25 Ekim 2026, Pazar
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 25.10.2026 11:11 | Son Güncelleme: 25.10.2026 12:49

Brezilya'da kritik seçim: Anketler ne söylüyor, sonucu hangi faktörler etkileyecek?

Brezilya'da yaklaşık 159 milyon seçmen, bugün cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için sandık başına gidiyor. Lula, Çin ve Küresel Güney ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeyi savunurken Bolsonaro, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail'le yakınlaşmayı hedefliyor
Brezilya'da kritik seçim: Anketler ne söylüyor, sonucu hangi faktörler etkileyecek?

Oksijen - Brezilya, son yılların en çekişmeli cumhurbaşkanlığı seçimlerinden biri için sandık başına gidiyor. Solcu Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, dördüncü kez seçilmeyi hedeflerken karşısında eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu, sağcı Senatör Flávio Bolsonaro bulunuyor. İlk turu beklentilerin aksine Bolsonaro önde tamamladı ancak son anketler iki adayın başa baş yarıştığını gösteriyor. Yaklaşık 159 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu ülkede ekonomi, suç oranları ve yolsuzluk tartışmaları kampanyaya damga vurdu. Peki adaylar kim, hangi seçmen grupları öne çıkıyor ve sonuç Latin Amerika'nın siyasi geleceğini nasıl etkileyebilir?

Brezilya'da seçmenler, bugün cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için sandık başına gidiyor. 4 Ekim'deki ilk turda Bolsonaro oyların yüzde 47'sini, Lula ise yüzde 45'ini aldı. Yaklaşık 2,2 milyon oy farkıyla öne geçen Bolsonaro'nun başarısı, seçim öncesinde Lula'yı önde gösteren anketler nedeniyle sürpriz olarak değerlendirildi. Ancak son haftalarda farkın daralmasıyla yarış yeniden başa baş hale geldi.

Seçim, Brezilya'nın uzun süredir devam eden siyasi kutuplaşmasının da yeni bir aşaması. Lula, yoksullukla mücadele ve sosyal politikalarını öne çıkarırken Bolsonaro, ekonomik memnuniyetsizlikten ve ülkedeki güvenlik kaygılarından destek bulmaya çalışıyor. Her iki aday da diğerinin kazanmasının ülkenin geleceği açısından ciddi sonuçlar doğuracağını savunuyor.

Ancak sandıktan çıkacak sonuç yalnızca Brezilya'yı ilgilendirmiyor. Latin Amerika'da sağcı yönetimlerin güç kazandığı bir dönemde yapılacak seçim, bölgenin ABD, Çin ve İsrail'le ilişkilerinin geleceği açısından da önem taşıyor.

Adaylar kimler?

Luiz Inácio Lula da Silva, Brezilya siyasetinin son çeyrek yüzyılına damga vuran isimlerden biri. Metal işçiliğinden sendika liderliğine, oradan devlet başkanlığına uzanan siyasi kariyerinde ilk kez 2002'de seçildi. 2003-2010 yılları arasındaki iki döneminde sosyal yardım programlarını genişletti. Emtia fiyatlarının yükseldiği bu dönemde milyonlarca Brezilyalı yoksulluktan çıktı.

Ancak Lula'nın siyasi hayatı yolsuzluk soruşturmalarıyla da şekillendi. 2018'de hapse giren Lula'nın mahkûmiyet kararları 2021'de yargı sürecindeki hukuki sorunlar nedeniyle iptal edildi. Bir yıl sonra Jair Bolsonaro'yu yenerek yeniden devlet başkanlığına seçildi.

Lula şimdi dördüncü dönemini kazanmak istiyor. Kampanyasında düşük gelirli kesimlere yönelik yardımları, çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve sosyal hakların korunmasını vurguluyor.

Rakibi Flávio Bolsonaro ise Brezilya'nın en etkili sağcı siyasi hareketlerinden birinin temsilcisi. Eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun en büyük oğlu olan Flávio, siyasi kariyerine 21 yaşında Rio de Janeiro eyalet milletvekili olarak başladı. Daha sonra Senato'ya seçildi.

