29 Şubat 2024, Perşembe
05.03.2021 06:00

"Değişim kadınlarla geliyor, topluma öncülük ediyorlar"

Kız çocuklarının eğitimini en kritik sorunlardan biri olarak gören Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, “Pandemi sürecinde de gördük ki eşitsizlikler derinleşiyor, kazanılan haklar geriye gidiyor. Artık bunu arkamızda bırakmanın zamanı. Pandemiyle kaybedilen kazanımları geriye alıp, daha da ileri götürmeliyiz” diyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl Sabancı Vakfı, “Şehirde Kadın Olmak” başlığıyla Women of the World - WOW ve British Council iş birliğiyle bir festival düzenliyor. Dünyanın en güçlü 100 kadını arasında gösterilen Güler Sabancı ile holding genel merkezinde buluştuk.  Güler Hanım, sizle bu kez 8 Mart vesilesiyle görüşüyoruz. Öncelikle size neden “Şehirde Kadın Olmak” adlı bir etkinlik düzenliyorsunuz diye sormak isterim. WOW yani Women of the World - Dünya Kadınlar Festivali, kadın hakları mücadelesinde en güncel konuları tartışacağımız ve kazanımlarımızı kutlayacağımız heyecan verici bir festival. Sabancı Vakfı olarak British Council iş birliğiyle, dünyanın en büyük kadın festivalini bu yıl ilk kez Türkiye’de düzenliyoruz. 

Üstelik pandemide!

Pandemiye rağmen British Council’ın sanat alanındaki birikimleri ve bizim sivil toplum kuruluşlarıyla olan kuvvetli ilişkilerimiz sayesinde sivil toplum ve sanat dünyasından 100’den fazla kişi ve kurumun katıldığı dopdolu bir festival ortaya çıkardık. Festival bugüne kadar 6 kıtada 30 farklı şehirde düzenlenmiş ve 2 milyondan fazla kadına ulaşmış. Festivalin teması “Şehirde Kadın Olmak”. Dünyada sürekli artış gösteren üç trend ve temel konu var; bunlar şehirleşme, kadının toplumsal ve ekonomik hayata katılımı ve iklim. Teknoloji ve dijitalleşme ise bu sorunların çözümleri oluyor. Bugün baktığımızda dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Türkiye’de ise kentlerde yaşayanların toplam nüfusa oranı yüzde 70’in üzerinde. Şehirler, kadınlara var olma ve iş gücüne katılma fırsatı sunuyor. Ancak her kadın bu fırsatlardan eşit şekilde faydalanamıyor. Üç gün sürecek festivalde yalnızca sorunlar ve çözüm yolları tartışılmayacak, aynı zamanda bugüne kadar elde edilen kazanımlar da hatırlanacak. Biliyoruz ki, geçmişten bugüne kazanımları hatırlamak yeni mücadeleler için en güçlü motivasyon kaynağımız olacak. Arkadaşlar bu festivalden bana ilk bahsettiklerinde “kadın meselesini neden sadece kadınlar konuşuyor” diye sordum. Dediler ki; sadece erkeklerin konuştuğu o kadar çok platform var ki, kadınların sesi yeteri kadar duyulmuyor, bu yüzden bu festivalde sadece kadınlar konuşacak. Kadınlar olarak birbirimizden öğrenme ve cesaret alma bize çok önemli bir dayanıklılık ve başarma gücü veriyor. İnsana “ben de yapabilirim” hissini geçiriyor. Bu festivalin ruhunda da bu var. 
Güler Sabancı’nın çalışma ofisi, kadın sanatçıların eserleriyle dolu. Fotoğraftaki eser Lerzan Özer’e ait <strong>(Fotoğraf: Oksijen)</strong>
Güler Sabancı’nın çalışma ofisi, kadın sanatçıların eserleriyle dolu. Fotoğraftaki eser Lerzan Özer’e ait (Fotoğraf: Oksijen)

