10 Temmuz 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 10.07.2026 10:31 | Son Güncelleme: 10.07.2026 10:44

Birleşik Krallık’ta Burnham dönemi başlıyor: 20 Temmuz’da başbakan olması bekleniyor

İşçi Partili 322 milletvekilinin desteğini alan Andy Burnham’ın rakipsiz biçimde parti liderliğine seçilerek 20 Temmuz’da başbakanlık görevini devralması bekleniyor. Burnham içeride yetkileri yerel yönetimlere devretmeyi, dış politikada ise savunmayı güçlendirmeyi vadediyor
Fotoğraf: Getty Images
Fotoğraf: Getty Images
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Eski Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı olmaya hazırlanıyor.

İşçi Partisinin açıkladığı verilere göre partinin 403 milletvekilinden 322’si, liderlik yarışında Burnham’ı aday gösterdi. Başka bir ismin yarışa katılabilmesi için milletvekillerinin beşte birinin, yani 81 kişinin desteğini alması gerekiyor.

Financial Times, geriye yalnızca 81 milletvekili kaldığına dikkat çekerek Burnham’a verilecek bir desteğin daha rakip aday çıkmasını matematiksel olarak imkânsız hale getireceğini yazdı.

Burnham’ın resmen aday olabilmesi için 16 Temmuz’a kadar İşçi Partisine bağlı kuruluşlardan en az üçünün desteğini de alması gerekiyor. Bu kuruluşlardan en az ikisinin sendika olması şart. Ancak İngiliz basını, Burnham’ın bu aşamada herhangi bir sorun yaşamasının beklenmediğini belirtiyor.

Associated Press’in aktardığı takvime göre başka aday çıkmaması halinde Burnham, 17 Temmuz’da düzenlenecek özel konferansta İşçi Partisinin yeni lideri ilan edilecek. Burnham’ın 20 Temmuz’da Kral 3. Charles tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilerek başbakanlık görevini devralması bekleniyor.

Burnham böylece son 10 yılda Birleşik Krallık’ta başbakanlık koltuğuna oturan yedinci isim olacak.

Ne olmuştu?

Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, Temmuz 2024’te büyük bir parlamento çoğunluğuyla iktidara gelmişti. Ancak hükümet; ekonomik büyümenin zayıf kalması, hayat pahalılığı, sağlık sistemindeki sorunlar ve göç politikaları nedeniyle seçmen desteğini hızla kaybetti.

Reuters, Starmer’ın iktidardaki iki yılı boyunca sık sık politika değiştirmek, seçmene net bir yön sunamamak ve hükümet içindeki krizleri yönetememekle eleştirildiğini belirtti. Peter Mandelson’ın görevlendirilmesiyle ilgili tartışmalar da Starmer’ın parti içindeki konumunu zayıflattı.

İşçi Partisinin 7 Mayıs 2026’daki yerel seçimlerde ağır kayıplar yaşaması ve Nigel Farage liderliğindeki Birleşik Krallık Reform Partisinin yükselişi, Starmer üzerindeki baskıyı artırdı.

Greater Manchester Belediye Başkanlığından ayrılan Burnham ise 19 Haziran’da Makerfield’da düzenlenen ara seçimi oyların yüzde 54,8’ini alarak kazandı. Reuters, Burnham’ın Avam Kamarasına dönüşünü Starmer’a karşı olası liderlik hamlesinin önünü açan gelişme olarak değerlendirdi.

Starmer, Burnham’ın milletvekili olarak yemin ettiği 22 Haziran’da parti liderliğinden ve başbakanlıktan ayrılacağını açıkladı. İşçi Partisini bir sonraki genel seçime götürecek en uygun kişi olup olmadığı konusunda parti içinden gelen mesajı aldığını söyledi.

Burnham ülke içinde neyi değiştirmek istiyor?

Reuters’a göre Burnham’ın iç politika programının merkezinde, Greater Manchester’daki belediye başkanlığı döneminde geliştirdiği ve “Manchesterizm” olarak adlandırılan yönetim modeli bulunuyor.

“İş dünyası dostu sosyalizm” olarak da tanımlanan bu model, yetkilerin ve mali kaynakların Londra’daki merkezi yönetimden bölgelere aktarılmasını öngörüyor. Burnham, yerel yönetimlerin konut, ulaşım, eğitim ve kamu hizmetleri üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını istiyor.

