Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek ile CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi'nde görüştü.
Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında iki lider ara seçim ve 1 Mayıs İşçi Bayramı gündemlerini değerlendirdi.
Özgür Özel şunları söyledi: "Bugün Türkiye İşçi Partisi'nin değerli başkanını ve kıymetli heyetlerini ofisimizde misafir ettik, nazik ziyaretleri için teşekkür ediyoruz. Ben geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmelerden sonra siyasi parti genel başkanlarını genel merkezlerini ziyaret etmeyle ilgili kararımız vardı ancak aynı dönemde de TİP'in son dönem yaşananları değerlendirmek üzere bir ziyaret talepleri vardı öyle olunca bugünkü buluşmayla gerçekleştirmiş olduk. Sayın genel başkanla gündeme yönelik olarak kıymetli değerlendirmeler yaptık"
Ardından söz alan Erkan Baş, şöyle konuştu: "Hem dünyada hem Türkiye'de o kadar çok gündem var ki şunları konuştuk diyecek halimiz yok, hepsini karşılıklı olarak değerlendirdik. Türkiye'de seçme ve seçilme hakkının, demokrasinin gaspına doğru giden gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptık. Meclis'te birlikte görev yaptık, ikimiz de iç tüzük, Anayasa konularında çok fazla şey paylaştık ve birlikte mücadele ettik. Numan Kurtulmuş'a şunu söylemek lazım, Kurtulmuş ya kendi dönemindeki bir milletvekilini cezaevinde bırakmış bir Meclis Başkanı olarak tarihe geçecektir ya da Anayasa Mahkemesi'nin kendisine gönderdiği yazının gereğini yapma hükümlülüğüyle karşı karşıyadır."
Özel: "Ayrışacak bir konu yok"
Ardından sözü tekrar alan Özgür Özel, şöyle devam etti:
"Çoklu gündemi hızla ve büyük bir mutabakatla ele almış durumdayız. Ayrışacak bir durum yok, konuşulan her şey Anayasa eğer Türkiye'de varsa gereğinin yapılması gerektiği hususlar. Can Atalay'ın bir an önce görevine başlaması da anayasal bir zorunluluktur ve bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin kapı gibi iki tane kararı var.
Ara seçim yapılması da anayasal zorunluluk. Gücünü Anayasa'dan alıyorsun, bütün yetkileri kullanıyorsun bir sonraki maddede seçimlerden 30 ay geçtikten sonra eksilme varsa ara seçim yapılır diyor, buna 'Ara seçim yok' diyorsun. Yürütmenin gündeminde ara seçim olmayabilir zaten onun işi değil ki, ara seçim yapmak yasamanın işi. Sen güya bu Anayasa değişikliği geldiğinde yani artık bakanlar ve yürütmenin başı meclisin içinden seçilmediğinde, meclise karşı sorumlu olmadığında kuvvetler ayrılığı olacak, meclis kendi işini yapacak.
Biz kendi işimizi yapacağız demiştiniz. Ara seçim yapmak Meclis'in işi. Gündemimizde ara seçim yok demek yürütmenin yasamaya müdahalesidir ve en basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da Anayasa'yı çiğnemektir. Sen kim oluyorsun da. Önümüzdeki günlerde çok konuşacak olduğumuz 1 Mayıs konusu var. Bu konuda da Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları var. 1 Mayıs'ın Taksim'de özgürce kutlanması için bu yasağın hak ihlali olduğuna yönelik olarak kararları var. O yüzden aslında saflar çok net. Dünyada da öyle otokratlar ve demokratlar diye. Türkiye'de de dünyada, Amerika'da otokratların, kural tanımazların, ben ne dersem olacak diyenlerin, olmayacak kararlar verenlerin Amerika şubesi Trump, Türkiye şubesi de Erdoğan. Buna karşı da Türkiye'deki bütün demokratların bir arada hep birlikte ilk başta Anayasa'yı koruması lazım. Çünkü Anayasa'ya sahip çıkmadan toplum düzenine sahip çıkamazsınız ve sandığa sahip çıkamazsınız.
Şimdi Erdoğan'ın bugün ara seçim yapmayacağız dediği 78'inci maddeye giderse Türkiye, bir üst maddede de beş yılda bir cumhurbaşkanı seçilir diye. Onu da yapmayacağım, devam edeceğim mi diyecek? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre o ara seçim sandığı bir an önce gelecek ve seçimler gerçekleşecek. Aramızda da değerlendirdik. AK Parti nasıl bir gerilemedeyse, biz ankette de, sokakta da, sahada da bunu görüyoruz. Düşünün yani AK Parti Kocaeli'nin, Kastamonu'nun, Afyon'un, oy kullanacağı, İstanbul 1'inci Bölge'nin oy kullanacağı, Hatay'ın oy kullanacağı illerde yapılacak bir seçimden kaçıyor.
