03 Aralık 2022, Cumartesi
12.11.2021 04:30

Dövüş Kulübü’nün yaratıcısından yazarlık dersi

Yazar Chuck Palahniuk, Türkiye’den O2’ye özel konuştu... Palahniuk’in yeni kitabı Bunu Bi’ Düşün, hikâyelere ve yazar olmaya dair yazdığı, anekdotlar ve yol hikâyeleriyle bezeli, bilgi ve duygu yüklü bir nevi ilk elden bir yazarlık atölyesi

Dövüş Kulübü’nün efsanevi yazarı Chuck Palahniuk, uzun bir aradan sonra yeni kitabıyla okurlarıyla yeniden kavuştu. Ancak bu kez son derece farklı bir kitapla… Ülkemizde de Seda Ağar çevirisiyle, Düşbaz Yayınları tarafından yayımlanan Bunu Bi’ Düşün, bir yanıyla yazarlık atölyesi olarak düşünülebilir ama aynı zamanda da bir anı kitabı… Zaten kitabın alt adı olan Yazarlık Yaşamımda Gidişatı Değiştiren Anlar da bunu çok güzel özetliyor. Peki bu kitapta okur ne bulacak? Öncelikle tüm yazarlar ve yazar adayları için hem yazmaya hem de bir yazar olarak yaşamaya dair mücevher değerinde ipuçlarını; Palahniuk gibi bir ustadan uzun yılların yazarlık tecrübesi ve yazarlık atölyelerinden damıtılan içgörüler eşliğinde… İkinci olaraksa Dövüş Kulübü gibi hayli sert bir romanla tanıdığımız Palahniuk’un annesi ve babasına dair dokunaklı anların da yer aldığı kişisel anılarından yola çıkarak, sakınmadan sergilediği kırılgan ruhunu ve savunmasız yanlarını; bir yazar olabilmek için gerçek anlamda çektiği “çileleri”, kitap turnelerinde yaşadığı anekdotları ve ona yaşam yolunda eşlik eden yazar dostlarını, kitabını da adadığı Tom Spanbauer gibi hocalarını ve mentorlerinden aldığı dersleri… Ve tabii ki bir yığın ışıltılı, keyifli, çılgın ve mizahi anı da… Chuck Palahniuk’la Bunu Bi Düşün’ün yanı sıra yazarlık meselelerini ve tabii ki Dövüş Kulübü’nü de konuştuk. Palahniuk, Türkiye’den ilk kez O2’ye özel anlattı…