Babası Jair Bolsonaro, 2022'de Lula'ya kaybettikten sonra iktidarda kalmak amacıyla darbe girişimi planlamaktan 27 yılın üzerinde hapis cezasına çarptırıldı ve seçimlere katılması engellendi. Flávio Bolsonaro, babasının siyasi çizgisini sürdürmek üzere cumhurbaşkanlığı yarışına girdi.

Ancak babasından farklı olarak daha ılımlı bir iletişim dili kullanmaya ve merkez seçmene ulaşmaya çalışıyor. Buna karşılık güvenlik, göç ve muhafazakâr değerler konusunda benzer politikaları savunuyor. Seçilmesi halinde babasını affedeceğini açıklaması da kampanyasının en tartışmalı vaatlerinden biri.

Lula neden ilk turda geride kaldı?

Seçim öncesindeki en önemli sorulardan biri, 2022'de Jair Bolsonaro'yu yenmeyi başaran Lula'nın dört yıl sonra neden oğlunun gerisinde kaldığı.

Uzmanlara göre bunda hem ekonomik memnuniyetsizlik hem de Brezilya toplumundaki siyasi eğilimlerin değişmesi etkili oldu.

CNN'e konuşan Americas Quarterly Genel Yayın Yönetmeni Brian Winter, Brezilyalı seçmenlerin son 10-15 yılda daha muhafazakâr bir çizgiye yöneldiğini belirtiyor. Nitekim temmuz ayında yayımlanan Datafolha araştırmasında kendisini sağ veya merkez sağda tanımlayanların oranı yüzde 44'e ulaşırken sol veya merkez solda konumlandıranlar yüzde 39'da kaldı.

İlk turda elenen adayların çoğunun sağ ve merkez sağdan gelmesi de Bolsonaro'ya avantaj sağladı. Bazı seçmenlerin, asıl destekledikleri aday yerine Lula'yı yenme ihtimali daha yüksek gördükleri Bolsonaro'ya yöneldiği değerlendiriliyor.

Lula'nın karşılaştığı bir diğer sorun ise ekonomi. Devlet Başkanı düşük işsizlik ve gerileyen enflasyonu başarı olarak gösterse de birçok Brezilyalı günlük yaşamında aynı iyileşmeyi hissetmediğini söylüyor. Gıda, konut ve diğer temel harcamaların yüksekliği, özellikle dar ve orta gelirli seçmenler açısından önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

Bu durum Lula'nın geleneksel seçmen tabanında da memnuniyetsizlik yaratıyor. İşçi Partisi'nin güçlü olduğu bazı bölgelerde ilk turdaki oy oranının önceki seçimlere göre gerilemesi, kampanyanın ikinci turda bu seçmenleri yeniden harekete geçirmeye odaklanmasına yol açtı.

Güvenlik neden seçimin en önemli konularından biri?

Ekonominin yanı sıra suç oranları ve kamu güvenliği, kampanyanın en fazla tartışılan başlıkları arasında.

Eylül ayında yapılan Quaest/Pax araştırmasına göre Brezilyalıların yüzde 28'i ülkenin en büyük sorununun şiddet olduğunu düşünüyor. Yolsuzluk yüzde 22, ekonomi ise yüzde 19 ile onu izliyor.

Flávio Bolsonaro, kampanyasının merkezine bu güvenlik kaygılarını yerleştirdi. Organize suç örgütlerinin terör örgütü olarak tanımlanmasını, hapishanelerde 500 bin kişilik ilave kapasite oluşturulmasını ve cezai sorumluluk yaşının düşürülmesini vadediyor.

Bolsonaro, El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele'nin uyguladığı sert güvenlik politikalarının da ötesine geçilmesi gerektiğini savunuyor.

