CHP'ye mutlak butlan davasında istinafın tedbir kararıyla genel başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ Televizyonu'nda gazetecilerin sorularını yanıtlıyor. Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Bu genel merkeze ve bundan daha önceki genel merkezlere hiçbir zaman milletvekili alınmadı diye bir olayla karşılaşılmamıştır. Milletvekillerine tarihinde ilk kez buranın kapıları kapatılmıştır. Bunu vurgulamak isterim.
"Kabul etmesem bir kaymakam kayyım atanırdı, bunu ister miydiniz?"
Şu soruyu sorayım size. Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı, siz bunu ister miydiniz? Kaldı ki mutlak butlanla sadece ben gelmiyorum. Parti Meclisi de olduğu gibi geliyor. Yani eski yönetim olduğu gibi geliyor. benden niye korkuyorlar? Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır, bu partide ciddi bir itiraz kültürü vardır. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir, kirli işlere bulaşanları da bağrında barındırmamıştır.
"Mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye"
Dava daha alt mahkemedeyken üç arkadaşım geldi. İki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisi. Ne yapacaksın diye bana sordular. Ben onlara şunu söyledim. Mahkeme partiye kayyum atarsa ben buna itiraz ederim. Çünkü 100 yıllık bir partiyi kayyum yönetemez. Ama mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri, Parti Meclisi üyeleri hepsi atanacak. Bana görev veriliyor, onlara da görev veriliyor. Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği doğru dürüst bir kurultay yapın, yolunuza devam edin. Bitti, bu kadar basit.
"Kararı bilsem böyle bir video yayınlar mıyım?"
(Karardan bir gün önce yayımladığı videoyla ilgili soru üzerine) Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıyım? Belli dönemlerde videolar çekiyorum zaten, çekiyorum. Eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir yargıçla konuştuğumu, herhangi bir şekilde ilişki kurduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum. Bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor. Bir video çekiyorum, söylediğim ne? Arınmaktan bahsediyorum. Daha önce de söyledim. Onlarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım, nokta. Tarihte bize komünist parti dendi, faşist parti dendi, dinsiz parti dendi ama hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi.
Erdoğan'ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey müzakere edeceğiz dediği zaman tweet yayınladım 'Müzakere edilmez, mücadele edilir' diye. Niye bunu söylemiyorsunuz? Erdoğan'a söylüyorum, müzakere edilmez diyorum. Memleketi bu hale getiren birisiyle neyi müzakere edeceksiniz?
Erdoğan'la işbirliği, diğerleriyle işbirliği... Size bir soru daha sorayım. Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış (Bülent Arınç'ı kast ediyor) AK Parti'li bir kişiyle iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük diyor. Allah aşkına CHP Genel Başkanı'nın AK Parti'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşür? Siz gazetecisiniz, niye bunu sormuyorsunuz?
Ey Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen? Bir ilişki değil somut bir olay söylüyorum. Arka kapı diplomasisi. Kim söylüyor bunu? Ben mi söylüyorum? Kürt sorununu çözmek için masaya oturmakla ilgili yine parti yetkililerinin yaptığı açıklamalar var. Masaya oturmak için belli şartlar arıyorlar. ne demek arka kapı diplomasisi?
"Darbe yasalarından kurtulmak için hangi öneri geldi?"
Ben mi yaptım? Kim yaptı? Bütün bunlar unutuluyor, Kılıçdaroğlu gitti, şunu şunu yaptı, şununla görüştü. Yok efendim. Hala eleştiririm. Memleketi bu duruma kim getirdi? Siz bana söyler misiniz, Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunları aşmak, darbe yasalarından kurtulmak için hangi öneri geldi? Olmaz, siyaset üretmeniz lazım. Kısır tartışmaların, çekişmelerin dışına çıkmanız lazım.
"Bazı belediye başkanlarını aday göstermeyin dedim"
Ben 38. Kurultay'dan hemen sonra Özgür Bey'e bazı temel noktaları açıkladım. Partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım. Bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir dedim. Daha sonra bu konuların bir kısmı kamuoyunda yankılandı. Bazı belediye başkanlarını aday göstermeyin dedim. Bunlarla ilgili partinin arşivinde bazı raporlar var dedim. İsim vermeyeyim, gösterdiler. Bir kısmı içeride şimdi. Olmaz arkadaşlar. Bunları kamuoyunun büyük kısmı bilmiyordu. Ben çıkıp konuşmuyordum parti zarar görmesin diye. Ama burada belli şeyleri açıklamak zorundayım. Olmaz, parti ahlaki üstünlüğünü kaybedemez.
Her belediye başkanı seçiminde sonra şu salonda belediye başkanlarını toplardım. Önce emekli bir Sayıştay denetçisi gelir, bilgilendirirdi. İçişleri'nden emekli bir müfettiş gelirdi, o müfettiş de belediyeyle ilgili, bakanlıkla ilişkilerle ilgili bilgileri anlatırdı. Sonra bir yeminli müşavir gelirdi, belediyenin şirketleri üzerine bilgi verirdi. Sonra ben çıkıp şunu söylerdim, 'Harcadığınız her kuruşun hesabını milletini vereceksiniz'. Niye bunlar yapılmadı son zamanlarda?
