İran
İran lideri Mücteba Hamaney, ABD'deki ara seçim sonuçlarının ardından Washington’ın Tahran’a yönelik yaklaşımında bir değişim olasılığını reddederek, Amerikan siyasi liderliğindeki veya parti dinamiklerindeki değişikliklerin bu ülkenin "İran'a yönelik düşmanlığını" değiştirmeyeceğini ifade etti.
İran lideri Hamaney, 1979'da ABD'nin Tahran'daki Büyükelçiliğine baskının yıl dönümü olarak anılan "Küresel Emperyalizme Karşı Ulusal Mücadele Günü" vesilesiyle yazılı açıklama yayımladı.
ABD'nin "İran milletini koşulsuz teslim almayı" hedeflediğini belirten Hamaney, düşmana karşı en küçük bir tavizin bile savaşta hayatını kaybedenlerin ve halkın fedakarlıklarını boşa çıkaracağını savunarak, bunun karşı tarafı yeni taleplerde bulunmaya ve saldırılara girişmeye cesaretlendireceğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerde aldığı yenilgiye işaret eden ve bu sonuçların ABD'nin İran'a karşı politikalarına etki etmeyeceğine dikkati çeken Hamaney, Washington'ın davranışlarında bir değişiklik bekleyenlerin "derin yanılgı içinde" olduğunu söyledi.
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı açtığı savaş sonucunda İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrolüne aldığını ve bölgedeki Amerikan üslerini "imha ettiğini" savunan Hamaney, "Bu tür saldırılar tekrarlanırsa (İran'ın tepkisi) çok daha geniş boyutlara ulaşacaktır." ifadelerini kullandı.
Hamaney ayrıca, İran'ın bölgede desteklediği ve "direniş cephesi" olarak adlandırdığı silahlı grupların duruşuna övgüde bulundu.
Rızai: Savaş, Trump'ın siyasi yenilgisine sebep oldu
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, ABD'deki Kongre seçimlerini değerlendirdi.
"İran ulusunun Trump’a hem savaş meydanında hem de Hürmüz’de stratejik bir yenilgi; Washington’da ise siyasi bir yenilgi yaşattığı” değerlendirmesinde bulunan Rızai, bu süreçte, ABD Başkanı’nın başlattığı savaşın faturasının ise Amerikalılara kesildiği yorumunda bulundu.
Rızai, "İran'ı karşısına alan herkes, savaş meydanından kendi kapısının önüne kadar bunun bedelini ödeyecektir." ifadelerini kullandı.
Çin
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin'de düzenlenen basın toplantısında, konuyla ilgili değerlendirmede bulundu.
Ara seçimlerin ABD'nin iç işi olduğunu belirten Sözcü Mao, "Çin, ABD ile, iki ülke liderlerinin vardığı mutabakat doğrultusunda iletişimi güçlendirmek, farklılıkları uygun şekilde yönetmek, işbirliğini genişletmek, saygı, eşitlik ve karşılıklılık ilkeleri temelinde yapıcı ve stratejik olarak istikrarlı Çin-ABD ilişkisini inşa etmek için birlikte çalışmaya hazırdır." ifadelerini kullandı.
Rusya
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Life haber portalına yaptığı açıklamada, ABD'deki Kongre seçimlerini değerlendirdi.
Başkan Trump'ın görevine devam ettiğine dikkati çeken Peskov, "Trump’ın barışçıl girişimlerini sürdüreceğini umuyoruz. Yakınlarda üçlü müzakereler yapılacak. Melania Trump'ın barışçıl girişimleri başarılı. Tüm bunların devam edeceğini umuyoruz." şeklinde konuştu.
Peskov, "Kongre'nin Trump'ın girişimlerini engelleyip engellemeyeceği" yönündeki soruya ise "Bu, ABD'nin iç meselesi." yanıtını verdi.
"Dış politikamız, diğer ülkelerdeki siyasi dengelerin değişmesine bağlı değil"
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov da Rus haber ajansı RİA'ya konuya ilişkin açıklamasında, ABD'deki ara seçimlerin nihai sonuçlarını beklediklerini söyledi.
Demokrat Partinin Rusya'ya yönelik yaklaşımının olumsuz olduğunu belirten Ryabkov, "Bu yeni bir şey değil." dedi.
Ryabkov, sözlerine şöyle devam etti:
"Ukrayna konusunda izlediğimiz ilkeli ve tutarlı çizgi, genel olarak dış politikamız gibi konjonktürel değil ve diğer ülkelerdeki siyasi dengelerin değişmesine bağlı değildir. Rusya Devlet Başkanı'nın belirlediği politikalar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz."