Lula ise geleneksel olarak suçla mücadelenin toplumsal ve ekonomik boyutlarını öne çıkaran bir siyasi çizgiden geliyor. Ancak seçim kampanyasının son günlerinde o da bazı tutumlarını değiştirdi. Belirli ağır suçlar için cezai sorumluluk yaşının 18'den 16'ya indirilmesini destekleyebileceğini açıkladı.

Bu değişiklik, İşçi Partisi'nin uzun süredir karşı çıktığı bir düzenlemeye yönelik tutumunda dikkat çekici bir farklılaşma olarak değerlendiriliyor.

Ekonomide de benzer bir durum yaşandı. Brezilya'da haftada altı gün çalışmayı esas alan sistemin değiştirilerek beş günlük çalışma haftasına geçilmesini öngören anayasa değişikliği, seçim kampanyasının önemli konularından biri oldu. Başlangıçta düzenlemeye karşı çıkan Bolsonaro, son haftalarda tutumunu değiştirerek teklifi destekledi.

Her iki adayın da seçimlerin son günlerinde bazı politikalarını değiştirmesi, merkezdeki ve kararsız seçmenlere ulaşma çabasını gösteriyor.

23 Ekim'deki son televizyon tartışmasında ise ekonomi ve güvenlik konuları öne çıktı. Bolsonaro, Lula'yı yüksek fiyatlardan ve organize suçların güçlenmesinden sorumlu tutarken Lula, rakibinin yoksullukla mücadele konusunda deneyimsiz olduğunu savundu.

Anketlerde kim önde?

Seçime bir gün kala yayımlanan kamuoyu araştırmaları, adaylar arasında çok küçük farklar olduğunu gösteriyor.

Datafolha'nın 23-24 Ekim'de 4 bin 50 seçmenle gerçekleştirdiği araştırmada Bolsonaro yüzde 48, Lula ise yüzde 47 destek aldı. Kararsızlarla boş veya geçersiz oy kullanacağını belirtenler çıkarıldığında geçerli oylar üzerinden oranlar Bolsonaro için yüzde 51, Lula için yüzde 49 oldu. Araştırmanın hata payı iki puan olduğu için sonuçlar istatistiksel eşitliğe işaret ediyor.

CNT/MDA'nın 21-23 Ekim tarihli araştırmasında da Bolsonaro yüzde 46,3, Lula yüzde 45 destek aldı. Bu araştırmanın hata payı ise 2,2 puan.

Quaest'in 23-24 Ekim araştırmasında da iki aday arasında yalnızca bir puanlık fark ölçüldü.

Bu veriler, Bolsonaro'nun ilk turun ardından elde ettiği avantajın daraldığını gösteriyor. Ancak anketlerdeki farklar hata payı içinde kaldığı için iki adaydan birinin kesin üstünlüğünden söz etmek mümkün değil.

Ayrıca seçmenlerin büyük bölümünün tercihini belirlemiş olması, kampanyaların son günlerinde yeni seçmen kazanmaktan çok mevcut destekçilerini sandığa götürmeye odaklanmasına neden oldu.

Farklı gruplar seçimleri nasıl etkiliyor?

Brezilya'daki siyasi ayrışma, kadın ve erkek seçmenlerin tercihlerinde de görülüyor.

Kadınlar, kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 53'ünü oluşturuyor. Datafolha'nın 15 Ekim araştırmasında Lula kadınlar arasında yüzde 49, Bolsonaro ise yüzde 40 destek aldı. Erkeklerde ise Bolsonaro yüzde 52, Lula yüzde 40 oy oranına ulaştı.

CNN'e konuşan University College London öğretim üyesi Malu Gatto'ya göre bu ayrışma, Jair Bolsonaro'nun 2018'de iktidara gelişinden bu yana belirginleşti. Erkek seçmenler sağa yönelirken kadınların İşçi Partisi'ne desteği güçlendi.

