ABD Adalet Bakanlığı cuma günü Epstein dosyalarının tam üç milyon belgeden oluşan son bölümünü yayınladı. Yeni yayınlanan belgeler Epstein’in kurduğu pedofili ağına dair bugüne dek öğrendiklerimizin bir devamı niteliğinde. Daha önce gizliliği kaldırılan belgeler gibi bunlarda da, birçok güçlü ismin Epstein’le iletişim halinde olduğunu gösteren kayıtlar bulunuyor.
Liste bir hayli kabarık. Bill Gates’ten Elon Musk’a, Bill Clinton’dan Howard Lutnick’e kadar uzanıyor. New York Times’a göre ABD Başkanı Donald Trump’ın ismi de 5 bin 300’den fazla belgede geçiyor. Ancak ikilinin arkadaş olduğu yıllara dayanan ve önceki aşamalarda yayınlanan belgelerin aksine yeni dosyalarda Trump-Epstein ikilisinin iletişimine dair bir detay yer almıyor. Birçok belgenin Adalet Bakanlığı tarafından ağır şekilde sansürlendiğini de eklemek gerek. Bu durum, birçoğu günlük yazışmalar içeren üç milyon belge içinden asıl fotoğrafı çekip çıkarmayı da zorlaştırıyor.
Yayınlanan son parti belgelerde, bugüne dek öğrendiklerimizin devamı niteliğinde olan bir isim daha var; eski İsrail Başbakanı Ehud Barak. İkilinin ilişkisi daha önce biliniyordu. 2003’te Epstein’le tanıştığını ve kişisel ilişkisini yıllarca sürdürdüğünü daha önce kabul eden Barak, pedofil milyarderin yaptıklarıyla ilgili herhangi bir bilgisi olmadığını öne sürmüştü. Yeni yayınlanan belgelerde de Barak-Epstein ilişkisinin boyutuna ilişkin yeni ipuçları yer alıyor. Belgeler, daha önce İsrail adına çalışmakla suçlanan ABD’li milyarderin ‘casusluğuna’ ilişkin bir kanıt sunmuyor ancak Epstein’in hem İsrail iç siyasetine hem de İsrail’in diğer ülkelerle ilişkilerinde gayrı resmi bir aracı rolü oynadığını ortaya koyuyor.
Belgelerde Epstein-İsrail ilişkisine dair yeni ne var?
- FBI muhbirinin iddiaları: ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı üç milyon belge içinde en dikkat çekici olanlarından biri 2020 tarihli bir FBI belgesi. Belge gizli bir muhbirin, Donald Trump, damadı Jared Kushner, İsrail istihbaratı ve Jeffrey Epstein hakkında bir dizi çarpıcı iddiasını içeriyor. Bu iddialar içerisinde Epstein’in ve Kushner’in İsrail için çalıştıkları, Trump yönetiminin arkasındaki asıl ismin de Kushner olduğunu öne süren ifadeler var. Ancak bu belge, FBI’ın sadece tek bir insan kaynağının ifadelerini kayda geçirdiği bir evrak niteliğinde. Yani doğrulanmamış, teyit edilmemiş ve ilgili kurum tarafından bir değerlendirmeye tabii tutulmamış.
- Barak’a Palantir tavsiyesi: Yayınlanan belgeler arasında yer alan bir ses kaydına göre Jeffrey Epstein, Temmuz 2013’te gerçekleşen bir görüşmede Ehud Barak’a siber teknoloji şirketi Palantir’den bahsediyor ve şirket sahibi Peter Thiel’le Barak’ı tanıştırma önerisi sunuyor. 2016 tarihli bir başka e-postadan ise Epstein ve ekibinin, dönemin seçilmiş başkanı Donald Trump’la Palantir yönetiminin buluşturulması konusunda da rol oynadığı anlaşıyor. Yapay zeka temelli askeri teçhizat ve gözetleme teknolojileri konusunda çalışan Palantir, 2015’te Tel Aviv’de bir merkez açmış, İsrail’in komşu ülkeler ve işgal edilmiş topraklardaki askeri operasyonlarında kilit rol oynamıştı. Şirketin kurucularından Alex Karp, yazdığı kitapta İsrail’in Lübnan’da gerçekleştirdiği çağrı cihazı saldırısında da Palantir teknolojisinin kullanıldığını öne sürmüştü.
