24 Mayıs 2024, Cuma Gazete Oksijen
17.05.2024 04:37

Gonzalo Garcia Barcha: Umudum, Gabo’nun eserlerine düşkün olan insanların onu bir kez daha okuyabilmesi

Gabriel Garcia Marquez’in ölümünün ardından tartışmalı bir şekilde yayımlanan son romanı Ağustosta Görüşürüz çıktı. Kitabı ve bu zor kararın yanı sıra Gabo’nun nasıl bir baba olduğunu da oğullarından Gonzalo Garcia Barcha ile konuştuk

Hiç kuşkusuz Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez, bu dünyanın gördüğü en önemli edebiyat ustalarından biri. Kendine has üslubuyla büyülü gerçekçiliğin babası, dünya edebiyat tarihine adını kazımış bir dev isim. Marquez, 17 Nisan 2014’te, yani tam 10 yıl önce aramızdan ayrıldıktan sonra bir daha onun kaleminden yazılmış yeni bir eseri okuyamayacağız duygusuna yeni alışmaya başlamıştık ki dünya medyası bir haberle sarsıldı. Evet, Marquez’in okurları tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir son küçük romanı, novellası daha vardı ancak ölmeden kısa bir süre önce bellek problemlerinden yakınırken yazdığı bu son romanına dair Marquez mirasçılarına eserin yayımlanmadan tabiri caizse yok edilmesini vasiyet etmişti. Neyse ki tıpkı Kafka’nın benzer bitmemiş eserlerinin yayımlanmaması vasiyetine uymayıp eserlerini yayımlamış olan yakın dostu Max Brod benzeri, oğulları da konuyu uzun uzun düşündükten sonra bu vasiyete uymayıp, onun eserlerinin okurlarından mahrum bırakılmaması gerekçesiyle bu son eserini de geçtiğimiz mart ayında yayımladılar. Ağustosta Görüşürüz adlı bu son roman bizde de aynı tarihte Türkiye’deki yayıncısı Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitapta 27 yıldır mutlu bir evliliği olan, kocası ve çocuklarıyla kurduğu hayattan kaçmak için hiçbir nedeni bulunmayan 40’larının sonundaki Ana Magdalena Bach’ın şaşırtıcı değişim öyküsünü okuruz. Ana, bu mutlu yaşamına rağmen yine de her ağustos ayında feribotla annesinin gömülü olduğu adaya gelir ve bir geceliğine yeni bir sevgili bulup ardından adadan ayrılır. Bir hayli feminist bir hikayeye de sahip olan bu son roman, Marquez’in önceki eserlerine göre bu yönüyle de şaşırtıcıydı.

Fotoğraf: Getty Images

 

Bu süreçte dünya kamuoyu da Marquez’in son vasiyetine uymayan oğullarının kararının etik olup olmadığına dair tartışmayı sürdürdü. Hal böyleyken biz de tüm dünya basınının ilgisini üzerlerine çeken Rodrigo ve Gonzalo Garcia Barcha kardeşlerden Gonzalo’ya ulaştık. Dünyaca ünlü babası ve televizyon ve sinema yönetmeni ağabeyi Rodrigo’nun aksine, Gonzalo çok daha mütevazı bir kişi. Grafik tasarımcısı ve Gabo Vakfı yönetim kurulu üyesi Gonzalo, New York'taki Parsons Tasarım Okulu'ndan Güzel Sanatlar diplomasına sahip bir tasarımcı, ressam, tipograf, illüstratör ve kitap editörü. Yayıncılık tutkusu onu tasarım, sinema ve görsel sanatlar konularında uzmanlaşan yayınevleri El Equilibrista ve Blacamán'ı kurmaya yöneltmiş. Babalarına olan şaşırtıcı fiziksel benzerlikleriyle de dikkat çeken kardeşlerden Gonzalo Garcia Barcha ile Zoom üzerinden yaptığımız sohbette, yalnızca filmleri aratmayan bu son kitabın tartışmalı yayımlanma kararının ve romanın öyküsünü değil, Marquez gibi bir dünya devinin oğlu olmaya dair de konuştuk. Bu röportajın en hüzünlü anı ise son soruda yaşandı. Babasını yakın bir zamanda kaybetmiş biri olarak, babasını yitirmiş tüm çocukların tercümanı olduğum bu soruda kıtaların arasındaki mesafe yok oldu, yalnızca birbirinin kaybını anlayan iki kalp kaldı…

Ağustosta Görüşürüz, Gabriel Garcia Marquez'in son romanı ve ailesi tarafından ölümünden sonra yayımlandı. Bu ‘final’ eserini yayımlamaya giden yolculuğu bizimle paylaşır mısınız? Bu sürecin duygusal ve etik açıdan biraz zor olduğunu düşünüyorum, çünkü son dileğinin yayımlanmamak olduğunu biliyoruz.