İspanya
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Dün, Amerikan toplumu yalnızca yoksullaştıran politikalara karşı oy kullandı. Nefrete karşı, cinsiyetçiliğe karşı, iklim değişikliği inkarına ve elitlerin ayrıcalıklarına karşı oy kullandı." değerlendirmesinde bulundu.
Brezilya'da sol görüşlü Luiz İnacio Lula da Silva'nın 25 Ekim'deki ikinci tur seçimlerin ardından 4. kez ülkesinde devlet başkanı seçilmesine ve ABD Başkanı Donald Trump'ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Partinin ara seçimlerde uğradığı yenilgiye atıfta bulunan Sanchez, şunları kaydetti:
“Brezilya'da oldu. ABD'de de oldu. Ve yakında İspanya'da da olacak. (Ana muhalefetteki Halk Partisi lideri Alberto Nunez) Feijoo ve (Vox partisinin lideri Santiago) Abascal'ın binmeye çalıştığı aşırı sağcı dalga artık büyümüyor, çöküyor.”
Bu arada Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de İber-Amerika Konferansı sırasında basına yaptığı değerlendirmede, Sanchez'e benzer bir şekilde ABD'deki seçim sonuçlarının İspanya'da sosyalistlere olumlu etkisi olacağını iddia etti.
Albares, "ABD'de Demokratlar'ın tarihi boyutlarda zaferiyle yaşanan değişim dalgasının, birkaç gün önce Brezilya'da olduğu gibi, İspanya'da da devam edeceğini öngörüyoruz. Çünkü söz konusu, tam olarak aynı şey." diye konuştu.
ABD'de "önemli bir değişim yaşandığını" kaydeden Albares, "seçmenlerin işbirliğinden mi yoksa çatışmadan mı yana olunacağı, diyalogdan mı yoksa orman kanunundan mı yana olunacağı sorularına sandıkta cevap verdiğini" savundu.
İspanya'da 29 Kasım'da yapılacak erken genel seçim öncesinde yayımlanan tüm anketler ise şu anda ana muhalefette olan sağ görüşlü Halk Partisi ile aşırı sağcı Vox partilerinin koalisyon ile iktidara gelecek Meclis çoğunluğunu elde edeceğini, solun büyük bir oy kaybı yaşayacağını gösteriyor.
İngiltere
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İngiliz Milletler Topluluğu Hükümet Başkanları Toplantısı için bulunduğu Antigua ve Barbuda'da, ABD'deki ara seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın sonuçları kabul ettiğini söyleyen Burnham, "Bence artık dünyanın hepimizi etkileyen bir mesele olan hayat pahalılığı konusunda birlik olma fırsatı var. Başbakanlıktaki ilk üç ayımda önceliklerimin en başına hayat pahalılığını koydum. Bu konuda bazı adımlar attık. Ancak Orta Doğu'daki çatışma ve Rusya'nın başlattığı Ukrayna savaşı sona ermeden insanların üzerindeki hayat pahalılığı baskısını hafifletemem." dedi.
Burnham, ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin düşürülmesi için çalışacağını aktarırken Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını istediğini de vurguladı.
Brezilya, Sırbistan ve Macaristan'da sağın aldığı seçim yenilgileri ile ABD'deki sonuçları kıyaslaması istenen Burnham, "İnsanlar tüm dünyanın bir araya gelerek kendileri için önemli olan meselelere odaklanılmasını istiyor. Bana göre ABD'deki seçmenlerin verdiği mesaj da bu." ifadelerini kullandı.
Almanya
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin'de Federal Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, ABD'deki seçim sonuçlarını değerlendirdi.
Amerikan tarihinde, Demokratların iki mecliste çoğunluğu oluşturduğu durumların nadiren görüldüğünü belirten Wadephul, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim sonuçlarını kabul ettiğini ve Demokratlarla işbirliği yapma niyetini ifade ettiğini aktardı.
Wadephul, "Almanya için bu hem devamlılık hem de değişim anlamına geliyor." diyerek, bunun ABD hükümetiyle yakın işbirliğinin sürdürülmesiyle ilgili bir mesele olduğunu dile getirdi.
ABD hükümetiyle ortak noktaların aranmasının ve uzlaşmak için çaba gösterilmesinin Alman dış ve güvenlik politikasının temel unsurları olduğuna işaret eden Wadephul, "Çünkü küresel zorluklar karşısında ve aynı zamanda Almanya ile ABD arasında savunma, ortak güvenlik, ekonomi, teknoloji ve bilim alanlarında var olan sıkı bağlar göz önüne alındığında, çatlakların hiçbir zaman çok büyümesine izin vermemek bizim çıkarımızadır." ifadesini kullandı.
