İtalya’da yargı sistemini yeniden yapılandırmayı amaçlayan anayasa değişikliği referandumu başladı. İki gün sürecek oylama, Başbakan Giorgia Meloni için hem iç politikada hem de uluslararası alanda kritik bir sınav olarak görülüyor.
Başlangıçta teknik bir reform paketi olarak sunulan düzenlemeler, süreç içinde giderek siyasallaştı. Merkez sol muhalefetin birleştiği referandum, iktidar ile muhalefet arasında sembolik bir güç yarışına dönüştü. Muhalefet, oylamayı “demokrasiye tehdit” olarak tanımlarken, birçok seçmen için referandum aynı zamanda hükümete yönelik bir memnuniyetsizlik oylaması niteliği taşıyor.
AP tarafından aktarılan İtalya İçişleri Bakanlığı verilerine göre oylamanın ilk 12 saatinde katılım yüzde 38’i aştı. Bu oran, iki gün süren referandumlar için aynı zaman diliminde kaydedilen en yüksek katılım oldu. Anketler ise yarışın başa baş olduğunu ve “hayır” cephesinin son günlerde ivme kazandığını gösteriyor.
Siyaset bilimci Roberto D’Alimonte’ye göre sonuç “son derece belirsiz” ve seçmen mobilizasyonu belirleyici olacak.
Meloni kampanyayı kişiselleştirdi
Görevde yaklaşık üç buçuk yılı geride bırakan Meloni, İtalya’da uzun süredir görülmeyen bir siyasi istikrar sağladığını savunuyor. Ancak referandumun giderek kişiselleşmesi, liderliği açısından ilk ciddi risk olarak değerlendiriliyor.
Başlangıçta referandumla arasına mesafe koyan Meloni, anketlerin sıkılaşmasıyla birlikte “evet” kampanyasını doğrudan sahiplendi. Genç seçmenlere ulaşmak için bir podcast yayınına katılan Meloni, reformun yargıyı “daha liyakatli, daha sorumlu ve daha verimli” hale getireceğini söyledi.
Aynı zamanda muhalefetin referandumu kendi liderliğine karşı bir oylamaya dönüştürdüğünü savundu. Referandum sonucuna bakılmaksızın görevde kalacağını vurgulayan Meloni, “Sadece Meloni’yi göndermek için ‘hayır’ oyu verirseniz, hem Meloni kalır hem de işlemeyen bir yargı sistemiyle devam edersiniz” dedi.
Reform neyi değiştiriyor?
BBC'nin aktardığına göre referandum, yargı yapısında önemli değişiklikler öngörüyor. En dikkat çekici düzenleme, hâkimler ile savcıların kariyer yollarının ayrılması.
Ayrıca yargı atamaları ve disiplin süreçlerinden sorumlu olan Yüksek Yargı Konseyi’nin üç ayrı yapıya bölünmesi ve yeni bir disiplin mahkemesi kurulması planlanıyor.
Reformu destekleyenler, İtalya’daki yargı sisteminin kronik olarak aşırı yüklü olduğunu ve davaların Avrupa’nın en uzun sürenleri arasında yer aldığını belirtiyor. Bu kesime göre düzenleme, sistemi daha verimli ve hesap verebilir hale getirecek.
Ancak eleştirmenler, reformun bu temel sorunları doğrudan çözmediğini ve yargı bağımsızlığını zayıflatma riski taşıdığını savunuyor.
Berlusconi'yi hatırlatıyor
Reformun kökeni, koalisyon ortağı Forza Italia’ya ve eski başbakan Silvio Berlusconi dönemine uzanıyor. Berlusconi, görevde olduğu yıllarda yargıyla sık sık karşı karşıya gelmişti.
Meloni de benzer şekilde yargının bazı kesimlerini hükümet politikalarını engellemekle suçluyor. Özellikle göç ve güvenlik politikaları bu gerilimin merkezinde yer alıyor.
Başbakanın, referandumun reddedilmesi halinde suçluların serbest kalacağına dair sert açıklamaları ise muhalefet ve yargı çevreleri tarafından eleştirildi.
“Demokrasiyi savunma” çağrıları
Sendikalar ve muhalefet partileri referanduma karşı kampanya yürütüyor. Roma’da düzenlenen gösterilerde “anayasal dengeyi koruma” ve “demokrasiyi savunma” çağrıları öne çıktı.
Eleştirmenler, II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan anayasal sistemin güçler ayrılığı ilkesine dayandığını hatırlatarak reformun bu dengeyi zayıflatabileceğini savunuyor.
Buna karşılık bazı hukukçular, hâkimler ile savcılar arasındaki yakın ilişkilerin sorun yarattığını ve reformun bu yapıyı dengeleyebileceğini düşünüyor.
"Trump riski" gündemde
Analistlere göre Meloni’nin ABD Başkanı Donald Trump ile yakın ilişkisi, özellikle İran’la yaşanan gerilim ve artan enerji fiyatları nedeniyle İtalya’da tartışmalı hale geldi.
Bu durum bazı uzmanlar tarafından “Trump riski” olarak tanımlanıyor. Buna göre Meloni’nin ABD’ye fazla yakın görünmesi, seçmen nezdinde güvensizlik yaratabiliyor.
Artan yaşam maliyetleri ve küresel belirsizlikler de seçmenin referandumu hükümete mesaj vermek için kullanabileceği bir zemine dönüşmüş durumda.
Referandumdan “hayır” sonucu çıkması Meloni’nin görevini sona erdirmeyecek. Ancak böyle bir sonuç, siyasi gücünü zayıflatabilir ve Avrupa’daki konumunu etkileyebilir. Sonuç ne olursa olsun, bu oylama Meloni hükümeti için şimdiye kadarki en önemli siyasi sınavlardan biri olarak görülüyor.
Kaynak: Gazete Oksijen