2000'lerin başında, 2000 ve 2003 yıllarında bu kitap üzerinde çalışıyordu ve kitabın tamamını yazmayı başarmıştı. Aslında, kitabı son haline getirirken hafıza kaybı problemiyle karşılaştı. Bir noktada kitabın artık kontrolü altında olmadığını fark etti ve kitabı yayımlamamaya karar verdi. Ve yaklaşık olarak 2013'te, Gabo'nun tüm belgeleri Texas, Austin’e, Harry Ransom merkezindeki kütüphaneye gönderildi. Bu belgeler arasında bu kitabın orijinalleri de vardı. Ağustos'ta Görüşürüz adlı bu eser, kütüphanede kaldı ve esasen herkese açıktı. O aşamada insanlar kütüphaneye gidip kitabı okuyabiliyordu. Ben ve kardeşim, babamın eserlerinin mirasçıları olarak birkaç yıl boyunca bu kitapla ne yapacağımızı düşünmedik. Ancak bu arada, bazı arkadaşlar, bazı gazeteciler, bazı eleştirmenler Austin'e gidip kitabı okudular. Sürekli olarak kitabın kalitesi hakkında geri bildirimler alıyorduk, kitabın değeri üstüne bazı eleştiriler çıkıyordu. Dolayısıyla, 2021 civarında, kardeşim ve ben kitabı gözden geçirmeye karar verdik. İyi bir okuma yaptık. Garcia Marquez'in edebiyat ajansına ve uzun süre babamın editörü olan Cristóbal Pera'ya verdik. Hepimiz okuduk ve kitabı kütüphanede bırakıp insanların kütüphaneye gidip okumasına mı yoksa Gabo'nun okuyucularına erişilebilir hale getirilmesine mi karar verileceği sorusunu sorduk. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık, diye bir söz vardır ya... Bence bu çok açık bir durumdu. Kitabı yayımlamamak için de yayımlamak için de tavsiyeler vardı. Sonunda kitabı yayımlamanın uygun olduğuna karar verdik. Kitabın, Gabo'nun tamamlanmış eserlerinin bir parçası olacak kadar değeri olduğuna inanıyorum. Gabo'nun okuyucularına erişilebilir olmayan bir esere sahip olma fikrinden pek hoşlanmadım. İlgilenen insanların Teksas'a gidip kitabı okumasını istemiyordum. Sonuç olarak, kitabı yayımlamaya karar verdik. Kardeşim ve ben hatta önsözde bunu belirtiyoruz, Gabo'nun en önemli eserlerinden biri değil bu. Bunu kimse beklemesin diyoruz. Ancak bu kitap, diğer Gabo kitaplarında işlenmeyen bazı temaları tanıtan bir kitap. Ve bu kitapta Gabo'nun ilk eserlerinde ele alınan bazı temaların devamı var. Dolayısıyla, kitabı yayımlamamıza yol gösteren birkaç neden vardı. Zor bir karar değildi, en verimli yolun kitabı yayımlamak olduğuna sonunda karar verdik.

“Sadece Gabo'nun bıraktığı orijinal haliyle romanı sunmaya çalışıyoruz”

Babanızın edebi mirasının koruyucuları olarak, Ağustosta Görüşürüz’ü yayımlama kararı alırken özellikle dikkate aldığınız hususlar nelerdi, özellikle de biraz tamamlanmamış olma durumu göz önüne alındığında?

