08 Ağustos 2022, Pazartesi
19.03.2021 06:00

Akbank CEO'su Hakan Binbaşgil: "2021 dengelenme yılı olacak"

Bankaların gündeminde iklim krizi ve sürdürülebilirlik var. Hakan Binbaşgil, “2025 yılına kadar karbon nötr banka haline geleceğiz. Tüm şube ve ATM’lerimizde elektriğin yüzde 20’sini rüzgardan elde edilen enerjiyle karşılayacağız. Kredi portföyümüzün iklim değişikliğine olan etkisini 2030 yılına kadar azaltacağız” diyor

Hakan Binbaşgil 35 yıllık çalışma hayatının 30 yılını bankacılık sektöründe geçirmiş bir profesyonel. Bankacılık için “zevkli, heyecanlı ve hareketli bir yolculuk” diyor. Binbaşgil ile sektörde büyük değişim yaratan djitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği konuştuk.  Hakan Bey 2020 bankacılık sektöründeki en zor yıllardan biri miydi?  Geçmişte de zor dönemler yaşadık. 1994 ve 2001 ülke ve sektör için zor yıllardı. 2001 krizinden sonra banka sayısında önemli bir azalma oldu. Yeni yapılanma oldu. Bugünkü sağlıklı yapının temelleri de o yıllarda atıldı. 2020’yi de, daha önceki dönemler gibi olmasa da meslek hayatımın çok değişik ve zor bir yılı olarak anacağım. Bugüne dek bir pandemi yaşamamıştık. 

"Toparlanma olur"