Bu nedenle Flávio Bolsonaro, kampanyasında eşi ve kızlarına daha fazla yer vererek kadın seçmenlere ulaşmaya çalıştı. Eski First Lady Michelle Bolsonaro da özellikle kadınlar ve Evanjelik Hristiyanlar arasında önemli bir siyasi figür olarak öne çıktı.

Dini gruplar arasındaki ayrışma da dikkat çekiyor. Datafolha'nın aynı araştırmasında Bolsonaro, Evanjelikler arasında yüzde 62'ye karşı yüzde 29 ile öndeyken Lula, Katolik seçmenlerde yüzde 52'ye karşı yüzde 42 üstünlük sağladı.

Coğrafi farklılıklar ise en az bu seçmen grupları kadar önemli. Brezilya'daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 40'ı, ülkenin en kalabalık bölgesi olan güneydoğuda yaşıyor. Bolsonaro ilk turda bu bölgede yüzde 51,4 oy alarak São Paulo, Rio de Janeiro, Minas Gerais ve Espírito Santo eyaletlerinin tamamında ilk sırada yer aldı.

Özellikle Minas Gerais yakından izleniyor. Sanayi kentleri ile daha yoksul kırsal bölgeleri bir arada barındıran eyalet, ülkenin siyasi ve ekonomik farklılıklarını yansıtıyor. 1989'dan bu yana yapılan doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Minas Gerais'te en fazla oyu alan aday, ülke genelindeki yarışı da kazandı.

2022'de Lula'nın önde tamamladığı eyalette bu kez Bolsonaro yüzde 48,24, Lula ise yüzde 43,33 oy aldı.

Buna karşılık ülkenin kuzeydoğusu, Lula'nın geleneksel olarak en güçlü olduğu bölge. Sosyal yardım politikalarının etkisi ve İşçi Partisi'nin yerleşik örgütlenmesi, burada Lula'nın daha yüksek oy oranlarına ulaşmasını sağlıyor.

İkinci turda her iki aday açısından da önemli olan, güçlü oldukları bölgelerde seçmen katılımını artırırken rakiplerinin önde olduğu eyaletlerde oy farkını azaltabilmek.

İlk turda sandığa gitmeyen 33 milyon kişi neden önemli?

Brezilya'da oy kullanmak, 18-70 yaş arasındaki okuryazar vatandaşlar için zorunlu. Buna rağmen 4 Ekim'deki ilk turda yaklaşık 33,4 milyon kişi sandığa gitmedi.

Bu, kayıtlı seçmenlerin yüzde 21'inden fazlasına karşılık geliyor ve 1998'den bu yana genel seçimlerin ilk turundaki en yüksek katılmama oranı.

İki aday arasındaki ilk tur farkının yaklaşık 2,2 milyon oy olduğu düşünüldüğünde, sandığa gitmeyenlerin oluşturduğu seçmen kitlesinin büyüklüğü dikkat çekiyor.

Kampanyanın son günlerinde düzenlenen mitingler de bu nedenle önem kazandı.

24 Ekim Cumartesi günü Lula'nın destekçileri Rio de Janeiro'daki Copacabana Plajı'nda büyük bir gösteri düzenledi. Lula aynı gün São Paulo'da da seçmenleriyle bir araya geldi.

Bolsonaro'nun destekçileri ise aralarında kritik Minas Gerais eyaletinin başkenti Belo Horizonte'nin de bulunduğu kentlerde sokaklara çıktı.

Ancak mitinglerdeki kalabalıklar tek başına seçimin sonucunu göstermiyor. Özellikle ilk turda oy kullanmayanların ikinci turda sandığa gidip gitmeyeceği ve kimi destekleyeceği önem taşıyor.

Al Jazeera'nın aktardığı Quaest araştırmasında ilk turda sandığa gitmeyen veya boş oy kullanan seçmenler arasında Lula yüzde 40, Bolsonaro ise yüzde 36 destek aldı. Bu sonuç, seçimlere katılmayan seçmenlerin iki aday açısından da önemli bir potansiyel oluşturduğunu gösteriyor.