Almanya Dışişleri Bakanı olarak "çıkarları dengelemek için transatlantik ortaklara bir adım yaklaşmanın" kendi görevi olduğunu vurgulayan Wadephul, bu görevi ABD'li mevkidaşı Marco Rubio ile yakın işbirliği içerisinde büyük bir kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti.
Wadephul, bu seçimlerin bir değişim anlamına geldiğine dikkati çekerek, Temsilciler Meclisi'nde ve Senato'da çoğunluğa sahip olan Demokratların ABD siyasetinde değişiklikler yapılması için çalışacaklarını söyledi.
Wadephul, Washington'da iç politika meselelerinin yanı sıra dış politika konularının da önemli bir rol oynadığını dile getirdi.
Bunu yılın başında orada yaptığı görüşmeler sırasında da açıkça gözlemlediğini aktaran Wadephul, seçim kampanyasında özellikle gümrük vergilerinin, İran savaşının, ABD vatandaşlarının yaşam maliyetlerinin öne çıktığını ifade etti.
Tüm bu konularda sadece ABD hükümetiyle değil, Kongre ile de yakın diyalogda olacaklarını vurgulayan Wadephul, temasların bu denli geniş olmasının iki ülke arasındaki ilişkiyi özel kıldığını belirtti.
Gelecek günlerde bu seçimlerin etkisinin de ele alınacağını vurgulayan Wadephul, "Bu sadece bu seçimde değil, son zamanlarda dünyanın dört bir yanında gerçekleşen başka önemli seçimlerde de kendini gösterdi. Siyasi normların ve uluslararası kuralların sarsıldığı, kutuplaşmanın ve popülizmin yükseldiği bu dönemde bizim görevimiz, sarsılmamak ve merkezdeki siyaset için çaba göstermektir." diye konuştu.
Wadephul, demokrasiye yönelik tehditler göz önüne alındığında bunun kolay bir iş olmadığını, aksine bazen bir engelli koşu gibi hissedildiğini belirterek, "Vatanseverlik, bu orta yolu demokrasinin düşmanlarına, otoriterlik ve diktatörlüğün destekçilerine karşı savunmaktır." dedi.
ABD Temsilciler Meclisi'nde hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında Ukrayna'yı destekleyenlerin bulunduğunu ifade eden Wadephul, Ukrayna'ya ilişkin bazı konularda yeni bir girişimde bulunmak için yeni bir fırsat da olabileceğini kaydetti.
Fransa
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Ulusal Meclis'te hükümete soru faslında ABD'de Demokratların üstünlüğüyle sonuçlanan seçime ilişkin değerlendirmede bulundu.
Rekor düzeydeki katılımla gerçekleşen seçimlerin "Amerikan demokrasisinin sapasağlam ayakta" olduğunu gösterdiğini belirten Barrot, ABD Başkanı Donald Trump’ın da Demokratların zaferini kabul ettiğini kaydetti.
Barrot, "(Seçim) Sonuçları ne tartışmaya açık ne de itiraz eden var. ABD Başkanı'nın (Donald Trump) bizzat kendisi Demokrat adayların sergilediği üstün performansı kabul etti ve onayladı. Dolayısıyla bu, Amerikan demokrasisi adına çok iyi bir haber." diye konuştu.
İtalya
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ABD'de yapılan ara seçimlerin sonuçlarının, Roma-Washington ilişkilerinde bir değişikliğe yol açmayacağını söyledi.
Tajani, Roma'da katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamada, ABD'de Demokratların, Cumhuriyetçiler karşısında üstünlüğüyle sonuçlanan dünkü ara seçimleri değerlendirerek, "ABD halkının iradesine, ne olursa olsun her zaman saygı duyuyoruz." dedi.
ABD'nin dünyanın en önemli büyük demokrasisi olduğunu savunan Tajani, "Değişiklikler yaşansa bile alınan her karara saygı gösterilmelidir. ABD ile ilişkilerimiz değişmeden devam ediyor. İtalya'nın, ABD’nin stratejik ortağı olduğunu her zaman söyledik." diye konuştu.
Tajani, ABD'de Demokrat ya da Cumhuriyetçi başkanlar tarafından yönetilen hükümetlerle daha önce nasıl çalıştılarsa, parlamentodaki durumdan bağımsız olarak aynı şekilde çalışmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Polonya
Polonya Başbakanı Donald Tusk, başkent Varşova'da Çekya Başbakanı Andrej Babis ile düzenlediği ortak basın toplantısında, ABD'de Demokratların Cumhuriyetçiler karşısında üstünlüğüyle sonuçlanan dünkü ara seçimlere ilişkin açıklama yaptı.