2020’yi özetlersek, 2020 sektör için nasıl bir yıldı? Pandemi süreci sektör için önemli bir operasyonel test oldu. Bankalarımız da bu testi büyük bir başarıyla geçtiler. Ekosistemlerini ayakta tutmak adına önemli bir kredi büyümesi gerçekleştirmelerine rağmen bankaların sermaye yeterliliği ve likiditelerinde sorun yaşanmadı. Yurtdışı borçlanmaları da başarıyla devam etti. Operasyonlarda aksama olmadı.   Sağlık krizi ekonomik kriz yarattı. Bankanız bu dönemi hangi adımlarla geçirdi? Bu süreçte dijitalleşmenin önemi çok daha net bir şekilde ortaya çıktı. Yıllar önce başlattığımız “Yeni Nesil Akbank” dönüşüm programımız bu döneme hazırlıklı girmemizi sağladı. Data Center’ımızı pandeminin tam ortasında yeni lokasyonuna taşıdık. Sektöre bu sırada birçok yeni ürün, hizmet sunduk. Euromoney de dünyadaki ülkelerin 160’tan fazlasını, dünya nüfusunun ise neredeyse yüzde 85’ini temsil eden bir coğrafyanın en iyi bankası olarak bizi seçip, Akbank’a ‘Gelişmekte Olan Piyasaların En İyi Bankası’ ünvanını verdi.   Pandemiden çok etkilenen sektörler var. Yeme içme, turizm, AVM’ler, havayolu şirketleri, ticari gayrimenkuller…Bu sektörlerin kredileri risk oluşturmuyor mu? Batık krediler, yabancı girişlerdeki düşüş, dolarizasyon da 2021’in kötü senaryoları. 2021 nasıl geçecek? Pandeminin etkisinin bir miktar azalması ile birlikte, 2021 yılında küresel ölçekte bir toparlanma görürüz. Dolayısıyla 2020 yılında görülen büyük ölçüde salgın kaynaklı sermaye çıkışları, 2021 yılında tekrar iyileşme eğilimine girebilir. Nitekim geçtiğimiz yılın özellikle Kasım ve Aralık aylarında gelişmekte olan ülkeler genelinde sermaye girişleri bu yönde güçlenen beklentileri yansıtır nitelikte. Her ne kadar yurtdışı tahvil faiz oranlarındaki yükseliş nedeniyle ara ara düzeltme hareketleri görecek olsak da bu durum muhtemelen kalıcı bir eğilime dönüşmeyecektir. Sıkı para politikası, makul reel faiz, uyumlu maliye politikaları, enflasyonda düşüş ve yabancı girişlerindeki olumlu eğilim devam ettiği sürece dolarizasyon eğilimi azalır, zamanla yerini ters dolarizasyona bırakır. Ya krediler?  Pandemi sırasında bankalar müşterilerine destek olmak adına bir miktar kredinin geri ödemesini ötelediler. Bu kredilerin geri ödemesinde şu an önemli bir sorun yaşanmıyor. Sektörde yeniden yapılandırılan bir miktar kredi de oldu. Orada da önemli bir sorun olmadığını söyleyebilirim. Sektörün yasal takipteki kredi oranı yaklaşık yüzde 4 gibi gayet makul bir düzeyde. Ayrıca bankalar sorunlu krediler ile ilgili yıllardır yüksek karşılıklar ayırmakta. Bankaların özkaynakları da oldukça güçlü. Dolayısı ile sektörün önemli bir sorunlu kredi problemi yaşayacağını düşünmüyorum. Akbank’tan örnek vermem gerekirse, bu sene kredi maliyetlerimizin önemli ölçüde düşmesini bekliyoruz. Bu finansallarımız adına önemli ve pozitif bir gelişme.
Hakan Binbaşgil, çocukluğundan beri piyano çalıyor. Güne spor yaparak başlıyor. Pandemide daha çok tarih ve felsefe kitapları okuduğunu söylüyor. Eşiyle birlikte seyahat etmeyi ve farklı kültürleri keşfetmeyi özlediğini de ifade eden Binbaşgil’in fotograf çekme merakı da var
Hakan Binbaşgil, çocukluğundan beri piyano çalıyor. Güne spor yaparak başlıyor. Pandemide daha çok tarih ve felsefe kitapları okuduğunu söylüyor. Eşiyle birlikte seyahat etmeyi ve farklı kültürleri keşfetmeyi özlediğini de ifade eden Binbaşgil’in fotograf çekme merakı da var
