30 Ekim 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
30.10.2026 04:39

Fenerbahçe Stadı’nı yıkmak mı? Bu ne cüret!

Olacak iş mi? İster mali ister kültürel... İster şehir planlaması ister deprem… İster matematik, fizik, tarih, coğrafya… Bu işin oluru yoktur. Fenerbahçe Stadı ancak bir kültür imhası projesi olarak başka bir yere taşınabilir. Bunu ekonomik gerekçelerle savunanlar ise muhtemelen sayı saymayı bilmiyorlar


Fenerbahçe’nin bir anayasası yapılmış olsaydı ve onun da değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri olsaydı, ilk dört maddeden biri Fenerbahçe Stadı’nın yeri olurdu. Ya da biz öyle olduğunu zannediyorduk. Eşi benzeri dünyada bile çok az olan bu yapıyı yıkmaktan bahsediyorlar. Hem de başkanı ve devletin en yetkili koltukları söylüyor bunu. 125 seneyi aşkın bir zamandır futbol oynanan bir mekanı yerle yeksan etme niyetindeler. Kültür imhası projesi gibi bir şey. Bir Türk filmi repliği geliyor aklıma: Bu ne cüret?

Fenerbahçe’nin 24 Ekim’deki Yüksek Divan Kurulu’nda patladı mevzu. EURO 2032 finalinin İstanbul’da yeni bir statta oynanması gerekiyormuş. Devletin hazırladığı planda Maltepe’ye yeni bir stat yapmak ve Sarı Lacivertli kulübe tahsis edilmesi teklifi varmış. Kadıköy’den çıkılacak, oraya geçilecekmiş. Gündemi değiştirmek için yapıyorlar herhalde dedim duyunca.

Neden aklımıza hakaret ediliyor, önce bunu bulmalıyız. Çünkü neresinden tutsak elimizde kalıyor. Daha eylül ayında, seçim tartışmaları sırasında başka bir proje açıklanmadı mı? 52 yeni locayla birlikte mevcut stadın yaklaşık 50 milyon euro'luk yatırımla 64 bine çıkarılması planlanmıyor muydu? Nereden çıktı bu taşınma meselesi? Gerçekten Fenerbahçe’nin öncelikli gündemi bu mu? Böyle bir ihtiyaç var mı? Taşınmayı geçelim, stadın büyümesine bile ihtiyacı olduğu tartışmalı değil mi?

Tarihten kaçar gibi göçülür mü?

Bakın matematik ne diyor: Transfermarkt’ın verilerine göre Fenerbahçe’de son dört sezonun seyirci ortalaması 35 bin civarı. 47 bin 430 kişilik stadın yaklaşık dörtte üçü doluyor yani. Aynı seyirci 75 bin kişilik stadın yüzde 48’ini dolduruyor. Bir bu kadar daha seyirci bulması gerekiyor Fenerbahçe’nin yani. Getirebilecekler mi? Tüm bu yenileme harekatı acaba sadece satılacak localarla mı ilgili? Bu takımı zenginlere peşkeş çekmenin yolu olarak mı tartışıyoruz konuyu?

Aslında işin maliyeti falan pek çoğumuzu zerre ilgilendirmiyor. Alt tarafı, gelecek gelirle iki Kante, iki Ederson daha alınır. Fenerbahçe Stadı giderse o ruhun yerine ne gelir, asıl kaygı yaratan bu! Tarihten kaçar gibi göçülür mü?

Kadıköy’deki gibi bir semt-stat ilişkisi dünyanın hiçbir yerinde yok. Fenerbahçe’nin stadı şehrin tam kalbinde. Bunu kaybetmeyi kim göze alıyor?

Kimler taşındı?

Dünyanın pek çok yerinde maç seyrettim. NTVSpor’a yaptığımız Veni Vidi Vici programının temeli buydu. Banu Yelkovan’la şehirleri geziyor, ünlü takımların statlarına gidiyor, futbol kültürüne bakıyorduk. Orada öğrendim Arsenal’in bir sokak öteye taşınırken bile ne kadar homurtu yarattığını. Sırf bu yüzden eski stadın yerine yapılan rezidansa stada girer gibi gişeden giriyordunuz. Yeni stat eskisi gibi görünsün diye taşımadıkları şey kalmamış.

Roma’da Olimpiyat Stadı’na mahkum edildikleri için bir avuç taraftar önünde oynanan Roma-Lazio maçı da gördü bu gözler. Para uğruna ambiyansını yitirmiş Santiago Bernabeu’da El Clasico izledik mesela. “El Turistico” dedik. Inter ve Milan’ın aynı stadı paylaşıp yine de farklı kültür yaratmak için nasıl didindiklerine şahit olduk. Liverpool’un on yıllar süren şampiyon olamama serisini stat büyütülürken yok edilen ‘boot room’un lanetine bağlayanlara mikrofon uzattık. Bilbao’nun San Mames’ini büyütecekler dendiğinde surat ekşitenleri dinledik uzun uzun. Stadın bir ferforjesini oynatsalar asabı bozulacak insanlar vardı.