Aslında bu illerin çoğunda 1'inci parti. Çok yüksek oyları vardı geçmişte. Kiminde %65, kiminde %70 oy aldığı coğrafyada biz şimdi kaçma gel yarışalım diyoruz. Yarışamam, Anayasa'ya rağmen kaçacağım, seçim yapmayacağım diyor. Çünkü o da biliyor ki yapılacak olan bir ara seçimde nasıl güç kaybettiği, milletin nasıl artık onun arkasında durmadığı ortaya çıkacak ve bunun üzerine artık erken seçimden de kaçamayacak. O yüzden türlü planlamalar ve bir şekilde bu işi sulandırmaya çalışıyor. Biz ara seçim net diyoruz. Yok onlar istifa etme, yani ilk 30 ay'daki %5 boşalmayı şimdi öyle bir ihtiyaç yokken sanki varmış gibi konuşup gündem bulandırmaya çalıştılar. Artık çok net durum ve takip ediyorsunuz, Anayasa kürsülerinden değerli hocalar, ardı ardına hem görüşlerini açıklıyorlar hem de geçmişte bu konuda yapılmış çalışmaları paylaşıyorlar. Bu konuda hiç şüphe yok. Sadece seçimler dört yıla indiği dönemde bir fiili imkansızlık vardı. Bu madde değişmediği için. Bunun bir an önce bu kararın alınması gerekiyor.
Ben Sayın Numan Kurtulmuş'u gelecek hafta ziyaret edeceğim. Zaten bütün taleplerimiz çok net bir şekilde aslında Anayasa'ya uyulması noktasında ve esas olarak da Numan Kurtulmuş'un bu dönemde biraz önce söylenen, Sayın Genel Başkan'ın ifade ettiği konuyu da kapsayan ve kendisini fevkalade bağlayan bir sorumluluğu var. Niye? Bir komisyon kuruldu, terörsüz, demokratik Türkiye. Komisyon oy birliği ile bir rapor çıkardı. Başkanı Numan Bey. En temel yaklaşımı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum. Şimdi sen bununla ilgili hep birlikte çalışılmış ve o altında bütün partinin ortak imza attığı komisyonun başkanıysın. Özgül örnek, birincil örnek seçilmiş bir milletvekili hapiste.
Anayasa Mahkemesi de 1'inci kararıyla çıkmalı demiş. 2'nci kararıylanda alt kademe mahkemenin bir kararı okunması mevzununda, yok hükmündedir demiş. Meclise derhal görevini yap demiş. E sen kendi imzam var. Komisyon başkanısın. 1 hemen buradan başla. 2 AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasında artık normal vatandaş, milletvekili ve seçilmiş meclis başkanı sorumluluğunun ötesinde tüm partilerin bir araya geldiği komisyon metninin, komisyonun başkanı metnin sahibi olarak bütün taahhütlerin ötesinde bir görevi var."
Erkan Baş: "Ortak bir mücadele hattı gerekiyor"
Erkan Baş'ın konuşmasından satır başları şöyle:
NATO konferansına karşı yaptığımız programı aktardık. Öte yandan anayasasızlaştırmayı da konuştuk. Bu iktidar anayasayı tanımayan bir iktidar ki 1 Mayıs’ın Taksim’e kapatılması bile bunu sadece bir göstergesi. DİSK’in de açıklaması olacak peşinen söyleyim ortak bir mücadele hattı örmek gerekiyor.
Ayrıca Numan Kurtulmuş’a bir çağrı yapmak lazım ya kendi döneminde seçilen bir vekili cezaevinde bırakmakla anılacak ya da AYM kararını uygulayıp bunu sağlayan insan olarak anılacak.
Hatay’ın şu an seçilmiş bir milletvekili vardır. Bize göre burada bir seçime gerek yok Can Atalay’ın tekrar Meclis’e dönmelidir. Biz anayasanın tarif ettiği ara seçim talebini destekliyoruz. Anayasa bağlığımızdan bunu destekliyoruz. Ara seçim bir zorunluluktur.
