Her gün dünyanın dört bir köşesinden aldığımız “olağan dışı” haberler, aleyhimize işleyen zamanın tik takları gibi. Yıllarca göz ardı edilen küçük felaketler, devletler, şirketler ve bireyler yeterince önlem almadıkça, daha yıkıcı örneklerle önümüze çıkıyor. Hava durumu, haber programlarının sonunda değil artık, Avrupa’da sel, Amazon’da kuraklık, ABD’de yangın, Çin’de taşkın gibi başlıklarla birinci haber olarak veriliyor. Detaya bakınca, 1000 yılın en büyük yağmuru, tarihte görülmemiş sıcaklık gibi ifadelere rastlıyoruz. İklim inkarcılığı giderek zayıflasa da iklim ihmalkarlığının aynı seviyede zayıflamadığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Üstelik bunu başımıza ne geleceğini bilerek yapıyoruz: Örneğin, Batı Almanya’yı sel vurmadan sadece günler evvel, bir Avrupa hava durumu ajansı, ayrıntılı bir modelle nehirlerin taşacağını söylemişti. Uyarılar yapıldı, ama gereken tahliyeler gerçekleşmedi. Dünyanın bütünü uyarı verirken henüz tahliye olacak bir yer bulabilimiş değiliz. Pek çok okurun futbol yazılarıyla tanıdığı Simon Kuper, Amazon Ormanları’nda yaşanan felakeki şöyle tanımlıyor: Covid-19 ortaya çıkınca birçok sivil toplum kuruluşu haklı olarak yoksul insanların aşılanmasına yardım etmenin zengin dünyanın çıkarına olduğunu söyledi. Delta, koronavirüsün fakir bir ülkeden çıkıp zenginleri ısıran son varyantı olmayacak. Herkes güvende olana kadar kimse güvende değil. Aynı şey çevre için de geçerli: Amazon’un yok edilmesi, iklim krizinin Delta varyantıdır. Brezilya yağmur ormanları küçüldükçe zengin ülkeler de ısınıyor.
‘İklim kibri’ Avrupa’yı vurdu
Almanya’nın Rhineland-Palatinate ve North Rhine-Westphalia eyaletlerine bir hafta önce salı ve perşembe günleri arasında 18 santimetre kadar yağmur yağdı. Bu miktar, bütün bir temmuz ayı boyunca beklenen yağışın tam iki katıydı. Kimi yerlerde bir günlük yağış 15 santimetreyi buldu. Almanya’da en az 160, Belçika’da 31 kişi hayatını kaybetti, kayıp yüzlerce insan için arama faaliyetleri devam ediyor. Seller İtalya, Avusturya, Hırvatistan, Fransa, Hollanda, Romanya ve İngiltere’yi de aynı günlerde etkiledi. Ülkemizde de Rize’de yaşanan selde 6 vatandaşımız yaşamını yitirdi, iki kişi kayboldu. Almanya’daki selde 600 kilometreye yakın demiryolu hattı zarar gördü. Başbakan Angela Merkel, yaşanan yıkımı tarif etmek için Almancada bir sözcük olmadığını söyledi. Isı kubbesi gibi Felaket gelişmiş ülkelerde yaşanınca kelimeler kifayetsiz kalabilir ama dünyanın daha az gelişmiş ülkeleri de iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarıyla boğuşuyor. Madagaskar, son 40 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Kanada, geçtiğimiz Haziran ayında dünyanın en sıcak bölgelerinden biri oldu. Hemen ardından orman yangınları geldi.
Çin’de Sarı Nehir taştı
Dünyanın en büyük iPhone montaj fabrikasına ev sahipliği yapan, Çin’in orta kesimlerindeki Çengcu şehri, “bin yıldır görülmeyen” seviyedeki yağış nedeniyle sel altında kaldı. Onlarca kişinin yaşamını yitirdiği felakette insanlar metrolarda ve sokaklarda mahsur kaldı. Yıkılmasından endişe edilen barajların kapakları açıldı, 200 binin üzerinde insan tehlikenin tamamen geçmediği bölgelere tahliye edildi. Toplam nüfusu 12 milyon olan Çengcu, Sarı Nehir’in havzasında yer alıyor. Geçtiğimiz cumartesi akşamından salı gününe kadar bölgeye 671.1 milimetre yağış düştü, böylelikle dört günden kısa sürede yıllık ortalama 604.8 milimetrenin bile üzerinde. Sadece salı günü, bir saatte 201.9 milimetre yağış ölçüldü. 1951’den beri yağışların kaydedildiği bölgede daha önce bu rakamlara hiç yaklaşılmadı. Henan eyaletinin başkenti Çengcu, Foxconn adıyla da bilinen ve Tayvan merkezli Apple tedarikçisi Hon Hai Precision Industry dışında birçok tesise ev sahipliği yapıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yetkililerden can ve malları korumak için “sorumluluğa öncülük etmelerini” emretti.
Amazon artık temizleyemiyor
Dünyanın akciğerleri olarak bilinen Amazon yağmur ormanlarındaki büyük kuraklık ve orman yangınları milyarlarca ağaç ve bitkiyi öldürdü; dünyanın en büyük karbon emicisi orman önemli bir kirlilik kaynağına dönüştü. 2015-16 yıllarında yaşanan ve El Niño olarak anılan büyük kuraklık ve ardından gelen devasa orman yangınlarında 2.5 milyar ağaç öldü. Japonya kadar kirletiyor El Niño’nun hemen öncesinden yakın zamana kadar geçen sekiz yıllık dönemi çalışan bilim insanları facianın atmosferdeki karbon dengesini kontrol etmeye yönelik çabalara büyük darbe vurduğunu ifade ediyor. Lancaster Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve Brezilya Tarımsal Araştırma Kurumu’ndan bilim insanları tarafından yönetilen araştırma ekibi, El Niño’nun Amazon merkez üssünü, kendi tabirleriyle Belçika’nın iki katı büyüklükteki Aşağı Tapajós bölgesini derinlemesine inceledi. Buna göre, tüm Amazonlardaki yangınlardan dolayı yılda 1.5 milyar ton karbon havaya salınıyor. Orman, bunun üçte birini geri alıyor. Geriye kalan 1 milyar ton ise dünyanın en büyük beşinci kirleticisi olan Japonya’nın yıllık karbon salımına denk. Normal koşullarda, yüksek nem seviyeleri nedeniyle Amazon yağmur ormanlarında yangınlara sık rastlanmazdı. Ancak kuraklık, ormanı geçici bir süre için de olsa yanabilir hale getirdi. Buna kendilerine tarla açmak isteyen çiftçiler tarafından kasten çıkarılan yangınlar da eklenince, felaket kaçınılmaz oldu. Üstelik, Science Daily’de çıkan bir habere göre kuraklığın, giderek daha fazla insan müdahalesiyle açılan ormanları önümüzdeki yıllarda daha da fazla vurması bekleniyor.