Şevket F. ERBAY
Santiago’da inşa edildiği 1938 yılından bugüne dek Şili tarihinin en önemli spor olaylarından çoğuna sahne olan Ulusal Stadyum’da (Estadio Nacional), 16 Haziran 1962’de ev sahibi ile 1960 Olimpiyat şampiyonu güçlü Yugoslavya üçüncülük maçına çıktı. Yarı finalde Çekoslovakya’ya 3-1 kaybeden Yugoslavya’nın Şili’ye oranla daha ağır bastığı düşünülüyordu ama Şili de futbol tarihinin en büyük başarısını madalyayla perçinlemek için sahadaydı.
66 bin kişinin izlediği maçta 89 dakika boyunca gol gelmedi. Maçın son dakikasında gözler İspanyol hakem Juan Gardeazabal’deyken kale vuruşunda paslaşarak başlayan atakta topu orta saha yuvarlağında alan Eladio Rojas, önündeki boşluğu hızla kat ederek kaleyi gördüğü anda şutunu çekti. Şilili oyuncunun 35 metreden gönderdiği bu şut, doğrudan ağlara gitti. İlk bakışta kimsenin nasıl gol olduğu anlayamadığı bu vuruşta Yugoslav kaleci Milutin Soskic’i yanıltan, topun takım arkadaşı Vlatko Markovic’e çarpıp yön değiştirmesi oldu.
Son dakikada gelen bu gol, sahayı bir anda ana baba gününe çevirdi. Yugoslavya kalesinin hemen arkasında saha içinde maçı izleyenler golle birlikte sahaya dalıp kutlamaya başlarken, tribünler de çılgına döndü. İspanyol hakem, sahaya giren yüzden fazla taraftar ve gazeteciyi güç bela dışarı çıkartıp iki dakika daha oyunu oynattı ve son düdüğünü çaldı.
Bu galibiyet, Şili’nin en büyük futbol başarısını getirse de aynı zamanda uzun sürecek bir şanssızlığın da başlangıcıydı. Zira 16 Haziran 1962’den 16 Haziran 2010’a kadar tam 48 yıl boyunca Şili’nin Dünya Kupası’nda bir maç bile kazanamadı. Bu seri, Honduras önünde Güney Afrika’da kazanılan 1-0’lık 2010 Dünya Kupası grup maçıyla son buldu.
Kaynak: Gazete Oksijen