31 Ocak 2026, Cumartesi
Haber Giriş: 31.01.2026 16:10 | Son Güncelleme: 31.01.2026 17:36

BBC Tel Aviv'de 'kaçırılmaz fırsat' denen gerginliği yazdı: İsrail, İran'da ABD güvencesiyle rejim değişikliği istiyor

İsrail yönetimi, İran’a yönelik olası bir ABD saldırısının rejim değişikliğiyle sonuçlanmasını istiyor. Tel Aviv’deki güvenlik çevreleri bunu “tarihi bir fırsat” olarak görürken, uzmanlar böyle bir hamlenin bölgeyi daha geniş ve kontrolü zor bir savaşa sürükleme riski taşıdığı uyarısında bulunuyor
BBC Tel Aviv'de 'kaçırılmaz fırsat' denen gerginliği yazdı: İsrail, İran'da ABD güvencesiyle rejim değişikliği istiyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran ile artan gerilimler üzerine Orta Doğu’ya büyük bir askeri yığınak sevk etti. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden taarruz grubu bölgeye konuşlandırılırken, ek savaş gemileri ve askerî birlikler de bölgeye gönderildi.

Trump, Tahran yönetimine anlaşma çağrısında bulunurken, anlaşma sağlanamazsa olası askeri seçeneklerin masada olduğunu açıkça belirtti. Bu adımlar, Washington’un İran’a yönelik olası bir saldırı ihtimalini güçlendiriyor ve bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

İsrail yönetimi ise İran’a yönelik muhtemel bir ABD saldırısının yalnızca askeri bir operasyonla sınırlı kalmamasını, rejim değişikliğine uzanan bir sonuç doğurmasını umut ediyor. Tel Aviv’deki güvenlik çevrelerine göre Washington’un askeri kapasitesi, küresel meşruiyeti ve ittifak ağı, bu hedef doğrultusunda “benzersiz bir fırsat penceresi” yaratıyor.

BBC'nin haberine göre böyle bir senaryonun bölgeyi daha geniş ve kontrol edilmesi zor bir savaşa sürükleme riski de yüksek.

ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağına ilişkin küresel spekülasyonlar artarken, İsrail liderliğinin sessizliği dikkat çekiyor. Bu ay İran’daki hükümet karşıtı protestolara verilen sınırlı destek açıklamaları dışında, Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümet üyeleri, Washington’un Tahran’a karşı olası hamleleri hakkında kamuoyu önünde neredeyse hiç konuşmadı.

Bu sessizliğin bilinçli bir tercih olduğu değerlendiriliyor. İsrail Savunma İstihbaratı’nda 25 yıl görev yaptıktan sonra Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde (INSS) İran üzerine çalışan Danny Citrinowicz’e göre Netanyahu için mevcut tablo “kaçırılmaması gereken bir an”.

“ABD’nin Körfez’de bu kadar çok askeri güç bulundurduğu, Trump’ın İran’a saldırmaya bu kadar yaklaştığı bir dönemdeyiz. Netanyahu açısından bu altın bir fırsat" diyor Citrinowicz.

Eski İsrail sinyal istihbaratı yetkilisi Asaf Cohen de İsrail’in sessizliğinin stratejik olduğunu savunuyor. Cohen’e göre Tel Aviv bu kez liderliği Washington’a bırakmak istiyor: “Amerikalılar daha güçlü, daha fazla kapasiteye sahip ve dünyada çok daha fazla meşruiyetleri var.”

Hedef: Rejim değişikliği

Netanyahu uzun süredir İran’ı İsrail’in karşı karşıya olduğu en büyük tehdit ve Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ana kaynağı olarak görüyor. Kamuoyundaki sessizlik, ABD ile perde arkasında yürütülen temasların olmadığı anlamına gelmiyor. Bu hafta İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Şlomi Binder, Washington’da ABD’li istihbarat yetkilileriyle görüştü. İsrail basınına göre görüşmelerde İran’daki olası hedefler ele alındı.

Citrinowicz, Netanyahu’nun ABD’yi İran’da rejim değişikliğini hedefleyen daha sert saldırılara zorladığını düşünüyor. Netanyahu’nun bu ay Trump’tan İran’a yönelik bir ABD saldırısını ertelemesini istemesinin nedeni olarak da planlanan hamlenin “yetersiz” bulunması gösteriliyor.

Trump, kamuoyuna yansıyan açıklamalarında İran’a karşı sınırlı, sembolik saldırılardan rejim değişikliğine uzanan geniş bir seçenek yelpazesini değerlendirdiğini söyledi. Bir yandan askeri tehditler savururken, diğer yandan yeni müzakerelere kapıyı açık bıraktı.

Birçok ABD müttefiki, İran’daki yönetimi devirmeye yönelik bir girişimin bölge için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor. Ancak İsrail’de önemli bir kesim, böyle bir adımın ülkenin güvenliğini artırabileceğine inanıyor.

Bu senaryoya göre Tahran’daki rejimin değişmesi, İran’ın balistik füze tehdidini ve nükleer silah edinme ihtimalini ortadan kaldırabilir. Aynı zamanda Hizbullah başta olmak üzere İran’ın bölgedeki vekil güçlerini de zayıflatabilir. İsrail merkezli Alma Araştırma Enstitüsü’ne göre Hizbullah’ın Lübnan sınırında hâlâ 25 bine kadar roket ve füzesi bulunuyor.

