10 Ekim 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
10.10.2026 14:33

Üsteğmen Göksel’den Altın Çocuk’a

1950’lerin ikinci yarısında, Yeşilçam’ın yükselişe geçtiği dönemde yönetmen Sırrı Gültekin tarafından keşfedilen Göksel Arsoy, sinemamızın sarışın ve mavi gözlü ilk erkek yıldızlarından biriydi

1936 Kayseri doğumlu Arsoy, babası gibi pilot olmak istiyordu. Ancak ailesi buna karşı çıktı ve Hava Harp Okulu sınavlarına girmesine izin vermedi. Yine de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okurken Yeşilköy Havalimanı’nda çalışarak uçaklara yakın olmak istedi. Sinemacılar tarafından keşfedilmesi de burada gerçekleşti. Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin, bu mavi gözlü, sarışın yakışıklı genç adamı Kara Günlerim adlı filmlerinde başrolde oynattılar.

Ama ona asıl şöhreti, iki yıl sonra, 1959’da çekilen Kerime Nadir uyarlaması Samanyolu getirdi. Dönemin en sevilen aktrislerinden Belgin Doruk’la başrolü paylaşan Arsoy, sinema ve TV dünyamızda kuzenine âşık olan Nejat karakterini ilk kez canlandıran aktördü. Sonraki yıllarda Ediz Hun, Tolga Savacı ve Özcan Deniz de aynı karakteri oynadı. Ancak 1959 yapımı Samanyolu, seyircinin en sevdiği uyarlamalardan biri olarak kaldı. Filmin büyük ilgi görmesiyle Göksel Arsoy ve Belgin Doruk adeta bir ikiliye dönüştü; birlikte 15 filmde rol aldılar.

1960’lar, Yeşilçam’ın en yoğun film ürettiği yıllardı. Avantürler, melodramlar ve salon komedileri peş peşe çekiliyordu. Göksel Arsoy da bir süre romantik genç adam imajına uygun filmlerde rol almayı tercih etti. Hulki Saner’in Taş Bebek, Ülkü Erakalın’ın Aşk Merdiveni, Türker İnanoğlu’nun Kiralık Koca ve Memduh Ün’ün Akasyalar Açarken bu dönemde öne çıkan filmleri oldu.

Ama genç oyuncu yalnızca bu tür filmlerle yetinmek istemiyordu. 1962’de kurduğu Göksel Film’le, Göksel Arsoy denince akla ilk gelen filmlerden biri olan Şafak Bekçileri’ni gerçekleştirdi. Hayallerine gerçekte ulaşamamış olsa da Halit Refiğ’in yönettiği ve yıllar sonra “Türk sinemasının Top Gun’ı” olarak anılan filmde jet pilotu Üsteğmen Göksel Akıncı’yı canlandırdı. Ancak film, bir Türk uçağının düşürülmesinin gösterilmesi, Arsoy’un üniformasıyla genç bir kızı öpmesi ve pilotların cenaze sahnesinde ağlaması gibi gerekçelerle neredeyse Sansür Kurulu tarafından yasaklanacaktı. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel’in sahip çıkması sayesinde bu engel aşıldı.

Arsoy, 1966’da yine Göksel Film aracılığıyla Yeşilçam’ın en ilginç popüler sinema örneklerinden birinin yapımcılığını üstlendi. Sean Connery’nin yıldızlaştığı James Bond serisinin Yeşilçam’daki taklidi olarak anılan Altın Çocuk’un hem yıldızı hem de yapımcısı oldu. Arsoy’un sektör içinde de adeta üzerine yapışan “Altın Çocuk” lakaplı MİT ajanı, ertesi yıl Altın Çocuk Beyrut’ta ile başka bir macerayla seyircinin karşısına çıktı. James Bond’un aksine, bu filmlerde ajanlık faaliyetleri daha çok Doğu ülkelerine yöneliyordu. Sonra Ortaşark Yanıyor, Altın Avcıları isimlerinde birkaç devam filmi daha geldi. Bu filmler Doğu ülkelerinde de ilgiyle izlendi.

Yeşilçam 1970’lerde eski günlerinden uzaklaşmaya başlayınca Göksel Arsoy da sinemadan giderek uzaklaştı. Sektörün sıkıntılı döneminde istediği filmleri yapamayacağını anlayarak klasik Türk müziği dersleri aldı ve sahneye çıkmayı tercih etti.

1999 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü alan Göksel Arsoy, sinemamızda yıldızlaşan ilk kumral/sarı saçlı erkek oyunculardan biriydi. Bununla yetinmeyip Hollywood sinemasının bakış açısını taşıyan bir yapımcı olarak da Yeşilçam’a renk kattı.

* Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.