Azerbaycan'da okullarda "başörtüsü tartışması", hükümetin 21 Eylül'de devlet okullarındaki öğrenci kıyafetlerine ilişkin kuralları değiştirmesiyle büyüdü. BBC Türkçe ve Al Jazeera, Bakü ve çevresindeki okullarda öğrencilerin ve öğretmenlerin başörtüsü nedeniyle derslere alınmadığına ilişkin görüntülerin yayımlandığını, en az iki okulda ders boykotları düzenlendiğini aktardı.
Protestoların ardından Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, 12 Ekim'de kamu düzenini bozmakla suçlanan 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, bazı kişilerin okul çalışanlarıyla çatışma yaşadığını, eğitim kurumlarına zarar verdiğini ve okulların normal işleyişini engellemeye çalıştığını öne sürdü.
BBC Azerbaycanca, sosyal medyada protesto görüntülerinin yayıldığını ve bazı platformlara erişimde kısıtlama yaşandığına ilişkin kullanıcı bildirimlerini de aktardı; ancak yetkililer erişim iddiaları hakkında resmî açıklama yapmadı.
Azerbaycan yönetimi düzenlemeyi laik eğitim ve ortak okul üniforması gerekçesiyle savunurken, uygulama din ve inanç özgürlüğü ile eğitim hakkı tartışmasını beraberinde getirdi.
Peki Azerbaycan'da yaşananlar hakkında neler biliniyor?
Kararda ne yazıyor?
21 Eylül 2026 tarihli, 309 numaralı Azerbaycan Bakanlar Kurulu kararında, mevcut okul kıyafeti düzenlemesine 1.4-1 numaralı bent eklendi. Yeni maddede şu ifadeler yer aldı: "Öğrencilerin belirlenmiş kıyafet biçiminin bütünlüğünü bozan ve genel eğitimin laiklik ilkesine uygun olmayan diğer kıyafet unsurlarını kullanmalarına izin verilmez.”
Al Jazeera, 12 Ekim tarihinde yayınladığı bir haberde yeni kanun maddesinin fiili bir başörtüsü yasağına dönüştüğünü yazdı. Öğretmen Zahra Hasanova, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada okulda artık başörtüsü takamayacağının kendisine bildirildiğini söyledi. “Dürüst olmak gerekirse biraz duygusalım. Kırıldım” diyen Hasanova, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başörtüsü kişisel bir tercih. Bir gün çıkarmak istersem bu da benim kararım olmalı.”
Başörtüsü yasağının fiilen hayata geçtiğini sosyal medya gönderilerine dayandırarak ifade eden BBC Azerbaycanca, hem kararı alan Bakanlar Kurulu’ndan hem de uygulamadan sorumlu Eğitim Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yanıt alamadığını bildirdi.
Tartışma ne zaman başladı?
BBC Azerbaycanca'nın aktardığına göre "başörtüsü tartışması" Azerbaycan’da uzun süredir gündemde. Mart 2026’da farklı bölgelerde başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin haberler yayımlandı. Mehdiabad’daki 3 numaralı okulda 23 öğrencinin derslerden uzaklaştırıldığı öne sürüldü. Dini aktivistler Bakü, Sumgayıt ve İmişli’de de benzer olaylar yaşandığını bildirdi; bu iddiaları bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Dini özgürlükler aktivisti Arzu Abdulla, 1 Nisan’da kısıtlamaların kaldırıldığını ve öğrencilerin okullara yeniden kabul edildiğini söyledi. Ancak bu konuda ülke genelinde alınmış resmî bir karar açıklanmadı.
Temmuz 2026’da Azerbaycan’ın genel eğitim sistemine ilişkin yasada yapılan değişiklikle, eğitimin laik niteliği ayrıca vurgulandı. Eylül ayında kabul edilen kıyafet düzenlemesi ise laiklik ilkesini okul kıyafetlerine ilişkin kurallarla ilişkilendirdi.
