04 Ekim 2022, Salı
Haber Giriş: 07.08.2022 10:03 | Son Güncelleme: 07.08.2022 10:28

İstanbul’u Asya kaplan sivrisineği istila etti

İstanbul istila altında. Asya kaplanı tarafından… Ama sivrisinek olanından bahsediyoruz. 2 yılda 5 ilçeden 39 ilçeye yayılan bu tür dang humması, chikungunya ve zika gibi hastalık virüslerini bulaştırabiliyor. İlaçlara karşı da direnç gösteriyorlar
İstanbul’u Asya kaplan sivrisineği istila etti

Gündüz vakti sivrisinek tarafından mı ısırıldınız ya da sivrisinek ısırığı kocaman bir yaraya mı dönüştü? Eğer bu soruya evet diyorsanız bilin ki Asya kaplan sivrisineği tarafından ısırıldınız. İstanbul yaklaşık 2 yıl önce bu sivrisinek türü ile tanıştı. Güneydoğu Asya kökenli Asya kaplan sivrisineği (Aedes albopictus) ilk olarak 2020 Mart’ında İstanbul’da Zeytinburnu, Ümraniye, Beykoz, Sarıyer ve Arnavutköy olmak üzere 5 ilçede görüldü. 2021 Eylül’üne gelindiğinde ise İstanbul’un tamamına yayıldı ve bu yıl popülasyonları daha da arttı. Küçükçekmece Gölü’nün kuzeybatısında Feriköy sahili ile Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyindeki Sazlıbosna’daki delta alanı ise büyük üreme kaynakları.

Beykoz, Sarıyer, Fatih ve Avcılar

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Salih Bülent Alten, Asya kaplan sivrisineğinin en çok Marmara’nın Trakya’yı da kapsayan ve Bursa’ya uzanan bölgesinde bulunduğunu İstanbul’da ise Beykoz, Sarıyer, Fatih ve Avcılar’da oldukça yoğun olduğunu söylüyor. Bu türün çok hızlı yayıldığını ifade ederken durgun su birikintilerini kendine üreme alanı olarak seçtiğine dikkat çekiyor: Yumurtalarını beton, saksı altı suluklar, plastik kaplar, kullanılmış lastikler gibi insanların kullandığı yapay ortamlar ve ağaç kovukları gibi doğal ortamlara bırakıyor. Yumurtaların dayanıklı olması da uzaklara taşınmasını kolaylaştırıyor.

1 haftada binden fazla larva

Alten bu türle mücadelede kimyasal ilaçlamayı önermediklerini belirtiyor: Uyumları yüksek olduğundan bir süre sonra kimyasala da direnç gösterebilir. Doğal döngüyü bozan bu ilaçlar tüm sinek türlerini yok ediyor. Yoğunlukları İstanbul genelinde insan başına 1-2 diyebiliriz. 

Dang humması 8 kat arttı

Asya kaplan sivrisineğiyle taşınan dang virüsünün sebep olduğu dang humması vakaları son yirmi yılda 8 kat arttı. 2000'de DSÖ’ye bildirilen 505 bin 430 vaka 2010'da 2.4 milyonun üzerine ve 2019'da 5.2 milyona ulaştı. 2000 ve 2015 yılları arasında bildirilen ölümler 960'tan 4 bin 32'ye yükseldi.

Ancak Beykoz, Fatih gibi yoğun oldukları bölgelerde özellikle yaz aylarında 3-4’e çıkıyor bu. "Günde 10 tane olursa felaket olur" diyen Alten, “Saksı altlıklarında 1 hafta beklemiş bir suda binden fazla larva gelişebilir" diye ekledi.

50-60 kat fazla

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül Iyison ise Asya kaplan sivrisineğinin neden bu kadar geniş yayılım gösterebildiğini anlatıyor: En büyük nedeni Asya kaplan sivrisineğinin soğuk iklimlere dayanıklı ve istilacı olması. Bu sene İstanbul’da ilk larvaları mayısın ilk haftasında topladık ve tamamı Asya kaplan sivrisineği idi. Havalar henüz ısınmamışken bu seneye erken bir giriş yaptıklarını söyleyebiliriz.

