İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye’de ikili bir düzen, ikili bir devlet vardır. Biri, tepesinden mutlu azınlığın inmediği devlettir. Diğeri de, mutsuz çoğunluğun tepesine binen devlettir. En hayati noktalarda bile vatandaş için hareket etmesi gereken reflekslerin köreldiği bir devlet. Artık şunu düşünmeye başladım, bir skandal çıktığında, diğer skandalları örttüğü için seviniyorlar. Okullarımız, çocuklarımız ne olmuştur? Meseleler halledilmiş midir? Yahut bunları kökünden ele alacak çözümler masaya konulmuş mudur? Velilerin, öğretmenlerin, çocukların endişesi giderilmiş midir? Okullarımıza silah girmiştir, kan dökülmüştür! Bir Milli Eğitim Bakanı var ki, aklı, ilkel ve muhayyel dürtülerle kurduğu bir ahlaka teslim olmuştur. İcraatları, tarihi eğip bükmekten ibarettir. Bu arkadaş, bakanlığı namına yaşanan olayların bir daha tekrarlanmaması için ne yapmaktadır? Bir planı, bir projesi var mıdır? Sadece polisiye tedbirlere başvurulmaktadır. Peki sonra? Sonrası yoktur… Yeni bir olay cereyan edene kadar, meseleyi ötelemiş olacaklardır".
"Türkiye kimin düşmanını kendi düşmanı ilan ediyor?"
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin görüş belirten Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"İçeride durum böyleyken dış politikada farklı mı? Bundan yaklaşık sekiz ay önce Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzalamayı düşündüğü ortak savunma anlaşmasını ve olası sakıncalarını belirtmiştim. Bu ülkelerle ilişkilerimizi geliştirelim. Ticaretimizi büyütelim. Diplomatik ilişkilerimizi kuvvetlendirelim. Buna itirazımız yok. Ama ekonomik ilişki başka şey, başka devletlerin güvenlik yükünü kendi sırtına almak başka şeydir. Bu iktidar, dış politikada yıllardır iki ayrı hikaye anlatıyor. İşine geldiğinde 'Devletlerin dostu düşmanı olmaz, çıkarları olur' diyor. İşine geldiğinde ahlak, kardeşlik ve kutsal değer nutukları atıyor. Mavi Marmara’da başka, Mısır’da başka, Kaşıkçı cinayetinde başka, bugün başka konuşuyor. Şimdi Mekke Anlaşması’nı önümüze koyuyorsunuz. Peki soruyorum: Türkiye kimin düşmanını kendi düşmanı ilan ediyor? Daha ortadan soruyorum, bu ittifak kime karşıdır? İsrail’e mi? İran’a mı? ABD’ye mi? Yoksa başka bir ülkeye mi? Ortak tehdit nedir ve kimdir? Tanımı nedir bunlar biliniyor mu?
ABD ve İsrail’in bu coğrafyaya ve yeraltı zenginliklerine çökmek için kurduğu tuzağa hükümet eliyle düşmeyelim. Sorarım size, Mekke’nin müşrikleri ile bugün petro-dolarlar için şeytana teslim olmuş aile saltanatının ne farkı vardır? Amerika’ya İsrail’e kafa tutuyormuş gibi yapıp, Amerikan ve İsrailli petrol şirketlerinin doymak bilmez iştahına nimet mi taşıyalım. Bizim bu konudaki duruşumuz bellidir: Bugünün müşriklerinin menfaati için, Peygamber Ocağı’nın neferi Mehmetçiğin ayağına taş değdirmemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Sesime kulak verin. Burayı iyi dinleyin: Mehmetçik, vakfın şirketine satmaya kalktığınız, Aramco’nun koruması değildir. Ve Mekke’yi korumak için de önce Medine’yi anlamak lazımdır. Büyük şeytanın değirmenine su taşıyanlar, Medine’yi kolay kolay anlayamazlar. Medine'yi anlamak için Fahrettin Paşa'nın şuurunda olmak lazım".
"İstediğimiz sürekli hasar tespiti yapan bir devlet değil, hasarı önleyen bir devlettir"
Dervişoğlu sözlerini "Güçlü devlet, büyük devlet, skandal patladıktan sonra kanun çıkaran değil, skandalı doğmadan önleyen devlettir. Devlet yönetmek, olayların arkasından yetişmek değildir. Öngörmektir, planlamaktır, denetlemektir, koordine etmektir ve gerektiğinde hesap sormaktır… Kendin için iş yapmakla, millet adına devlet yönetmek arasındaki fark, tam da budur. Bizim istediğimiz sürekli hasar tespiti yapan bir devlet değil, hasarı önleyen bir devlettir. Milletin parasını, emeğini, üretimini, evladını, askerini, bayrağını koruyan bir devlettir. Makam emanettir, devlet en büyük güç sahibi milletindir. İşte ben size, o devleti vaat ediyorum. Ömür boyu başkanlık için teröristle bile pazarlık yapıp millete anayasa tuzağı hazırlayanlara inat, ne yaptığını bilen, ne yapmaması gerektiğini çok daha iyi bilen bir devlet vaat ediyorum. Ben size, çocuklarının yarasını sarmak zorunda bırakılan değil, çocuklarını yaralatmayan bir devlet vaat ediyorum. Ben size, bir yanda mukaddeslerden bahsedip, diğer yanda emeğin hakkını teri kuruduktan sonra bile ödemeyen devlet anlayışından kurtulmayı vaat ediyorum. Türkiye zengin bir ülkedir. Ben size, eş-dost-akrabayı değil, milleti zengin edecek bir devlet vaat ediyorum. Ben size, teröriste, hırsıza, arsıza hak kovalayan değil, 'Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal' diyenlerin devletini vaat ediyorum" diye sonlandırdı.
Kaynak: ANKA

