Washington Post’un ulaştığı bütçe ve toplantı belgeleri, Kennedy Center yönetiminin mali toparlanma açıklamalarının aksine, bilet gelirleri ve bağışlarda ciddi düşüş yaşandığını ortaya koydu.
Başkan Donald Trump’ın adının John F. Kennedy Center for the Performing Arts’a eklenmesinin ardından bilet satışları ve bağışlar çöktü. Gizli belgelere göre bu durum, yöneticilerin kamuoyunda mali bir toparlanma yaşandığını öne sürdüğü dönemde gerçekleşti.
Trump’ın kurumu devralmasının ardından geçen 10 ayda bilet satışları zaten gerilemişti. Ancak kayıtlara göre, Trump’ın liderliğindeki mütevelli heyetinin aralık ayında merkezin adını Trump’ın adını içerecek şekilde değiştirme ve binanın ön cephesine onun adını yerleştirme kararı almasından sonra hem bilet satışları hem de bağışlar çok daha sert düştü.
Belgeler, yöneticilerin bilet gelirleri ve bağışların hızla gerilediğini bildiğini, buna rağmen Trump’ın yönetime gelmesini kamuoyuna mali bir kurtarma operasyonu olarak sunduğunu gösteriyor. Örneğin haziran ayında Trump’ın adının binada kalması için yapılan ancak sonuçsuz kalan bir başvuruda, Adalet Bakanlığı avukatlarından biri, merkezin Trump’ın adını almasının “Kennedy Center’ın kurtarılması anlamına geldiğini, bunun gerçekleşmemesi halinde merkezin mali ve yapısal çöküşe sürükleneceğini” yazdı.
Oysa yalnızca bir hafta önce merkezin kendi mali tahminleri, isim değişikliğinin ardından bilet gelirleri ve bağışların sert biçimde düştüğünü ve kurumun gelir hedefinin yaklaşık 100 milyon dolar altında kalma yolunda olduğunu gösteriyordu.
İç bütçeler, yönetim tahminleri, yönetim kurulu tutanakları ve mali sunumlardan oluşan kayıtlar, Trump’ın onlarca yönetim kurulu üyesini kendi müttefikleriyle değiştirmesinin ve kendisini başkanlığa getirmesinin ardından geçen yaklaşık bir buçuk yılda merkezin mali durumundaki bozulmaya ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı tabloyu ortaya koyuyor.
23 milyon dolarlık açık
Harcamaların sert biçimde azaltılmasına rağmen yetkililer, bu mali yılda faaliyetlerden elde edilen gelirin bütçe hedefinin yüzde 70 altında, bağışlardan elde edilen gelirin ise hedefin yüzde 25 altında kalacağını öngördü. Gelirlerdeki bu kaybın Kennedy Center’ı 23 milyon dolarlık açıkla karşı karşıya bırakacağı öngörüldü.
Merkezin mali durumunu bilen bir yetkili, “Merkez, yönetimin el değiştirmesiyle büyük bir darbe aldı” dedi ve daha sonra durumun istikrara kavuşur gibi göründüğünü belirtti. Ancak isim değişikliğinin ardından “tam anlamıyla mali bir uçurum” yaşandığını söyleyen yetkili, “Bağışçılar kayboldu, bilet satışları kayboldu, sanatçılar kayboldu; kıyamet günü gibiydi” ifadelerini kullandı.
American University’nin sanat yönetimi programının direktörü Andrew Taylor, incelediği belgelerdeki gerilemeyi “adeta bir çakılma” olarak nitelendirdi.
Taylor, Trump’ın Kennedy Center’ı devralmasının bir bedeli olduğunu belirterek, “Bu da gelirlerde büyük bir çöküş olarak kendini gösterdi” dedi.
Kennedy Center sözcüsü ise merkezin mali sorunlarından önceki yönetimi sorumlu tuttu ve yıllarca süren kötü mali yönetimin miras alındığını savundu. Sözcü, Trump’ın adının binaya yerleştirilmesinin yeni bağışçıları çektiğini ve renovasyon çalışmaları için para toplanmasına yardımcı olduğunu belirterek, 2027 mali yılı için önerilen bütçenin dengeli olduğunu söyledi.
Merkez, Trump yönetimindeki ilk mali yılına ilişkin bağımsız denetimden geçmiş mali tablolarını yayımlamakta aylarca gecikti. Bu tabloların, Trump’ın yönetime gelmesinden sonraki ilk ayları da kapsayacak şekilde merkezin mali durumuna ilişkin kesin verileri içermesi gerekiyor.
Toparlanma sözü
Trump ve müttefikleri Kennedy Center’ın kontrolünü ele geçirdiklerinde sorunlu bir kurum devraldıklarını söyledi.
Önceki yönetimi rağbet görmeyen programlara aşırı harcama yapmak, sürekli açık vermek ve kurumun gerçek mali durumunu gizlemekle suçladılar. Eski yöneticiler bu iddiaları reddederken Trump, kurumu yeniden şekillendirme sözü verdi. Merkezi yönetmek üzere görevlendirdiği müttefiki Richard Grenell ise yeni yönetimin mali disiplin getirdiğini defalarca savundu.
Grenell, kapsamlı personel kesintilerini mali açıdan gerekli bir adım olarak savunurken, merkezin bağışçılardan 117 milyon dolar topladığını söyledi. Kasım ayında Washington Examiner’a verdiği demeçte, her bölümden düzenlediği gösterilerin kendi masraflarını karşılamasının istendiğini belirten Grenell, “Yeterince bilet satamıyorsanız bir bağışçı bulursunuz” dedi.
Beyaz Saray pazartesi günü Trump’ın Kennedy Center yönetimini savunurken renovasyon planlarını öne çıkardı ancak bu yıl gelirlerde yaşanan düşüşle ilgili sorulara doğrudan yanıt vermedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Liz Huston, e-postayla yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, Demokratların yapmadığını yaptı ve sonunda Kennedy Center’ı restore etmek ve dünyanın en iyi sahne sanatları merkezi haline getirmek için gereken kaynakları ve liderliği sağladı” dedi.
Yöneticiler ayrıca Trump’ın geçen yıl Kongre’den onarımlar için 257 milyon dolar sağlamasını da onun başarısı olarak gösterdi. Bu tutar, merkezin normal şartlarda aldığı federal ödenekle karşılaştırıldığında son derece yüksek bir miktardı.
Merkezin yönetim kurulu ise daha da ileri gitti. Bu ay Trump’ın adının yeniden binaya yerleştirilmesine yönelik girişimi destekleyen bir kararda mütevelli heyeti, başkanın “eşsiz bir bağış toplayıcı” olmasaydı Kennedy Center’ın “mali açıdan iflas etmiş durumda olacağını” savundu.
Ancak kurum içi tahminler farklı bir tablo ortaya koydu.
Kennedy Center, ekim ayında başlayan ve 30 Eylül’de sona erecek 2026 mali yılı için yaklaşık 220 milyon dolar gelir bütçelemişti. Mayıs sonuna gelindiğinde yetkililer gelirin yalnızca yaklaşık 124 milyon dolar olacağını tahmin ediyordu.
Yetkililer tahmini harcamaları yaklaşık üçte bir oranında azalttı ancak bu bile yeterli olmadı. Merkezin hâlâ 23 milyon dolar açık vermesi bekleniyordu.
Kesintiler kapsamında personel ve programlar büyük ölçüde azaltıldı. Kennedy Center mahkemeye sunduğu belgelerde bu adımları, yönetim kurulunun binayı onarım için kapatma kararının mantıklı bir parçası olarak nitelendirdi.
Sektör uzmanları ise burada bir “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan” ikilemi bulunduğunu belirtti. Kesintiler düşen gelirlere makul bir yanıt olabilirken, aynı zamanda bir kurumun gelecekte gelir yaratabilmek için ihtiyaç duyduğu personeli ve programları da zayıflatabiliyor.
"Küçüldüler"
Mali kayıtları inceleyen Indiana University Sanat Yönetimi Programı Direktörü Karen Gahl-Mills, belgelerin harcamalardaki azalmanın bir bölümünün kurumun küçülmesinden kaynaklandığını gösterdiğini söyledi.
Gahl-Mills, “Eskisinden daha küçükler” dedi.
Taylor ise merkezin mali sorunlarının, yönetim kurulunun odaklandığı konular göz önüne alındığında özellikle dikkat çekici olduğunu söyledi. Mart ayındaki yönetim kurulu toplantısında Trump ve diğer mütevelli heyeti üyeleri, içeride gerçekleştirilen sanatsal performansları ele almadan önce neredeyse tamamen bina, renovasyon ve estetik ayrıntılar hakkında konuştu ve ardından merkezin iki yıl süreyle kapatılması yönünde oy kullandı.
Taylor, “Konuşma gerçekten gayrimenkul geliştirme üzerine” dedi ve şöyle devam etti:
“O toplantıda programlama hakkında, kapanış sırasında programları nasıl sonlandıracağımız dışında neredeyse hiçbir şey yok.”
Merkez ise planlanan renovasyonun mali durumunu iyileştireceğini savunarak bunun 3,4 milyon dolarlık tahmini fazla yaratacağını belirtti. Sözcüye göre, binanın farklı bölümlerinin dört yıl boyunca dönüşümlü olarak kapatılmasını öngören alternatif plan ise yaklaşık 78 milyon dolarlık açık yaratacaktı.
Trump tarafından atanmayan az sayıdaki mütevelli heyeti üyesinden biri olan Demokrat Ohio Temsilcisi Joyce Beatty, yönetim kurulunun kararlarına federal mahkemede itiraz etti. Beatty, merkezin iki yıl kapatılması kararında çoğunluğun başkanın çıkarlarını, Kennedy Center’ın sahne sanatlarını halka ulaştırma yükümlülüğünün önüne koyduğunu savundu.
Bilet alıcıları ve bağışçılar geri çekildi
Trump’ın merkezin kontrolünü ele geçirmesinden kısa süre sonra izleyiciler uzaklaşmaya başladı. Ancak gizli belgeler, gelir sorunlarının 2026 mali yılında çok daha ciddi hale geldiğini gösteriyor. Bu dönem, yeni yönetimin ilk program sezonunun büyük bölümünü, isim değişikliğini ve merkezi kapatma girişimini kapsıyor.
Washington Post daha önce, Trump’ın Şubat 2025’te Kennedy Center’ı devralacağını açıklamasının ardından bir hafta içinde bilet satışlarının yarı yarıya düştüğünü bildirmişti. Sonbahara gelindiğinde bilet alanlar, pandemi dönemi hariç 2018’den bu yana karşılaştırılabilir herhangi bir döneme kıyasla merkezde daha az para harcıyor, abonelikler de sert biçimde geriliyordu. Mevcut ve eski çalışanlar o dönemde düşüşü, merkezin siyasallaştırılmasına karşı izleyicilerin başlattığı boykota bağlamıştı.
Haziran ayında yetkililer, birkaç yıl boyunca üç aylık bilet satışlarını gösteren açıklamalı bir çizgi grafiği inceliyordu. Grafik, pandemi sonrasındaki toparlanmayı, yönetim kurulunun değiştirilmesinin ardından başlayan düşüşü ve isim değişikliğinden sonra yaşanan çok sert gerilemeyi gösteriyordu.
Aynı dönemde bağışların azalması üzerine merkez, kaynak geliştirme operasyonunu da küçülttü. Kurum içi raporlardan biri, bu yılın başındaki bağış toplama performansının isim değişikliğinden önceki aylarla keskin bir tezat oluşturduğunu ortaya koydu. Rapora göre taahhüt edilen bağışlar, “düzeltmeler ve kayıttan düşmeler” nedeniyle yüzde 100’den fazla azaldı. Taylor, bu sıra dışı rakamın bağışçıların daha önce verdikleri bazı taahhütleri geri çekmesini veya merkezin bu bağışların tahsil edilmesinin artık mümkün olmadığı sonucuna varmasını yansıtıyor olabileceğini söyledi.
İzleyici ve bağışçı sayısındaki eş zamanlı gerileme, sahne sanatları kuruluşları açısından özellikle yıkıcı olabiliyor. Çünkü bu iki gelir kaynağı birbiriyle yakından bağlantılı; bilet satın alanların önemli bir bölümü aynı zamanda bağışçı konumunda.
İzleyici ve bağışçı kayıpları birlikte değerlendirildiğinde merkez, toplam gelirinin öngörülenden yaklaşık 100 milyon dolar daha düşük olmasını bekliyordu. Uzmanlar bu düşüşün kültür kurumlarının genel olarak karşı karşıya olduğu mali baskıların çok ötesinde olduğunu söyledi.