Temmuzdaki değişiklik eğitimin genel çerçevesini düzenlerken eylül kararı, laiklik ilkesini öğrenci kıyafetleriyle ilgili kurallara dahil etti. Kararda başörtüsü açıkça anılmadığı için başörtüsünün bu hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve kuralın okullarda nasıl uygulanacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye-Azerbaycan hattında neler oldu?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral 12 Ekim'de başörtüsü uygulamasını eleştiren bir paylaşım yaptı. Saral, inancı gereği başını örten öğrencilerin okula alınmamasına tepki göstererek başörtüsünün eğitim hakkının önünde engel olarak görülmesini kabul edilemez buldu. “Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir” diyen Saral, eğitim hakkının ideolojik dayatmalara kurban edilemeyeceğini savundu.
Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!
— Oktay SARAL (@oktay_saral) October 12, 2026
İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban… https://t.co/dRAwHVjnyw
BBC Türkçe, Türkiye'deki siyasilerin Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmasına ilişkin paylaşım ve ifadelerini şöyle sıraladı:
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta X'de, Yeni Şafak gazetesinin hesabından konuyla ilgili paylaşılan bir videoyu alıntılayarak, "Azerbaycan umarız bu yanlıştan bir an önce döner. Günümüz dünyasına yakışmayan içimizi burkan görüntüler" dedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Müfit Aydın da sosyal medya hesabından, "Azerbaycan, kardeşliğin gereğini yapmalı ve bu uygulamaya derhâl son vermelidir!" açıklamasını yaptı.
Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin açıklamasında, "Gelin kardeşim, bu yanlıştan dönün" çağrısında bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin meclisteki grup toplantısında yaptığı konuşmada konuyla ilgili şunları söyledi: "Sevgili Azerbaycanlı kardeşlerim. Bu acıyı biz yaşadık. Bu acının bitmesi lazım. Kadınların başı açık, başı kapalı diye ayrılması doğru değil. Türkiye burada çok ağır bir sınavdan geçti. Bizim de burada sorumluluğumuz oldu. Bakın bu sorumluluğu üstlenen bir kişi olarak Azerbaycan'a sesleniyorum. Kadınları bırakın, özgür bırakın kadınları."
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan sosyal medya hesabından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e hitaben yazdığı bir mektubu paylaştı ve uygulamadan vazgeçilmesini diledi.
Aliyev'in partisinden AK Parti açıklaması
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AK Parti milletvekillerinin açıklamalarına yanıt verdi. Parti, Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarının Azerbaycan hakkında gerçeğe aykırı ve taraflı bilgiler yayımladığını savunarak tepki gösterdi.
YAP’ın 13 Ekim’de yayımladığı açıklamada, Saral ve AK Partili milletvekillerinin Azerbaycan’ın anayasal yapısını ve din özgürlüğüne ilişkin hukuki çerçeveyi dikkate almadan “popülist ve sorumsuz” açıklamalarda bulunduğu öne sürüldü. Açıklamada, bu tutumun iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine zarar verebileceği savunuldu.
Parti, Türkiye’deki bazı medya kuruluşları ve sosyal medya hesaplarında Azerbaycan hakkında gerçeğe aykırı ve karalayıcı içeriklerin yayıldığını da iddia etti. YAP, üst düzey Türk yetkililerin bu tartışmaya katılmasının Azerbaycan’a yönelik kampanyayı daha da büyüttüğünü öne sürdü.
YAP, açıklamasında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “Bir millet, iki devlet” ilkesine de yer verdi. Bu ifadenin iki ülke arasındaki tarihî bağları temsil ettiğini belirten parti, bunun bir devletin diğerinin iç işlerine müdahale etmesine ya da kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımını kabul ettirmesine gerekçe oluşturamayacağını savundu.
Açıklamada, “İslam dünyasında hiçbir devletin diğer Müslüman halklara kendi iradesini dayatma, onların iç işlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur” denildi.
Parti ayrıca Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine yönelik eleştirileri reddetti. Bu ilişkilerin uluslararası hukuk ve karşılıklı çıkarlar temelinde yürütüldüğünü savunan YAP, Filistin halkının meşru haklarını desteklediklerini, Filistin’e mali ve insani yardım sağladıklarını belirtti.
Açıklamanın tamamı buradan okunabilir.