CHP Genel Başkanı Özgür Özel, en düşük emekli maaşının 20 bin lira yapılmasına tepki göstererek "CHP'nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir" dedi. "20 bin lirayı kabul eden var mı" diye soran CHP lideri "Ey AK Parti, bu emekli ellerini nasırladı, dirseğini çürüttü. Bu emekli yıllarca çalışmayanlara baktı. Emekli ettin. bir buçuk asgari ücret alacak emekliye neler neler ettin! Emeklisine hürmet etmeyenin bu ülkede görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yok" ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, "AK Partiliye, MHP'liye söylüyorum, biz sizin düşmanınız değiliz, dostunuz. Siz bizim komşularımızsınız, akrabalarımızsınız. Bizi size düşman etmek isteyenler; millet kavgaya baksın, emekli maaşı konuşmasın diye yapıyor. Hep birlikte kazanacağız. CHP, AK Partililerin değil, AK Parti'nin kara düzeninin düşmanıdır!" dedi.
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "Denizli'nin bu meydanı zamanında sana çok oy veren birinci parti yapan Denizli Büyükşehir'i sana veren bu meydan 'istifa istifa' diye inliyorsa sen sebepsin buna Erdoğan" dedi.
CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 80’incisi Denizli’de yapıldı. 19 Mart günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından tüm yasaklara rağmen Saraçhane’de eylem yaptıklarını, her geçen gün kalabalıkların arttığını ve o günden bu yana 80 miting yaptıklarını vurgulayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:
"Bugün 80’inci miting için 80’inci eylem için bu meydandayız. Dediler ki yazın olmaz, oldurdular. Kışın soğuk dedik meydanları Çankırı'da dahi doldurdular. Eksi dört derecede. Ama Denizli'de inanılmaz bir yağmur var. Kimse gelmez. Millet saçak altında durur. O meydan dolmaz. Bugün bu miting patlar dediler. Dediler ki bir sahne var. Dedim ki yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta. Genel Başkan kuruda olmaz. Otobüsü çekin dedim otobüsü. Ben oraya gideceğim. O meydan dolacak, rahmet yağacak, o meydan tıklım tıklım olacak. Saraçhane ruhuyla, mücadele ruhuyla, eylem ruhuyla bu meydanı dolduranlara helal olsun, selam olsun. Bugün bu meydanda her türlü haksızlığa, her türlü vicdansızlığa, her türlü eşitsizliğe itiraz edenler var. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik.
"Denizli Büyükşehir'i sana veren bu meydan istifa diye inliyorsa sen sebepsin buna Erdoğan"
Sayın Erdoğan Denizli'deyiz. Ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu bir meydana sığmamış durumdayız. Denizli'nin bu meydanı zamanında sana çok oy veren birinci parti yapan Denizli Büyükşehir'i sana veren bu meydan 'istifa istifa' diye inliyorsa sen sebepsin buna Erdoğan. Denizli'yle aramıza çok zaman girdi. 25 yıl Denizli'de belediyeyi kazanamadık. Ama suçu Denizli'ye, Denizli'nin güzel insanlarına atmadık. Kusuru kendimizde bildik. 'Daha çok çalışmalıyız. Doğru adaylar belirlemeliyiz ve Denizli'nin gönlüne girmeliyiz’ dedik. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlere yine tıklım tıklım Denizli Meydanı'nda hemşehriniz Bülent Nuri Çavuşoğlu'na emanet ettik. Sizin evladınız sizden yüzde 50 oy alarak göreve geldi. O gün bugündür mücadelesine devam ediyor. 5 olan ilçe belediye sayımızı 15’e yükselttiniz. Neredeyse Denizli'nin yüzde 95’inin yükünü belediye başkanlarımıza verdiniz.
