26 Kasım 2022, Cumartesi
24.09.2021 04:30

Benzinli oto mu elektrikli mi?

Elektrikli otomobil fiyatları, benzinli-dizele göre yüksek olsa da kullanımda önemli avantaj sağlıyor. Yakıt, bakım, MTV daha ucuza geliyor. Satın alma maliyeti uzun vadede amorti ediliyor

Elektrikli otomobillere Türkiye’de talep giderek artıyor. Yılın ilk 8 ayında elektrikli oto satışları yüzde 436 oranında artışla 1.196 adet olarak gerçekleşti. Yeni modellerin satışa çıkması ve en önemlisi menzilin artması, gözlerin elektriklilere çevrilmesini sağladı. Elektriklilerin satış fiyatı yüksek olsa da kullanımda önemli maliyet avantajı sunuyor. Verilen para uzun vadede amorti edilebiliyor. En basit örnekle elektrikli premium aracın ‘3 yıl-100 bin km’ maliyeti yaklaşık 45 bin TL olurken, bu tutar benzinlide 105 bin TL’ye çıkıyor. E-Garaj’ın ortağı Emir Tunçyürek, elektrikli araçların sağladığı avantajları, kullanım maliyetlerini ve tüketicilerin ilgisini anlattı… • Elektriklilerin fosil yakıtlı araçlardaki kadar sık bir bakım periyodu yok. Elektrikli otomobilde yapılan işlemlerin büyük çoğunluğu yazılım, elektrik arıza kontrolü, silecek suyu, polen filtresi değişimi gibi basit işlemlerden oluşuyor.  • Kilometre ve kullanım gereksinimine bağlı olarak disk, balata, silecek lastikleri ile fren hidrolik yağı değişiyor. • Elektrikli otomobillerin ilk alım maliyetleri yüksek gibi görünse de uzun vadede bu amorti ediliyor.  • Elektrikli araçların yakıt maliyeti, benzinli-dizelin yaklaşık 4-5’te birine denk geliyor. Aynı zamanda bakım masrafları yarı yarıya daha az.  • Modellere göre farklılık gösterse de MTV içten yanmalılara oranla yüzde 75 daha düşük. • İşletme maliyetleri açısından kurumsal şirketlere bakıldığında filo araç taleplerinde elektrikli otolara eğilim gözleniyor. Bu eğilimde, karbon ayak izinin azaltılması için çevresel duyarlılık da etkili oluyor. Gençler daha fazla ilgili • Türkiye’de yaklaşık 5 bin elektrikli otomobil yollarda dolaşıyor.  • Elektrikli araçlara karşı ilgi  İstanbul, İzmir, Ankara, Gaziantep ve Antalya’da yoğunlaşıyor.  • En çok talep ve ilgi 35 yaş ve altı grubundan geliyor. • 7 bin 500 şarj istasyonu bulunuyor. 

Sürüş izlenimi: Audi Q3 S line

SUV segmenti Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de hızla büyüyor. Sedanlar, SUV’ların nefesini ensesinde hissediyor adeta. Türkiye’de satılan her üç otomobilden biri SUV. Audi’nin yeni Q3 modeli de premium sınıfın önemli oyunlarından. Test ettiğim yenilenen Q3 S line S tronic, tasarımı, büyüyen boyutları ve dijitalleşen iç mekanı ile iddiasını sürdürmek istiyor. Yeni Q3, sekizgen tasarımlı ön ızgara ve büyük hava girişleri eski jenerasyona oranla daha sportif bir görünüm kazanmış. Görüşü kolaylaştıran Matrix LED farlar, off-road havası yaratan kontrast renkli çamurluk kaplamalar ile tavan kenarı spoyleri, göze hoş geliyor. Yeni Q3’ün iç mekanı dijitale dönüşmüş. 10.25 inçlik dijital gösterge paneli ile parlak siyah cam görünümlü çerçeveye sahip MMI dokunmatik bilgi-eğlence sistemi hem fonksiyonel hem şık. Otomobilin olmazsa olması kablosuz şarj, akıllı telefon arayüzü hayatı kolaylaştırıyor. Çocuklu aileler için ideal bir iç mekan sunan yeni Q3’te arka koltukların 15 cm’ye kadar ileri geri gidebilmesi güzel düşünülmüş. Yeni Q3’te adaptif sürüş asistanı, 4 tane 360 derece kamera, şeritten ayrılma uyarısı gibi donanımlar kendinizi güvende hissetmenizi sağlıyor. Q3 35 TFSI’da 150 beygirlik 1.5 lt benzinli motor, 7 ileri S tronic şanzımanla kombine edilmiş. 0’dan 100 km’ye 9.4 saniyede ulaşıyor. Açıkçası VW Grubu’nda TSI motorun performansını daha başarılı buluyorum, özellikle de ivmelenmesini… Böyle bir SUV’da doğal olarak daha iyi bir performans bekleniyor. Yakıt tüketimi oldukça makul, 100 km’de 5.2 lt. Sıkı rekabet var Q3 S line’a sahip olmanın bedeli 699 bin 536 lira. Fiyatları rakiplerle karşılaştırırsak… İki Alman rakibi BMW X1 ve Mercedes GLA ile hemen hemen aynı seviyelerde, Volvo XC40’dan biraz daha pahalı. Aynı grubun önemli modeli VW Tiguan R Line’ın ise 140 bin lira ucuz olduğu ekleyelim.