibi kiracının davası vardır, bizim de vardı. Bir şekilde bir istinafta olan, benim lehime devam eden bir duruşmadan aleyhime karar çıkıyor ve babam 86 yaşında, annem 77 yaşında, daha fazla ev sahibinin baskısına dayanamayarak ev eşyalarını topluyorlar, bir depoya koyuyorlar.”

Fatoş Pınar Türker, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsan anne olunca çocuklarının yüzü, gözü, saçı, kokusu, elleri, ayakları, her şeyi aklınızda oluyor. İlk tutuklandığımda asla çocuklarımın fotoğraflarının cezaevinde olmasını istemediğim için hiç fotoğraf istemedim. Gözlerimi kapattığımda her şeylerini çok net hatırlıyordum. Şimdi, geçen gün anneme telefonda da söyledim, ‘Sanki çocuklarım geride kalıyor. Yani biz uzaklaşıyoruz gibi hissediyorum. Hatırlamıyorum kokularını, ellerini de hatırlamıyorum, ayaklarını da hatırlamıyorum’ dedim. Halbuki her sabah uyandırıp çoraplarını giydirirdim. Bir anne olarak bu çok tarif edilemez ve ağır bir duygu. O nedenle varsa daha detaylı sorularınızı cevaplayayım ama hem sağlık sorunlarım sebebiyle daha da önemlisi çocuklarım için beni tahliye etmenizi, bekar bir anne olarak kızlarıma kavuşturmanızı talep ediyorum.”

Kaynak: ANKA