03 Ekim 2022, Pazartesi
27.05.2022 04:30

Güzelliğimizi korumak için kolajen yeterli mi?

Neden bazılarının cildi daha iyi görünürken bazılarının cildi parşömen gibi incelmiştir? Kolajenimizi hangi yanlışları yaparak bozuyoruz, nasıl düzeltebiliriz, beslenme ve yaşam şeklimizde hangi değişikleri yapmalıyız? Evet, bu yazı kendinden fotoşoplu bir cilt sahibi olabilmeniz için...

Kolajen cildin volümünü sağlayan bir tür yastıkçıktır. Gençken kabarık, pofuduk bir yastık gibidir, bu sayede yanaklarımız gergin, cildimiz kırışıksızdır. Derinize baktığınızda, yatay, iki boyutlu bir yapı görürsünüz. Ancak derinin dışardan gördüğümüz kısmının altında, ona kabarıklık ve hacim veren yapılar vardır. Bu deri altı yastıkçığı proteinlerden oluşur. Kolajen işte bu proteinlerden biridir.

Kolajeni, birbirine dolanmış üç iplikçik gibi düşünülebilirsiniz. Biz buna ‘triple helix’ deriz. Yani kolajen katlanmış ve kıvrılmış yapılı bir proteindir. Bu kıvrım ve katlanmalar ona hacmini verir. Bu şekilde cilt altında bir yastıkçık oluşturur. Şimdi zihninizde şunu canlandırın lütfen: Renkli rafyaları düşünün. 3 renk olsun. Onları makasla sıyırıp kıvır kıvır yaptığınızı düşünün. Tıpkı hediye paketi hazırlar gibi. Sonra bu üç farklı rengi, kıvırdıktan sonra üst üste dolayıp bir topçuk yaptığınızı hayal edin. İşte bu kıvır kıvır topçuk sizin taze genç kolajeninizdir. 

Sağlıklı bir cilt için her renkten sebze ve meyve yararlı.

Kolajen bu şekilde kıvrımlı, hacimli ve üç boyutlu (3D) yapıdadır. Ancak yaşlanmayla, bu 3D yapılı halden uzaklaşır, cildimizin altında hacim kaybeder, yassılaşır, sanki iki boyutlu (2D) olur. Yani yaşlandıkça kolajen proteini, bu kıvrımlı halini kaybetmeye başlar. Biz aynada bunu incelmiş, sarkmış cilt olarak görürüz. Peki bu neden oluyor?

Kolajen neden bozulur?

Kolajen proteinin 3’lü sarmal yapıda olduğunu ve 3D katlanmışlığa sahip olması gerektiğini söyledik. Ancak yaşam ve beslenme hatalarımız bu yapıyı bozar. Örneğin yüksek kan şekeri bu 3’lü sarmal yapıya yapışır. Kan şekerinizi yükselten her yemek sonrası, o şeker kolajenin 3’lü sarmal yapısına zarar verir. Basitçe, şeker gider kolajene yapışır. Şekerlenmiş kolajenin esnekliği ve 3D yapısı bozulur.

Vücudumuzda eski, kötü katlanmış ve şekerden zarar görmüş kolajeni temizleyecek bir sistemimiz var. Gençlikte bu sistem etkili temizlik yapar. Eskiler gider, taze kolajen gelir. Ancak yaşlanmayla vücudun bu konudaki yeteneği azalır. Tıpkı yaşla yaralarımızın daha geç iyileşmesi veya ciltte oluşan lekelerin kolay kolay temizlenememesi gibi. Biz dışardan hafifçe parşömenleşen bir cilt görürüz.

Peki beslenmemize neler ekleyerek kolajenimizi koruyabiliriz.

