25 Eylül 2022, Pazar
12.11.2021 04:30

Hakikat-ötesi çağın sosyal medya şöhretleri

Bizi “yukarı kaydırmaya” ikna etmek için çabalayan “influencer”lar baş etmesi güç bir rekabeti göğüslemeye hazırlanıyor

Hesabımın bana sunduğu rapora göre günde 15 dakikamı Instagram’a ayırıyorum. Dünya ortalamasının 28 dakika olduğunu düşününce fazla sayılmaz. Çevremde neredeyse her anını Instagram’da geçiren dev bir kitle var. Rakamlar da beni destekler türden. Örneğin Datareportal’ın 2021 raporuna göre Türkiye’de internet kullanıcılarının yaklaşık yüzde 71’i (yani yaklaşık 60 milyon kişi) aktif sosyal medya kullanıcısı. 3 saati sosyal medyada olmak üzere günde 7 saat 57 dakikayı internette geçiriyorlar. Bunu bir “bağımlılık” olarak adlandırmak ne kadar anlamlı bilemiyorum. Çünkü Türkiye’de sosyal medya ekonomik koşullar nedeniyle büyük bir kesim için alternatifsiz bir iletişim, eğlence ve zaman geçirme aracı. Yine azımsanmayacak bir kitle içinse tek haber alma kaynağı.  Böyle bakınca sosyal medyanın esasen bu tip ihtiyaçlarımızı giderme adına kurulmuş yapılar olduğunu düşünebiliriz. Oysa son derece yüksek maliyetli bu hizmetlerin bize ücretsiz sunulabilmesinin sırrını, bizzat bu yanılgımız perdeliyor. Kullanıcılardan hiçbir ücret talep etmeyen bu dijital hizmetlerin dünyanın en değerli şirketleri arasına girmesi,  kurucularının dünyanın en zenginleri listelerinde boy göstermesinin temelinde yatan gerçek herkesin bildiği o büyük sır: “reklam geliri”. Oyunun kuralı basit: Ne kadar fazla süre ekran başında kalırsanız, mecra size o kadar reklam göstererek para kazanıyor. Ancak markayı reklam vermeye ikna etmesi için sizin ilgileneceğinizi garanti etmesi gerekiyor. Bunu sağlamak için sizin en çok ne ile ilgilendiğinizi bilmesi; dolayısıyla her reklamı en ilgili olan kişiye göstermesi gerekiyor. Bu zorlu görevin üstesinden gelebilmek için her mecranın bünyesindeki algoritma sihirbazları, insan doğası ve psikolojisi konusunda uzman diğer bir grupla beraber sürekli kafa yoruyor. Yani ekranı kaydırmaktan kendinizi alamıyor, telefonu elinizden bir türlü bırakamıyor oluşunuz sizin acizliğinizin değil; ekranın diğer tarafındaki bu dev “karşı cephe”nin becerisi yüzünden. Bu tablonun doğal sonucu olarak sosyal medya artık milyarlarca kullanıcının “alışveriş platformu” haline gelmiş durumda. GfK’nın “Online Alışveriş Alışkanlıkları” başlıklı araştırması Türkiye’de kullanıcıların yüzde 70’inin internetten bir şey satın aldığını ve Instagram’ın tek başına sosyal medya alışverişlerinin yüzde 58’ine vesile olduğunu gösteriyor.

Mükemmeliyet çağının beklentilerini “organik” olarak karşılamak kolay değil. Rozy gibi kusursuz (ve sentetik) şöhretlerin varlık sebebi de bu.
Mükemmeliyet çağının beklentilerini “organik” olarak karşılamak kolay değil. Rozy gibi kusursuz (ve sentetik) şöhretlerin varlık sebebi de bu.