Mümkün olduğunca orijinal haliyle bırakmaya çalıştık. Çok fazla düzenleme yapmadık. Aslında, bu konuda daha ayrıntılı konuşabilecek olan Christopher Alpera, bu editörlük işinden sorumlu olan kişi o ve bu konuda benden çok daha detaylı konuşabilir. Kendisini sadece bazı gerçekleri kontrol etmekle, romanın farklı versiyonlarını karşılaştırmakla sınırladı. Romanın birçok farklı versiyonu vardı, ama farklar, küçük ayrıntılardı. Bir şeyler eklememeye, oynamamaya çok dikkat ettik. Mesela, bu sıfat uygun değil, o zaman bunu başka bir ‘Garcia Marquez sıfatı’ ile değiştirelim, gibi bir şey yapmadık. Olduğu gibi bırakmaya çalıştık. Ve evet, çok dikkatli okuyucular için, bu küçük aksaklıklar çok açıkça fark edilebilir. Ama biz gerçekten o kısma girmek istemedik. Sadece Gabo'nun bıraktığı orijinal haliyle romanı sunmaya çalışıyoruz.

“Ana karakter ilk kez bir kadın”

Ağustosta Görüşürüz babanızın daha önceki eserleriyle benzer bir şekilde aşk, kayıp ve zamanın geçişi gibi temaların etrafında dolaşıyor. Bu romanın Garcia Marquez'in geniş kapsamlı edebi eserleriyle uyumunu nasıl görüyorsunuz?

Evet, benzerlikler olduğuna inanıyorum. Kitabın çok güçlü bir kadın karakterini betimlemesi konusunda. Bence tüm kitaplarında birçok çok iyi kadın betimlemesi var. Genellikle kadınlar çok güçlü, ayakları çok yere basan kişiler. Çok rasyoneller. Çok mücadele eden ve çok güçlü prensipleri olan insanlar. Bence Ağustosta Görüşürüz bu tema üzerinde bir varyasyona sahip. İlk kez… Gabo'nun başkarakterin bir kadın olduğu bazı kısa hikayeleri oldu, ama bu kitapta olduğu kadar değil. Dramı bir kadının deneyimiyle görüyoruz. Bence bu, Gabo'nun erken kitaplarında sürekli olan ana faktörlerden biri. Bence bu, büyülü gerçekçiliğe dayanan bir kitap değil. Daha gerçekçi bir kitap. Onun daha sonraki eserlerinden bazıları gibi… Örneğin çikolata içerken uçmaya başlayan rahipler yok. Bu çok daha gerçek bir dünya durumu. Ve bu anlamda, daha çok ‘60 ve ‘70lerin kitaplarına değil, daha çok sonraki kitaplarına ait olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bazı süreklilikler olduğunu düşünüyorum, ama aynı zamanda bazı değişiklikler de var. Modern otellerle modern bir yer betimlemeleri gibi... Bunlar onun olası süreklilik ve değişimleri.

Gabriel Garcia Marquez, oğulları Gonzalo, Rodrigo ve eşi Mercedes Barcha ile, Meksika 1981.

 

Gabriel Garcia Marquez kariyeri boyunca sık sık kendi yaşamından ve deneyimlerinden ilham aldı. Ağustos’ta Görüşürüz’de kendi yaşam veya düşüncelerinin bazı yönlerini görüyor musunuz?