“Sınırlı saldırı daha riskli”

İsrail’de bazı siyasetçiler ise sınırlı bir saldırının ya da İran’la yeni bir anlaşmanın, rejimi yerinde bırakarak daha büyük riskler yaratacağını savunuyor. Meclisin Savunma Komitesi üyesi ve muhalefetteki Yesh Atid partisinden Moshe Tur-Paz, “Mutlak kötülükle karşı karşıyaysanız sınırlı davranmazsınız" diyor. Tur-Paz’a göre İran söz konusu olduğunda İsrail siyasetinde geniş bir mutabakat var.

Geçen yıl İsrail ve ABD’nin İran’ın nükleer ve balistik füze tesislerini hedef aldığı 12 günlük çatışma, bu tartışmaların arka planını oluşturuyor. O süreçte İran, İsrail kentlerine yüzlerce balistik füze fırlattı. Hava savunma sistemlerini aşan bazı füzeler Tel Aviv’de apartmanlara isabet etti, en az 28 kişi hayatını kaybetti.

İsrail ordusu daha ağır kayıplara hazırlanmıştı. Ancak analistlere göre Tahran, o çatışmadan dersler çıkardı ve taktiklerini uyarladı. Aradan geçen altı ayda İran’ın füze stoklarını yeniden inşa ettiği belirtiliyor.

Bu hafta İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in kıdemli bir danışmanı, olası bir ABD saldırısına “derhal ve eşi görülmemiş” bir yanıt verileceği uyarısında bulundu.

Citrinowicz’e göre Netanyahu, “rejim değişikliği olmadan yeni bir İran saldırısının acısını yeniden yaşamaktan” korkuyor. “Füzeleri durdurmanın tek yolu rejim değişikliği ve bunun da ancak ABD ile mümkün olduğunu düşünüyor" diyor.

Fırsat mı, büyük risk mi?

Asaf Cohen’e göre İran rejimi şu anda son yılların en kırılgan döneminde: askeri savunması zayıflamış, bölgesel vekil güçleri gerilemiş ve ülke içinde geniş çaplı protestolar yaşanmış durumda. “Bu bir daha gelmeyebilir. Şimdi ya da hiç" diyor.

Tel Aviv’de geçen haziran ayındaki İran füze saldırılarının izleri hâlâ dururken, olası yeni bir çatışma halk arasında da tartışılıyor. Genç bir Tel Avivli olan Neria, “Bu fırsat kaçırılmamalı" derken, Shani adlı bir başka genç ise İran halkının güvenliği konusunda endişeli olduğunu söylüyor: “Politikacılar insanların hayatını düşünmeli. Atılan her adımın bir bedeli var.”

Anketler, İsrail’de Yahudi nüfusun büyük çoğunluğunun İran’a karşı askeri eylemi desteklediğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, rejim değişikliğinin ciddi belirsizlikler barındırdığı uyarısında bulunuyor. İran’da yönetimin devrilmesi halinde kimin iktidara geleceği net değil. Ordu ve dini elitler arasındaki ittifakta belirgin bir çatlak görülmüyor; muhalefet ise parçalı.

Üstelik hava saldırılarıyla rejim devrinin nadiren mümkün olduğu da vurgulanıyor.

Bu yıl seçimlere hazırlanan Netanyahu için İran’da rejim değişikliği ya da Hamaney’in öldürülmesi büyük bir siyasi kazanım olabilir. Ancak bu aynı zamanda ciddi bir kumar. Citrinowicz, “Bu hesaplanmış bir risk. Netanyahu, Hamaney sonrası günü umursamıyor; Trump’la birlikte İran rejimini yıktığını göstermek istiyor. Sorun, Trump’ın ne yapacağı" diyor.

Müzakere ihtimali

Hem ABD hem İran müzakereye açık olduklarını söylüyor. Ancak Trump, görüşmeler için İran’ın uranyum zenginleştirmeyi bırakmasını, bölgedeki vekil güçlere desteğini kesmesini ve balistik füze programını sınırlandırmasını şart koşuyor. Tahran ise bunları kırmızı çizgi olarak görüyor.

İsrail yönetimi bir anlaşmaya kesin olarak karşı. Analistler ise Washington ile Tahran arasında sınırlı bir uzlaşının mümkün olup olmadığı konusunda bölünmüş durumda. Cohen, her iki tarafın da aslında bir anlaşma istediğini, ancak başarısızlık halinde ABD’nin askeri seçeneğe yöneleceğini düşünüyor.

Citrinowicz ise savaşın “İran’ın varlığına yönelik bir tehdit” olarak algılanacağı ve bu nedenle kontrol edilmesinin çok zor olacağı uyarısında bulunuyor.

Trump’ın taleplerini daraltarak özellikle İran’ın nükleer programına odaklanabileceğine dair işaretler var. Eğer eşik yeterince düşerse, bölgede pek çok ülke rahat bir nefes alabilir. İsrail’de ise gözler Washington’da olacak.

Kaynak: Gazete Oksijen