As Ehud Barak was leaving official govt service in Israel, he turned to Jeffrey Epstein for guidance. Epstein told him he needed to look at a Peter Thiel company called Palantir. Rare audio of Epstein and Barak from the latest DOJ release: pic.twitter.com/bSSeRrWkVb
— Ryan Grim (@ryangrim) February 2, 2026
- Hindistan-İsrail-ABD üçgeninde aracılık: Yayınlanan son belgeler Epstein’in, üst düzey diplomatik görüşmelere aracılık etme rolüne soyunduğunu da gösteriyor. Bunun örneklerinden biri 2017’de Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin ABD ve İsrail’e yapacağı ziyaret öncesinde gerçekleşmiş. Modi’ye yakınlığıyla bilinen milyarder Anil Ambani ziyaret öncesinde Epstein’e gönderdiği bir e-postada, ‘liderliğin’ ondan yardım istediğini ve kendisini Trump’ın damadı Jared Kushner ve danışmanı Steve Bannon’la görüştürmesini talep ediyor. Epstein ise bu ikilinin meşgul olduğunu ve Tom Barrack’la görüşme ayarlayabileceğini söylüyor. Epstein ayrıca Hint milyardere isterse NATO Genel Sekreteri’yle de bir görüşme ayarlayabileceğini iletiyor. Arka plandaki ön görüşmeleri Epstein’in organize ettiği anlaşılan Modi’nin 2017’deki ABD ve İsrail ziyaretleri üç ülkenin ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmıştı. Modi ayrıca İsrail’i ziyaret eden ilk Hint başbakan olarak kayıtlara geçmişti.
- Ehud Barak’a röportaj yardımı: 1999-2001’de görev yapan eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, Epstein dosyalarında ismi en sık geçen üst düzey siyasetçilerden biri. Dosyalarda yer alan yazışmalar Barak ve eşi Nili Priel’in birçok kez Epstein’in New York’taki dairesinde kaldığını gösteriyor. Mayıs 2017 tarihli bir yazışmada Priel’in Epstein’e yazarak, birkaç gün dairede olmayacaklarını bildirdiği ve eve bir temizlikçi gönderip gönderemeyeceğini sorduğu görülüyor. Belgelere göre Barak ve Epstein arasındaki bir diğer konuşma da, 2016’daki ABD seçimlerinden iki ay önce gerçekleşmiş. Bu konuşmada Hillary Clinton’ın İsrail’de Channel-2 kanalına bir röportaj verdiğini aktaran Barak, Epstein’den Trump’ı rakip Channel-10’a benzer bir röportaj vermesi için ikna etmesini istiyor.
- Libya’nın dondurulmuş varlıkları: Yeni belgelerden öğrendiğimiz bir diğer konu da Epstein’in yakın çevresindeki isimlerin patlak veren iç savaşın ardından Libya’nın dondurulmuş varlıklarına duyduğu ilgi. Libya lideri Muammer Kaddafi’ye yönelik isyan hareketinin başlamasından birkaç ay sonra, Temmuz 2011’de Epstein’e gönderilen bir mailde, Libya’nın uluslararası dondurulmuş varlıklarının 80 milyar doların üzerinde olduğu ve bunun 32 milyar dolarının ABD’de bulunduğu ifade ediliyor. Maili gönderen kişi, gerçek rakamın bunun 3-4 katı olabileceğini ve bunun yüzde 10 kurtarılsa bile milyarlarca dolar kazançtan bahsedebileceklerini vurguluyor. Mailde ayrıca, İngiltere istihbarat servisi MI6 ve Mossad’ın eski çalışanlarının Libya’nın varlıklarına ilişkin girişimlere yardım etmeyi kabul ettikleri öne sürülüyor.
Epstein, İsrail adına mı çalışıyordu?
Bu soru geçen kasımda, Trump’ın MAGA kampanyasının öne çıkan isimlerinden Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene tarafından, CNN canlı yayınında “Milyonlarca Amerikalı merak ediyor” diye sorulmuştu.
Bir söylentiler yumağının doğurduğu bu soruya doğrudan bir yanıt verebilmek mümkün değil. Ancak gündeme taşınmasının açık bir nedeni var. Epstein skandalı patlak verdiği andan itibaren bu konuda Amerikan medyasının pek irdelemediği birçok iddia ortaya atıldı. Hatta bazı çevreler, Epstein’in İsrail’le ilişkileri konusunda bir ‘omerta sessizliği’ yaşandığını savundu. Durum böyle olunca da konuyla ilgili komplo teorileri güç kazanarak daha sık gündeme gelmeye başladı.