"CHP'nin milletvekilleri emekliler için nöbette"
Biz CHP olarak kök maaşları artıracak bir kanun teklifi çıkaralım, emeklilere seyyanen zan verecek kanunu Meclis'ten çıkaralım dedik. Perşembe günü Meclis'te önergemizi verdik, reddettiler. AK Parti ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi. Şu anda TBMM kapalıdır ama içeride CHP'nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir. AK Parti o Meclis'e gelene kadar, gerekli düzenlemeyi yapana kadar Meclis'i terk etmeyeceğiz dedik. Cuma günü apar topar kameraların karşısına çıktılar. Hadi inşallah, bir işi de birlikte yapalım dedik. 19'u artırıp 20 yapalım dediler. 20 bin lirayı kabul eden var mı? Ey AK Parti, bu emekli ellerini nasırladı, dirseğini çürüttü. Bu emekli yıllarca çalışmayanlara baktı. Emekli ettin. bir buçuk asgari ücret alacak emekliye neler neler ettin! Emeklisine hürmet etmeyenin bu ülkede görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yok!
Genel Başkanlar için bir adaya destek istemek kolay. Ama sonra aday seçilince 2,5 yıl, 2 yıla yakın hizmet edince onunla birlikte meydana, otobüsün üstüne çıkmak işte o başkana bağlı. Buraya gelirken şöyle bir baktım. 22 aydır bu şehir için arı gibi çalışan kardeşim Denizli’nin yollarına 338 bin ton sıcak asfalt dökmüş. 1,8 milyon metrekare beton parke yol kaplamış. Beş mahallede kent lokantası açmış. İki kent marketi hizmete almış. Şu ana kadar tam altı kreş açmış. ‘Emekliler önemli’ dedik, emekli evi açmış ve çayı ücretsiz yapmış. Memnun mu emekliler Nuri Başkan’dan? Burası bir tarım kenti ve çiftçileri unutmamış. 50 bin zeytin fidanı dağıtmış. Bu sene 100 bin tane daha dağıtacak. 258 bin litre mazot dağıtmış. Bu yıl 500 bin litre daha dağıtacak. 20 bin metre tarımsal sulama borusu dağıtmış. Bu yıl 40 bin metre daha dağıtacak. Besicilere 20 bin çuval yem dağıtmış. Bu yıl 40 bin çuval daha dağıtacak.
"Nuri Başkan’ın öyle çalışmaları var ki gözlerim doldu"
Denizli’de okula gidiyor çocuklar. Babasının ve annesinin parası varsa okulda beslenme saati gelince çantayı açıyorlar. Ve o çantanın içinden durumu iyi olanın her şeyi çıkıyor. Meyvesi çıkıyor, ekmeği çıkıyor, sütü çıkıyor, peyniri çıkıyor. Ya parası olmayan? Parası olmayanın bazen o beslenme çantası bile yok. Denizli’de beslenme çantası olmayan 5 bin öğrencinin Nuri Amcaları var. Birinci ve ikinci sınıfların beslenme çantasına konulsun diye her ay aileye teslim ediliyor. Ayda 22 gün okul var. 22 yumurta, 22 kutu süt, 22 paket bal, 22 paket peynir, 22 paket reçel ve çocuklar için haftalık okula götürsün muzsa muz, elmaysa elma, portakalsa portakal. Ve kimsenin çocuğunun beslenme çantası boş kalmıyor. Hiçbir yoksul çocuğun gözü, arkadaşının çantasında kalmıyor. Şimdi bu hafta ilk belediye meclis toplantısında bir oylama var. Oylamada yetki alacaklar. Bundan önce 5 bin öğrenci, birinci ve ikinci sınıflar, bu hafta Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oylanacak üçüncü ve dördüncü sınıflar. Bundan sonra ilkokulda bütün beslenme çantaları dolacak. 15 bin öğrenci bu hizmetten yararlanacak.