Chuck Palahniuk: “Yazmak, hayatımı ölçmenin ve yanlış inançların kökünü kazımanın bir yolu. Mesela Dövüş Kulübü’nü yazarken tüketim ve mal varlığının beni tatmin edeceği inancım sarsıldı.”
Chuck Palahniuk: “Yazmak, hayatımı ölçmenin ve yanlış inançların kökünü kazımanın bir yolu. Mesela Dövüş Kulübü’nü yazarken tüketim ve mal varlığının beni tatmin edeceği inancım sarsıldı.”
Kitabınız Bunu Bi’ Düşün, bir yazarlık atölyesi olarak düşünülebilir ama aynı zamanda da bir anı kitabı. Kitabı yazmanızın arkasında nasıl bir motivasyon saklı? Kitabın arka bahçesiyle ilgili daha fazla ayrıntı dinlemek isterim sizden… Son kırk yıldır yazarlar bana sadece yazmayı değil, yazar olarak yaşamayı da öğretti. İşçi sınıfına mensup bir ailenin üyesi olarak gücüm ve yeteneğim üzerinde verdiğim hayatta kalma savaşı benim için en zor mücadele oldu. En iyi öğretmenlerimin çoğu öldü, bir gün ben de öleceğim. Bu yüzden Bunu Bi’ Düşün’ü yazarak, öğrendiklerimin mümkün olduğunca büyük bir kısmını belgelemek ve onları korumak istedim. Ayrıca bu öğretmenlere borçlu olduğumu da kabul etmek… Hatıralarınızdan da öğrendik ki, ilk yıllarda yazar olmak için elinizden geleni yapmışsınız. Bir yazar olmanın hayatınızı, kişiliğinizi veya genel olarak sizi etkilediğini düşünüyor musunuz? Yazmak, kendinizle yüzleşmek zorunda kaldığınız durumlarda kendinizi iyileştirmek için bir araç mıdır? Yazmak bir deney yapmak ve bir fikri keşfetmektir. Her hikaye veya kitap, bilgiyi yeni bir şekilde yapılandırmak için bir şanstır. Ve her yazma projesi bir çeşit gücün ya da sosyal modelin zayıflığını bulmaya yarayan bir form keşfetmek için bir fırsattır. Kişisel olarak yazmak, hayatımı ölçmenin ve yanlış inançların kökünü kazımanın bir yoludur. Mesela Dövüş Kulübü’nü yazarken tüketim ve mal varlığının beni tatmin edeceği inancım sarsıldı.  Chuck Palahniuk, Dövüş Kulübü’nü bugün yazıyor olsaydı da aynı şekilde mi yazardı? Her kitabı ancak yazdığınız yaşta yazabilirsiniz. Artık o denli sinirli, öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış genç bir adam değilim, bu yüzden Dövüş Kulübü’nü bugün yazmadım. İyi haber şu ki, hayatın her yeni evresi kendine özgü korkular ve hüsranlar getirir, bu nedenle her zaman yazılacak bir kitap vardır.  Çok başarılı bir kariyeriniz var ve çok sayıda kitap yazdınız ama yine de Dövüş Kulübü’nün yazarı olarak tanınıyorsunuz. Bu sizi rahatsız ediyor mu, yoksa bununla mutlu musunuz?  Yayıncılar her zaman, köklü bir yazarın eserlerinin gelecek nesil tarafından alınıp alınmayacağını izler. Çoğu yazar yalnızca bir nesil tarafından okunur. Dövüş Kulübü ile üç nesildir okurları kendime çekmeyi başardım ve kitabın birçok okul ve üniversitede okutulması sayesinde okurlarım artmaya devam edebilir. Bu yüzden Dövüş Kulübü ile tanınmaktan her zaman mutluluk duyarım, çünkü bana özgürlüğümü kazandırdı. Kitabınıza dönersek, Bunu Bi Düşün yazar atölyelerine dair de bir nevi içerden bir bakış… Yazı atölyelerinin sayısında yalnızca dünyanın her yerinde değil, Türkiye’de de bir artış var. Yazmanın bu kadar popüler olmasının nedeni, insanların yazdıklarının iyileşmelerine yardımcı olduğunu fark etmeleri olabilir mi sizce? Evet, Steve Almond gibi yazı atölyesi deneyimini konuşma terapisiyle kıyaslayan birçok yazar var. Yazarken kendimizi tam olarak anlamadığımız kişisel bir konuyu, bir metafor veya bir sembol aracılığıyla araştırma olanağı buluruz. Ben şahsen, genel olarak yaratıcılıkta bir artış olup olmadığını merak ediyorum. En az iki yeni nesil, ebeveynlerinin maddi açıdan başarılı olmasına karşın hala tatmin olmadıklarını gördüler. Bu insanlar, daha büyük mutluluklar elde etmeye giden yol olarak bir şeye sahip olmak yerine, bir şeyler yaratmaya yöneliyor. Atölyeler hayatımızda işte bu misyonu üstleniyor.

“Okumak istediğim kitabı yazmaya çalışıyorum”

Kitabı okuyunca, yazar olmanın zor bir iş, zor bir yaşam tarzı olduğunu anlıyoruz. Öyleyse ben kitaptaki sorunuzu size sormak istiyorum: “Madem öyle, uğraşmaya ne gerek var?” Ben ilk olarak okumayı sevdim. Giderek, beni sınayan ve eğlendiren daha az sayıda kitap bulmaya başladım. Bu noktada sorumlu olduğum tek şey okumak istediğim kitabı yazmaya çalışmaktı. İki seçenek var: Renksiz dünyayı lanetleyebilir ya da onu renklendirmek için bir şeyler deneyebilirsiniz.