Reuters’ın aktardığına göre Burnham, Birleşik Krallık tarihindeki “en büyük yetki devrini” gerçekleştirmeyi, sosyal konut inşasını artırmayı ve su gibi temel hizmetlerde yerel yönetimlere daha fazla kontrol vermeyi vadediyor.

Burnham ayrıca Manchester’da yeni bir başbakanlık birimi kurmayı planlıyor. Bu birim, yerel yönetimlere yetki devri sürecini koordine edecek. İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da su ve enerji sektörlerinde kamu kontrolünü artıracağını söyleyen Burnham, bunun uygulamada tam olarak nasıl yapılacağını ise henüz açıklamadı.

Burnham’ın diğer öncelikleri arasında ulaşım altyapısını geliştirmek, sanayi yatırımlarını artırmak ve hayat pahalılığıyla mücadele etmek bulunuyor.

Ancak Reuters’ın ekonomi analizinde, Burnham’ın kapsamlı değişim vaatleriyle mevcut bütçe kurallarına bağlı kalma sözü arasında gerilim bulunduğuna dikkat çekildi. Burnham, günlük kamu harcamalarının vergi gelirleriyle karşılanmasını ve borcun milli gelire oranının düşürülmesini öngören kuralları koruyacağını söylüyor.

Bu nedenle yeni başbakanın kamu yatırımlarını artırma vaadiyle bütçe disiplinini nasıl bağdaştıracağı, ekonomi politikasının en önemli sınavlarından biri olacak.

Birleşik Krallık Reform Partisine karşı yeni strateji

Reuters’a göre Burnham’ın İşçi Partisi içinde bu kadar güçlü destek bulmasının nedenlerinden biri, Nigel Farage liderliğindeki Birleşik Krallık Reform Partisinin yükselişini durdurabilecek isim olarak görülmesi.

Burnham’ın destekçileri, kuzey İngiltere’deki işçi sınıfı seçmenleriyle kurduğu bağın ve yerel yönetim deneyiminin, Birleşik Krallık Reform Partisine yönelen geleneksel İşçi Partisi seçmenlerini geri kazanabileceğini düşünüyor.

The Atlantic ise Burnham’ın önünde yaklaşık üç yıllık kritik bir dönem bulunduğunu yazdı. Derginin analizine göre İşçi Partisinin 2029’a kadar erken seçime gitmek zorunda olmaması, Burnham’a ekonomiyi ve kamu hizmetlerini toparlamak için zaman kazandırıyor. Ancak bu sürede sonuç alınamaması, seçmenin geleneksel partilerden uzaklaşarak Farage’a yönelmesini hızlandırabilir.

Dış politikada devamlılık ağır basacak

Financial Times’ın Burnham’ın dış politika önceliklerini incelediği analizine göre yeni dönemde Ukrayna’ya destek ve NATO üyeliği gibi temel konularda büyük bir değişiklik beklenmiyor.

Burnham, Birleşik Krallık’ın NATO üyeliğine, nükleer caydırıcılığına, Ukrayna’ya desteğine ve ABD’yle ittifakına bağlı kalacağını açıkladı. Starmer’ın ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell’dan görevini sürdürmesini istemesi de dış politikada kurumsal devamlılık mesajı olarak değerlendiriliyor.

Reuters, Burnham’ın dış politika deneyiminin iç politika ve yerel yönetim alanındaki geçmişine kıyasla sınırlı olduğuna dikkat çekti. Burnham’ın Powell gibi deneyimli bir ismi görevde tutma kararı, başbakanlığının ilk döneminde güvenlik bürokrasisine daha fazla dayanacağını gösteriyor.

Bununla birlikte Financial Times, Burnham döneminde Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliğiyle ilişkilerinde daha yakın bir çizginin benimsenebileceğini belirtti. Burnham, Fransa ve Almanya başta olmak üzere Avrupalı müttefiklerle savunma işbirliğini geliştirmek ve AB’yle düzensiz göç konusunda yürütülen görüşmeleri ilerletmek istiyor.

Bu yaklaşım, Brexit’in tersine çevrilmesinden çok Birleşik Krallık’ın Avrupa’nın güvenlik ve savunma yapısına daha güçlü biçimde bağlanması anlamına geliyor.