Ne olursa olsun döneceğin yere ev denir

Nitekim bugün dünya futboluna hükmedenlerin ezici çoğunluğu stadının yerini değiştirmedi. Aynı yerde büyüdüler. Real’i de böyle yaptı, Liverpool’u, Barcelona’sı da. Taşınanlar da Bayern gibilerdi. Onlar da öncesinde zaten Olimpiyat Stadı’nda oynuyorlardı, gerçek bir evleri yoktu. Çünkü ev önemlidir. Dönüp dolaşacağın, ne olursa olsun geleceğin yere ev denir. Sadece parlak günlerin şahidine değil!

Çok güzel ambiyanslar da gördü bu gözler. Celtic-Rangers maçı büyüledi. Dortmund’un eski stadı Rote Erde’nin hemen yanına kurduğu Westfalen’de Sarı Duvar’ı görünce ağzım açık kaldı. Ambiyansı ayrı güzel, tribünü ayrı çekici, tarihi ayrı etkileyici bir dolu yer vardı. KOP’u seyrettim Liverpool’da. Alman deplasman tribünlerine şaştım kaldım. Arsenal’in tiyatroya dönen ortamını, Chelsea’nin şık şıkırdım zenginliğini kınadım. Nehir kenarında Fulham’ın Craven Cottage’ı daha çok etkiledi beni. QPR montu aldım kendime, o mahalleden hissetmek için. Şimdi diyorsunuz ki Kadıköy’ün her zerresine işlemiş bir yeri yıkacağız! İnsanın zoruna gidiyor.

Fenerbahçe evinde Altınordu İdman Yurdu’na karşı. 1910’lu yıllar. Yer, Papazın Çayırı.

Kadıköylüler bilir

Stadyuma 500 metre mesafede oturuyoruz biz ailecek. Her günümüz stat çevresinde geçiyor. Maç falan yokken bile insanlar tavaf ediyor orayı. Fotoğraf çektiriyor, manzarasına bakıyorlar. Adı Lefter olan oğlum mahallesinin takımını tutsun diye Fenerbahçeli olsun istiyorum. Babadan yadigar diye değil. Futboldan nefret eden Beşiktaşlı annesi, maç günü trafiğinden illallah ediyor. Ama bir kez olsun alın bu stadı buradan demiyor. Çünkü biraz makul olan Kadıköylüler de gayet iyi biliyor, bu stat bu mahallenin rengi. Hangi takımın olursa olsun. Yerine yapılacak bir rezidans ya da AVM’nin o trafiği 15 günde bir değil, her gün yoğunlaştıracağına girmiyoruz bile. Sadece ruhu yeter.

Bırakalım kişisel, duygusal tercihleri. Bana Beşiktaş ve Kadıköy’dekiler kadar güzel stat gösterin. Çok samimiyim bu görüşümde. Avrupa futbolunun pek çok şeyine meftunum. Oradaki futbol kültürü ve edebiyatını her gün kıskanıyorum. Ama stadyumlarının havasını ve yerini değil. Biraz daha abartayım. Yukarıda saydım işte, yurtdışında onlarca maç seyrettim, ben Kadıköy’deki gibi bir semt-stat ilişkisi görmedim. Beşiktaş’ınki dünyanın en güzel yerinde. Fenerbahçe’ninki ise şehrin tam kalbinde. Hiçbir yerde bu yok. Bunu kaybetmeyi kim göze alıyor?

Kalamış sahilinden Kadıköy İskelesi’ne kadarki alandır Fenerbahçe Stadı. Yoğurtçu Parkı’ndaki temaşadır. Kadıköy Çarşı’daki meyhanelerdir. Ara sokaklardaki cümbüştür. Moda sahilindeki çimlerde zaman geçirmektir. Vapurdur o stat. Metrobüstür. Marmaray’dır. Köprüden gelirken son kıvrımdaki deniz feneridir. Caddebostan’dan Kadıköy’e uzanan bir coğrafyada yaşanan esnaf bayramıdır. Tarihtir en çok da. Kuvayı Milliye’dir. Yüz yıllık Kurbağalıdere’dir. Bir tatlı huzur almak için gelen ihtiyarların asabiyesidir.

