18 Ocak 2026, Pazar
Haber Giriş: 18.01.2026 12:56 | Son Güncelleme: 18.01.2026 13:06

Çin’in doğum kontrol ürünlerine getirdiği vergi doğurganlığı arttırmayı sağlar mı?

Doğurganlık oranı kadın başına 1,0’a gerileyen Çin, doğum kontrol ürünlerine vergi getirdi. Ancak uzmanlara göre kondom ve haplara uygulanan yüzde 13’lük vergi, yüksek yaşam ve çocuk yetiştirme maliyetleri karşısında sembolik kalıyor ve düşüşü tersine çevirmesi beklenmiyor
Çin’in doğum kontrol ürünlerine getirdiği vergi doğurganlığı arttırmayı sağlar mı?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Bir zamanlar dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, bugün birçok Asya ülkesi gibi son derece düşük doğurganlık oranlarıyla mücadele ediyor. Kadın başına düşen çocuk sayısı 1,0 seviyesine gerileyen ülkede, hükümet bu oranı artırmak için yeni ve tartışmalı bir adım attı: Doğum kontrol ürünlerine vergi.

1 Ocak itibarıyla kondom, doğum kontrol hapı ve diğer doğum kontrol araçlarına yüzde 13 oranında katma değer vergisi uygulanmaya başlandı. Buna karşılık çocuk bakımı ve eşleştirme hizmetleri vergiden muaf tutuldu. Düzenleme, Çin hükümetinin geçen yıl ailelere yönelik başlattığı ve üç yaş altındaki her çocuk için yaklaşık 3 bin 600 yuan (500 doların üzerinde) tek seferlik ödeme içeren 90 milyar yuanlık ulusal çocuk bakımı programının ardından geldi.

Ancak uzmanlar, bu tür önlemlerin doğurganlık oranlarını artırmada etkili olacağı konusunda kuşkulu. Yaklaşık 40 yıldır Çin’in demografisini inceleyen araştırmacılara göre, Komünist Parti’nin geçmişte daha fazla çocuk yapılmasını teşvik eden politikaları da benzer şekilde sonuçsuz kaldı. Yeni adımların, doğurganlık oranını 2,1’lik “yenilenme oranına” yaklaştırması bir yana, mevcut düşüşü bile tersine çevirmesi beklenmiyor.

The Conversation'da yer alan habere göre, doğum kontrol ürünlerine getirilen yüzde 13’lük vergi, ekonomik etkisi sınırlı bir düzenleme olarak görülüyor. Çin’de bir paket kondomun fiyatı ortalama 50 yuan, bir aylık doğum kontrol hapı ise yaklaşık 130 yuan. Vergi artışı, aylık harcamalara yalnızca birkaç dolar ekliyor. Buna karşılık Çin’de bir çocuğu 18 yaşına kadar büyütmenin ortalama maliyeti 538 bin yuanı (77 bin doların üzerinde) buluyor; kentlerde bu rakam çok daha yüksek. BBC’ye konuşan 36 yaşındaki bir baba, “Bir kutu kondom en fazla 5 ya da 10 yuan pahalanır. Bu, yıllık birkaç yüz yuan eder ve karşılanabilir” diyerek verginin kararlarını etkilemediğini söylüyor.

Doğum teşviki politikaların sınırları

Çin, düşük doğurganlığa karşı doğumu teşvik edici politikalar uygulayan tek ülke değil. Ancak bu politikalar çoğu zaman istenen sonucu vermiyor. Singapur, yıllardır doğum izinleri, çocuk bakım destekleri, vergi indirimleri ve nakit yardımlarla doğurganlığı artırmaya çalışsa da, ülkenin doğurganlık oranı 1,2 ile dünyanın en düşük seviyelerinden biri olmayı sürdürüyor. Hatta daha büyük ve “aile dostu” konutları teşvik etmek için küçük dairelerin inşası sınırlandırıldı; bu adım da sonuç vermedi.

Güney Kore ise 20 yılı aşkın süredir doğum oranlarını artırmak için mali teşvikler sağlıyor. 2006’dan bu yana bu amaçla 200 milyar dolardan fazla harcama yapılmasına rağmen, ülkenin doğurganlık oranı 2006’daki 1,1 seviyesinden 2024’te 0,7’ye kadar düştü ve dünya genelinde en düşük oran olarak kayda geçti.

Çin’in kendi yarattığı tablo

Çin’deki durum kısmen ülkenin kendi politikalarının sonucu olarak değerlendiriliyor. On yıllar boyunca uygulanan tek çocuk politikası, doğurganlık oranını 1960’ların başındaki 7,0 seviyesinden 2015’te 1,5’e kadar düşürdü. 2015’te iki çocuk politikasına, 2021’de ise üç çocuk politikasına geçilmesine rağmen beklenen “bebek patlaması” yaşanmadı. Doğurganlık oranı 2021’de 1,2’ye, 2024’te ise 1,0’a geriledi.

Uzmanlara göre geçmişte doğurganlığı düşüren politikalar, Çin’in hızlı modernleşme, kentleşme ve sanayileşme süreciyle örtüştüğü için etkili oldu. Bugün ise doğum oranlarını artırmaya yönelik girişimler, aynı toplumsal dönüşümlerin yarattığı ters rüzgârlarla karşı karşıya. Kadınların eğitim ve işgücüne katılımının artması, çocuk sahibi olmayı erteleme eğilimini güçlendiriyor. Artan yaşam maliyetleri ve eğitim harcamaları da aileleri daha az çocuk sahibi olmaya itiyor.

“Düşük doğurganlık tuzağı”

Demografların “düşük doğurganlık tuzağı” olarak adlandırdığı bir başka faktör de Çin için kritik önemde. Bu yaklaşıma göre, bir ülkede doğurganlık oranı 1,5’in altına düştüğünde, oranı yeniden anlamlı biçimde artırmak son derece zor hale geliyor. Bu düşüşler, çoğunlukla yaşam standartlarındaki değişim ve kadınların artan fırsatlarıyla bağlantılı görülüyor.

Bu nedenle uzmanlar, üç çocuk politikasının ya da doğum kontrol ürünlerini biraz daha pahalı hale getirmenin Çin’in doğurganlık sorununu çözmesinin pek olası olmadığı görüşünde. Uzun yıllara dayanan demografik eğilimler, doğurganlık krizinin kısa vadeli idari önlemlerle aşılmasının son derece güç olduğuna işaret ediyor.

Kaynak: Gazete Oksijen