Savunma harcamalarını sanayi politikasıyla birleştirecek

Burnham, The Times için kaleme aldığı makalede, daha tehlikeli hale gelen uluslararası ortam karşısında Birleşik Krallık’ın “sert gücünün” yeniden inşa edilmesi gerektiğini savundu.

Burnham, savunma harcamalarında “sürdürülebilir bir artış” isterken askeri teçhizatın daha büyük bölümünün Birleşik Krallık’ta üretilmesini önerdi. Böylece savunma yatırımlarını yalnızca güvenlik politikası olarak değil, sanayisi zayıflayan bölgelerde istihdam yaratacak bir ekonomik kalkınma aracı olarak da kullanmayı hedefliyor.

Reuters’a göre Burnham’ın planı, askeri harcamalar ile ülkenin yeniden sanayileşme hedefini birbirine bağlıyor. Yeni hükümetin özellikle ekonomik açıdan geride kalan bölgelerde savunma üretimini desteklemesi bekleniyor.

Starmer, görevden ayrılmadan önce askeri harcamaları dört yılda 15 milyar sterlin artırmayı öngören bir plan açıklamıştı. Burnham’ın bu artışı sürdürmesi ancak askeri projelerdeki maliyet aşımları ve gecikmeler konusunda kamuoyuna daha fazla bilgi vermesi bekleniyor.

İsrail politikasında daha sert bir çizgi

Burnham dönemindeki en belirgin dış politika değişikliğinin İsrail-Gazze konusunda yaşanması bekleniyor.

The Guardian’a konuşan Burnham, İşçi Partisinin İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlangıcındaki tutumu nedeniyle özür diledi. Birleşik Krallık’ın ateşkes çağrısında bulunmakta çok yavaş kaldığını belirten Burnham, kendi liderliğinde İsrail hükümeti üzerindeki baskının artırılacağını söyledi.

Reuters’ın aktardığına göre Burnham, İsrailli kişi ve kurumlara yönelik yeni yaptırımların uygulanabileceğini ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ticaretin yasaklanabileceğini belirtti. İsrail’e silah sevkiyatlarının yeniden değerlendirilmesi de gündeme gelebilecek adımlar arasında.

Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmekten kaçınan Burnham, bu kararı uluslararası mahkemelerin vermesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte savaş suçu işlenmiş olabileceğine ilişkin kanıtların arttığını söyledi.

Burnham’ın başbakanlığı, iç politikada Londra merkezli yönetim anlayışından bölgelere dayalı bir modele geçiş denemesi anlamına gelecek. Dış politikada ise NATO, Ukrayna ve ABD konusunda büyük ölçüde devamlılık; Avrupa Birliğiyle daha yakın ilişkiler ve İsrail’e karşı daha eleştirel bir çizgi öne çıkacak.

Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Burnham’ın Türkiye’ye ilişkin ayrıntılı bir politika açıklaması bulunmuyor. Ancak NATO’ya bağlılığı ve savunma sanayisini güçlendirme hedefi, Ankara-Londra ilişkilerinde büyük bir yön değişikliği beklenmediğine işaret ediyor.

Türkiye ile Birleşik Krallık, Starmer’ın görevden ayrılmasından hemen önce Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yeni bir güvenlik ve savunma ortaklığı imzaladı. İngiliz hükümetine göre anlaşma, iki ülkenin savunma sanayileri arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi öngörüyor. Burnham’ın savunma yatırımlarını artırma ve ülke içindeki üretimi güçlendirme planı, özellikle Eurofighter Typhoon programı ve ortak savunma projelerinde yeni fırsatlar yaratabilir.

Burnham’ın Avrupa Birliğiyle daha yakın ilişkiler kurma hedefi de Türkiye’yi dolaylı olarak etkileyebilir. Londra’nın Avrupa güvenliği ve düzensiz göç konularında AB’yle daha fazla eşgüdüm içinde hareket etmesi, Ankara’yla yürütülen görüşmelerde bu başlıkların ağırlığını artırabilir.

İsrail’e daha fazla baskı uygulanmasını savunan Burnham’ın Gazze konusundaki yaklaşımı ise Ankara ile Londra arasında Starmer dönemine kıyasla daha yakın bir söylem oluşmasını sağlayabilir. Ancak Burnham’ın NATO, İran ve bölgesel güvenlik konularında izleyeceği çizgi netleşmeden, bunun daha geniş bir Türkiye politikasına dönüşüp dönüşmeyeceğini söylemek için erken.

Kaynak: Gazete Oksijen