Bu işi bir trafik, imar, maliyet, kâr meselesine indirgemek isteyenler bile pekâlâ biliyorlar. Bazı şeyler alınamaz, satılamaz. Bu bir duygu konusudur. Ruh sağlığıyla ilgilidir. Neredeyse 150 yıllık bir kültür hadisesidir. Fenerbahçe Stadı’nın yeri bellidir, orası Papazın Çayırı’dır. Diğer bütün ihtimaller yok hükmünde olmalıdır. Depremle yıkılsa, daha önce olduğu gibi yanıp kül olsa bile yeniden oraya dikilmelidir.
Nasıl böyle bir teklif sunabiliyorlar, insanın aklı almıyor. Algı operasyonuyla bu gerçek değişir mi zannediyorlar?

Daha önce tecrübe edilmedi mi? Birileri Fenerbahçe camiasını sarsmaya kalktığında, buna yeltenenlerin koltukları sallanmadı mı?

Bence denemeyin, başınıza iş alırsınız. Ne fizik ne matematik ne kimya ne coğrafya ne tarih… Hepsinden sınıfta kalırsınız.

Olan koltuğunuza olur!

Roma’ya karşı oynanacak Şampiyonalar Ligi maçı öncesi taraftarlar stadın önünde birikmeye başlamış. Maç günleri bir bayram yeridir Kadıköy. (Fotoğraf: Getty Images)

Ya matematik bilmiyorlar ya da…

Şu bilet konusuyla ilgili biraz daha dört işlem yapalım. Çünkü iddia sahipleri anlaşılan pek matematik bilmiyor. Mevcut kapasiteden 75 bine çıkmak, 27 bin 570 ek koltuk demek. Hepsinin yılda lig, Avrupa ve kupa dahil 25 maçta satıldığını, her birinin maç başına ortalama, hani olmaz ya, 100 euro gelir getirdiğini varsayalım. Ek brüt gelir yaklaşık 70 milyon euro. Nerede geriye kalan 180 milyon euro? 70 milyon euro dediğiniz de Kante ve Ederson’a ödenen para kadar bu arada. Bunun için mi taşınılacak?

Hadi diyelim ki yeni statta loca sayısı üç katına çıktı. 60’tı, 200 oldu. Hepsini, olmaz ya, 500 bin euro’ya sattınız. Oradan gelecek 100 milyon euro sadece bu senenin harcanan toplam transfer parasını karşılamıyor. Dünyanın en zengin 20 kulübünün stadyum gelir ortalaması 120 milyonken siz nasıl 250 milyon euro gelirden bahsediyorsunuz? Biraz açar mısınız?

Transfermarkt’ın verilerine göre Fenerbahçe’de son dört sezonun seyirci ortalaması 35 bin civarı. 47 bin 430 kişilik stadın yaklaşık dörtte üçü doluyor yani. 75 bin kişilik stadın dolması için bir bu kadar daha seyirci lazım. Her maça getirebilecek misiniz? Hem de Maltepe’ye? Türkiye’de tribün doluluk oranları yerlerde sürünürken bunu yapabileceğinize gerçekten inanıyor musunuz?

Beş büyük ligde geçen sezon Fenerbahçe’nin seyirci ortalamasını aşan yaklaşık 40 kulüp var. 34–38 bin seyirci, Avrupa ölçeğinde olağanüstü bir seviye değil. Ancak bu 40 kulübün büyük bölümü kendi statlarını yüzde 85–100 bandında dolduruyor. Fenerbahçe ortalamada yüzde 75 civarında. Stadın dolu gözükmesi için yüzde 90 gerekiyor desek, yeni yerde her maç 67 bin 500 kişiye ihtiyaç var. Geçen sezon bu ortalamayı aşabilen kaç kulüp var bu liglerde sizce? Sadece 6, yazıyla altı. Dortmund, Bayern, Manchester United, Real Madrid, Milan ve Inter. Yani City, PSG, Barcelona gibiler yok. Nerede Fenerbahçe taraftarı? Üstelik bu kadar pahalı bilet satacakken…

Bir de ulaşım bilgisi verelim. Geçen seneki ortalama seyircinin yüzde 70’i toplu taşıma kullansa, yaklaşık 24 bin yolcu eder. 75 bin kişilik stadyumda aynı oran, 52 bin 500 yolcu demek. Maçın ardından 75 bin insanı bir saat içinde çevreye dağıtmak için dakikada ortalama 1250 kişinin stadyum alanından uzaklaşması gerekiyor. Metrobüste izdiham yaşayanlar burada dirsek mesafesiyle ferah ferah yürüyecek, öyle mi?

Peki ya deprem meselesi. Maltepe projesinin en kritik tarafı, tanıtım görsellerinin hepsinin sahildeki dolgu alanında olması belki de. Bu tür zeminlerde deprem sırasında meydana gelebilecek olasılıklar incelendi mi? ÇED raporu var mı? 75 bin insan olası bir afet anında nasıl güvenle tahliye edilecek? Marmara kıyısında, bir tarafı denizle sınırlanan böylesine büyük bir tesis için bu hesap da yapıldı mı?

Diyorlar ki karar verildi. Şaka değil mi bu?

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.