Bu iddiaların temel dayanaklarından biri Epstein’in sevgilisi ve suç ortağı Ghislaine Maxwell’in babası Robert Maxwell. 1923’te Çekoslovakya’nın fakir Yahudi Ortodoks mahallelerinden birinde doğan Maxwell, anne ve babasını Holokost’ta kaybetmiş sonrasında Britanya’ya göç ederek İngiliz ordusuna kaydolmuştu. Savaş sonrasındaysa yayıncılık ve medya sektöründe hızla yükselerek Mirror gazetesinin sahibi olmuş ve bir medya patronuna dönüşmüştü. İşçi Partisi’nden milletvekilliği de yapan Maxwell’in Mossad ile çalıştığı iddiası birçok kez gündeme taşındı. En kayda değer olanlardan biri ABD’li gazeteci Seymour Hersh’in yazdığı The Samson Option isimli kitapta yer alıyordu. Hersh, Maxwell’in Mossad tarafından bir ara eleman olarak kullanıldığını ve İsrail’in nükleer sırlarını ifşa eden nükleer teknisyen Mordechai Vanunu’nun Mossad tarafından kaçırılmasında dolaylı bir rol oynadığını öne sürmüştü.
Maxwell 1991’de teknesinden denize düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti ancak olay kayıtlara kaza sonucu boğulma olarak geçti. Ölümünün ardından İngiliz medya patronunun iflas halinde olduğu ve çalışanlarının emeklilik fonlarını bile harcadığı ortaya çıktı.
Epstein-Maxwell ilişkisinin geçmişiyse 1980’lerin ortasına dayanıyor. İddiaya göre Epstein, Maxwell’in yüklü miktarda parasını off-shore hesaplarda saklamasına yardım eden isimdi. İngiliz iş insanının ölümünün ardından parasız kalan Maxwell ailesinden birçok kişi için Epstein önemli bir figür haline geldi. Robert Maxwell’in eşi Elizabeth’e finansal destek verdiği öne sürülen Epstein, ailenin 9. çocuğu Ghislaine ile de aşk yaşamaya başladı.
ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı son belgelerde Epstein’in Robert Maxwell hakkındaki iddiaları da yer alıyor.
15 Mayıs 2018 tarihli bir e-postada Epstein, Maxwell’in şirketlerini kurtarmak ve borçlarını ödemek için Mossad’dan 400 milyon sterlin istediğini, aksi takdirde yaptığı her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiğini aktarıyor. Epstein aynı e-postada Maxwell’in dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve Kremlin’deki üst düzey isimlere erişimi olduğundan ve İsrail’in Doğu Bloku elçisi gibi hareket ettiğinden bahsediyor.
Elisabeth ve Robert Maxwell, çocukları Kevin, Philip, Ian, Anne, Christine, Isabel ve Ghislaine Maxwell ile birlikte (Ghislaine, Robert Maxwell’in solunda). Ghislaine Maxwell, 2000’li yılların başında Jeffrey Epstein’ın partneri/arkadaşı olmuştu. (Fotoğraf: James Andanson / Getty Images)
Epstein-İsrail ilişkisine dair daha önce ortaya çıkanlar
Jeffrey Epstein’in İsrail’le ilişkisine dair bilinenler son yayınlanan belgelerle sınırlı değil. Daha önce ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı belgelerde ve İran merkezli olduğu düşünülen bir hack grubunun yayınladığı Ehud Barak e-postlarında da Epstein’in Mossad ve İsrail’le ilişkisine dair detaylar yer almıştı.
- Esad’ın gidişi için Putin’i ikna etmek: Barak ve Epstein arasında 2013-2016’yı kapsayan bazı yazışmalar, Epstein’in Suriye iç savaşı sırasında İsrail ile Rusya arasında bir iletişim kanalı kurulmasına aracılık ettiğini ortaya koyuyor. Barak'ın gelen kutusundan sızdırılan e-postalara göre Barak ve Epstein, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı iktidardan uzaklaştırmak için Rusya'nın desteğini kazanma umuduyla Putin ile gizli bir iletişim kanalı kurdular. Putin'e yaklaşmadan önce, Barak ve Epstein, Suriye savaşı hakkındaki İsrail anlatısını şekillendirmek ve Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'nın önderliğinde yapılacak barış görüşmeleri için bir çerçeve oluşturmak amacıyla büyük Amerikan gazetelerinden birini kullanmayı hedeflediler. Yıllara yayılan yazışmalara göre Epstein bu süreçte hem İsrail, hem ABD hem Rus istihbaratıyla irtibat halindeydi ve bir dizi görüşme için aracı rolü oynuyordu. O dönem İsrail Savunma Bakanı olan Barak ise Mayıs 2013’te görevinden ayrılmış ancak sonrasında Tel Aviv’in yurtdışındaki gayrı resmi diplomatik temaslarında rol oynamıştı.