200 bin üreme alanı var

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (İBB) uzmanlarla ortak yürüttükleri, AB’nin de desteklediği çalışma kapsamında 2 yıl önce bir eylem planı oluşturdu. Cerrahpaşa ve Hacettepe Üniversiteleri ile imzalanan iş birliği protokolü kapsamında vektörle mücadele bilim kurulu da kuruldu. İBB Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit Asya kaplan sivrisineği ile ilgili “2021’de pilot bölgelerde coğrafik bilgi sistemini uygulamaya başladık, bu sene ise bütün sahada uyguluyoruz. İstanbul’da bulduğumuz 200 bin sivrisinek üreme kaynağını yazılım üzerine işledik. Periyodik olarak da larva üremesi var mı diye ziyaret edip gözlemliyoruz. Yeni kaynakları ise şikayetler, bildirimler veya sahadaki gözlemlerimize dayanarak tespit ediyoruz” diyor.

Başka bir tehlike: Sarı humma sivrisineği

Hacettepe Üniversitesi Vektör Ekolojisi Araştırma Grubu Yüksek Lisans Öğrencisi Kıvanç Sevim ise diğer bir istilacı tür olan sarı humma sivrisinekleri (Aedes aegypti)  üzerine çalışıyor. Sevim “Sarı humma sivrisineği ise ilk kez 2015 yılında Doğu Karadeniz’de tespit edildi. Bu tür daha tropik, sıcak bölgelerde yaşıyor. Ancak düşük sıcaklıklarda da gelişebildiğini, hatta 5-10°C’lerde yumurtalarında açılma gözlemledik. Bu da Türkiye’ye yayılabileceğini gösteriyor. Şimdilik Doğu Karadeniz’de yerleşik popülasyona sahip sarı humma sivrisineği Artvin, Rize, Ordu’da yoğun.

Kültürel, fiziksel ve biyolojik mücadele

Eryiğit 4 ayağı olan bütüncül bir mücadeleden söz ediyor: Birinci ve en önemli yol kültürel mücadele olan halkın bilinçlendirilmesi. En önemlisi bu çünkü sivrisinek kaynaklarının yüzde 85’i insanların kullanımındaki alanlar. İkincisi de fiziksel mücadele. Sivrisinekler durgun sularda larva yaptığından durgun dereleri İSKİ ile iş birliği içerisinde akışkan hale getiriyoruz. Biyolojik mücadelede ise doğaya ve insana zarar vermeyen, biyosidal ürün sertifikası olan ürünlerle ilaçlama yapıyoruz. Kimyasal mücadele ise çok da tercih etmediğimiz ancak halkın en çok bildiği gece ilaçlaması. 

Haziran-eylül dönemi kimyasal ilaç

Eryiğit’in aktardıklarına göre biyolojik mücadele 12 ay süreyle uygulanıyor. Sivrisinek uçkun hale gelmeden, henüz larva aşamasındayken kaynağında kontrol altına alınıyor. Kimyasal ilaçlama ise yalnızca haziran-eylül döneminde. Kimyasal ilaçlama geceleri ULV araçları denen araçlarla püskürtme yöntemiyle yapılıyor. İBB’nin hedefi önümüzdeki yıl bu uygulamayı bırakarak sadece acil durumlarda kimyasal ilaçlama yapmak.

Henüz virüs taşımıyor

Peki, Türkiye’deki Asya kaplan sivrisinekleri şimdiye kadar herhangi bir hastalığa sebep oldu mu? Hayır. Eryiğit “Türkiye’dekilerin henüz virüs taşıma kapasiteleri yok. Bunun için belli bir yoğunluğa ulaşmaları gerek” diyor ve ekliyor: Bizim iddiamız hastalık oluşturmayacak seviyede, düşük yoğunlukta tutmak, tüm sinekleri yok etmek değil. Öyle olsaydı her gece uçakla İstanbul’un tepesinden ilaçlama yapardık. Ancak burada merkezi yönetime de iş düşüyor. Biz 39 ilçe belediyesiyle ortak hareket ediyoruz ama bu tür tüm Türkiye’yi tehdit ediyor. Hastalık yapacak seviyeye erişmeden ülke genelinde kontrol altına alınmalı.

Diğer türlerden farkı ne?

1.Herkesin bildiği sıtma taşıyan anofel cinsi sivrisinekler sadece gece hareket ederken bu tür gündüz de hareket halinde.

2.Diğer sivrisinekler gibi kan emip gitmiyor. Kafasını cilt altına da soktuğundan yaraya varacak alerjik reaksiyona neden olabiliyor, özellikle de açık tenlilerde.

3. Dang humması, chikungunya, zika gibi virüsler taşıyor.