Bu çok iyi bir soru. Arka plan hakkında onunla konuşma fırsatım olmadı. O sırada ben de baba idim ve Meksika'da yaşamıyordum. Ve aynı anda birkaç eser üzerinde çalışıyordu. Yani, bize kitabın genel temasından bahsettiği halde, aslında hiç detaylı olarak konuşmadık. Onun yaşamıyla bazı benzerlikler görebiliyorum. Kolombiya'nın Karayip kıyısında bir evi vardı ve uzun süre orada zaman geçirdi. Oradan her zaman çok ilham almıştı. Ve bu kitapta o tadı çok fazla görebilirsiniz. Ayrıca, dünya çapında bir gezgin olarak çok zamanını otellerde geçirirdi ve otel endüstrisinin evrimini görmüştü. Kitapta da görebileceğiniz gibi, küçük balıkçı kulübelerinin bulunduğu çok küçük bir köyün nasıl büyük bir turistik cazibe merkezi haline geldiğini görmüştü. Ve eminim Türkiye'de de birçok yer bunu yaşamıştır, çok küçük bir balıkçı köyünden büyük bir turizm merkezine geçmiştir. Bu, kitapta konuştuğu bir şey ve bence bu deneyimiyle ilgili. Ve o, insanlarla bir arada olmayı seven ve insanların hayatları hakkında bir tür araştırma yapan biriydi. Başka insanlardan bilgi çıkarmada çok iyiydi. Sadece normal bir sohbet yaptığınızı düşündüğünüzde bile, diğer kişiyi fark etmeden merak ediyordu. Bu, onun gazetecilik yönüydü. Ve bu gözlemlerin birçoğu, kitaplarında karakter bileşikleri haline geldi. Yani, kitabın fikri tam olarak nereden geldi bilmiyorum, ama onunla konuşmadan bile, seyahatleriyle, turizm endüstrisinin küçük, gelişmemiş yerleri nasıl etkilediği hakkındaki düşünceleriyle, kesinlikle aşk ve ilişkiler hakkındaki inançlarıyla ilgili olduğunu anlayabilirsiniz. Kitapta ana karakter bir noktada, “İyi her neyse, bütün erkekler boktur” diyor. Eminim birçok kadından, bu tür analizleri birçok kez duymuştur. Ve bence bu, kitabın gerçek ilham kaynağının bir parçasıydı, ki bu da onun gerçek ilgi alanıydı; insan doğası ve insanların gerçek hayatta nasıl davrandıkları…

Gabo’nun okuyucularına erişilebilir olmayan bir esere sahip olma fikrinden hoşlanmadım. Kitabın, Gabo’nun tamamlanmış eserlerinin bir parçası olacak kadar değeri olduğuna inanıyorum

Metni ilk okuduğunuzda ne hissettiniz?

İlk okuduğumda konu beni şaşırttı. Zaten önceden de konuştuğumuz gibi, metnin ana karakterinin bir kadın olması özellikle dikkat çekiciydi. Kadının bağımsızlık yolunda önemli bir adım attığı ilk bölümdeki anlatıya, ilgiyle ve keyifle yaklaştım. Ve bu ilk bölümün sonunda, birisi kitabın içine 20 dolarlık bir banknot bıraktığında, hayatında yaşanan beklenmedik dönüşüm merak uyandırıcıydı. Kitaptaki temaların, özellikle de yaşlı insanlar arasındaki ilişkiler ve aşkı keşfeden son yayınlarıyla iyi örtüştüğünü düşündüm. Ağustosta Görüşürüz’ün başkarakteri yaşlı değil, ancak önceki çalışması Benim Hüzünlü Orospularım’daki yaşlı bir erkek başkarakterin, duygusal olanaklarını ve ilişkilerini keşfetmesiyle benzer temaların işlendiğini fark ettim. Bu, onun farklı eserlerinde keşfettiği, özellikle de olgun insanlar arasındaki aşk ve ilişkiler konusundaki tekrar eden fikirlere sahip olduğunu fark etmemi sağladı. Ayrıca, son dokunuşları kendi yapamadığı için biraz üzüntü hissettim, çünkü çok disiplinli biriydi ve kitabı bitmiş olsa bile üzerinde çalışmayı çok severdi. Ancak buna rağmen, okuyucularını ilgilendirecek kadar içeriğin olduğu konusunda hemfikir olduk.

Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika edebiyatı ve kimliği üzerinde derin bir etkiye sahipti. Ağustosta Görüşürüz’ün Latin Amerika'nın kültürel ve siyasi manzarasıyla ilgili diğer romanlarından oldukça farklı değil mi, burada merkezde feminist bir karakteri görüyoruz hatta?

Bu kitapta ana tema olarak ilk söylediğiniz görülmüyor, evet. Diğer kitaplarında çok daha belirgindi. Diktatörler hakkında kitaplar, çocuk kaçırma hakkında kitaplar, Latin Amerika'daki sosyal siyasi durum hakkında kitaplar ve özellikle Kolombiya hakkında kitaplar… Daha önce de konuştuğumuz gibi bu kitapta, medeniyetin bu çok küçük, uzak yerlere nasıl sızmaya başladığına dair bir anlatımdan bahsedilebilir. Bu, diğer bir tema olabilir. Senatörün bir otel inşa etme şekli gibi. Ancak, bunun kesinlikle ana faktörlerden biri olmadığını düşünüyorum. Bununla birlikte, belki de karakterini nasıl ele aldığına dair feminist yaklaşımı, belki de Latin Amerika'daki sosyal durumu daha çok yansıtıyor, ancak bu anlamda çok politik bir kitap olduğunu düşünmüyorum.