"CHP'nin birinci parti olmasından son derece memnunum"
Ben birinci parti olmasından son derece memnunum, onu söyleyeyim. Ama bu bir süreç işidir. Peki kaç belediye başkanı kaldı bizde? Kaç belediye başkanı istifa etti, kaçı AK Parti'ye geçti? 40'ın üstünde, niye? Siyasette en çok soruşturma geçiren kişi benim. Hala yüzlerce davam var. O davaların da yüzde 99,9'u Erdoğan'la ilgilidir. Hiç kimse benim ahlakımı tartışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verebilir pozisyondaysa o belediye başkanına kimse bir şey yapamaz. Belediyeler sosyal kuruluşlardır. Milli Eğitim Bakanı 'belediyeler kreş açamaz' dedi, belediyeler açtı. hangi kreş kapatıldı? Soruşturma açtı mı? Hayır açmadı. Yoksullara her ay 1 milyon vereceğim dese hiç kimse soruşturma açamaz. Ama bunun 500'ünü cebe atarsa soruşturma yer bundan.
"Aziz Kocaoğlu 397 yılla yargılandı, bir miting yaptık"
CHP'li her belediye başkanı başında kendisine her an soruşturma açabilecek bir organ olduğunu bilmeli. Aziz Kocaoğlu (eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı) kaç yılla yargılandı? 397 yılla. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı, yargılandı. Öyle yargılanan çok belediye başkanlarımız oldu. Ama belediye meselesini hiçbir zaman parti meselesi haline getirmedik. Şunu söyledim. Olay adliye ile belediye arasındaki olay. Bizden uzman isterseniz uzman göndeririz, avukat isterseniz avukat göndeririz. Ama olayı bir parti meselesine dönüştürmeyiz. Harcama belediyelerin harcamalarıdır. Gidip hesabını vereceksin. Beraat ettiği zaman da kimsenin haberi olmadı. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Belediyeler denetlenecek. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu.
Yapılan açıklamalar var. Kendilerinden para istendiğine dair itiraflar var. Bir parti bir belediyeden para isteyemez. Para istediğiniz an bu belediye başkanına git rüşvet al demektir. Bir araba yapılıyor. Açıklama şu, efendim belediyeden aldık. Ne demek bu ya. Hazineden gelen parayla belediyeden gelen kıyak aynı şey olur mu? Akıl var, mantık var. İlkokul mezunu bile bunun doğru olmadığını bilir. Ama hiçbir gazeteci çıkıp 'Sayın Özel sen bunu nasıl söylüyorsun, bu olmaz, yanlıştır' demiyor, demiyorsunuz. Kimse kusura bakmasın. 'Genel başkan yardımcısına parayı verdim' diyor. Kim diyor? Parayı veren adam söylüyor. Bana söyler misiniz o genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Niye açmıyorlar? Siz niye sormuyorsunuz? Parayı verdim diyor. Zamanı, her şeyi uyuşuyor. Niye bunu söylesin? Söylediğim kişi genel başkan yardımcısı. Size birinden para aldı desem hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan yardımcısı niye dava açmaz? Meclis'te poşet içinde 250 bin dolar unutulmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Niye açılmıyor ve niye bunlar sorulmuyor?
"Meclis Başkanı böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi" denilmesi üzerine: Ben o Meclis Başkanı'nın da neler yaptığı gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Diyelim ki böyle bir şey yok. Haberi yapan hakkında Meclis Başkanı'nı da şahit göstererek dava açmaz mısınız? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Kişisel çıkara, zenginleşmeye dönük kapıyı CHP açamaz.
"Ekrem Bey'e cevap vermek gibi bir niyetim yok"
Ben Ekrem Bey'in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok doğrusunu isterseniz. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi parti genel başkanları içinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Dünyanın lafını ettik, hala ediyorum. Memleketi bu hale getiren kim? Beçli çeteleri bu milletin başına bela eden Erdoğan değil mi?
İBB iddianameleriyle ilgili olarak, ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem doğruyu söylememiş olurum. Sadece İBB değil bütün tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili burada bir komisyon kurduk. İddianameler falan gelecek, o komisyon inceleyecek. İnceliyor da zaten. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok zaten.
Gazeteci Barış Terkoğlu: Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı seçilseydiniz Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapacağınız taahhüt ettiğiniz bir isimdi. Siz son kez Meclis kürsüsüne çıktığınızda 'baba oğul gibiyiz' dediniz. O kurultayda bizzat sizin önerinizle Divan Başkanı oldu. O güne kadar 'ona sahip çıkmak namus borcumuzdur' dediğiniz İmamoğlu, nasıl oluyor da siz kurultayı kaybettikten sonra arınılması gereken biri oluyor?
Kılıçdaroğlu: Ben sadece Ekrem Bey için demedim. Arınmayı Ekrem Bey için değil, parti için söylüyorum ben. Ekrem Bey mi sadece tutuklu? Arınma kavramını kişiye indirgerseniz en büyük hatayı yapmış olursunuz. Partinin pek çok belediye başkanı şu anda sorunlu. Pek çok belediye başkanı tutuklu. Komisyonu niye kurduk? Bunun için kurduk. Az önce söyledim. Genel başkan yardımcısı kendisine rüşvet verdim diyen adama tazminat davası açamıyorsa, ben bu adamı baş tacı mı edeceğim, yoksa bu partide işin yok mu diyeceğim?
İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapının önünde bir basın açıklaması yaptım. O basın açıklamasında ne söylediysem bugün de aynı şeyleri söylüyorum. Yolsuzluğun partisi olmaz. Çifte standart uygulanması doğru değil yanlıştır diyorum. Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmaları gerektiğini de ifade ettim."