- Fildişi Sahili’ne gözetleme teknolojisi satışı: Barak ve Epstein, dünya genelinde çatışmaları yakından takip eden ve bundan kâr elde etmeye çabalayan bir ikili olarak öne çıkıyor. Epstein bir keresinde Barak'a şöyle yazmıştı: "Sivil huzursuzluk patlak verirken [...] ve iktidardakilerin çaresizliği göz önüne alındığında, bu sizin için mükemmel değil mi?" Barak ise şöyle yanıtladı: "Bir bakıma haklısınız. Ama bunu nakit akışına dönüştürmek kolay değil." Ekimde, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi tarafından yayınlanan belgelere göre, bu sivil huzursuzluğun yaşandığı ülkelerden biri Fildişi Sahili’ydi. Epstein ve Barak, 2012’de Fildişi istihbarat servisiyle yakın ilişkiler geliştirdi. Barak, 2013’te kamu görevinden ayrıldıktan sonra bile ülkede İsrail hükümetinin temsilcisi olarak karşılandı. Bu süreçte Fildişi istihbaratıyla irtibatta olan Epstein, telefon ve internet iletişiminin kitlesel gözetimi için bazı araçların Afrika ülkesine satılmasına aracılık etti. Epstein ve Barak'ın gizli anlaşmaları, 2014 yılında İsrail ve Fildişi Sahili arasında resmi bir güvenlik anlaşmasına sorunsuz bir şekilde dönüştü. Bu anlaşmanın üzerinden geçen 12 yılda Fildişi lideri Alassane Ouattara, tüm anayasal sınırları çiğneyerek iktidarda kalmayı sürdürdü, protestoları yasaklattı, muhaliflerin seçime girmesini engelledi.
- Epstein’in dairesinde kalan İsrail casusu: Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi tarafından yayınlanan belgeler ve Barak'ın ele geçirilen e-postalarından elde edilen bilgilere göre İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın kıdemli danışmanı olarak görev yapan Yoni Koren, Epstein’in Manhattan’daki dairesinde Şubat 2013'te konakladı. Koren, istihbarat kariyerini Mossad ile birlikte gizli operasyonlarda çalışarak geçirdi ve istihbarat müdürlüğünden resmen ayrıldıktan sonra yedek subay olarak yarbay rütbesini korudu. Ekim 2014'te iki hafta, Eylül 2015'te ise on gün daha Epstein'in dairesinde kaldı. E-posta kayıtları, Barak'ın İsrail askeri istihbarat müdürlüğü AMAN ile bilgi alışverişinde bulunmak için Koren'i aracı olarak kullandığını gösteriyor. Koren ayrıca Epstein ve Barak'ın AMAN'ın teknoloji araştırma birimlerinden siber güvenlik girişimleri bulma çabalarında da aktif rol aldı.
- Barak’ı yeniden Netanyahu’nun rakibi yaptı: ABD Adalet Bakanlığı’nın geçen kasımda yayınladığı belgelere göre, 2013’te görevi bırakan Ehud Barak’ın yeniden siyasete dönmesinde de Epstein’in payı vardı. Barak, 2019’da yeni bir parti kurarak seçimlere gireceğini duyurmuştu. Aynı günlerde Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon’a bir mail gönderen Epstein, Barak’ın yeni parti ilanını paylaşmış ve ‘Meşguldüm’ ifadesiyle bu girişimde bir payı olduğunu ima etmişti. Epstein konuşmanın devamında, “Uzun bir kampanya olacak. Seçimler 17 Eylül’de. Konuşacak çok şey var” diyordu. Ancak bu mesajlardan kısa süre sonra hakkında suçlamalar nedeniyle tutuklandı. Kısa süre içinde de Barak-Epstein ilişkisine dair detaylar ortaya çıktı. Netanyahu bu iddiaları rakibine karşı kullandı ve Barak kabine dışında kaldı.
Kaynak: Gazete Oksijen