ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı işgal çıkışı dünya kamuoyunda geniş yankı bulurken Avrupa Biriliği üye devletleri tarafından tepkiyle karşılandı.
Başta Danimarka ve Grönland olmak üzere AB ülkelerinin tamamı Grönland'ı ABD'nin yönetmesinin "hukuk dışı" olduğunun altını çizerek "Grönland satılık değil" değerlendirmesinde bulundu.
Donald Trump'ın Grönland'a yönelik askeri bir müdahaleyi de değerlendirdiği daha önce çeşitli kaynaklar tarafından defalarca belirtilmiş olsa da, Grönland tartışmasında en belirleyici gündem "satın alma."
Reuters'ın belirttiğine göre, Beyaz Saray Grönland'da çeşitli ekonomik müdahaleler yoluyla diplomatik üstünlüğünü artırmak istiyor.
Grönlandlılara para ödenebilir
Konuyla ilişkili dört kaynakta yapılan açıklamaya göre ABD, Grönlandlılara peşin ve toplu ödeme yapmayı değerlendiriyor.
Ödemenin miktarı henüz netlik kazanmadı ancak Beyaz Saray yetkililerinin kişi başına 10 bin ila 100 bin dolar arasında bir rakamı değerlendirildiği biliniyor.
Reuters'a göre, Beyaz Saray'da ödemelere yönelik yürütülen bu tartışmalar Nuuk ve Kopenhag'dan yükselen "Grönland satılık değil" tepkilerinin Trump hükümeti tarafından ciddiye alınmadığının açık bir örneği.
ABD, bir ülkeyi satın alabilir mi?
Donald Trump ve ekibinin “olası bir satın almanın nasıl görüneceğini” konuştuğu, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamayla doğrulandı. Reuters’a konuşan bir sözcü, tartışmaların sürdüğünü belirtirken, bu senaryo daha en başta yanıtı olmayan sorularla karşılaşıyor: Özerk bir bölgeye nasıl fiyat biçilir?
Reuters Daily Briefing bültenine göre, böyle bir “düşünce deneyi” bile ülkelerin alınıp satıldığı bir piyasanın bulunmadığı gerçeğine takılıyor. Hollandalı ABN AMRO Bankası’nın başekonomisti Nick Kounis, “Ülkelerin alım satımı için kabul edilmiş bir değerleme çerçevesi yok” diyor.
Tarihsel örnekler neden işe yaramıyor?
ABD’nin 1946’da Danimarka’ya Grönland için sunduğu 100 milyon dolarlık teklif reddedilmişti. Bugünün parasıyla yaklaşık 1,6 milyar dolara denk gelen bu rakam, aradan geçen 80 yılda hem ABD hem de Danimarka ekonomilerinin büyümesi nedeniyle anlamlı bir kıyas sunmuyor.
Benzer şekilde ABD’nin 1803’te Louisiana’yı 15 milyon dolara, 1867’de Alaska’yı Rusya’dan 7,2 milyon dolara satın alması da emsal kabul edilmiyor. Bu örneklerde satıcılar gönüllüydü; ayrıca enflasyon, arazi değerleri ve yerel ekonomik büyüme gibi değişkenlerin nasıl hesaba katılacağı belirsiz.
“Bir şirket gibi değerlenebilir mi?”
Bir diğer yaklaşım, Grönland’ı gelir üreten bir varlık gibi ele almak. Danimarka Merkez Bankası’na göre balıkçılığa dayalı Grönland ekonomisinin 2023 GSYH’si 3,6 milyar dolar. Bu rakam, komşusu İzlanda’nın yaklaşık onda biri. Ancak bu gelire hangi çarpanın uygulanacağı belirsiz.
Üstelik Danimarka’nın sağladığı sübvansiyonlar Grönland’ın kamu bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturuyor; hastaneler, okullar ve altyapı bu destekle ayakta duruyor.
Madenler, yasaklar ve yerli hakları
Buzullarla kaplı iç kesimlere rağmen kıyı şeridi, çok sayıda mineral için potansiyel barındırıyor. Tahminler, mineral ve enerji rezervlerinin değerini yüz milyarlarca dolar olarak veriyor. 2023 tarihli bir araştırma, Avrupa Komisyonu’nun “kritik hammaddeler” listesinde yer alan 34 mineralden 25’inin Grönland’da bulunduğunu ortaya koydu.
Trump, ABD’nin mineral ve enerji varlıklarının peşinde olduğunu reddetse de Reuters, geçen ekimde yönetimin Grönland’da büyük bir nadir toprak projesi hedefleyen Critical Metals Corp’ta hisse alımını görüştüğünü yazdı.
Ancak iki büyük engel var. Birincisi, çevresel gerekçelerle petrol ve doğalgaz çıkarımı yasak. Madencilik ise bürokrasi ve yerli halkların itirazlarıyla karşılaşıyor. İkincisi, bu tür anlaşmalar egemenlik devrini kapsamıyor. Grönlandlı İnuitler de toprak üzerinde hak iddia ediyor.
Norveç’teki Fridtjof Nansen Enstitüsü’nden Andreas Osthagen, “Yerli halkların kültürü ve tarihi gibi maddi olmayan unsurları işin içine kattığınızda bunu fiyatlamak mümkün değil. Bu yüzden bu fikir başlı başına saçma” diyor.
Jeopolitik pazarlık mı?
Trump yönetimi, Grönland’ın ABD ulusal güvenliği için “hayati” olduğunu savunuyor ve askeri seçeneklerin de masada olduğunu söylüyor. ABD’nin bölgede hâlihazırda küçük bir askeri varlığı bulunuyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun önümüzdeki hafta Danimarkalı yetkililerle yapacağı görüşme, Washington’un niyetine dair yeni ipuçları verebilir.
ABN AMRO’dan Kounis’e göre Trump, ticaret tarifelerinde olduğu gibi aşırı bir senaryoyu gündeme getirerek karşı tarafı yumuşatmayı hedefliyor olabilir. “Amaç, ABD’nin askeri ve ekonomik çıkarlarına hizmet eden bir uzlaşma ise, bu çıkışlar gelecekteki müzakereler için kaldıraç yaratma hamlesi olabilir” değerlendirmesini yapıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen


