İran’ın İsrail’in güneyine düzenlediği füze saldırılarında en az 180 kişi yaralandı. İsrail Sağlık Bakanlığı, saldırıların ülkenin ana nükleer tesisinin bulunduğu Dimona ile yakınlardaki Arad kentlerini hedef aldığını açıkladı.
Yetkililere göre Arad’da 116 kişi yaralanırken, bunlardan yedisinin durumu ağır. Şehir merkezinde ciddi hasar oluştu. Dimona’da ise 64 kişinin yaralandığı, bir kişinin durumunun ağır olduğu ve bazı yerleşim binalarının yıkıldığı bildirildi. Yaralılar arasında 10 yaşında bir çocuğun da bulunduğu aktarıldı.
İran devlet televizyonu saldırıları, aynı gün İran’daki Natanz nükleer tesisine yönelik gerçekleştirilen saldırıya “misilleme” olarak nitelendirdi. Böylece savaşın dördüncü haftasında taraflar arasında nükleer tesisleri hedef alan karşılıklı saldırılar yeni bir aşamaya taşındı.
Al Jazeera'da yer alan habere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaşananları “zor bir gece” olarak tanımlarken, İran’a yönelik saldırıların süreceğini söyledi. İsrail ordusu, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ancak bazı füzelerin engellenemediğini açıkladı. İtfaiye yetkilileri, yüzlerce kilogramlık savaş başlığı taşıyan balistik füzelerin doğrudan isabet kaydettiğini belirtti.
Batı Şeria’daki Ramallah’tan bildirilenlere göre, Dimona’da en az üç farklı noktada isabet tespit edildi; üç katlı bir bina çökerken birçok noktada yangın çıktı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Dimona’daki Şimon Peres Negev Nükleer Araştırma Merkezi’nde herhangi bir hasar ya da anormal radyasyon seviyesi tespit edilmediğini açıkladı. Ajans, özellikle nükleer tesisler çevresinde “azami askeri itidal” çağrısı yaptı.
Öte yandan İran, ABD ve İsrail’in Natanz nükleer zenginleştirme tesisini hedef aldığını duyurdu ancak radyasyon sızıntısı olmadığını bildirdi. İsrailli bir yetkili ise saldırıyla ilgili sorumluluğu reddetti.
İsrail ordusu ayrıca Tahran’daki Malek Ashtar Üniversitesi’nde bulunan ve nükleer silah ile balistik füze geliştirmede kullanıldığı öne sürülen bir araştırma tesisini vurduğunu açıkladı.
Uzmanlar, İran’ın saldırılarla caydırıcılığı yeniden tesis etmeye çalıştığını ve “göze göz” yaklaşımıyla hareket ettiğini belirtiyor. Çatışmaların bu seyri, bölgede daha geniş çaplı bir tırmanma riskine işaret ediyor.