İleriye bakarak, Ağustosta Görüşürüz’den okuyucuların ne çıkarmasını umuyorsunuz ve babanızın son romanının dünya çapındaki okurları tarafından nasıl karşılanacağını hayal ediyorsunuz?

Umudum, Gabo'nun eserlerine düşkün olan insanların onu bir kez daha okuyabilmesi. Bence bu, bizim için çok önemliydi. Gabo'nun sesinin kitapta olduğunu düşünüyorum ve bunu kardeşimle birlikte önsözde de belirtiyoruz. Eğer dünya çapındaki okuyucular bu kitapta Gabo'nun ‘sesini’ bulurlarsa bu işimizi yapmışız demektir. Ve mirasına gelecek olursak da, artık yapıtlarının ‘tümünün’ okuyucularına sunulduğuna inanıyorum. Ve bu, sıradan okuyucu için olduğu kadar, onun çalışmalarına ve düşüncelerine dünya çapında hakim, daha spesifik okuyucu için de önemli. Romanın Türkiye'de de iyi bir karşılık bulmasını umuyorum. Latin Amerika ile Orta Doğu arasında çok sayıda ortak nokta bulduğumuz için, Ortadoğulu okuyucularımızın görüşü bizi her zaman çok ilgilendiriyor. Biz de Orta Doğu kökenliyiz. Kolombiya'ya Orta Doğu'dan göç edenlerdeniz. Kendimizi Orta Doğu'nun o bölümüyle çok, çok ilişkili hissediyoruz. Ve dediğim gibi, Orta Doğu'daki kitapların nasıl gittiği hakkında her zaman çok fazla haber almıyoruz. Ancak duygusal olarak da dünyanın bu bölgesine çok bağlıyız. Bu nedenle kitabın orada iyi bir geriş dönüş almasını ve okunmasını umuyoruz.

Bir ‘son’ duygusu

Son sorum, bu kitabın son sayfası hakkında. Burada onun imzası ve bir kelime var, “Son”. Onun imzası ve "son" bir arada yani. Bu özel kelime "son" hakkındaki kişisel duygularınızı öğrenmek isterim, çünkü bu hem romanın sonu demek hem de aynı zamanda, onun yazdıklarının sonu, onun hayatının sonu demek. Siz ne dersiniz? Kişisel duygularınız nelerdir?

Bu son derece ilginç bir gözlem. Bunun farkına varmamıştım. Ama evet, bu muhtemelen kitabın tasarımcılarının niyetidir, biz imzayı onayladığımızda bunu hiç düşünmemiştik. Ama evet, bu, sohbetimiz sırasında söylediklerimin yansıması gibi. Gabo'nun yazdığı son kelimeler… Ve evet, tüm çalışmalarına bir nokta koyuyor, onun son noktası... Evet, bu konuda çok dikkatli olduğunuzu belirtmek isterim. İmzayı atan kişinin bütün işlerinin finali… Onun son noktası, evet… (Çok duygulandığı için konuşmayı burada kesiyoruz)

“Babam her zaman birlikte olunması çok ilginç bir insandı”

Böyle bir "dev"in oğlu olmak nasıl bir deneyimdi? Hem rahatlıklar hem de zorluklar yaşadınız mı? Babanız nasıl biriydi? Onunla yakın mıydınız?