Yerli tasarrufçu kurun yükselişlerinde dahi dövizini bozdurmuyor. Bu trend tersine döner mi? Sürmesi beklenen sıkı para politikasının ve yüksek TL faizlerinin TL mevduat gelişimine etkisi olumlu olur. Son birkaç aydır bireylerin döviz alım satımlardaki TL lehine davranış değişiklikleri var. Döviz tevdiat hesaplarında son dönemde ufak da olsa bir azalış var. Ancak bu azalışta Euro/USD paritesinin ve altın fiyatlarının da etkisi dikkate almak gerekir. Yurt içi yerleşik döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduat içindeki payı kurların da etkisi ile yaklaşık yüzde 56’lardan yüzde 52’lere geriledi. Bu olumlu bir gelişme.  Faizler yükseldi, enflasyon yükseliyor. Sizin düşünceleriniz? Enflasyonun düşürülmesi toplumsal refahın artırılması açısından her zaman temel öncelik olmalı. Enflasyonist ortamlar gelir dağılımını bozar, yatırımları azaltır, birikimler daha çok finansal yatırımlara gider, dolayısı ile potansiyel büyüme düşer ve bunun da istihdama olumsuz etkileri olur.   Yeni ekonomi yönetiminin politikalarını nasıl buluyorsunuz?  Merkez Bankamızın izlediği sıkı para politikası ile enflasyonla kararlı bir mücadeleye girmesini çok olumlu buluyoruz. Üstelik bunu şeffaf, sade, anlaşılabilir bir biçimde yapıyorlar.  Bu kararlı duruş ışığında enflasyonun ve buna paralel de tedbirli bir biçimde faiz oranlarının yılın ikinci yarısından itibaren gerileme trendine gireceğini tahmin ediyoruz. Kuru sabitlemeye çalışmak dengeleri nasıl etkiliyor? Merkez Bankası’nın sıklıkla vurguladığı gibi döviz kurlarının seviyesi hedeflenmemektedir. Dolayısıyla döviz kurlarının seviyesi piyasa arz ve talep koşullarına göre şekillenmektedir. Bununla beraber, devam etmesini öngördüğümüz sıkı para politikası ve piyasa dostu ekonomi politikaları orta vadede döviz kuru volatilitesini düşürür ve daha öngörülebilir bir kur patikasına ulaşmamızı sağlar.  Kripto paraları nasıl değerlendiriyorsunuz? Amerikan bankaları kripto paralar için birimler kuruyor.  Blockchain teknolojisi biraz zaman alabilir ama ileride iş hayatını derinden etkileyecek, daha verimli hale getirecek. Bu konu az çok net. Kripto paralar, özellikle Bitcoin ise şu sıralar hızla değer kazanıyor. Dünyada çok likidite var. Bu likiditeden ekstra alınan her pay, derinliğin az olduğu kripto piyasalarında fiyatları daha da yükseltiyor. Geleceği tahmin etmek zor ama fiyat hareketlerinin çok dalgalı olacağını öngörebiliyoruz. Kripto paralar muhtemelen hayatımızda kalıcı bir yer alacak. Öte yandan her ülkede merkez bankaları bu konuda regülasyonları konuşuyor. Türkiye’de de bazı düzenlemeler gelecektir.  Siz pandemi döneminden hangi dersleri çıkardınız? Akbank’ın geleceğini yıllardır iki konu üzerine inşa etmeye çalışıyorduk; çalışanlarımız ve de teknolojik altyapımız. Bu iki konuya her yıl yaklaşık 200 milyon dolar yatırım yapıyorduk. Pandemi döneminde bu vizyonun ne kadar doğru olduğunu çok net gördük. Uzun süre genel müdürlüğün yaklaşık yüzde 90’ı evden çalıştı. Pandeminin ilk günlerinde milyonlarca müşterimizi evlerinden aradık. Amacımız müşterilerimizin hatırlarını sormak ve bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını öğrenmekti. Müşteri memnuniyetimiz pandemi sırasında önemli ölçülerde arttı. Yıllardır birlikte çalışmış, birbirini çok iyi tanıyan bir arkadaş grubu olmamızın da bunda önemli bir payı var diye düşünüyorum. 2021 beklentileriniz nedir? 2021 yılının da bir dengelenme yılı olmasını, sıkı para ve kredi politikaları ile enflasyon ve cari açığın daha makul seviyelere inmesini bekliyoruz. Bu sene büyüme muhtemelen yaklaşık yüzde 4-5 seviyelerinde olur. Dış talep ve turizm gelirlerinin büyümeye katkı sağlamasını, geçtiğimiz yıl çok güçlü seyreden altın ithalatının da normalize olmasını öngörüyoruz. Bunlar gerçekleşirse, geçen yıl yüzde 5 civarında olan cari dengenin milli gelir içinde payı da bu sene yüzde 3’lere geriler. Dolayısıyla risklerde de orta vadede bir azalma eğilimi gözlemleyebiliriz.