Sosyal marka elçileri

Reklam ve pazarlama bütçelerini bu mecralara akıtan markalar ile mecraların arasında rol çalan ve payını sürekli büyüten bir grup daha var: “influencer” olarak da anılan “sosyal medya şöhretleri”. Her mecranın kendine has popüler figürleri, kullanıcılardan gördükleri ilgiyi markalar üstünden gelire dönüştürüyor. Sosyal medya aracılığıyla satılan ürünlerin dev boyutlara ulaşan pazarı, kendi içinde apayrı bir uzmanlık ve rekabet yaratmış durumda. Influencer Marketing Hub’ın raporuna göre markaların sosyal şöhretler üzerinden pazarlama için sadece bu yıl ayırdığı bütçe 13.8 milyar dolar. Geçtiğimiz sene bu tutar 9.7 milyar dolardı. Dahası, artık platformlar dahi kendi şöhretlerini yaratma peşinde. Örneğin Türkiye’nin lider e-ticaret platformu Trendyol, kendi yıldızlarını yaratmak için sitesinde “Influencer Akademisi” adlı bir bölüme sahip. Bu çabanın ve ardındaki akılalmaz bütçelerin karşılığı elbette fazlasıyla alınıyor. Örneğin geçen hafta e-ticaret devi Alibaba için özel bir internet yayını gerçekleştiren Li Jiaqi adlı sosyal medya ünlüsü, 24 saat içinde ulaştığı 250 milyon kişiye 1.9 milyar dolarlık satış yaptı. Bu alandaki rekor, yıllık 31 milyar dolar ciroyla Huang Wei adlı bir başka Çinli’ye ait. Ne var ki bu alanda da işler değişiyor. Önce ünlülerin sadece kendisini temsil etmesi için uğraşan, ardından kendi şöhretlerini yaratma yoluna giden markalar şimdi yeni bir taktik deniyor. Yeni akımın başrolünde girdiği her alanda denklemleri altüst eden, son dönemin en marifetli aracı var: yapay zeka! Yapay zeka algoritmaları tarafından oluşturulan ve yönetilen “sanal sosyal medya şöhretleri”, milyonlara ulaşan takipçileriyle markalar arasında gerçek olamayacak kadar steril, sorunsuz ve sınırsız imkanlar sunuyor. Son derece gerçekçi modellemelerle oluşturulmuş karakterler, her ülkenin kendi dilinde; o ülkenin kültürüne, hassasiyetlerine ve tüketim eğilimlerine uygun tanıtımlar yapıyor. Her takipçisiyle sıkılmadan, yorulmadan iletişim kuruyor ve yardımcı oluyor. Markanın istediği kadar giyiniyor, istediği kadar soyunuyor. İsimleri asla bir skandala karışmıyor, markaya kapris yapmıyor ve iletişim kazasına yol açmıyor. Hiç yaşlanmıyor, kilo almıyor, hasta olmuyor...

Pazarlamanın yeni çağı

Popüler örneklerden biri Güney Koreli Sidus Studio X şirketi tarafından “yaratılan” Rozy. 22 yaşında bir kadın “suretindeki” bu yapay zeka karakteri, Instagram profilinde kendisini “Ben tekim. Ben herkes olabilirim” şeklinde özetliyor. Daha ilk senesinde 100’den fazla markayla sponsorluk anlaşması yaparak 1 milyon dolara yakın ciroya imza atmış durumda. (Instagram: rozy.gram) Yine Instagram’da 19 yaşında bir kadın olarak vücut bulan Lil Miquela (@lilmiquela) ise 3 milyondan fazla takipçiye sahip. Yaratıcısı Brud adlı ajans, her sponsorlu paylaşımında ortalama 10 bin dolar kazanıyor. Yapay zeka şöhretlerine bir başka örnek, Twitch’te 827 bin takipçiye sahip CodeMiko. Popülerliğini “gerçek” Twitch ünlüleriyle yaptığı canlı yayınlara borçlu. Beklenmedik sorularıyla konuklarını terleten CodeMiko, her seferinde sürprizlerle dolu ve izlemeye değer yayınlara imza atıyor. İnternet teknolojilerinin öncü sektörü pornografi, bu akımdan da payını almış durumda. “Camiada” şöhrete kavuşmuş (ve dolayısıyla hayli gelir elde etmiş) onlarca sanal porno yıldızı, izleyicilerinin sınır tanımayan fantazilerinde ayrıcalıklı bir yere sahip. Yapay zekanın gücüyle donatılmış bu kusursuz yıldızlar, hem takipçileri hem de markalar için yepyeni bir devrin habercisi. Hemen her platformda varlıklarını hissettiren sentetik kimlikler, içinde bulunduğumuz çağı özetleyen “tüketim”, “sosyal medya” ve “yapay zeka” kavramlarının altın oranlı kesişimiyle her açıdan düşündürücü bir geleceğin habercisi.
Craig Wright
Craig Wright