Özel: İttifak konuşmak için erken ama her zeminde aranması lazım
İki lider, basının sorularını yanıtladı. Özel "TİP ile ittifak olacak mı?" sorusunu şu şekilde yanıtladı:
Yani seçim ittifakı konusu çok şimdi konuşulması çok erken bir mevzu ama otomatikman şöyle bir şey var. Bütün dünya otokratlara karşı bütün demokratların ittifakının zorunlu kılındığı bir siyasi atmosfer içinde. Bu belki 3. Dünya Savaşı'nın çıkmaması için bile gerekli olan bir şey. O yüzden otokratlara, kural kanun tanımazlara, dünya düzenini yıkıp yerine kendi düzenini kurmak isteyenlere karşı bir ittifakın her zeminde aranması lazım. Biz de seçim yaklaştıkça bu zeminleri mutlaka arayacağız. Çünkü kurtuluş yok ya tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz bir meydan sloganından çok içinde bulunduğumuz dönemin mottosudur.
Seyit Aslan ile bir araya geldi
CHP lideri Özgür Özel, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ile de bir araya geldi. Görüşmenin ardından ortak açıklama yapıldı. Özel, açıklamada, “Değerli arkadaşlar bir kez daha merhaba. İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Çalışma Ofisi’nde EMEP’in, emeğin partisi EMEP’in çok değerli Genel Başkanı Seyit Bey ve kıymetli heyetlerini kabul ettik” dedi. Özel, şöyle devam etti:
"Gündemimiz biraz önce de ifade ettiğim gibi anayasaya sahip çıkmak, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uymak. Bu doğrultuda ülkenin sorunlarına duyarsız olan; vatandaşın ekmeğinin git gide küçülmesine rağmen, emekçinin ve asgari ücretlinin geçinmesine, emeklilerin hayata tutunmasına olanak vermeyecek bir ücretlendirmeyle birlikte ücretleri de hızla kemiren bir enflasyona karşı hiç adım atmayan ve hem krize hazırlıksız yakalanan, hem de Türkiye’nin gerçeklerini görmeyen bu iktidara karşı halkın gücünü göstermek gerekiyor. Halkın gücünü göstermek için atılması gereken bir dizi adım var. Bunları Sayın Başkan ve heyete ben kendi düşüncelerimi aktardım. Onların da hem bizim gündemimizle örtüşen, hem de bizimle konuşmak istedikleri kendi gündemlerini konuştuk. Çok verimli bir görüşme oldu. Ben Sayın Genel Başkana ve heyetine teşekkür ediyorum."
"Dayanışmayı sürdüreceğiz"
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise "Değerli basın mensupları ben de değerli Genel Başkana ve heyetine çok teşekkür ediyorum. Biraz önce Özgür Başkan’ın da ifade ettiği gibi verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Hem Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları, gündemi konuşma fırsatımız oldu. Hem de 19 Mart’ta başlayan CHP belediyelerine yönelik gözaltılar, tutuklamalar ve yargılamalar karşısında bir kez daha seçme ve seçilme hakkı için, halkın demokratik hak ve özgürlükleri için bu operasyonların durdurulması, yargılananların serbest bırakılması konusunda dayanışmamızı göstermek için buradayız. Bu dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Onun özellikle altını çizmek isterim. Birkaç meseleye değinerek düşüncelerimizi ifade etmek isterim" dedi ve şunları söyledi:
"İran halkıyla dayanışmayı büyütmeliyiz"
"Biliyorsunuz 40 gündür ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ediyor. Dün gece saat 2’de bir ateşkes ilan edildi. Daha önce de görüşmeler devam ederken ABD’nin ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bir saldırı dalgası başlatıldığını biliyoruz. Bu emperyalist saldırganlık, bu siyonist saldırganlık karşısında dünya halklarının mücadelesi, başta ABD’deki milyonların mücadelesi, İngiltere’de, Almanya’da, Yunanistan’da, dünyanın birçok ülkesindeki bu halkların dayanışması ve mücadelesi Trump’ın bu saldırganlığını, bu siyonist saldırganlığı en azından bugünlük bir ateşkes yapmalarına neden olmuştur. Ama bu şu anlama gelmiyor. ABD’nin ve İsrail’in yeniden İran’a saldırmayacağı anlamına gelmiyor. İran halkıyla, İran işçi ve emekçileriyle, İran yoksullarıyla dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Dünyanın her tarafında bu saldırganlığa karşı, bu barbarlığa karşı sesimizi çıkarmamız gerekiyor.