ABD'de demokrasinin kazandığını belirten Tusk, "Demokrasi, gerçekten harika. Demokrasiyi seviyorum, gerçekten çok güzel bir şey." ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Trump'ın seçimden hemen sonra Demokratların iyi bir iş çıkardığını söylediğini hatırlatan Tusk, "Bu kez kendisine kesinlikle katılıyorum." dedi.
Tusk, seçim sonuçlarının bölgedeki durumu da istikrara kavuşturmasını umduğunu vurguladı.
Trump'a tavsiyede bulunma yetkisi olmadığına dikkati çeken Tusk, "Yine de tavsiyem, vetoyu yönetimde aşırı kullanmaması olurdu. Polonya'daki tecrübeme dayanarak şunu söylemeliyim ki, veto, işleri yoluna koymaya yardımcı olabilecek en son şeydir." diye konuştu.
Finlandiya
Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, ABD'de yapılan ara seçimlerin sonuçlarının Avrupa, Finlandiya veya Ukrayna üzerinde etkisi olmayacağını belirtti.
Finlandiya'da yayın yapan Yle, Dışişleri Bakanı Valtonen'in ABD'de Demokratların, Cumhuriyetçiler karşısında üstünlüğüyle sonuçlanan dünkü ara seçimlere ilişkin değerlendirmesine yer verdi.
ABD'deki ara seçim sonuçlarının halkın ve Demokratların ABD Başkanı Donald Trump'a karşı bir "protestosu" olarak değerlendirilebileceğini aktaran Valtonen, "Seçimin en önemli mesajı, ABD'de demokrasinin işlediği oldu. Çok sayıda insan oy kullanma hakkını kullandı. Trump da seçim sonuçlarını kabul etti." dedi.
Valtonen, "Seçim sonuçlarının Avrupa, Finlandiya veya Ukrayna üzerinde mutlaka bir etkisi olması gerekmiyor." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Trump'ın ara seçimin ardından gücü hala elinde bulundurduğunu değerlendiren Valtonen, yeni isimlerin göreve başlayacakları ocak ayına kadar Trump'ın birçok kararı alabileceğini kaydetti.
Norveç
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Norveç'te yayın yapan NRK'ye yaptığı açıklamada, ABD'de gerçekleşen ara seçimleri değerlendirdi.
ABD'deki ara seçimlerin önemli olduğunu söyleyen Eide, "Seçim iyi geçti. Kaybeden taraf, yani ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhuriyetçiler sonucu kabul etti. Seçim sonucu sadece Demokratlar için güçlü bir zafer değil, aynı zamanda ABD demokrasisi için de bir zafer." ifadelerini kullandı.
Eide, Demokratların hem Senato hem de Temsilciler Meclisi'nde üstünlük elde etmesinin ABD'deki güç merkezinde önemli bir değişime işaret ettiğine değinerek, "Dış politikada en büyük yetkinin ABD başkanına ait olduğunu herkes bilir. Ancak başkanın artık ABD'yi kendi tasavvuruna göre şekillendirme imkanı kalmadı." dedi.
Avusturya
Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, ABD'deki ara seçimlere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.
Çok sayıda kişinin oy hakkını kullanmasından memnuniyet duyduğunu dile getiren Meinl-Reisinger, "Demokrasi, insanların karar alma süreçlerine katılmasıyla yaşar. Seçim sonuçlarından bağımsız olarak Avusturya ve Avrupa'daki güvenliğimiz ve refahımız, Kansas veya Iowa'daki insanların nasıl oy verdiğine bağlı olmamalı." ifadesini kullandı.
Bu nedenle kendi savunma kapasitelerini ve rekabet güçlerini artırdıklarını vurgulayan Meinl-Reisinger, güçlü bir Avrupa Birliği'nin (AB) istikrarlı transatlantik ilişkilerin de en iyi temeli olduğunun altını çizdi.-
Meinl-Reisinger, transatlantik ilişkileri desteklediğini belirterek, Atlantik'in diğer yakasında yalnızca ABD'nin bulunmadığına dikkati çekti.
Kanada'yı örnek gösteren Meinl-Reisinger, bu doğrultuda yeni ortaklıklar da geliştirdiklerini kaydetti.
Çekya
Çekya Başbakanı Andrej Babis, Demokratların ABD'deki ara seçimlerde elde ettiği zaferin, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin kalanında azil girişimleri ve vetolar nedeniyle siyasi işleyişi bir ölçüde kilitleyeceği görüşünü dile getirdi.
