Şevket F. ERBAY
Tarih akışında Yakın Çağ olarak isimlendirilen modern çağı başlatan Fransızlar, bir anlamda futbolun modern çağının kapısını düzenledikleri 1998 turnuvasıyla araladılar. Çünkü o kupadan sonra futbolun sürekli adı zirveyle anılan takımlarına bir yenisi eklendi.
Fransa’nın ev sahipliğindeki 1998 Dünya Kupası’na kadar futbolun klasik üç büyükleri belliydi: Brezilya, Almanya ve İtalya. Bu ekiplerin arasına eklenen Arjantin’le birlikte her kupadaki kare as, bu dörtlüden oluşuyordu. Ne var ki, 1998’le başlatabileceğimiz futbolun yakın çağına Fransa damga vurdu ve “büyük” algısını kökten değiştirdi. Öncesinde başaltı takımlar arasında gösterilen Fransa, 1998’deki zaferi sonrasındaki çeyrek yüzyıla ikisinden şampiyonluk çıkardığı dört final ve bir çeyrek final sığdırdı. Günümüzde bir turnuva başlarken en tepeye yazılan “kareas” içine Fransa’nın eklenmesinin miladı da o gün başladı.
Fransa’yı tarihe dünya şampiyonu olarak kazıyan maç, 12 Temmuz günü Stade de France’ta oynandı. O yıl takvimin iki gün daha sarkıp, final maçının ulusal günleri 14 Temmuz’a gelmesini ne kadar isterlerdi kim bilir. Ama böylesi de Fransızlar için yeterli oldu.
Tarihin en fazla Dünya Kupası kazanan takımı Brezilya ile karşı karşıya geldikleri final maçında eski kuşak futbol anlatıcılarının çok sevdiği tabirle, hava gerçekten futbol oynamaya pek müsaitti.
O turnuva öncesi, dünyada herkesin ittifakla kabul ettiği üzere Fransa’nın dahi oyun kurucusu Zinedine Zidane bir süper yıldızdı. Turnuva bittiğinde ise oyuncunun mertebesi futbol azizine yükselmişti. Final maçında Zidane, iki köşe vuruşunda iki inanılmaz kafa vuruşuyla ilk yarıda skoru belirlerken, Brezilya’nın da gardını düşürdü. Akan oyun içinde durdurmaya odaklandıkları Zidane’ın duran toplarda - hem de kafayla - attığı iki gol, Fransız’ın nasıl sihirli bir oyuncu olduğuna en güzel kanıttı.
İkinci yarı Fransa için beklendiği kadar kolay olmadı. Brezilya şans yakaladı yakalamasına ama kaleci Fabien Barthez pozisyonların çoğunda başarılıydı. 68’de Marcel Desailly’nin kırmızı kartıyla 10 kişi kalan ev sahibi, yine de kalesini canla başla savundu. Bu azimli çalışmanın ödülü olarak duraklama dakikalarında gelen kontratakta umudu kesmiş Brezilya’nın kalesine Emmanuel Petit ile üçüncü golü gönderdiler: 3-0. Fransa, 1970’ten beri bir Dünya Kupası finalindeki en açık farka ulaşarak Brezilya’yı mağlup etmeyi bildi.
Fransızların çokkültürlü toplumunun en güzel bileşeni olarak referans verilen 1998 takımı, yepyeni bir dönemi başlattı. Günümüzün çok kültürlü yapıya dayanan pek çok ulusal takımı kendine 12 Temmuz’daki o finalden aldığı ilhamla yol açtı.
Kaynak: Gazete Oksijen