Bu hafta Büyükşehir Belediyemiz Yunus Emre Sosyal Tesisi’ni, Egekent Hastanesi Çocuk Gelişim Merkezini, Batı Ege üst geçidinin temellerini atıyor. Ayrıca bugün beni karşıladığında söz aldı, Ferdi Zeyrek adına Denizli’nin merkezinde kültür ve sanat merkezi, büyük bir salon, spor kompleksi bir arada hayata geçirecek, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Geleceğim, o kurdeleyi birlikte keseceğiz Denizli’de. Ayrıca marifet iltifata tabii. Söyleyelim Türkiye duysun. Hani diyorlar ya, ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler ne yapıyor, ne yapacak?’ Geçen seçimlerden önce dediler ki ‘Denizli’de CHP’ye vermeyin, o gelirse sosyal yardımları keser, yoksullara verilenleri vermez, hizmetler aksar.’ Geldik ve başkan onların yaptığı gibi hiç maaşı olmayana değil, asgari ücretin üçte birinin altında kalana değil, bırak asgari ücreti, iki asgari ücretin altında geliri olan haneyi yoksul biliyor, yoksul sayıyor. Bin 500 TL’den yılda üç ay, 4 bin 500 lira doğalgaz veriyor. Tüp kullanan aileye ihtiyacı kadar tüp veriyor. Bebek olunca ‘Hoşgeldin bebek’ paketi herkese gidiyor ama yoksul aileye çocuk büyüyene kadar bebek bezi gidiyor. Eğer askeri varsa, askere yolluyor, ‘En büyük asker bizim asker’ diye askerdeki çocuğun yol parasını da veriyor yemin törenine gidecek anasını, babasını, kardeşini de yolluyor. Denizli’de bir hamile anne, altıncı aya gelirse son üç ay, doğumdan sonra altı ay toplam dokuz ay boyunca belediyeyi aradığında, ‘Doktora gideceğim’ taksi kapıda. Anne taksi. ‘Anneme gideceğim’ taksi emrinde. ‘Hastaneye gideceğim’ emrinde. ‘Doğuma gittim, döndüm, kontrole gittim. Bebeğimle gezmeye gittim’ taksi emrinde. Anne taksi var Denizli’de. zengine değil, garibana var.
"Akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla yöneteceğiz"
‘CHP nasıl yönetecek?’ Vallahi Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; Türkiye’yi öyle yöneteceğiz. Normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki ‘Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey, Atatürk’ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı’nı bile allem ettiler, kallem ettiler kapattılar. Adını İstanbul koydular. Türkiye’de dünya kadar tesisi kapatıp, adını başka koyarak açıyorlar. Denizli’de konuşmayı yapacağın meydanda, Ege’nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk’ün gösterdiği hedefe yürümek için, evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi, havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek ve sevdirecek bir bilim merkezi var. Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk’ dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik. Helal olsun Şeniz Başkanıma. Bu ülkede bu millete çok zulmettiler. Bu milletin aklını karıştırmaya çok çalıştılar. İftiralar attılar. Ama bu milletin gönlünden bir tek şeyi sökemediler. Sökemeyecekler. Bu millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hem askeridir, hem evladıdır, hem yurttaşıdır.
"AK Parti’nin çözmesi gereken dünya kadar sorun çözülmüyor"
Benim arkamda eskiden bir il başkanı, iki milletvekili, varsa üç - beş belediye başkanı diziyorduk arkaya. Şimdi arkada Büyükşehir Belediye Başkanı var. Allah eksikliğini göstermesin. İl Başkanı var, milletvekillerim var. Burada aşağıda aslan gibi 15 belediye başkanım var. Hizmet edenler arkamda ve önümde. Bir de Denizli’yi görmeyenler, duymayanlar, oy zamanı yüzünü dönüp, oyu alınca sırtını dönenler var. AK Parti’nin çözmesi gereken dünya kadar sorun çözülmüyor. Devlet hastanesi depreme dayanıksız. 10 yıldır konuşuluyor, devlet hastanesinin çatıları çöküyor. Harekete geçen yok. Sonra bin yataklı hastaneyi kapatacaklar, yerine büyük bir şehir hastanesi yapacaklardı. Beş yıldır ortada yok. Şimdi çıkmışlar, 500 yataklı prefabrik acil durum hastanesi açıyorlar. Aç, acil durum hastanesi açarsan ‘Helal olsun’ derim. Ama bin yataklı devlet hastanesini kapatıyorsun. Yatak sayısını azaltıyorsun. Söz verdiğin şehir hastanesinin yerinde yeller esiyor. Hiç bunları görmüyorsun. Pamukkale’de üç ayda bitecek dedikleri tadilat, dokuzuncu aya girdi. Bitmedi. esnaf mağdur, yerli ve yabancı turistler mağdur. Denizli’den Avrupa’ya uçuş yok. Onu bırakın ülkenin başkentine uçuş yok.