İki hayati konu var

Araştırmalar pandemiden çalışma hayatındaki kadınların erkeklerden daha çok etkilendiğini gösteriyor. Bu size ne düşündürüyor? Her felakette olduğu gibi, pandemi sürecinde de gördük ki maalesef eşitsizlikler derinleşiyor, kazanılan haklar geriye gidiyor. Ekonomik anlamda en çok kadınların yoğun çalıştığı sektörlerin etkilendiğini görüyoruz. Diğer taraftan, kadınların yüzde 55’i ev içi ve ailevi yükümlülükleri nedeniyle iş gücünden uzak kalıyor. Özellikle çalışan kadınlar bu günlere gelene kadar eşitlik için çok mücadele verdi. Bu nedenle bu sürecin bir an önce tamamlanmasını ve yeni bir normale dönmeyi umuyoruz. Pandemide kadınlar açısından iki konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Birincisi işe devam edebilmek, çalışabilmek. Diğeri ise çocukların yüz yüze eğitime geçmesi. Bunun özellikle çalışan kadınlar için hayati bir konu olduğunu düşünüyorum. Hafta başında açıklanan eğitim kararını da bu açıdan önemli ve sevindirici buluyorum. Pandeminin iş yaşamındaki kalıcı etkilerinden kadınlar nasıl etkilenecek?   Pandemi çalışma şekillerimizi değiştirdi. İş hayatımızda, iş yapış şeklimizde kalıcı etkileri olacağını, yeni çalışma düzenleri kurulacağını öngörüyoruz. Sebep ister küresel bir salgın ister ekonomide daralma gibi daha bölgesel sıkıntılar olsun, iş gücü kaybından en çok kadınlar etkileniyor. Pandemi döneminde kadınlar bir yandan kendi iş hayatındaki sorumluluklarını sürdürürken diğer yandan artan ev içi iş yüküyle baş etmeye çalışıyor ve online eğitim sürecindeki çocuklarının eğitimlerini takip ediyorlar. Adeta “help desk” gibi her şeye yetişmeye çalışıyorlar. Kadınların ne kadar başarılı ve adaptasyonun ne kadar yüksek olduğunu bu süreçte bir kez daha gördük.  Siz kadınların önlerindeki cam tavan engelinin kalkması gerektiğinden söz ediyorsunuz. Zihinsel dönüşüm için en çok nelere ihtiyaç var? Zihinsel dönüşüm için öncelikle farkındalığın artması gerekiyor. Kadınların iş hayatına katılımı bir ayrıcalık değil, bizi başarıya götürecek bir zorunluluk. Bunu artık veriler de gösteriyor. The Credit Suisse Research Institute araştırmasına göre, yönetim kadrosunda kadınların olduğu firmalar, sadece erkeklerin görev aldığı firmalara göre daha yüksek performans gösteriyor. Araştırma, üst yönetim kadrosunun en az yüzde 15’i kadın olan şirketlerin, yüzde 10’un altında olan şirketlere göre yüzde 50 daha kârlı olduğunu da ortaya koyuyor. Dolayısıyla kadının iş hayatına katılımını sağlamak doğru bir iş kararıdır. Sabancı Topluluğu olarak iş dünyasında çeşitlilik, fırsat eşitliği ve cinsiyet eşitliği konusunda örnek ve öncü konumda olmaya gayret ediyoruz. Topluluk şirketleri genelinde kadın çalışan oranımız yüzde 32 ile Türkiye ortalamasının üzerinde. Ayrıca topluluk genelinde kadın yönetici oranımız yüzde 38 ve Yönetim Kurulu’nda kadın oranımız yüzde 44 oranı ile hem dünya, hem Avrupa, hem de Türkiye ortalamalarının üzerinde. Elbette ki bu oranları yeterli bulmuyor ve hala üstünde ısrarla çalışmamız gereken çok önemli bir konu olarak görüyorum.

Kızların eğitimi en kritik konu

Sizce Türkiye’deki kadının, baş sorunu nedir? Türkiye’de kadınların karşılaştığı sorunların temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği yatıyor. Bu eşitsizliğin yansımalarını eğitime, toplumsal hayata, iş gücüne katılım ve şiddet gibi birçok alanda gözlemliyoruz. Araştırmalar son 10-15 yılda kadınların hayata daha fazla katılım sağladığını ve toplum gözünde bunun daha fazla kabul görür hale geldiğini gösteriyor. Bugün TÜSİAD ve TOBB gibi önemli kuruluşların da girişimcilik ve kadın odaklı çalışma grupları var. Bütün bu çalışmalar sayesinde duyarlılık arttı. Türkiye’nin her yerinde bu konudaki bilinç artış gösterdi. Toplum artık kadını aşağıda görmenin doğru olmadığını biliyor. Tabii ki toplumsal cinsiyet eşitliği çok boyutlu bir mesele. Vakfımızda bundan 15 sene önce Kadınlar ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Geliştirilmesi Programı’nı hayata geçirdik. Kız çocukları özelinde de erken yaşta evliliklerin önlenmesi ve kız çocuklarının okullaşmasını en kritik konulardan biri olarak görüyorum.  Siz dünyanın en güçlü kadınları listesindesiniz. Bu size nasıl bir sorumluluk yüklüyor? Bir örnek olma ve rol model olma sorumluluğu getiriyor. Ama benim çok sevdiğim bir söz var, Darwin’in bir sözü; “Hayatta kalacaklar en güçlü ya da en zeki olanlar değil, değişime ayak uyduranlar olacaktır.” Ben gücü biraz böyle görüyorum. Dayanmak, değişen şartlara uyum sağlamak, uzun vadeli düşünmek, vazgeçmemek ve yılmadan devam etmek çok önemli. Değişim kadınlarla geliyor, kadınlar toplumun her alanında değişime öncülük ediyor.