Yazar adaylarına Palahniuk önerileri

Yazar adaylarına yazıyla ilgili pek çok ipucu verip önerilerde bulunuyorsunuz. Bunların içinden hangisi olmazsa olmaz?  En önemli tavsiyem “olmak” ve “sahip olmak” fiillerinden kaçınmalarıdır. Bu sizi fiillerinizi değiştirmeye ve daha aktif, spesifik fiiller kullanmaya zorlar ve okuyucunuza sahnede daha zengin bir fiziksel yaşam hissi verir. Çalışmanın sıkıcı olması çoğu zaman sadece “olmak” veya “sahip olmak” fiillerini kullanmasından kaynaklanır.
Dövüş Kulübü'nün film uyarlamasında Tyler Durden'i Brad Pitt canlandırmıştı.
Dövüş Kulübü'nün film uyarlamasında Tyler Durden'i Brad Pitt canlandırmıştı.

“Dövüş Kulübü’nde favorim elbette Tyler Durden”

Dövüş Kulübü, pek çok konuda çağdaş dünyada ‘saldırı altında olan’ erkeklik ruhunun yeniden doğuşu olarak görülüyor. Bu kitabın yazarı değil de okuyucusu olsaydınız, kitabı nasıl bulurdunuz? Olumsuz eleştiriler yapar mıydınız? Bence Dövüş Kulübü asla kadın ya da erkekle ilgili değil, bireyin tatmin duygusuyla ilgiliydi. Erkek bir karakteri yazarken daha rahat hissettiğim için erkek bakış açısıyla yazıldı. Geriye dönüp bakınca, kitabın çok dalgalı ve tutarsızlıklarla dolu olduğu görülüyor; ancak bu da onun cazibesinin bir parçası.  Bir sonraki kitabımda daha önceki, daha dağınık ve kaotik yazım tarzına geri döneceğim.  Dövüş Kulübü’ndeki favori karakteriniz hangisi? Elbette Tyler Durden.  O klasik bir düzenbaz karakterdir.  Temel mitolojinin - Loki, Hermes, Coyote- yeniden icat edilişidir.

Yeni romanı tefrika olarak online platformda…

En çok hangi türde yazmayı seversiniz? Roman mı yoksa öykü mü? Öykü. Bütün romanlarım sonunda birbirine diktiğim kısa öyküler olarak başlar. Yeni bir kitap projesi üzerinde çalışıyor musunuz? Biz okuyucularınız yeni kitaplarınızı okumayı dört gözle bekliyoruz. Substack (okurların doğrudan yazarlara ödeme yaptığı bir online yayıncılık platformu) üzerinden seri olarak yayımlanacak bir romana başlıyorum, ismi Greener Pastures. Hikâye, yüksek potansiyele sahip parlak çocukların kendilerini bir açık artırmada, yetkin varislere ihtiyaç duyan çok zengin insanlara satabilmelerini sağlayan gizli bir çevrimiçi hizmetle ilgili.  Bu çocukların kendi kişisel hayalleri ile dünya lideri olmayı garantileme ve güvenlik arasında seçim yapmaları gerekiyor. Halihazırda sekiz bölümü gönderdim. Önümüzdeki on ay boyunca her hafta yeni bir bölüm göndereceğim. Bunun yanı sıra, senaryo yazarlığı alanında dersler veriyor, metinler okuyor, yayıncılık ve hayata dair bilgiler paylaşıyorum. Türk okurlarım  Substack’ten bana yazabilir.  Chuckpalahniuk.substack.com
  • Bunu Bi’ Düşün - Yazarlık Yaşamımda Gidişatı Değiştiren Anlar / Chuck Palahniuk / Çeviren: Seda Ağar / Düşbaz / Deneme / 224 sayfa