İsrail’de Netanyahu hükümetinin Gazze’de savaş suçları işlediğine ilişkin yayınlarıyla bilinen ve hükümetin boykot uyguladığı Haaretz gazetesi de şarkıcı Linet Menashe’yi İsrail’de ‘hain’ ilan edilmesi sonrası “uzun süredir kimlik, müzik ve siyasetin hassas kesişim noktasında yolunu bulmaya çalışıyor” diyerek haber yaptı. İşte o yazıdan satırbaşları:
Linet, 7 Ekim olaylarında Hamas’ı kınadıktan sonra Türkiye’de ve şimdi de Gazze’de soykırım yapıldığını söylediği için İsrail’de vatana ihanet suçlamalarıyla karşı karşıya. Linet sadece iki hafta önce, Türkçe hit şarkısı “Meğerse” için yeni bir video yayınladı. YouTube’da 13 milyondan fazla izlenme elde etti. Spotify’da aylık iki milyon dinleyicisi ve 175 milyon dinlenme sayısı var. Yeni şarkısı şu anda şarkıları arasında dördüncü sırada ve 11 milyonun üzerinde dinlenme sayısıyla hâlâ yükselmeye devam ediyor.
1975’te Tel Aviv’de doğan Linet, marjinal bir toplulukta büyümenin acısını ve hem İsrail hem de Türk müziğine derin bağlılığını somutlaştırıyor. Her iki ülkede de hayranları olan Linet, vatandaşı olmasına rağmen Türkiye’de yabancı olarak algılanıyor.
İronik nefret dalgası
Ancak video, özellikle zor bir dönemde yayınlandı. Şarkıcı, İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını ilan etmesinin ardından, daha küçük ama sadık İsrailli hayran kitlesiyle ilgili bir olay yaşandı. İsrail medyası bu haberi hemen yakaladı ve birçok haber ağı ve sosyal medya sitesinde yaydı. Yorum bölümlerinde ise okuyucular onu hain olarak nitelendirdi. Onunla çalışan bir müzisyen, “bin cehenneme gidebilir” diye yorum yaptı. Linet’in şu anda İsrail’de karşılaştığı nefret dalgası, ironik bir şekilde, 7 Ekim olaylarının ardından Türkiye’de maruz kaldığı iki yıllık kesintisiz antisemitik saldırıları yansıtıyor. Linet, bu olayların ardından, ölen İsraillileri gösteren paylaşımında Hamas’ı “katiller” olarak nitelendirdiği iddia ediliyor.
Zamanla, ona yöneltilen nefret protestolara dönüştü ve sonunda 2025 Ocak ayında Ankara’daki konserlerinden biri iptal edildi. Ardından mayıs ayında, Filistin yanlısı protestocular konser öncesinde salona girmeye çalışınca İstanbul’daki bir başka konseri iptal etmek zorunda kaldı ve Linet gözyaşları içinde sosyal medyada canlı yayına çıkarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşinden hayatından endişe duyduğunu söyleyerek destek istedi.
Hem Türkiye’de hem de İsrail’de bazı insanlar tarafından istenmeyen kişi olarak görülmek, hayatı boyunca çoklu kimlikleriyle başa çıkmaya çalışan Linet için trajik bir dönüşüm. Geçen Mayıs ayında protestocular “Ülkemizden defol” sloganları atarak ve ona “Siyonist Linet” diye bağırarak konser salonuna girmeye çalıştıklarında, o Gazze ile ilgili ilk açıklamasında “Filistin halkını hedef almadığını ve Filistin’deki acılara sessiz kalınması gerektiğini” ima etmediğini ifade ederken “Orta Doğu’nun kalbinde doğmuş biri olarak, barışın ne kadar değerli ve savaşın ne kadar yıkıcı olduğunu çok iyi biliyorum... Hayatını kaybeden her çocuk, içimde derin yaralar açıyor. Bu acının bir an önce sona ermesini umuyorum” dedi.
‘Ne desem yanlış anlaşılıyor’
Linet son röportajında ise ne derse desin yanlış anlaşılacağını belirtti. İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı kitlesel şiddeti kınadı ve İsrail hükümetini veya başka birini temsil etmediğini vurguladı. İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak kabul edip etmediğini sorulduğunda, “Evet, kabul ediyorum. Dünya bunu kabul etti, ben de kabul ediyorum. Masum insanların kitlesel imhası için başka bir isim olamaz” ifadesini kullandı.
Linet, kendisine karşı yürütülen kampanyaya rağmen ortadan kaybolmadı. Onu bir mega yıldız yapan Türkiye’den vazgeçmedi ve vazgeçmeyi de düşünmüyor. Giderek birbirinden uzaklaşan iki dünya arasında yaşamayı başarabiliyor. Umarız ki Gazze’deki yorumlarının ardından İsrail’de ona karşı oluşan tepki, Linet’in bu ülkede sahne almaktan vazgeçmesine neden olmaz. Müzikal mirası o kadar silinmez ki, İsrail kültürünün bir parçası olarak kalmaya devam eder.
Linet’i İsrail’de susturmak, İsraillilerin sadece onun müziğinden değil, aynı zamanda kutuplaşmanın ve kışkırtmanın norm haline geldiği bir ülkede her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan, başkalarına yönelik şefkat dolu sözlerinden de mahrum kalması anlamına gelir. Aslında, işlediğimiz suçlar için en yakınlarımızı cezalandırmak istediğimiz Gazze olaylarının ardından, İsraillilerin onun mantıklı sesini dinlemesi akıllıca olabilir.