Latin Amerika merkezli suç örgütleri, Avrupa’da yerel mafya gruplarıyla işbirliği kurarak uyuşturucu ticaretindeki varlıklarını genişletiyor. The Guardian’ın dört ay süren araştırmasına göre Meksika, Kolombiya, Brezilya, Ekvador ve Venezuela merkezli örgütlerin yanı sıra ABD kökenli bazı çeteler de Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteriyor.
Gazetenin polis operasyonları, istihbarat verileri, mahkeme dosyaları ve sekiz ülkeden yargı mensuplarıyla uzmanlarla yaptığı görüşmelere dayanan araştırmasında, Latin Amerika bağlantılı suç ağlarının en az 12 Avrupa ülkesinde varlık gösterdiği belirtiliyor. Bu ülkeler arasında İspanya, Portekiz, Hollanda, Belçika, Fransa, Almanya, Romanya, Hırvatistan ve Slovakya bulunuyor. Sınır aşan organize suçları izleyen Global Initiative Against Transnational Organized Crime (GI-TOC) ise Bulgaristan’ı da listeye dahil ediyor.
Ancak gerçek tablonun daha geniş olabileceği belirtiliyor. Brezilya’nın São Paulo eyaleti savcılığına ait, henüz yayımlanmamış ve Guardian’ın incelediği bir raporda iddia edildiğine göre, ülkenin en büyük suç örgütü Primeiro Comando da Capital (PCC) Türkiye dahil 16 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteriyor. Raporda Birleşik Krallık, İrlanda, İzlanda, Sırbistan, İsveç ve İsviçre de sayılıyor. Bu bulgu bağımsız olarak doğrulanmış bir faaliyet haritası değil, Brezilyalı yetkililerin değerlendirmesine dayanan bir tespit olarak aktarılıyor.
Avrupa’daki kokain trafiği büyüyor
Avrupa’daki suç ağlarının genişlemesi, kokain üretimindeki artışla aynı döneme denk geliyor. Guardian’ın aktardığı verilere göre, Avrupa’da ele geçirilen kokain miktarı 2014-2024 arasında yüzde 471 arttı.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2026 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre ise küresel kokain üretimi 2024’te 3 bin 800 ila 4 bin 700 ton arasında gerçekleşti. Bu miktar, 2014 seviyesinin dört katından fazla.
Kokainin başlıca üretim merkezi Güney Amerika olmaya devam ediyor. Rapora göre, bölgede koka ekilen alan son on yılda üç katına çıkarak 385 bin hektara ulaştı. Özellikle Kolombiya’daki üretim, uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın faaliyet gösterdiği dönemin seviyelerini aşmış durumda.
Avrupa’nın uyuşturucu örgütleri açısından önem kazanmasının nedenlerinden biri de ABD pazarına kıyasla daha yüksek kâr marjları sunması. Guardian’ın aktardığı verilere göre Avrupa, küresel kokain tüketiminin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Avrupa polisi de son yıllarda uyuşturucuya yönelik operasyonlarda ABD’deki güvenlik güçlerinden daha fazla miktarda uyuşturucu ele geçirdi.
Karteller yerel mafyalarla bağlantı kuruyor
Avrupa’da tespit edilen örgütler arasında Meksika’nın Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil kartelleri (CJNG), Kolombiya’nın Clan del Golfo örgütü, ELN ve FARC’tan ayrılan gruplar, Brezilya’nın PCC ve Comando Vermelho örgütleri ile Venezuela merkezli Tren de Aragua bulunuyor. ABD kökenli Barrio 18 ve MS-13 çeteleri de araştırmada adı geçen yapılar arasında.
Bu grupların Avrupa’daki varlığı yalnızca geleneksel uyuşturucu giriş kapılarıyla sınırlı değil. GI-TOC Avrupa Gözlemevi Direktörü Daniel Brombacher, daha önce Latin Amerika merkezli suç ağlarının yerleşik bir altyapısının bulunmadığı bölgelerde de faaliyetlerin ortaya çıktığını belirtiyor. Fransa’nın güneyinde, Polonya’nın kuzeydoğusunda ve Berlin’in güneyindeki Brandenburg eyaletinde Meksika bağlantılı metamfetamin laboratuvarlarının ortaya çıkarılması bu değişimin örnekleri arasında gösteriliyor.
Meksika’daki Coahuila Özerk Üniversitesi’nden organize suç uzmanı Víctor Manuel Sánchez Valdés de kartellerin Avrupa’daki varlığının resmî kayıtlara yansıyan tablodan daha yaygın olabileceğini söylüyor. Valdés’e göre Sinaloa ve CJNG, 20’den fazla Avrupa ülkesinde bağlantılara sahip. Ancak uzman, bu durumun her ülkede örgütlerin büyük hücreler kurduğu veya bölgeyi kontrol ettiği anlamına gelmediğini; bazı bağlantıların ticari temsilciler üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor.
Europol verileri ne söylüyor?
Europol’ün bu yıl yayımladığı rapora göre Avrupa genelinde tespit edilen 731 yüksek tehdit oluşturan suç ağının 149’u Latin Amerika merkezli örgütlerle bağlantılı. Bu ağların 67’sinde Latin Amerikalı üyeler bulunurken, 22’si ağırlıklı olarak Latin Amerikalılardan oluşuyor.
Latin Amerika merkezli suç örgütlerinin Avrupa’da yer edinmesi yeni bir gelişme değil. Kolombiya merkezli Cali ve Medellín kartellerinin 1980’lerden itibaren İspanya’nın Galiçya bölgesinde bağlantılar kurduğu biliniyor. Europol de 2013’te yayımladığı bir raporda bu örgütlerin yükselişine dikkat çekmişti. Ancak son on yılda üretim, ticaret ve örgütler arası işbirliğinin büyümesi, güvenlik birimlerinin karşı karşıya olduğu tablonun kapsamını değiştirdi.
Kaynak: Gazete Oksijen