Sosyal medya ve yolsuzluk tartışmaları kampanyayı nasıl şekillendirdi?

Brezilya'da seçim mücadelesinin önemli bölümlerinden biri de sosyal medyada yaşandı.

Özellikle WhatsApp grupları, Instagram paylaşımları ve kısa videolar, adayların seçmenlere ulaşmasında önemli rol oynuyor. Uzmanlara göre Bolsonaro hareketi, dijital iletişimi uzun süredir siyasi stratejisinin merkezinde tutuyor.

CNN'in aktardığı kampanya finansmanı kayıtları, Flávio Bolsonaro'nun ilk turda ücretli sosyal medya içeriklerine Lula'dan daha fazla öncelik verdiğini gösteriyor.

Lula'nın kampanyası ise ilk tur yenilgisinin ardından dijital faaliyetlerini genişletti. The Guardian'a göre seçimlerin ikinci turunda Lula'ya destek vermek amacıyla oluşturulan ve yaklaşık 10 milyon üyeye ulaştığı belirtilen Lula'nın Ordusu adlı WhatsApp ağı, seçmenleri harekete geçirmek için kullanıldı.

Sosyal medya kampanyaları kadar iki adayın birbirlerine yönelttiği yolsuzluk suçlamaları da dikkat çekti.

Tartışmaların merkezindeki isimlerden biri, iflas eden Banco Master'ın eski yöneticisi Daniel Vorcaro oldu. Flávio Bolsonaro'nun Vorcaro ile mali ilişkileri ve babası hakkında hazırlanması planlanan bir film için sağlanan finansman, hakkındaki yolsuzluk, kara para aklama ve vergi kaçırma soruşturmaları nedeniyle gündeme geldi.

Bolsonaro ise Lula'yı ve ailesini yolsuzluk iddiaları üzerinden eleştirdi. Lula'nın geçmişteki mahkûmiyetlerinin iptal edilmiş olmasına rağmen bu konu kampanya boyunca tartışılmaya devam etti.

Lula, seçimlerin son haftasında iki adayın ve ailelerinin mali kayıtlarını açıklamasını önerirken Bolsonaro da karşılıklı olarak daha kapsamlı bir açıklama yapılmasını istedi.

Uzmanlara göre bu karşılıklı suçlamalar, seçmenlerin yalnızca adaylara değil siyasi kurumlara duyduğu güveni de etkiliyor.

Sonuç ABD, Çin ve İsrail'le ilişkileri değiştirebilir mi?

Brezilya seçimleri, Latin Amerika'da son dönemde yaşanan siyasi değişimin en önemli sınavlarından biri.

Arjantin, Şili, Kolombiya ve Peru dahil çeşitli ülkelerde sağcı yönetimlerin iktidara gelmesi, bölgenin dış politika gündemini de değiştirdi. Flávio Bolsonaro'nun kazanması halinde Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi de kervana katılmış olacak.

Lula, çok taraflı diplomasiyi, Küresel Güney ülkeleriyle işbirliğini ve Çin'le ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini savunuyor. Çin, Brezilya'nın en büyük ticaret ortağı ve ihracat pazarlarından biri olmaya devam ediyor.

Bolsonaro ise ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle daha yakın ilişkiler kurmayı hedefliyor.

İki ülke arasındaki ilişkiler son dönemde oldukça gergin. Trump yönetimi, Brezilya ürünlerine yüzde 50'ye ulaşan gümrük vergileri uygulamış ve bu kararın gerekçeleri arasında Jair Bolsonaro hakkındaki yargılamayı da göstermişti. Lula ise Washington'ın Brezilya'nın iç işlerine müdahale ettiğini savundu.

Flávio Bolsonaro'nun kazanması halinde özellikle ticaret, güvenlik ve organize suçlarla mücadele alanlarında Washington'la daha yakın işbirliği kurulabilir. Ancak Çin'in Brezilya ekonomisindeki ağırlığı nedeniyle siyasi yakınlaşmanın mevcut ekonomik ilişkileri tamamen değiştirmesi beklenmiyor.