Radio Prague International'ın haberine göre, Babis, Polonya ziyareti öncesinde başkent Prag'da gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Babis, seçimlerin beklendiği gibi sonuçlandığını ancak Demokratların zaferinin "çok büyük" olduğunu söyledi.
Cumhuriyetçilerin, kaleleri Texas'ta da kaybettiğine dikkati çeken Babis, Demokratların bazı yerlerde onlarca yılın ardından başarı elde ettiğini belirtti.
Babis, "Bana göre bu, Başkan Trump'ın görev süresinin sonuna kadar sürekli azil girişimleri ve vetolar olacağı, siyasi işleyişin bir ölçüde kilitleneceği anlamına geliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Trump'ın buna rağmen istediği gibi hareket etmeyi sürdüreceğini savunan Babis, ABD Başkanı'nın Ukrayna'daki savaşı sona erdirme vaadine dönmesini umduğunu dile getirdi.
Babis, Trump'ın "Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmayı" da sona erdirmesi temennisinde bulundu.
Slovenya
Slovenya Başbakanı Janez Jansa, hükümetin Slovenya'nın güneydoğusuna düzenlediği çalışma ziyareti kapsamında bulunduğu Metlika'da, gazetecilerin ABD'deki seçim sonuçlarına ilişkin sorusunu yanıtladı.
Seçim sonuçlarını değerlendiren Jansa, "Umarım bu ABD'nin Ukrayna'ya desteği açısından iyi bir işarettir." dedi.
Jansa, seçim sonuçlarının enerji fiyatlarının düşmesine de katkı sağlamasını umduğunu sözlerine ekledi.
AB
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Brüksel'de AB'nin 2026 Genişleme Paketine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, ABD'deki ara seçimler hakkındaki soruyu yanıtladı.
ABD seçmeninin "tercihini net şekilde ortaya koyduğunu" belirten Kallas, "Yeni Kongre ve Senato'nun Ukrayna'ya destek vermeye devam etmesini ve Rusya üzerindeki baskıyı artırmasını umuyorum." ifadesini kullandı.
Kallas, Avrupa ve ABD'nin "birlikte çok daha güçlü" olduğunu vurgulayarak, "Ayrıca bu baskı yoluyla Rusya'ya, savaşı durdurması gerektiğine dair net mesajlar verilmiş olacak." dedi.
Resmi olmayan sonuçlara göre, dün ABD'de yapılan ara seçimlerde, Demokratlar, Kongre'nin her iki kanadında da daha önce Cumhuriyetçilerin elindeki çoğunluğu kazanmıştı.
Japonya
Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, düzenlediği basın toplantısında, ABD’deki ara seçimlere yönelik soruya, "Bu, başka bir ülkenin iç işlerini ilgilendiren bir konu." yanıtını veren Kihara, hükümet yetkilisi olarak "yorum yapmaktan kaçınmak istediğini" kaydetti.
Kihara, ABD-Japonya ilişkilerine değinerek, "Japonya-ABD ittifakı, Japonya'nın ulusal çıkarlarını en üst düzeye çıkarmak ve uluslararası toplumun barış ve istikrarı için vazgeçilmez" değerlendirmesinde bulundu.
İki ülke arasındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kihara, "Ortaklığımızı daha da ileriye taşımak adına, liderlerimiz arasındaki temaslar da dahil olmak üzere her düzeyde yakın koordinasyon içinde çalışmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.
Güney Afrika
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, ülkesinde düzenlenen yerel seçimler kapsamında Johannesburg kentinde oy kullandıktan sonra yaptığı basın açıklamasında, ABD ara seçimlerinin sonuçlarını değerlendirdi.
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçirdiğini belirten Ramaphosa, ABD halkının sandıkta iradesini ortaya koyduğunu ifade etti.
Ramaphosa, ABD’nin dünya ekonomisindeki büyüklüğüne ve uluslararası alandaki etkisine dikkati çekerek, seçim sonuçlarının “uluslararası ilişkilerde yeni bir dönem” başlatabileceğini söyledi.
Kongrenin her iki kanadında yönetimin değişmesinin siyasi değişiklikleri beraberinde getirebileceğini belirten Ramaphosa, "ABD ile iyi ilişkiler kurmaya her zaman hazırız." dedi.
Ramaphosa, Güney Afrika'nın da ABD gibi egemen bir devlet olduğunu ve kendi ulusal çıkarlarını gözetmek zorunda bulunduğunu vurgulayarak, iki ülkenin jeopolitik meseleler, ticaret ve yatırım alanlarında ortak bir yol bulmasını umduğunu dile getirdi.
Kaynak: AA