"Geleceği gençlerle tasarlıyoruz"

Z kuşağına nasıl hazırlanıyorsunuz? Akbank Gençlik Akademisi bizi çok heyecanlandıran bir girişimimiz. Akademi ile gençlerimize eğitim programlarının yanı sıra  yeni yetkinlikleri deneyimleyemek için fırsatlar bulabilecekleri, mentorluk alabilecekleri, Akbanklı liderler, sosyal girişimler ile bir araya gelebilecekleri tamamlayıcı programlar ile bütünsel bir gelişim yolculuğu imkanı sunuyoruz. İlk yılımızda 15 bin üniversite öğrencisine ulaşmayı hedefliyoruz. Akbank Gençlik Akademisi’nin toplumda ve iş dünyasının geleceğinde fark yaratan bir girişim olacağına inanıyoruz. Ayrıca Future Club’ımız var. Geleceğin iş ortamlarını gençlerle birlikte tasarlıyoruz.

200 milyar TL’lik kredi finansmanı 

Yeşil krediler, sürdürülebilirlik konularında Akbank’ın pozisyonu nedir? Artık günümüzde kurumların ana faaliyet alanlarında başarılı olması tek başına yeterli değil; topluma ve çevreye de duyarlı olmaları gerekiyor. Yaşadığımız pandemi ortamı da bunu gerekli kılıyor. Akbank zaten sürdürülebilirliğe oldukça duyarlı bir kurum ve yıllardır bu yaklaşımına devam ediyor. Şimdi bu yaklaşımımızı daha sistematik, şeffaf ve de ölçülebilir hale getiriyoruz. Türkiye’de, sürdürülebilirlik alanında uzun vadeli hedefler veren ilk mevduat bankası olmaktan da gurur duyuyoruz. Sürdürülebilirlik faaliyetlerinde dört önceliğimiz olacak; sürdürülebilir finansman, insan ve toplum, ekosistem yönetimi ve iklim değişikliği. 2030 yılına kadar ülkemize 200 milyar TL sürdürülebilir kredi finansmanı sağlayacağız. Yine 2030 yılına kadar finansal açıdan güçlendirdiğimiz kişi sayısını da artıracağız. Operasyonlarımızdan kaynaklı salımları sıfırlayarak 2025 yılına kadar karbon nötr banka haline gelmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2021 yılında tüm şube ve ATM’lerimizde kullandığımız elektriğin yüzde 20’sini rüzgardan elde edilen enerjiyle karşılayacağız. Kredi portföyümüzün iklim değişikliğine olan etkisini 2030 yılına kadar azaltacağız. Pandemi sırasında, Türk bankacılık sektörünün ilk Yeşil Bono ihracını da gerçekleştirdik.

Yüzde 52 uzaktan çalışacak

Pandemi sonrasındaki çalışma düzeniniz nasıl olacak kurum olarak?  Pandemi sonrasında yepyeni bir çalışma modeline geçeceğimizi duyurduk. ‘Uzaktan çalışma’, ‘hibrit’ ve ‘ofisten çalışma’ şeklinde üç farklı şekilde tasarladığımız yeni çalışma modelimizde müşterilerimize yüz yüze hizmet verdiğimiz şubelerimiz yerinden çalışmaya devam edecekler. Genel Müdürlük ekiplerimizin ise yüzde 52’si uzaktan, yüzde 36’sı hibrit düzende, yüzde 12’siyse ofisten çalışacaklar. Bu yeni çalışma modelinin ‘kapsayıcılık’ tarafı da oldukça önemli. Artık Akbank ailesine coğrafi engeller olmadan, ülkemizin 81 ilindeki en nitelikli kişileri katma imkânına sahip olacağımız için çok mutluyuz. 

"Pandemide Akbank Sanat durmadı, sanatçıları destekledik"

Pandemide Akbank Sanat Evinizde başlığı altında online platformlarda etkinlikleri devam ettirdik. Youtube kanalımızda 140 yeni içerik yayınlandı ve toplamda 6 milyonun üzerinde izlenmeye ulaştı. Geçtiğimiz yıl Akbank Caz Festivali’nin 30. yılıydı. Instagram kanalımızda toplam 15 konserde 25 bininin üzerinde seyirciye ulaştık.  “Dün, Bugün, Yarın” isimli bir albüm çalışması ile 80’e yakın sanatçımızı bir nebze olsun pandemi ortamından uzaklaştırmaya gayret ettik.  Çağdaş sanat alanında bir diğer uzun soluklu işimiz olan ve 15 yıldır desteklediğimiz Contemporary Istanbul Fuarı’nın pandemi döneminde gerçekleşen çevrimiçi versiyonu da sanatseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Fuarı 19 günde 100 binden fazla kişi ziyaret etti.