25 milyon kadın ve kızın hayatına dokunduk

“Sabancı Vakfı olarak bugüne kadar kadınların güçlenmesi, kız çocuklarının eğitime devam etmesi, erken yaşta zorla evliliklerin önlenmesi gibi öncelik arz eden konularda çok sayıda proje yaptık, destek verdik. 14 yıldır kesintisiz sürdürdüğümüz Hibe Programları ile kadınlar ve kız çocuklarını odağına alan çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile yan yana yürüdük. Toplumun hizmetine sunduğumuz kalıcı eserlerimizle birlikte yaklaşık 25 milyon kadın ve kız çocuğunun hayatına dokunduk. Rakamların da ötesinde; tüm bu projelerde kadınların ve kız çocuklarının haklarının farkına varıp güçlendiğine, başkalarının hayatlarında fark yaratmak için çalıştıklarına şahit olduk. Sayısız mücadele ile eğitimine devam eden bir kız çocuğunun mezun olduktan sonra şehrine dönerek bir kadın derneği kurmasını ve hayatını kadınların güçlenmesine adamasını rakamlarla ifade etmek mümkün değil. Bu dönemde de pandeminin kadınlar üzerindeki etkilerini konuşabilmek ve çözüm önerileri geliştirebilmek için, kadın alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılarda aldığımız aksiyonları da bir bir hayata geçiriyoruz. Bunun örneklerinden biri yakın zamanda duyurduğumuz Teknosa ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu iş birliği ile hayata geçirilen telefon kampanyası oldu. Bu proje ile şiddet gören kadınların seslerini duyurmak için ihtiyaç duydukları akıllı telefonla buluşturmak üzere yeni bir dayanışma hareketi başlattık.”

37 milyon izlendi

Sabancı Vakfı’nın 10 yılı aşkın süredir yürüttüğü Fark Yaratanlar Programı 37 milyon izlenme rakamına ulaştı. Bu da bize çok cesaret veriyor. Bu da toplumumuzun karşılık beklemeden başkalarının hayatına dokunma konusunda duyarlılığını gösteriyor.

Kadınlar pandemi sonrasına hazır

Artık tünelin sonunda ışık göründü. Tüm kadınlara mesajım şu; Artık pandemiyi arkamızda bırakmanın zamanı geldi. Pandemi sonrasına odaklanmalıyız. Silkelenelim ve önümüze bakalım. Pandemiden sonra yeniden aynı azimle mücadeleye devam etmemiz gerekiyor. Bu süreçte edinilen tecrübelerle daha da güçlenen kadınların pandemi sonrasında da aynı başarıyı göstereceklerine inanıyorum. Kadınlar pandemi sonrasına hazır. Umuyorum ki bir sonraki Kadınlar Günü’ne kadar pandemiyle kaybedilen kazanımları geri alacak, daha da ileriye götüreceğiz.

Sanatı dijitale taşıdık

Sabancı Vakfı olarak sanatın dönüştürücü gücüne çok inanıyoruz.Pandemide de Adana Tiyatro Festivali ve Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası dışındaki tüm faaliyetlerimizi hayata geçirdik. Kısa Film Yarışması’nı online olarak gerçekleştirdik ve 750 bin kişiye ulaştık. Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilen Müzede Sahne etkinliğini de bu yıl kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla düzenledik. Picasso, Dali, Monet, Miro, gibi geçmiş dönem sergilerimizi dijitale taşıdık, çocuklar için sesli kitapları dijital olarak ulaşılabilir hale getirdik ve yeni sergilere ev sahipliği yapmaya da devam ettik.