Haftanın tortusu: 66 milyar dolarlık Bitcoin mirası mahkemeye taşındı

  • Dünya Robotik Federasyonu verilerine göre 2020 yılında 131 bin 800 adet hizmet robotu satıldı. Bu bir önceki yıla kıyasla yüzde 41 artışa denk geliyor. Ağırlıklı olarak dağıtım, temizlik, tıp ve misafirperverlik alanında hizmet veren hizmet robotlarında en büyük artış yüzde 92 ile temizlik alanında yaşandı.
  • İsrail ordusunun Batı Şeria bölgesinde yüz tanıma özelliği kullanan Blue Wolf adlı bir mobil uygulama aracılığıyla Filistinlileri takip ve tespit ettiği ortaya çıktı. Uygulamanın veritabanında binlerce kişinin kara listede olduğu iddia ediliyor.
  • Pegasus adlı casus yazılımıyla akıllı telefonlara uzaktan sızma hizmeti veren İsrailli “NSO Group” şirketi ABD Ticaret Bakanlığı tarafından kara listeye alındı.
  • 45 yıl önce, Steve Jobs’un ailesiyle kaldığı evin garajında ortağı Steve Wozniak ile birlikte ürettiği ilk bilgisayar serisi Apple-1 adını taşıyordu. Bu seride üretilen toplam 200 cihazdan bugün sadece 63 tanesi hayatta. Hala çalışanların sayısı ise 15. Onlardan birisi bu hafta John Moran müzayedesinde açık artırmaya çıktı.
  • Bulut bilişim ve reklam geliri alanlarındaki olumlu gelişmelerin ardından Google’ın çatı şirketi Alphabet, bu hafta 2 trilyon dolar pazar değerine ulaştı.
  • TikTok’un da sahibi olan ByteDance şirketinin Kurucusu Zhang Yiming, ülkedeki artan devlet baskısını gerekçe göstererek hem CEO hem de Başkanlık görevinden ayrıldı. 38 yaşındaki Yiming, yaklaşık 45 milyar dolarlık bir servetin sahibi.
  • Kazakistan’ın Enformasyon Bakanlığı ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklama sayesinde Facebook’un ülkedeki ilgili devlet kurumlarına içerik denetim sistemi erişimi verdiği ortaya çıktı.
  • Facebook, inşa etmekte olduğu sanal evreni Metaverse’ü tanıtmak ve kullanmak için gerekli olacak sanal gerçeklik aksesuarlarını tanıtmak amacıyla fiziki mağazalar açmayı hedefliyor.
  • Spor markası Nike, Metaverse ortamında sanal ürünleriyle yer almayı hedefliyor. Firma bu hafta “Air Jordan: Jumpman” markasının sanal ortamda yer alacak bir ürün grubu için tescil başvurusu yaptı. Nike, bir yandan da Metaverse içinde ürün ve hizmet geliştirecek personel ilanları yayınlamaya başladı. Şirket öncesinde Fortnite ve Roblox platformlarında da benzer şekilde yer almıştı.
  • Özellikle pandemi sürecinde kullanıcı sayısı hızla artan Microsoft’un video toplantı uygulaması Teams, bir diğer Microsoft platformunu Mesh’i bünyesine katarak Metaverse gündeminde kendi payını arıyor. Önümüzdeki sene tamamlanacak birleşmeyle bireyler avatarlar ile toplantı yapabilecek. Bu bağlamda Microsoft’un sahibi olduğu ”Hololens” adlı sanal gerçeklik başlığını hatırlamakta fayda var. (Bir de “Microsoft Comic Chat” vardı, hatırlayan kaldı mı?)
  • 2016 yılından bu yana Bitcoin’in Satoshi Nakamoto adlı gizemli yaratıcısı olduğunu iddia eden Avusturalyalı Craig Wright, hiç ummadığı bir davayla karşı karşıya. İddiaya göre Wright, Bitcoin’i tek başına değil, ortaklaşa kurduğu şirketi W&K üzerinden David Kleiman adlı bir başka bilişim uzmanıyla birlikte geliştirdi. 2013’te hayatını kaybeden David’in kardeşi Ira Kleiman ise şimdi kardeşinin hakkı olan Satoshi Nakamoto adına kayıtlı 1.1 milyon Bitcoin’in yarısını istiyor (66 milyar dolar). Wright ise Nakamoto’nun kendisi olduğu ve Bitcoin’i tek başına geliştirdiğini iddia ediyor.
  • İnternetin en popüler sitelerinden Reddit, Offchain Labs işbirliğiyle site üyelerinin etkileşimleriyle oluşan “Karma” sistemini dönüştürecek Reddit Coin adlı bir kripto token’ı hayata geçirdi. Sistem Ethereum altyapısıyla çalışıyor.
  • Birleşmiş Milletler, Britanya’dan bir grup diplomatın başvurusuyla uzaya yönelik düzenlemeler yapmak üzere harekete geçti. Başlıklar arasında ulusal uyduların birbirine vereceği hasarlardan uzay çöplerine kadar geniş bir liste bulunuyor.