Evet, özellikle çocukken çok yakındık. Küçükken, kardeşim ve ben, hep birlikte çok sıkı bir aileydik. Çok fazla yer değiştirdik. Avrupa'da yaşadık. Latin Amerika'da farklı yerlerde yaşadık. Ve evet, küçükken çok özverili bir babaydı. Bizi okula götürür, getirirdi. Bizimle konuşmaya çalışırdı. İyi bir edebi rehber ve genel anlamda iyi bir eğitimciydi. Bizi müzelere, sinemaya götürürdü. Birçok tutkuyu paylaşırdı. Bize gazeteleri okumayı öğretirdi. Yani, bu soru, daha önce cevapladığım bir soru değil, yaşa bağlı olarak değişir. Tabii ki, bir ergen olarak, ebeveynler istenen standartta olamazlar. Evet, elbette ergen krizleri vardır. Hem kardeşim hem de ben evden oldukça erken ayrıldık. Üniversiteye gittik. Evimizi oldukça erken yaşta terk ettik. Bu yüzden iletişim değişiyor. Daha uzak oluyor. Oldukça genç yaşta bir baba oldum. Bir baba olduğunuzda babanızı daha iyi anlamaya başlarsınız. Onları önce daha farklı bir şekilde ve sonra da ebeveynlerinizin yaşlanıp sonunda savunmasız hale geldiğini görürsünüz. Gabo, bir insanın sonunda kendi ebeveynlerinin ebeveyni haline geldiğini söylerdi. Kendi deneyiminden bahsederdi. Ve elbette, sonunda biz de bunu öğrendik. Yani, her zaman birlikte olunması çok ilginç bir insandı. Tabii ki, bir insanın hayatındaki zamanlar, yaşlar ve evreler vardır ve kendimden bahsediyorum, babanızı bu kadar çok okuyucu ve medya ile paylaşmak bazen zor olabilir. Ama avantajlar dezavantajlardan çok daha fazlaydı. Öte yandan kendi hayatı vardı ve çok bireyseldi, ancak yaşamında neler olduğunu paylaşmaya da her zaman çok istekliydi. Çok ilginç bir yaşam sürdü. Birçok ilginç kişiyle tanıştı. İlginç yerlere seyahat etti ve biz de onunla birlikte gittik. Her şeyin en pozitif yanlarını gördük onunla.

Yirminci yüzyılın en ünlü yazarlarından birinin oğlu olarak, Gabriel Garcia Marquez'in mirasını ve dünya çapındaki edebiyat ve kültür üzerindeki etkisini nasıl algılıyor ve yorumluyorsunuz?

Gabo'nun vefatının 10. yıldönümü ve bu ilginç bir soru. Tabii ki, dünya çapında soruyorsunuz, bu daha zor bir soru. Latin Amerika'da Gabo'nun bir yazar olarak konumunun ne olduğunun farkındayız. Latin Amerika'da insanlar onun kitaplarını ve dilini okur, onun hayatı ve eserleri hakkında halka açık çok fazla bilgi mevcuttur. Bir şekilde, hala çok ama çok canlıdır. İnsanlar onu okur, onu satın alır. Ve yaptığı işe ve eserlerine önemli bir ilgi var gibi görünüyor. Avrupa'da Gabo'ya belki daha az ilgi olduğuna inanıyorum, ancak bunun aynı zamanda Avrupa'nın Latin Amerika'ya olan ilgisiyle de ilgili olduğunu düşünüyorum. 1960’larda Latin Amerika’da devrimler olurken, Che Guevara zamanları ve Yüz Yıllık Yalnızlık’ın yayımlandığı dönemde Avrupa'nın Latin Amerika'ya olan ilgisi çok yüksekti ama bu artık azaldı. Artık Avrupa'nın daha fazla problemi var. Doğuya, doğu Avrupa'ya ve Orta Doğu’ya daha fazla bakıyorlar. Latin Amerika'ya olan ilgileri azalmış gibi görünüyor. Avrupalıların içinde başlarını Latin Amerika'ya çevirmek isteyen çok fazla kişi yok. Yine de babamın kitapları kesinlikle hala ilgi görüyor. İnsanlar hala dikkat ediyorlar, ama eskisi gibi değil. Ve bunun daha çok Latin Amerika'ya olan küresel ilgiyle ilgili olduğunu düşünüyorum, özellikle de Garcia Marquez'in eserleriyle ilgili olduğuna değil. Son olarak, Gabo şu anda Çin'de çok okunuyor. Kitap Çince olarak da piyasada. Orada Garcia Marquez'e yeni bir ilgi görüyoruz. Uzak Doğu’da da çok sayıda kopya satılıyor.

*Bu özel röportajın gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı Hülya Çelik’e ve Can Yayınları’ndan Ezgi Sağır’a teşekkürlerimle…