26 Mayıs 2024, Pazar Gazete Oksijen
05.02.2021 06:00

Yanlış karardan geri dönmek erdemdir

Boğaziçi Üniversitesi, bu ülkenin gözü gibi sakınması gereken bir değerdir. Böyle bir topluluğun sağlıklı işlemesi için yöneticilerin seçimle belirlenmesi şarttır. Atanan ismin ne kadar yanlış olduğu belli. Yanlışınızı söyleyen düşman değil, dostunuzdur

38 yıldır akademik yuvam olan Boğaziçi’ne ilişkin birkaç söz etmek istiyorum. Boğaziçi Üniversitesi bu ülkenin gözü gibi sakınması, Anadolu’nun her köşesinden en büyük liyakat sınavıyla alıp yetiştirdiği insanların ekonomiye, sanata, dünya bilimine yaptıkları katkılarla övünmesi gereken büyük bir değeridir. Bu zenginliğin bir yönü de demokrasiyi içselleştirmenin bu topraklarda da mümkün olduğunu kanıtlayan meşhur “Boğaziçi kültürü”dür.  Formül basit: Görüşleri, kökenleri, inançları farklı olsa da bu kuruma girmek için gerekli objektif akademik liyakat çıtasını aşmış bütün insanlar “Boğaziçili”dir. Herkes saygıyı hak eder ve başkalarına saygı gösterir. Kapılarda “Prof”, “Doç” gibi unvanlar yazmaz, asistanlar hocaların çantasını taşımaz, herkes işini yapar, zaten bu noktaya gelmek için çok dirsek çürütmüş, çalışkan insanlar oldukları için de işlerini iyi yaparlar. Başka toplum yapılarını bilemem ama böyle bir topluluğun sağlıklı işlemesi için yöneticilerin eşitler arasından seçimle belirlenmesi şarttır, Boğaziçi’nde de böyle olur.

Rektör adayı belirleme yoklaması

Oksijen’deki ilk yazımda bu sistemi anlatmak için “(Kanun böyle demese de kitabına uydurarak) bütün kademelerdeki yöneticilerimizi yıllardır o birimin hocaları arasından seçimle belirliyoruz” demiştim. İnanmayacaksınız ama bu yüzden provokasyon medyası tarafından “yasa dışı iş yaptıklarını itiraf etti” diye hedef gösterildim. Bir kez daha, daha basit kelimelerle açıklayayım: Mesela üniversiteleri tektipleştirmek için 12 Eylül döneminde yazılmış olan kanunda “bölüm başkanları seçimle gelir” yazmaz. “Dekan (canının istediğini) bölüm başkanı atar” yazar. Peki Boğaziçi’nde dekanlar kimi bölüm başkanı atayacaklarına nasıl karar verirler? Bölümdeki hocaların demokratik tercihi neyse ona göre davranarak. Kanuna uygun mu? Evet. Yasadışı bir şey var mı? Hayır. 1992’de ülkede demokratikleşme yelleri eser ve atanmış rektörün süresi biterken Boğaziçi hocaları (ben o sırada hoca değildim) rektörün bilgisi dahilinde sandık kurup “rektör adayı belirleme yoklaması” yapmış. Bu rüzgarla YÖK yasası değişti; resmî aday seçimi yapıldı. 1992-2016 döneminde de Boğaziçi’ndeki aday seçiminde en çok oyu almayan hocalar daima (Ankara “Ben birinciyi değil, seni atamak isterim” dese bile) rektörlük görevini kabul etmeyeceklerini deklare ettiler, böylece o süre içinde rektörlüğe de hem kanuna, hem de demokrasiye uygun şekilde gelinmiş oldu.

Soldan sağa, herkes karşı!

Kimi başka üniversitelerde görülebildiğinin aksine, seçim sistemi Boğaziçi’nde bir kamplaşmaya yol açmadı. Bu yüzden tek bir gönül kırıldığını duymadım. Zaten her süreç, öğretim üyelerinin görev yaptığı kurullar ve komisyonlar tarafından yürütüldüğünden, rektörlük de sözümona üniversiteyi uçurmak için kurgulanmış boş “Zihni Sinir projeleri” ile değil, yurtdışındaki muadil kurumlarla karşılaştırıldığında gülünç kalan mali kaynaklar ve bürokratik sınırlarla uğraşmak için, sorun yaratmak değil sorun çözmek için gelinen bir makam olduğundan, rektörün “diktatörleşmesi” gibi bir şey kimsenin aklından geçmedi. Sonra bir KHK ile atama sürecinde uyulması anayasa emri olan usul ve esaslar kanundan silindi. Bir gece yarısı da kendisini Boğaziçi rektörlüğüne uygun görüp YÖK’e gizlice başvuru yapmış bir kişinin rektörlüğe atandığı haberi duyuldu. Yönteminin yanı sıra seçilen ismin de ne kadar yanlış olduğu her yeni haberle biraz daha beliren bu işleme bunca yıldır her kafadan farklı bir ses çıkmasına alıştığım okulumuzda soldan sağa, aşağıdan yukarıya herkes karşı. Mezunlar karşı, hocalar karşı, dünyadaki en eleyici liyakat sınavıyla, emekleriyle buraya gelen öğrenciler de karşı. Bu itiraz haftalardır akla gelebilecek en medeni, yaratıcı, barışçı şekilde seslendiriliyorken son günlerdeki olaylar çoğu Boğaziçilinin hayatlarının en üzücü anları olarak belleklerine kazındı. Yanlıştan dönmek erdemdir. Yanlışınızı söyleyenler sizin düşmanınız değil, dostunuzdur. Akıl, mantık, sükunet lütfen...