Senelerce çuval çuval yolsuzluğu anlattım Meclis kürsüsünde. Yok diyemediler. Yalan diyemediler. İspatı ortada ama halen daha o konuda bir şey yapmadılar ama bu durumu açığa çıkardı diye hazımsızlık yaptılar ve kendileri yolsuzluk yaparak açık tuttukları Bozdağ Kayak Merkezi'nin protokolünü CHP gelince iptal ettiler. Ama hiç merak etmeyin. Yargıda kazanacağız. Denizli'nin hakkını söke söke alacağız, söke söke alacağız."
"AK Partilisi, İyi Partilisi, CHP'lisi; hep birlikte kazanacağız"
Yeminle söylüyorum Denizli'deki AK Partiliye ve MHP'liye, biz sizin düşmanınız değiliz, dostunuz. Çünkü siz bizim komşularımızsınız, akrabalarımız, damadımız, gelinimizsiniz. Ama bizi size düşman etmek isteyen, kutuplaştıran, ayrı düşürenler bunu kavga olsun da millet kavgaya baksın, emekli maaşı konuşmasın diye yapıyor. Kardeşim 28 bin lira asgari ücrete layık mı? AK Partilisi, İyi Partilisi, CHP'lisi; hep birlikte kazanacağız. Tayyip Bey'in kavgasına bakmayın, emekli maaş için, emekli aylığı için mücadeleye bakın. CHP AK Partililerin değil, AK Parti'nin kara düzeninin düşmanıdır."
İmamoğlu: Güya turpun büyüğü heybedeydi; iddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu!
Mitingde CHP'nin tutuklanarak görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da mektubu okundu. İmamoğlu, mektubunda, "Güya turpun büyüğü heybedeydi… Günlerce millete ‘ahtapot masalları’ anlattılar. Gerçek dışı olduğu kanıtlanan sayısız yalan ve iftirayla, televizyonlarda milletimizi kandırmaya çalıştılar. Ama ne oldu? İddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu'nun mektubunun devamı şöyle:
"Ben ilk günden bugüne aynı şeyi söylüyorum: ‘Bu dava, baştan sona siyasidir. Eğer ‘Siyasi değil’ diyorsanız, iddialarınızın arkasındaysanız, bizim mahkemelerimiz TRT ve isteyen tüm kanallar tarafından canlı yayınlansın. Milletimiz, kimin ne olduğunu gözleriyle görsün. Hodri meydan.’ Canlı yayın talebimiz için başlangıçta ‘Olabilir, niçin olmasın’ gibi laflar ettiler ama sonra bununla ilgili kanun teklifini sessiz sedasız reddettiler. Bizleri yalan ve iftiralarla milletin gözünden düşürebileceklerini zannedenler, milletin vicdanı karşısında çoktan mahkûm oldular. Biz; 10 aydır, daracık hücremizde, haklılığımızdan aldığımız güçle, milletimizden gördüğümüz ilgi ve destekle direniyoruz. Umudumuz ve cesaretimiz her gün daha da güçleniyor, gelecek güzel günlere olan inancımız her gün daha da büyüyor.
Onlar ise her güne, koltuklarını kaybetme korkusuyla, yoksulluğa, güvencesizliğe mahkûm ettikleri milletin karşısına çıkamamanın ezikliğiyle uyanıyor. Onların vakti doldu. Onların hizmet enerjisi, doğru dürüst projesi, liyakatli kadroları kalmadı. Onların millete saygısı, sevgisi kalmadı. Millet karşısında hadlerini bilmez oldular. Onlar yolun sonunda, ama biz yolun başındayız. İşte bu yüzden, onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor; biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Biz; sorumluluk üstlenmeye, iş yapmaya, ülkenin sorunları çözmeye koşuyoruz. Şu ya da bu şahsın, şu ya da bu partinin değil, milletin iktidarını kurmaya koşuyoruz.
Bizim peşinde olduğumuz tek zafer, milletin ortak aklının, milletin ortak vicdanının zaferidir. Milletin iktidarında, millet ne derse o olacak. Milletin iktidarında herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için refah olacak. Türkiye büyürken, milletin ekmeği küçülmeyecek. Çalışacağız, üreteceğiz, kazanacağız ve adilce paylaşacağız. Türkiye’yi, geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alan, özgür ve mutlu insanların ülkesi haline getireceğiz. Bir kişi kaybedecek, Türkiye kazanacak. Her şey çok güzel olacak."
Kaynak: ANKA