  • NASA’ya ait Curiosity aracının Mars yüzeyinden 2017 yılında topladığı örnekler üzerinde yürütülen çalışmada organik moleküllere rastlandı.
  • Avustralya, 2024 yılında Ay’a bir araç indirmeyi hedefliyor. 60 x 60 x 50 cm boyutlarında ve 10 kg ağırlığında olması beklenen araç bütün emsalleri gibi yüksek çözünürlüklü görüntüler kaydederek Dünya’ya yollayacak. Ancak asıl görevi “suyun en yoğun olduğu bölgeleri bulmak”.
  • Mars’a insanlı yolculuğun en büyük açmazı, Dünya’ya geri dönüş için gereken yakıtın temini. Bu konuda en çok kafa yoranların başında gelen NASA, ABD / Georgia Teknoloji Üniversitesi ile birlikte genetiği değiştirilmiş mikropları kullanarak Mars’ta yoğun olarak bulunan karbondiyoksit gazını dönüş için gerekecek yakıta ve oksijene dönüştürmeyi başardı. Bunun için gezegenin yüzeyine futbol sahası büyüklüğünde bir reaktör inşa edilmesi gerekiyor.
  • ABD / Washington Üniversitesi, başka bir mikrop kullanarak karbonsuz (karbon nötr) yakıt üretmeyi başardı. N-butanol adı verilen yakıt yüksek enerji sunmanın yanısıra suda çözülme özelliğine de sahip.
  • Helion Energy adlı girişim, dünyanın elektrik üretecek ilk ticari füzyon jeneratörünü 2024 yılına kadar tanıtacaklarını duyurdu. Teknoloji dünyasının en güçlü yatırımcılarının desteklediği girişim şu ana kadar 6 nesil jeneratör geliştirdi. Ticari sürümün 7. nesil ile gerçekleşmesi hedefleniyor.
  • ABD’den 3 üniversitenin işbirliğiyle plastik atıkları toplayıp okyanusları temizleyen gemilerin enerjisini de topladığı plastikten çıkaracağı bir çözüm geliştirildi. Yapının temelini yüksek ısıya maruz kalan plastikten elde edilen bir yakıt türünü kullanan motorlar oluşturuyor.
  • İzlanda’da faaliyete geçen bir tesis, atmosferden topladığı karbondioksiti taşa çeviriyor. Orca adını taşıyan 15 milyon dolar maliyetli yapı, havadan süzdüğü CO2 belirli bir hacme geldikten sonra ısıtarak 2 km derinlikteki bazalt taşlara enjekte ediyor. 2 yıl süren bu “taşlaştırma” işlemiyle tesis tek başına yılda 4 bin ton CO2’yi atmosferden temizliyor. Ancak dünyanın 2025 hedefinin 300 bin ton CO2 temizliği olduğunu hatırlayınca, daha epey Orca’lara ihtiyaç duyduğumuz ortaya çıkıyor.
  • Britanya / Southampton Üniversitesi, yüksek hassasiyetli lazerler ile geliştirdiği bir teknik sayesinde 500 terabayt (500 bin gigabayt) veriyi CD büyüklüğündeki tek bir diske sığdırmayı başardı. 5D (5 boyut) adı verilen projenin 2013 yılındaki ilk demosunda bu kapasite sadece 300 kb boyutundaydı.
  • Meksika Ulusal İstatistik ve Coğrafya Enstitüsü’nün 53 km2’lik bir alanda gökyüzünden gerçekleştirdiği LIDAR taraması, Maya ve Olmec uygarlığına ait toprak altında kalmış 478 yapının keşfine sahne oldu. Kalıntıların Milattan Önce 1400-1100 dönemine ait olduğu düşünülüyor.
  • Britanya / College London Üniversitesi, parça hızlandırıcısıyla desteklediği X-ışını cihazıyla organların şu ana kadar mümkün olmayan ayrıntılarla görüntülenmesini sağladı. HiP-CT adı verilen bu yeni teknik ile 1 mikron ölçeğinde kayıt alınabiliyor. Bu oran mevcut CT teknolojisinin 100 katına denk geliyor.
  • Google’ın çatı şirketi Alphabet, yapay zeka ile yeni ilaçlar geliştirecek Isomorphic Labs adlı yeni bir girişimi hayata geçirdi. Britanya merkezli şirket yine Alphabet altında hizmet veren yapay zeka girişimi DeepMind’ın AlphaFold2 teknolojisini kullanacak.
  • Ağız yoluyla alınan ve Covid19’u tedavi eden Molnupiravir adlı tablet Britanya’da kullanım onayı aldı. Teşhis konulan hastalar tarafından günde iki doz alınan ilaç ABD’li Merck, Sharp ve Dohme şirketleri tarafından üretiliyor. Esasen grip hastalığına yönelik çalışmada keşfedilen tablet, klinik deneylerde hastaneye yatma ve ölüm oranlarını yüzde 50 düşürmeyi başarmış.