25 Ağustos 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 25.08.2026 09:51 | Son Güncelleme: 25.08.2026 10:36

CNN International: Netanyahu seçimler öncesi Türkiye'yi yeni düşman olarak belirledi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasında Türkiye’yi açıkça İsrail’in karşısındaki aktörlerden biri olarak göstermesinin ardından, İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Türk askeri varlığına yönelik saldırısı yeni bir tartışma başlattı
CNN International: Netanyahu seçimler öncesi Türkiye'yi yeni düşman olarak belirledi
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Geride kalan günlerde Tel Aviv’in ana otoyoluna yerleştirilen dev reklam panosu, Türkiye’yi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasının tam merkezine yerleştirdi.

Söz konusu afişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran, Hizbullah ve New York Belediye Başkanı ile birlikte İsrail’in karşısındaki aktörlerden biri olarak gösterildi.

Reklam panosunda, “Netanyahu’nun kaybetmesini istiyorlar. Kazanmalarına izin vermeyin” sloganı yer aldı. Sadece birkaç gün sonra Türkiye, İsrail’in son askeri geriliminin de merkezine yerleşti.

İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeyindeki Ebu el-Duhur Hava Üssü’nü vurdu. İsrailli yetkililer, saldırıda İsrail’in önemli bir tehdit olarak değerlendirdiği, gelişmekte olan Türk askeri yığınağının hedef alındığını açıkladı.

CNN International'da konuyla ilgili yer alan bir analize göre, seçimlere iki aydan biraz fazla süre kala saldırının Netanyahu’nun seçim kampanyasındaki mesajlarla zamanlama açısından örtüşmesi, İsrail’de ve uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi:

Netanyahu gerçek bir stratejik tehdidi mi önlemeye çalışıyor, yoksa sandıktaki konumunu güçlendirmek için tehdidi olduğundan daha büyük mü gösteriyor?

Netanyahu, siyasi kariyerinin büyük bölümünde kendisini İsrail’in karşı karşıya olduğu her türlü tehditle mücadele edebilecek “Bay Güvenlik” olarak tanımladı. Aynı zamanda krizleri siyasi avantajına çevirmesiyle tanınan deneyimli bir siyasi aktör olarak öne çıktı.

Barrack’tan İsrail’e nadir görülen kamuoyu eleştirisi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, saldırının ardından İsrail’e yönelik nadir görülen açık bir eleştiride bulundu ve operasyonu “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirdi.

Barrack, podcast yayıncısı Mario Nawfal’a verdiği röportajda saldırının siyasi bir motivasyonu olabileceğini öne sürdü. Barrack, İsrail’in “basitçe Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştığı” yönünde bir “teori” ortaya attı.

ABD’li diplomat, saldırıyı “çok agresif bir hamle” olarak tanımlarken, bunun “seçimlere giderken siyasi açıdan işe yarayabilecek” bir adım olabileceğini söyledi.

İsrail ise saldırıyı resmi olarak tamamen operasyonel bir gereklilik olarak sundu. Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail istihbaratının Türkiye’nin hava üssüne asker ve askeri teçhizat yerleştirmeye hazırlandığını gösterdiğini söyledi.

İsrail ordusundan bir kaynak CNN’e, Türkiye’nin bölgeye personel, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri konuşlandırma planlarına ilişkin istihbarat topladığını söyledi.

Söz konusu kaynağa göre böyle bir konuşlanma, İsrail’in Suriye hava sahasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayabilir ve bölgedeki stratejik dengeyi değiştirebilirdi.

İkinci bir kaynak ise söz konusu istihbaratın Trump yönetimiyle ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile paylaşıldığını belirtti.

İsrail ile Suriye, son bir yıldır çatışmayı önleme mekanizmasına ilişkin görüşmeler yürütüyor. Netanyahu, tarafların bu görüşmeler sonucunda “güvenlik konularındaki mevcut statükonun” korunması konusunda uzlaştığını ifade etmişti.

Mossad ve Suriye arasında yeniden temas

Suriye devlet haber ajansının bildirdiğine göre Mossad Başkanı Roman Goffman, son gerilimi azaltmak amacıyla pazar günü Ürdün’de Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile yeniden bir araya geldi.

Buna rağmen Türkiye, ABD ve Netanyahu’nun bazı siyasi rakipleri saldırının zamanlamasına dikkat çekti.

Türkiye, İsrail’in açıklamasını asılsız olarak nitelendirerek Netanyahu’yu ekim ayında yapılacak seçimler öncesinde “bölgede yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalar izlemekle” suçladı.