Kemik suyu: Elbette akla ilk gelen kemik suyu. Evet, kemik suyu içerek kolajene destek olabilirsiniz. Ancak bazı ayrıntıları hatırlamanız lazım. Kemik suyu ile pilav yaparsanız veya kemik suyuna ekmek doğrarsanız olmaz. Özellikle de kolesterol ve trigliserid sorununuz varsa, kemik suyu kullanımı testlerinizde bu değerleri artıracaktır. Kemik suyunu tek başına tüketmelisiniz. Dahası, öncesinde 2 saat ve sonrasında 2 saat başka bir şey yemememiz lazım. Özellikle karbonhidratlı besinler (ekmek, pilav, makarna, baklagil, tatlı, vs.) yemiş iseniz, yükselmiş insülinden kurtulmadan kemik suyu içmemelisiniz. İnsülin varsa, öğününüzdeki yağ ve şekeri beraberce trigliseride dönüştürür. Devamında kolesterolünüz artar. Bir hekim olarak kolesterol düşmanı değilim ancak artmış trigliseridler yani kan yağları büyük bir sorundur.
İkinci dikkat etmeniz gereken nokta, sindirim yetersizliğinizin olup olmadığıdır. Yemekleri sindirme sorunu yaşıyorsanız, yemek sonrası hazımsızlık, gaz, ishal, kabızlık sorunlarınız varsa, safra keseniz veya pankreasınızda yetersizlik varsa, beslenmeyle aldığınız kolajenden vücudunuz tam faydalanamaz. Kolajen kocaman bir moleküldür. Mideniz, pankreasınız onu enzimleriyle sindirip küçük peptidlerine ayırabilmelidir. Yukarda anlattığım 3’lü sarmal yapısının açılıp kana geçebilmesi lazım. O haliyle çok büyüktür, geçemez. Sindirimin yetersizliği çok yaygındır. Bu yüzden sindirim enzim destekleri öneririz.
Diğer hayvansal gıdalar: Kemik suyu dışında, et, tavuk, paça, kıkırdak, balık derisi gibi besinlerle de kolajen alabiliriz. Ancak özellikle hayvansal derilerde bolca bulunan kolajen yapı taşları, beslenme tercihlerimizi sağlıklı yapmaya çalıştığımız için vücudumuza yeterince girmez.

Renk renk sebze ve meyveler: Bitkisel ağırlıklı beslenme sağlıklı bir seçimdir. Her renk sebze ve meyve, içerdikleri antioksidanlarla cildi korur.

Güneşin dik geldiği saatlerde uzun süre güneşte kalmak cildin kolajenini hasarlar. Bu yüzden daima koyu bronz olmaya çalışanların cildinde o parşömenleşmeyi görürürüz. Güneş sağlıklıdır. Ancak güneşlenmenin fazlası cildi yorar. Renkli sebzelerden gelen polifenoller, güneş hasarını azaltır. Mesela yeşil çay güneş hasarını düzeltmekte etkilidir.

Kolajen destekleri: Dışardan kolajen desteği almaktaki amaç vücuda yeni kolajen üretsin diye ham madde vermektir. Ancak ağızdan alınan kolajen, vücutta üretilen gibi 3D yapılı değildir. Tıpkı bizim kemik suyunu sindirmemiz gerektiği gibi , enzimlerle önceden sindirilmiş gibi olmalıdır. Bu yüzden hidrolize edilmiş küçük peptidler haline getirilmiştir. Ne kadar küçük parçaya ayrılmışsa vücuda o kadar çok geçebilir. Vücut bu hidrolize kolajenlerden tıpkı bir legonun parçalarını birleştirmek gibi, yeniden 3D yapılı kolajen yapar. Ancak burada da kritik bir nokta var. Şimdi konunun en can alıcı yerine geliyoruz.

Kolajen oluşumunu belirleyen faktör: Glisin

Hangi kolajeni tüketirseniz tüketin, vücut ondan belirli oranda taze, iyi katlanabilen kolajen yapacaktır. Ağızdan giren hidrolize kolajen ham maddesinin ne kadarının kolajene döneceğini belirleyen şey ise glisin miktarıdır. Alınan kolajen ürünü içerisinde ne kadar glisin varsa, o kadar kolajen üretilir. Bu kuraldır. Çünkü glisin, kolajen yapımında RATE LIMITING faktördür.

Türkçesi, glisin kolajen yapımında hız kısıtlayıcı faktördür. Daha da Türkçesi ‘Glisinin kadar kolajenin oluşur.’ Kolajenin üçte biri glisindir. Ancak ağızdan giren ve emilim yollarını aşan tüm ürünler, içeri sokabildiği glisin kadarıyla yeni kolajen yapabilirler. Bu biyokimyasal kuraldır. Ekstra glisin en çok nerede var derseniz, tavuk derisi diyeceğim. Ancak organik tavuk bulmak zor tabii.

Glisin en minik kolajen parçasıdır. Kolajenin yüzde 35’i glisinden oluşur. Kolajen 3D sarmal yapı ve 3D katlanmışlığa bu sayede kavuşur. Kolajen, glisinler üzerinde katlanarak volümlü yastıkçık haline gelir.
Glisin aynı zamanda çok iyi bir uyku desteğidir. Hemen uyumadan önce alınan kolajen ve glisin, hem daha iyi bir uyku hem de gece boyu bolca katlanmalı taze kolajen oluşumu sağlar.

Bu yazının amacı kolajen konusuna yeni bir bakış açısı getirmek, şimdiye dek konuşulmayan ayrıntıları, işin ince biyokimyası ile anlatmaktı. Çare yok, kolajeninizi kollayacaksınız.