Seçimin dikkat çeken bir diğer dış politika boyutu da İsrail.

GZERO'nun analizine göre Latin Amerika'da güç kazanan sağcı liderler, İsrail'le ilişkileri geliştirmeyi giderek daha fazla önemsemeye başladı. Bu yakınlaşmanın arkasında ABD ile ilişkileri güçlendirme isteği, savunma işbirliği ve özellikle Evanjelik seçmenlerin İsrail'e verdiği destek bulunuyor.

Flávio Bolsonaro da seçilmesi halinde Brezilya Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacağını açıkladı. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun önemli destekçileri arasında yer alırken Kolombiya'nın yeni sağcı yönetimi de Kudüs'te büyükelçilik açtı.

Bununla birlikte hükümetlerin İsrail'e yönelik politikaları kamuoyunun tutumuyla her zaman örtüşmüyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 2026 araştırmasına göre Brezilyalıların yüzde 52'si İsrail hakkında olumsuz görüş bildiriyor.

Amazon ormanlarının geleceği de seçimden etkilenecek mi?

Seçimin küresel önem taşıdığı bir başka alan da iklim politikaları.

Amazon yağmur ormanlarının büyük bölümüne ev sahipliği yapan Brezilya, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir konuma sahip.

Jair Bolsonaro'nun başkanlığı sırasında ormansızlaşma artarken Lula yönetimi uydu izleme sistemlerini ve çevre denetimlerini güçlendirdi.

Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nün verilerine göre Ağustos 2025-Temmuz 2026 döneminde Amazon'da ormansızlaşan alan 3 bin 335 kilometrekareye geriledi. Bu, kayıtların başladığı 1988'den bu yana en düşük yıllık seviye.

Lula, 2030'a kadar net ormansızlaşmayı sıfıra indirme hedefini sürdürüyor.

Flávio Bolsonaro ise insan kaynaklı iklim değişikliğine ilişkin bilimsel görüşlere karşı çıkan açıklamalar yaptı. Bununla birlikte yasa dışı ormansızlaşmayla mücadele edeceğini belirtiyor.

Bu nedenle seçimlerin sonucu, yalnızca Amazon'daki çevre politikalarını değil, Brezilya'nın uluslararası iklim taahhütlerine yaklaşımını da etkileyebilir.

Seçimin ardından Brezilya'yı ne bekliyor?

Brezilya'da 1980'lerde demokrasiye dönüşten bu yana yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turu ikinci sırada tamamlayan hiçbir aday ikinci turda kazanamadı. Lula'nın bunu başarması, ülkenin yakın siyasi tarihinde bir ilk olacak.

Yeni devlet başkanını bekleyen bir diğer konu ise Kongre'deki siyasi denge. Ekim başında yapılan parlamento seçimlerinin ardından daha muhafazakâr bir Kongre oluştu. Bu nedenle Lula'nın kazanması halinde sosyal politikalarını hayata geçirmek için sağ ve merkez sağ partilerle uzlaşması gerekecek.

Ülkedeki kutuplaşmanın temelinde yalnızca iki adayın siyasi programları bulunmuyor. Birçok seçmen için seçim, desteklediği adayın kazanması kadar karşı çıktığı siyasi hareketin iktidara gelmesini engelleme mücadelesi anlamına geliyor.

Lula açısından sonuç, yarım yüzyıla yaklaşan siyasi kariyerini bir dönem daha sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecek. Flávio Bolsonaro açısından ise babasının mahkûmiyetine rağmen Bolsonaro hareketini yeniden devlet başkanlığına taşıma fırsatı sunuyor.

Ancak seçimi kim kazanırsa kazansın, yeni yönetimin önündeki temel sorunlar değişmeyecek: Hayat pahalılığı, organize suçlar, gelir eşitsizliği ve kamu kurumlarına yönelik güven kaybı.