Türk hükümeti, Suriye hükümetiyle “barış, istikrar ve refahın tesis edilmesi için meşru bir temelde” işbirliğini sürdüreceğini açıkladı.

Netanyahu, Erdoğan’ı hedef aldı

Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Katz, saldırının siyasi motivasyon taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri reddederek Suriye’de yaklaşmakta olan Türk askeri varlığı konusunda uyarıda bulundu.

Netanyahu geçen hafta, “Türkiye’nin Suriye’de kök salan ve İsrail’i tehdit eden askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz” dedi.

İsrail Başbakanı ayrıca Erdoğan’a yönelik zaten sert olan söylemini daha da ağırlaştırdı. Netanyahu’nun ofisi cuma günü X üzerinden yaptığı paylaşımda Erdoğan’ı “kendi halkını ezen antisemitik bir diktatör” olarak nitelendirdi.

Netanyahu ile Erdoğan arasında uzun süredir devam eden kamuoyu önündeki siyasi gerilim, Gazze, Lübnan ve İran savaşları sırasında büyük ölçüde tırmandı.

Erdoğan, Netanyahu’yu savaş suçlusu olarak nitelendirdi ve İsrail’i Gazze’de zulüm yapmakla defalarca suçladı. Netanyahu ise Erdoğan’ı Hamas’ı desteklemekle suçladı.

“Hem güvenlik hem siyasi gerekçeler geçerli”

İsrail'de Haaretz gazetesinin güvenlik analisti Amos Harel, saldırının arkasında hem güvenlik gerekçelerinin hem de siyasi hesapların bulunabileceğini söyledi.

Harel, “Erdoğan’ın İsrail’e yönelik yaklaşımının gerçekten çok düşmanca olduğuna ve Türkiye’nin Suriye’de çeşitli askeri hamleler yaptığına dair göstergeler var. Bunların bazıları, belirli havaalanı da dahil olmak üzere İsrail ordusunu ilgilendiriyor” dedi.

Harel, bu değerlendirmesini Türkiye’nin danışmanlar, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri konuşlandırma planlarına ilişkin istihbarata dayandırdı.

Harel CNN’e yaptığı açıklamada, “Netanyahu’nun yeni ve saldırgan bir çizgi izlediğinin de tamamen açık olduğunu” söyledi.

Harel, Netanyahu’nun yaklaşımının 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlenen saldırıdan çıkarılan bir ders olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Buna göre İsrail, her cephede önce saldırmayı ve Gazze, Lübnan ve Suriye sınırları boyunca güvenlik tampon bölgeleri oluşturmayı hedefliyor.

İsrail ordusu, Beşar Esad rejiminin 2024’te devrilmesinin ardından Suriye topraklarında 400 kilometrekarelik bir tampon bölgeyi ele geçirdi ve o tarihten bu yana bölgeyi kontrol ediyor.

Muhalefetten “siyasi hesap” suçlaması

Son gerilimin siyasi arka planı, Netanyahu’nun bazı muhaliflerinin şüphelerini daha da artırdı.

Muhalefet lideri Yair Lapid, operasyonun kendisini haklı bulduğunu belirtmesine rağmen saldırının ardından İsrailli yetkililerden gelen zafer söylemini eleştirdi.

Lapid, “Orta Doğu’da gerektiğinde saldırmak önemlidir. Ancak saldırdıysanız sessiz kalın” dedi.

Sol görüşlü Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise operasyonu “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak nitelendirdi.

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ise sosyal medyada yaptığı paylaşımda, tırmanmanın “kamuoyunu alarma geçirmek amacıyla bir dizi güvenlik geriliminin ortasında seçime girme yönündeki siyasi bir niyeti güçlü biçimde yansıttığını” yazdı.

Netanyahu ve siyasi bloğu şu anda kamuoyu yoklamalarında geride bulunurken, muhalifleri yeni bir güvenlik krizinin siyasi tabloyu temelden değiştirebileceğinden ve Netanyahu’nun seçim kampanyasının gündemini kontrol etmesine yardımcı olabileceğinden endişe ediyor.

Harel, “Netanyahu’nun bir güvenlik krizinin son çare olarak siyasi dengeleri değiştirebilecek ve bu seçimlerden sağ çıkma şansını artırabilecek bir seçenek olduğuna inandığı biliniyor” dedi.

Trump’ın İsrail’in İran savaşını sınırlaması ve Gazze ile Lübnan’daki askeri operasyonlarını kısıtlaması nedeniyle Harel, “Türkiye-Suriye potansiyel bir cephe haline geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Harel, bunun “en azından siyasi hesapların da işin içinde olduğuna dair güçlü bir şüphe” oluşturduğunu söyledi.

Kaynak: Gazete Oksijen