Biraz önce sevgili Başkan ifade etti, Türkiye’de bir anayasa var ama anayasa uygulanmıyor. Yani AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi kararları ne yazık ki uygulanmıyor. İşte Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda atılması gereken adımları bu saray düzeni, bu saray rejimi atmıyor. Bunun karşısında tabii ki bizler partiler olarak, emek meslek örgütleri olarak bu adımların atılması konusundaki mücadelemizi yükselteceğiz, bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Bir kez daha hem Selahattin Demirtaş’ların ve Figen Yüksekdağ’ların, Can Atalay’ların, Tayfun Kahraman’ların, birçok AİHM kararına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen cezaevindeki tutsaklıkları devam eden arkadaşlarımızın bırakılmasını ve demokratik hayata, mücadeleye katılmaları talebimizi sürdüreceğiz. Yine Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından sonra yeniden Cumhuriyet Halk Partili belediyelere dönük operasyonlar başladı. Bunların siyasi olduğunu biliyoruz. Bunların saray yargısının eliyle yapıldığını biliyoruz. Bir an önce bu siyasi operasyonlara son verilmelidir, cezaevlerindeki belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması, salıverilmesi, seçildikleri makamlara geri dönmesi, kayyımların son bulması talebimizi de yükselteceğiz. Türkiye’nin demokratikleşmesi, hak ve özgürlüklerin genişlemesi konusundaki mücadelelerimizi devam ettireceğiz.
Evet Türkiye’de bir ifade özgürlüğü yok değerli basın mensupları. İşte Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve birçok gazeteci arkadaşımız gerçekleri ifade ettikleri için, gerçekleri yazdıkları için tutuklandılar, cezaevlerine kondular. Bugün belediye başkanları cezaevinde, siyasetçiler cezaevinde, gazeteciler cezaevinde. Doğasını korumaya çalışan, ağacına sahip çıkan, deresine sahip çıkan Esra Işık kardeşimiz cezaevinde. Yani saray rejimi, saray iktidarı bugün ayakta kalabilmenin politikalarını şiddetlenerek devam ettiğini görüyoruz. Bu yüzden daha fazla yan yana gelmeye, bu yüzden daha fazla birlikte olmaya ihtiyacımız var. Bakın Körfez’deki saldırılardan sonra, İran’a saldırılardan sonra Hürmüz Boğazı kapatıldı, petrol fiyatları önemli ölçüde arttı. Yılbaşında zaten açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin kayıpları büyük. Emeklinin kayıpları zaten tartışılmaz çok büyük. Üretici üretemiyor, gerçekten kamu emekçisi, işçisi bugün artık açlık sınırında bir ücretle yaşamlarına sürdüren milyonlar var. Ama bir taraftan da sarayın bütün şatafatı devam ediyor. Uçak filoları, araç filoları devam ediyor. O yüzden bu ülkenin değerlerini yaratanlar, bu ülkenin gerçek değerlerini yaratanların refah içerisinde yaşaması ve ücretlerin artırılması talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Fabrikalar mezbahalara dönmüş durumda. Geçtiğimiz günlerde Dilovası’nda daha önce kadınlar, çocuklar yandı. Yeni bir iş cinayeti yaşandı. Yine halat alınmadığı için, yani işçilerin can güvenliği konusundaki önlemler alınmadığı için işçiler hayatını kaybetti.
"1 Mayıs’ta gücümüzü meydanlarda göstermeliyiz"
Dolayısıyla bütün bunlar karşısında en geniş bir mücadele cephesinin kurulmasına, birlikte mücadeleye ihtiyacımız olduğunu özellikle altını çizmek isterim. Asgari ücretli perişan, üretici perişan, esnaf perişan, köylüler perişan. Yani Türkiye’de yaşayan milyonlar perişan. Ülkenin yarısı borçlu durumda. 45 milyona yakın vatandaşımız borçlu durumda. Bu yüzden bu ekonomik politikalara karşı, bu antidemokratik uygulamalara karşı, sarayın yargısına karşı birleşmek ve ortak mücadele etmek zorundayız. Önümüz 1 Mayıs ve 1 Mayıs’ta bütün bu gelişmeler karşısında, yaşanan antidemokratik uygulamalar karşısında; başta işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, kendi talepleriyle birlikte bu 1 Mayıs’ta meydanları doldurarak bu saray rejimine, bu saray düzenine karşı gücümüzü her tarafta göstermek durumundayız. Bir kez daha dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Genel Başkan’a da çok teşekkür ediyorum."